Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik büyük taarruzunun üzerinden iki yıl geçti: Şimdi ne olacak?

BM'ye göre en az 10.000 Ukraynalı sivil yaşamını yitirdi, 6,5 milyon kişi sığınmacı haline geldi ve 3,7 milyonuysa ülke içinde yer değiştirmek zorunda kaldı: Rusya'nın 24 Şubat 2022'de Ukrayna'ya yönelik büyük taarruz başlatmasından beri ortaya çıkan felaketin bilançosu böyle. Kayıpların sayısına ilişkin tahminler yüz binlerle ifade edilirken, Zelenskiy kısa bir süre önce 31 bin Ukraynalının öldüğünü söyledi. Savaş bundan sonra nasıl devam edecek? Avrupa basını bugünü ve geleceği değerlendiriyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
Times of Malta (MT) /

Taviz vermek böyle sürüp gitmesinden iyidir

Times of Malta, Rusya'nın taleplerini kabul etmenin artık tabu olmaktan çıkması gerektiğini düşünüyor:

“Yaşanan berabere kalma hâli diplomatik görüşmelerin önemini artırıyor. Askeri olarak ilerleme kaydedilememesi belki de bu görüşmelerden kaçınılamayacağını ortaya koymuştur. Müzakereler, Ukrayna'nın kimi kırmızı çizgilerinin yeniden çizilmesine yol açabilir. Bu durum, özellikle Kırım'ı ve doğuda işgal edilen toprakların bir bölümünü etkileyebilir. ... Bir saldırgan ve zorbayla müzakere etmek yanlış bir sinyal gönderecek olsa da, savaşın sürmesi bölgedeki insani felaketi daha da kötüleştirir.”

Expresso (PT) /

Kötülüğe karşı bir savaş

Siyaset bilimci Daniela Nunes, Expresso’da Avrupalıların savaşı unutmaması gerektiğini yazıyor:

“Putin’in revizyonist projesinin teşkil ettiği risk yalnızca Ukrayna, Litvanya, Polonya, Estonya ya da Bulgaristan’ı değil, tüm Avrupa’yı ilgilendiriyor. Bu riskin 2014 yılında Kırım’da alınmasıyla, iş 2022’de ‘özel askeri operasyona’ kadar vardı. Bu tutumu sürdürür ve tarihin tersine dönmesine izin verirsek, bugün askeri, maddi ve lojistik destek dilenen Ukraynalıların düştüğü yerde buluruz kendimizi. İşte bu yüzden bu yardım sürmeli. Çünkü bizim savunduğumuz salt adaletsiz bir toprak ihtilafına karşı mücadele veren halk değil: Bu aynı zamanda kötülüğe karşı iyiliğin de savaşı.”

Expressen (SE) /

Rusya işgal ettiği bölgelerde fiili durum yaratıyor

Expressen, Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısını zorunlu yerleştirmelerle desteklediği tespitinde bulunuyor:

“Kremlin bir yandan işgal ettiği topraklardan milyonlarca Ukraynalıyı Rusya'ya sürerken, diğer yandan etnik Rusların bölgeye kitleler hâlinde göçü de devam ediyor. Devlet memurlarının ve ailelerinin Ukrayna'da işgal edilen bölgelere yerleştirilmesi ve Rus yetkililerin yoksul Rusları uygun kredi koşulları ve iş olanaklarıyla teşvik etmesi de bu göçün parçası. ... Sovyetler Birliği'nin nüfus değişimi politikasının tatsız bir yansıması. ... Ukrayna kaybederse yalnızca Ukrayna halkı özgürlüğünü ve kimliğini kaybetmiş olmayacak, zafer kazanmış Rusya, komşuları için de ölümcül bir tehdit haline gelecektir.”

Echo (RU) /

Silahları beklemek riskli

Siyaset bilimci Vladimir Pastukhov, Echo tarafından alıntılanan Telegram gönderisinde Ukrayna'nın direniş stratejisini sorguluyor:

“Ukrayna yönetimi, Batı'daki kamuoyu görüşü ve politika değişene ve Ukrayna cepheyi istikrara kavuşturup, ardından ikinci bir karşı taarruza girişmesine olanak tanıyacak yeni silahları teslim alana dek ordusunun direneceğine inanıyor. ... Ancak riskler de söz konusu. Rus güçlerinin baskısıyla Batı'nın yardımları arasında bir boşluk meydana gelirse, Zelenskiy'nin bekle ve gör yaklaşımı cephenin çökmesine yol açabilir. Bu durumda ateşkes görüşmeleri tamamıyla farklı koşullar altında yapılır - ve sınır hattı büyük ihtimalle Dinyeper boylarına çekilir.”

Gość Niedzielny (PL) /

İlişki zorlaştı

Katolik haftalık gazete Gość Niedzielny, Polonya'da Ukrayna'ya yönelik empatinin azalmasından duyduğu üzüntüyü dile getiriyor:

“Bugün, Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısının ikinci yıldönümünde, Polonyalılar ile Ukraynalılar arasındaki gerilim zirveye varmış gibi. .... Kol kola yürüyen ve birbirlerine yardım etmeye hazır kardeşler, düşmanın verdiği yaraları taşıyan ve manipülasyonlarına maruz kalan kardeşler de aynı zamanda. Kıskançlık, kimilerinin sığınmacılara tanınan sosyal ayrıcalıklara şüpheyle yaklaşmasına yol açıyor, açgözlülük savaşla iş yapmaya itiyor ve ikiyüzlülük de yardım çabalarıyla siyasi niyetleri birbirine karıştırıyor.”

24 Chasa (BG) /

Moskova tek yumruk

24 Chasa, eskiden Rus seçkinleri arasındaki rekabete dair emareler görülse de bunun artık sona erdiğini belirtiyor:

“FSB (eski adıyla KGB) ile Savunma Bakanlığı arasında gerilim vardı. FSB, Savunma Bakanı Sergey Şoygu ve Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov’u yetersizlikle suçluyordu. Haksız da değildi - ikisi de 2022’de hakikate dair herhangi bir duygudan apaçık yoksunlardı. Ancak özel askeri şirket Wagner’in Yevgeni Prigojin liderliğinde çıkardığı isyan sonrasında, Şoygu-Gerasimov ikilisi gücü ellerine geçirdi ve artık kimsenin onları sorgulayacak cesareti yok.”

Gordonua.com (UA) /

Rusya'nın silah sıkıntısı fırsat doğurabilir

Blog yazarı Roman Schrajk, Gordonua.com’da Ukrayna’nın Rusya’nın ileride yaşayabileceği sıkıntılardan istifade edebilecek bir pozisyona getirilmesi gerektiğini söylüyor:

“Askeri analistler, Rusya’nın cephaneliğinin bir yıl içinde çok daha kötü bir vaziyette olacağını hesaplıyor. Pek çok alanda bugün füze meselesinde olduğu gibi ‘üretilenler [doğrudan] cepheye’ moduna geçmek zorunda kalacaklar. ... Bu bizi sevindirse de Ukrayna’ya silah sevkıyatındaki sıkıntılar bundan daha büyük. Rus ordusunun cebi 2025 başı itibarıyla delinir ama bizim deliğimiz daha büyük olduğundan bundan istifade edemezsek, büyük yazık olur.”

Politiken (DK) /

Gidişat kötü gözükse de geri adım atmamalı

Politiken tarihsel bir mukayeseye gidiyor:

“Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönme riski ortadayken, Avrupa’nın Ukrayna’ya yönelik daha yeni ve daha kuvvetli bir taahhütte birleşmesi büyük önem teşkil ediyor. Şu anda gidişat kötü belki, ama vaziyet hızla değişebilir. Bunu İkinci Dünya Savaşı’nda görmüştük. Savaşın ilk iki yılının ardından Nazi Almanyası yenilmez sanılıyordu. Üç yıl sonra savaşın gidişatı değişmişti ve akabinde de pek çokları Hitler’in çöküşünün an meselesi olduğunu biliyordu. Umarız Rusya ve Putin de aynısını yaşar.”

Avvenire (IT) /

Moskova dört bir yandan saldırıya geçebilir

Avvenire, savaşın yeniden ilk günlerdeki gibi kızışmasından korkuyor:

“Rus işgali kuzeyde Kiev, doğuda Harkov, güneyde Kırım ve güneydoğuda işgal altındaki Donbas’a doğru olmak üzere dört hattan ilerlenerek başlamıştı ve Ukrayna günlerdir bu kıskaca alma harekâtının yinelenmesini bekliyor. Belki de bu gerçek bir tehlikeden ziyade korkudur. Mevzu şu ki, Kiev ve Harkov’a yönelik yeni bir kara saldırısı düzenlenmesi ihtimal dahilinde görülüyor. Üstelik, sınır muhafazası hayalet avına dönüşmüş durumda. Vaziyet buyken bir de ülke genelinde, giderek ‘görünmezleşen’ füzeler ve sürüler halinde fırlatılan insansız hava araçlarıyla şiddetini artıran hava saldırıları gerçekleştiriliyor.”

gazeta.ua (UA) /

İnsansız hava araçları gidişatı değiştirebilir

Gazeta.ua, Ukrayna’nın savaş meydanında üstünlük sağlayabilmesinin bir yolunu şöyle tarif ediyor:

“Ukrayna ordusu iki yıl önce bugünkü insansız hava aracı tecrübesine sahip olsaydı, işgal girişimi daha başında başarısızlığa uğrardı. Savaşta insansız hava aracı kullanımı, ateşli silahların icadıyla mukayese edilebilecek nitelikte bir devrim. Uçakların, topların, tankların ve keskin nişancıların yerini almış durumdalar. ... Hâl böyleyken, ordular da kendilerini değiştirmek zorundalar. ... Fakat bu değişim, günün sonunda Ukrayna’yı çıkmazdan kurtaracak ve ona çok daha güçlü bir düşmana karşı savaşında gereken teknoloji avantajını sağlayacak ilk kıvılcımı çakabilir.”

Adevărul (RO) /

Siyaset ve halk arasındaki uçurum

Adevărul yazarı Cristian Unteanu son anketleri değerlendiriyor:

“Eğer bu sonuçlar doğruysa, pandemiden çatışmaların ekonomik sonuçlarına değin sayısız sorunla boğuşmak zorunda kalan halk ile belli bir vizyona takılıp kalan ve ekonomiyi kısmen Ukrayna'nın vaat edilen büyük silah yardımlarını alabilmesi için yeniden dizayn eden siyasi ve askeri karar vericiler arasında apaçık bir algı farklılığı var demektir. ... Bu anket sonuçlarının, haziran sonrası Avrupa'daki siyaset sahnesinin nasıl şekilleneceği üzerinde önemli bir etkisi olup olmayacağını göreceğiz.”

La Vanguardia (ES) /

Savaş yorgunluğu ciddi bir sorun olmaya başladı

La Vanguardia, anlaşılır ama tehlikeli bir gidişat görüyor:

“Kremlin hedeflerine varana kadar savaşmayı sürdürecektir. ... Kiev de Rus işgali altındaki toprakları tamamen kurtarmanın ve uluslararası hukukun öngördüğü sınırlara geri dönmenin imkânsız bir istek olduğunun farkında. Ukrayna halkı dahi zafer fikrine artık şüpheyle yaklaşmaya başladı. Trajik hakikat onları giderek yorduğundan ve gündelik sıkıntılar yüzünden moralleri bozulduğundan, bu şüpheleri anlaşılabilir. Binlerce askerin ve sivilin ölümüne tanıklık etmek zorunda kaldılar. ... Muhtemeldir ki çatışma uzayacak ve buna bir de giderek büyüyen ‘Ukraynalıların yorgunluğu’ eklenecek. Batı’nın değerleri ve çıkarları tehlikeye girdiğinden, bu durum Avrupa için de büyük bir sorun teşkil ediyor.”

Le Figaro (FR) /

Yenilgiyi kabullenmek söz konusu dahi olamaz

Le Figaro, Avrupa şimdi pes edemez, diyor:

“Önceliğimiz Kiev'in 2024'teki kritik aşamayı atlatmasına yardım etmek ve bu esnada savunma sanayimizi hızlandırmak olmalı. ... Ukrayna meselesinde yenilgiyi kabullenirsek, uzun bir süreliğine kaderimizi de belirlemiş oluruz. Donald Trump, seçilmesi halinde NATO'nun caydırıcı gücünü zayıflatma niyetinde. Avrupa, yarın öbür gün güce susamış ve otoriter bir Rus imparatorluğuyla bir başına kalma tehlikesiyle karşı karşıya. ... Dolayısıyla, Avrupa'nın varoluşsal bir karar vermesi gerekiyor: Ya Kremlin'deki diktatörün Avrupa'yı parçalamasına izin verecek ya da ona karşı koyabilecek bir güce dönüşecek.”

Neatkarīgā (LV) /

Yine mi Demir Perde?

Neatkarīgā endişeli:

“Rusya ve Ukrayna’nın tek gayesi savaşı kazanmakken, Batı’nın önceliği tamamen farklı: kendi sınırları içinde kopacak bir savaşı önlemek. ... İnsanlar fark etmeden, sırf savaş çıkmasın diye her şeyi kabullenmeye razı olmuşlar. Diğer bir deyişle: Batı ne kadar Ukrayna’ya sürekli yardım lafları ederse etsin, aslında Ukrayna’yı kaybetmeye mahkûm görüyor. ... Avrupa’da, Ukrayna teslim olduktan sonra Putin’in tanklarla kendilerinin üzerine yürümeyeceğine inanların sayısı giderek artıyor. İşte o zaman, Soğuk Savaş dönemindeki gibi yaşamaya geri döneceğiz.”

Večernji list (HR) /

Zaferi getirecek direnişe duyulan inanç azalıyor

Večernji list, Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nin bir araştırmasına atıfta bulunarak, Avrupalıların geçtiğimiz yıla nazaran değişen tutumunu irdeliyor:

“Avrupalılar arasında Ukrayna'ya destek hâlâ yüksek seyretse de bugün, Rus işgalinden iki yıl sonra, Avrupalıların ancak yüzde onu Ukrayna'nın Rusya'yı yenebileceğini düşünüyor. ... Avrupalılar, çatışmanın en olası çıkış yolunun 'uzlaşmacı bir çözüm' olduğuna inanıyor. ... Geçtiğimiz yıl bu zamanlar, daha fazla Avrupalı Ukrayna'nın kaybettiği tüm toprakları geri alması gerektiğine inanıyordu; ancak şimdi, Avrupalı siyasetçilerin kabul edilebilir bir barışın nasıl olacağını tanımlamaya odaklanan, daha 'gerçekçi' bir yaklaşım benimsemeleri gerektiği kanaatindeler.”

Expresso (PT) /

Ya kayıtsız ve insanlığından çıkmış ya da ölüyüz

Ukraynalı yazar Andriy Lyubka, Expresso’da bir muhasebe yapıyor:

“Savaşla geçen iki yılda kendimizi kadere emanet etmeyi öğrendik. Etrafımızda ölüler görmeye alıştık, birdenbire ölebileceğimiz fikrine teslim olduk. Korkunç haberlere artık o kadar da sert tepkiler vermiyoruz, duygu derimiz kalınlaştı. Belki de giderek soldu, çünkü dehşetle geçen her günle birlikte hepimiz yavaş yavaş öldük. İçimizdeki insani olan, normal olan şey ölüyor. Herkes savaşın kurbanı hâline geldi, hem savaşta ölenler hem de (henüz) hayatta kalacak kadar şanslı olanlar.”

The Moscow Times (RU) /

Kırılma noktası 2014'tü

The Moscow Times’a yazan ekonomist Vladislav Inozemtsev’e göre Rus toplumundaki dönüşüm daha önce başlamıştı:

Kırım’ın ilhakından sonra geçen on yılda, Rus toplumu çok derin bir dönüşüm yaşadı. Kremlin, Rusları adım adım dünyayla bağlarını koparmaya razı olmaya, başlarını eğip kemerlerini sıkmaya ve emeklilik yaşının yükseltilmesi ile askeri harcamaların katlanmasına itiraz etmemeye zorlamayı başardı. Son on yıldır, spontane gösterilerin sokaklardan ve meydanlardan nasıl yok olduğuna ve alternatif siyasetçilere yönelik desteğin nasıl muazzam düzeyde azaldığına tanıklık ettik. ... Hemen hemen bütün muhalefetin öngördüğü bir ‘elitler arası bölünme’ dahi yaşanmadı.”

e-vestnik (BG) /

Rusya hiçbir şey elde edemedi

E-vestnik, Putin'in kendi belirlediği savaş hedeflerinin hiçbirine ulaşamadığını yazıyor:

“Sözde Nazilerden arındırma başarısız oldu. Bu zaten mümkün değildi, zira Ukrayna'da bir Nazi rejimi yok. ... Demilitarizasyon da başarısızlıkla sonuçlandı, hatta Rusya tam tersine vesile oldu: Ukrayna bugün savaş öncesine nazaran çok daha iyi silahlanmış durumda. ... Dahası NATO'nun genişlemesi de durdurulamadı, aksine daha da büyüdü. Finlandiya ve İsveç gibi geleneksel olarak tarafsız ülkeler, Rus saldırganlığından korktukları için NATO'ya katıldılar [ya da katılmak üzereler]. Ukrayna aday ülke konumunda ve halkı NATO üyeliğine artık çok daha fazla destek veriyor.”

Eesti Päevaleht (EE) /

Yardımda daha cesur ve hızlı olmalıyız

Timothy Garton Ash, Eesti Päevaleht’te şu çağrıda bulunuyor:

“Büyük Avrupa ülkelerinden siyasetçilerin Danimarka, Çekya ve Estonya gibi daha küçük ülkelerden öğrenecekleri var. Ukrayna cephesinde durum bu denli kritikken, daha cesur, hızlı ve kararlı olmalılar. Ayrıca daha doğrudan, tutku dolu ve ilham veren bir dil kullanmalılar - tam da Scholz’un rol modeli olan eski Almanya Şansölyesi Willy Brandt’ın başvuracağı türden bir dil. Barış içinde rahat bir yaşamın keyfini süren ve pek çoklarının savaşın yakında uzlaşma ve barışla sona ereceğini sandığı toplumu sarsmamız şart.”

NRC Handelsblad (NL) /

Yaptırımlar Hollanda'nın önceliği değil

NRC köşe yazarı Hubert Smeets, Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımların hayata geçirilmesinde isteksiz davranıldığı tespitinde bulunuyor:

“Batı’nın yaptırımlarının etrafından dolanılması, salt savaş sayesinde kuklaların iyi paralar götürdüğü Moskova’da değil, Rusya’yla ticarete ilişkin yasaların uygulanmasına resmi yetkililerin pek de öncelik vermediği Hollanda’da da yepyeni bir sektöre dönüştü. ... Avrupa’da 2022’den bu yana süren ve ulusların demokratik hukuk düzenini tehdit eden savaşa rağmen, ticari engelleri topyekûn reddetme bahanesiyle hakikate göz yummak, Hollanda’daki ticaret kültürünün payandalarından biri olmayı sürdürüyor.”

Neue Zürcher Zeitung (CH) /

Gururlu Ukraynalılar

Ukrayna’da yaşayan yazar Christoph Brumme, Neue Zürcher Zeitung’da insanların savaşa rağmen özgürlüklerine kıymet verdiğini belirtiyor:

“Önceden hiç bu kadar çok Ukraynalının kültürleriyle gururlandığını, anavatan sevgisine dair bu kadar çok şarkı söylediğini görmezdiniz. İnsanlar, savaş yüzünden sıkıyönetim altında olsalar da hükümet politikalarını eleştirebildikleri ve protesto edebildikleri özgür bir ülkede yaşamayı her zamankinden çok takdir ediyor. Baş düşmanın ülkesinde ise sırf anayasayı okudunuz ya da kamuya açık bir yerde elinizde boş bir kâğıt tuttunuz diye hapse atılıyorsunuz.”

Neatkarīgā (LV) /

Baltık ülkeleri de hedef olabilirdi

Neatkarīgā şöyle diyor:

“Geriye dönüp iki yıl önce yaşananlara baktığımızda tek bir sonuca varıyoruz: Putin kendisine hedef olarak Ukrayna'yı seçtiği için hepimiz (Letonya ve diğer Baltık devletleri) olağanüstü şanslıydık. NATO'yu meseleye dahil etmeyi ve Baltık ülkelerini işgal ederek (muhtemelen resmen ilhak etmeden) Riga, Tallinn ve Vilnius'ta Kremlin yanlısı birer hükümet kurmayı planlasaydı, NATO'nun bu ülkelerin 2022 başlarında Rus egemenliği altına girmesini engellemesi pek mümkün olmazdı. ... Neyse ki günümüz NATO'sunun 2022 başındaki NATO'yla alakası yok.”

L'Obs (FR) /

Müşterek savunma hayali yıkılabilir

L’Obs, bunun Batılı kamuoyu ve seçimler uğruna da dönen bir savaş olduğu uyarısında bulunuyor:

“Kremlin bu şekilde ABD Senatosu’nda kendine müttefikler bulabiliyor. ... Avrupa gelecek birkaç ayda delirmiş Rus emperyalizmine karşı tek başına ayakta kalabilecek mi? 1945’in enkazından yükselen müşterek savunma hayali gerçeğe dönüşebilecek mi? Aşırı sağcı hareketlerin Macar lider Viktor Orbán’ın Rus yanlısı tutumunu güçlendirebileceği bir dönemde, yanıtı 9 Haziran’daki Avrupa Parlamentosu seçimleri için varoluşsal önem teşkil eden sorulardan biri de bu.”

El Periódico de Catalunya (ES) /

Statükoya alışmamak gerek

El Periódico de Catalunya şu yorumda bulunuyor:

“Ukrayna’nın işgali ve Rusya’nın Avrupa siyasetine müdahaleleri şüphesiz Münih’teki güvenlik konferansında ele alınacak temel meselelerden olsa da Avrupa’nın büyük bir kesimi Ukrayna’daki savaşa alışmış gözüküyor. ... [Eski BM Genel Sekreteri] Boutros Boutros-Ghali, kriz hakkında konuşulmazsa onu çözmek de mümkün olmaz, demişti. Ukrayna’daki savaşta durum öyle değil belki, ama Ukrayna’nın Donbas’tan vazgeçmesini isteyenlerin sayısı giderek artıyor. ... Fakat bu, Avrupa ülkelerinin sınırlarının ancak kendi açık rızalarıyla değiştirilebileceği ilkesini ihlal edeceğinden, tehlikeli bir emsal oluşturabilir.”

Le Monde (FR) /

Avrupa'nın geleceği söz konusu

Fransa Dışişleri Bakanı Stéphane Séjourné, Le Monde'da Avrupa'nın Ukrayna'ya verdiği destekten neden vazgeçmemesi gerektiğini şöyle açıklıyor:

“Yılgınlığa veya kayıtsızlığa kapılmamalıyız. ... Bugün Ukrayna'da gösterdiğimiz çabalar, zafer kazanmış hisseden Rusya'ya karşı göstermemiz gereken çabaların yanında hiçbir şey. Enerji ve gıda fiyatlarının kontrolü bizim olsun, özgürlüğümüz ve kaderimiz üzerindeki kontrol bizde kalsın! Ülkece ve Avrupalılar olarak bölünme yerine birlikten yana duruş sergileyelim! Avrupa bir barış projesi ve geleceği Ukrayna'da belirlenecek.”

Spotmedia (RO) /

Hava kuvvetlerini güçlendirin ve yeni askerler alın

Spotmedia, Ukrayna’nın yeni genelkurmay başkanı Oleksandr Sırski’nin elindeki seçenekleri şöyle analiz ediyor:

“Yeni komutanın önünde, selefinin çözemediği iki büyük sorun var: kontrol edilemeyen hava sahası ve azalan muharip birlik sayısı. Ukrayna’nın yakında daha fazla F-16 savaş uçağı kullanabilecek olması ve yerli insansız hava aracı üretimine başlaması, hava sahasındaki hâkimiyetini artırmasına katkı sağlayabilir. ... Asker sorunu ise ancak siyasi bir kararla çözülebilir: yeni bir seferberlik dalgası.”

The Economist (GB) /

Donanmasız da denize hâkim olunabiliyor

The Economist, Ukrayna’nın deniz kuvvetlerine övgüler düzüyor:

“Caesar Kunikov’un batırılması, konvansiyonel bir donanmaya sahip olmamasına rağmen Ukrayna’nın denizdeki savaşı kazandığının bir diğer göstergesi. Rusya’nın Karadeniz filosunun en az üçte birinin etkisiz hâle geldiğini ve kalan gemilerinin de Ukrayna kıyılarından uzakta operasyon yürütmek zorunda kaldığını söyleyebiliriz. ... Ukrayna’nın denizdeki savaş faaliyetlerinin en önemli sonucu ise ülkenin bir ticari gemicilik koridoru açarak tahıl ihracatını halen gerçekleştirebiliyor olması.”

The Moscow Times (RU) /

Rusya sandığı kadar güçlü değil

The Moscow Times, Rusya’daki yaygın yenilmezlik mitini tarihsel bir çerçevede göreceleştiriyor:

“Rus-Japon Savaşı, sınır ihtilafı olarak tanımlanabilecek çatışmalarda başarılı yarı Batılı ülkelerin Rusya’ya bölgesel yenilgiler tattırabileceğini göstermişti. ... Hemen akabinde de Sovyet ordusu 1920’de Polonya’da imha edilmiş ve Josef Stalin’in birlikleri Finlandiya’yla yapılan ‘Kış Savaşı’nda hezimet yaşamıştı. Özetle, Rusya’nın ‘yenilmezliği’ tezinde ciddi bir tashihe gitmek şart: Ülkeyi teslimiyete ve işgal edilmeye götürecek topyekûn bir yenilgiye uğratmak hep imkânsızdı belki (ve hâlâ da öyle), ama düşmanlarının münferit başarılar yakalaması hayli olası.”

Maaleht (EE) /

Düşmanı yenmesi için Ukrayna'ya yardım edin

Güvenlik uzmanı Rainer Saks, Maaleht'te Ukrayna'ya silah sevkıyatının Avrupa'nın geri kalanı için de en iyi koruma yöntemi olduğunu yazıyor:

“Batılı güçler, saldırganı stratejik bir geri çekilmeye zorlama fırsatını ellerinden kaçırdı. ... Silah sevkıyatında yaşanan zorluklar ve gecikmeler, Ukrayna'nın 2023'te yeni bir taarruz başlatamamasının nedenlerinden biriydi. Bu stratejik beceriksizliğin üstesinden gelinmeli. NATO üyesi ülkelerin şimdilik yakın zamanda gerçekleşecek bir Rus saldırısından korkmasına gerek yok. Rusya böyle bir saldırı için gerekli kaynaklara sahip değil. Dolayısıyla, Ukrayna'ya sunulacak daha güçlü bir desteğin Rusya'nın askeri kapasitesini daha da zorlaması muhtemel.”