(© picture-alliance/dpa)

  Koronavirüs

  225 yorum

Berlin, Paris ve Roma, bulaşı sınırlamak için AB'deki kayak merkezlerini 10 Ocak'a kadar kapalı tutmak istiyor. Viyana ise buna karşı çıkıyor ve pandeminin başlangıcında virüsün Avrupa'ya yayılmasında kilit rol oynayan bu milyar avroluk sektöre daha fazla zarar vermek istemiyor. Kimi köşe yazarlarına göre tartışmanın ardında Korona korkusundan fazlası yatıyor.

Covid-19 aşısının piyasaya çıkış tarihi yaklaştıkça Avrupa için, aşının koruma potansiyelinin en etkin nasıl kullanılabileceği sorusu beliriyor. Birçok ülkede sayıları giderek artan aşı olma konusunda kararsızlar karşısında ne yapılabilir? Kimi köşe yazarları aşı olmayanlara getirilecek kısıtlamalar konusunda merhamet göstermemekten yana.

Hediye almak, akrabaları ziyaret için bilet rezervasyonu, restoranda masa ayırtmak... Şu sıralar bunlar yapılırdı, ama Korona 2020'de çok şey değiştirdi. Çoğu Avrupa ülkesinde sert önlemler geçerliyken hükümetler tatil günlerinde vatandaşa daha çok özgürlük verip vermemeyi gözden geçiriyor. Medya bu planları değerlendiriyor ve bazı önerilerde bulunuyor.

İlaç sanayinden gelen, Covid aşısının etkinliğine ilişkin haberler, pandeminin öngörülebilir sürede biteceği umudunu yeşertiyor. Ancak başta aşının küresel düzeyde adil olarak nasıl dağıtılacağı dahil olmak üzere henüz açıklığa kavuşturulmamış birçok soru var. Medya tartışıyor: Pazar bu sorunları kendi mi çözsün, yoksa dünya sağlığı, aşı üreticilerinin ekonomik başarısından önemli mi?

Avusturya hükümeti 6 Aralık'ta sona erecek sokağa çıkma kısıtlamasının ardından Slovakya gibi kitlesel test uygulamayı planlıyor. Önce eğitimciler ve emniyet çalışanları olmak üzere nüfusun tamamına hızlı antikor testi yapılacak. Avusturya medyası test stratejisinin yaratacağı fırsatları ve tuzakları tartışıyor.

Büyük Britanya hükümeti Noel'de beş günlüğüne Korona kurallarını kaldırmayı düşünüyor. Buna göre, kapalı mekanlarda en fazla dört aile birlikte kutlama yapabilecek. Daha sonra her kutlama günü için 5 gün olmak üzere toplam 25 gün sokağa çıkma yasağı uygulanacak.

Korona krizini küresel bir manipülasyon girişimi olarak tasvir eden, Fransız yapımı Hold-Up filmi, çevrimiçinde üç milyon kişi tarafından izlendi. Carla Bruni ve Juliette Binoche gibi ünlüler internet üzerinden filmi tavsiye etti. Hold-Up, hükümeti eleştiren ve hatta yanlış birçok ifadeye de yer veriyor. Bu ifadeler yorumsuz bırakıldığı için bazı siyasetçi ve bilim insanları, ilgili kısımları komplo teorisi olarak görüyor ve filmden çıkarılmasını istiyor.

Federal Almanya Parlamentosu ve Eyalet Temsilciler Meclisi enfeksiyondan korunma yasasındaki değişiklikleri hızla onayladı. Yeni eklenen bir maddede, etkinlik yasağı, seyahat ve bir araya gelme kısıtlamaları gibi korunma önlemleri sıralanıyor. Başka önlemlerin de alınabilmesi için yasa maddesi muğlak bırakıldı. Yasa değişikliğiyle, mahkemelerin Korona kurallarının hukuka uygunluğu konusunda daha kolay karar vermesi amaçlanıyor.

İsveç hükümeti Koronayla mücadeleyi sertleştiriyor. Başbakan Stefan Löfven, kamusal alanda artık en fazla sekiz kişinin bir araya gelmesine izin verileceğini açıkladı. Şimdiye kadar üst sınır 50 ve hatta duruma göre 300 kişiydi. İsveç uzun süre halkın sağduyusuna güvenerek nispeten gevşek önlemlerle özgün bir yol izledi. Buna bağlı olarak rota değiştirmesi de dikkat çekti.

Avusturya Salı gününden itibaren en az üç haftalığına ciddi bir kapanmaya gidiyor. Okullar ve neredeyse tüm mağazalar kapanıyor, ayrıca 24 saat geçerli sokağa çıkma kısıtlamaları var. Başbakan Kurz sözünü esirgemedi ve halka "Kimseyle buluşmayın" dedi. Avusturya Avrupa'da bulaş sayısının en yüksek olduğu ülkelerden biri. Bu nasıl oldu?

Avrupalı hükümetlerin ikinci Korona dalgasıyla uygulama gerekliliği gördükleri kısmi ve tam kısıtlar şirketlerin ve insanların ayakta kalmasını bir kez daha zorlaştırıyor. Buna bağlı olarak da destekleyici önlemler tartışması yeniden alevlendi. Medyada kimin ivedilikle yardıma ihtiyacı olduğu ve devlet yardımlarının genel olarak en doğru reçete olup olmadığı tartışılıyor.

Portekiz'de pazartesi gününden bu yana yeni Korona önlemleri yürürlüğe girdi. İnsanlar gece saat 23 ile sabah saat 5 arası, hatta hafta sonları öğlen saat 13'ten itibaren evlerinde kalmak zorunda. Hükümet bu sokağa çıkma kısıtlamasıyla, artan enfeksiyon sayılarını kontrol altına almak, aynı zamanda ekonomiyi ve gündelik yaşamı ayakta tutmak istiyor. Portekiz medyası öfke ve alaycılık arasında gidip geliyor.

Bulaş sayılarının artması ve Koronavirüsün Avrupa'nın bazı kesimlerinde kontrolsüzce yayılmasıyla okulların kapatılması çağrıları güçleniyor. İlkbahardan farklı olarak hükümetler, çocuk ve gençlerin eğitim hayatının olumsuz etkilenmemesi için ikinci dalga boyunca eğitim kurumlarını mümkün mertebe açık tutmak istiyor. Bunu sürdürmek mümkün mü?

Biontech ve Pfizer ikilisinden sadece bir hafta sonra ABD şirketi Moderna'nın yüksek etkili Korona aşısıyla ilgili iyi haberlerinin ardından pandeminin geniş kapsamlı bağışıklamayla atlatılabileceğine dair umutlar arttı. Kimi yorumcular neredeyse coşkuya kapılırken, diğerleri hala ciddi engeller görüyor ve şüpheler bulunduğunu ileri sürüyor.

Pazartesiden (bugün) itibaren Romanya'da kısmi bir sokağa çıkma kısıtlaması geçerli. Kısıtlama pazarların kapatılmasını da öngörüyor. Çiftçilerin şiddetli itirazlarının ardından hükümetin, belediyelerle birlikte farklı bir çözüm yolu araması yorumcular tarafından destekleniyor.

Danimarka ülkedeki kürk çiftliklerinde tutulan yaklaşık 17 milyon vizonu itlaf etme kararı aldı ve ülkenin kuzeyindeki Yutland'da sokağa çıkma kısıtlamaları getirdi. Hayvanlar aylarca Koronavirüs taşıyıcısı olmuş, mutasyona uğrayan virüs insanlara geçmişti.

AB karşıtı Nigel Farage, Brexit Partisi'nin adını Reform UK olarak değiştirmek ve fazla kısıtlayıcı bulduğu, hükümetin Korona politikasına yönelik protestoya yoğunlaşmak istiyor. Başbakan Johnson, cumartesi günü birkaç hafta sürecek kısmi bir sokağa çıkma kısıtlamasını duyurdu. Farage'ın bir kez daha Britanya siyasetini alt üst etme ihtimali yüksek, diyor gazeteciler.

Slovakya'da bu hafta sonu beş milyonluk nüfusun yaklaşık üç milyonuna Korona enfeksiyonu testi yapıldı. Önümüzdeki hafta sonu sürdürülmesi beklenen bu olağandışı çalışma, yurt dışından da dikkatle takip edildi, zira başka ülkeler için emsal teşkil edebilir. Konu ülke basınında farklı biçimde ele alındı.

Önüne geçmek için çok şey denendi, ısrarlı uyarılar yapıldı, ama birçok Avrupa ülkesi şu anda yeniden kapanma gerçeğiyle yüz yüze. Altı ay öncesine farkla şimdi çocuk yuvaları ve okulların çoğu açık kalacak. Bu yüzden de bugün kısmi bir kapanmadan söz ediliyor. Ama tıpkı ilkbaharda olduğu gibi, önlemler konusunda farklı görüşler var.

İspanya'da solcu hükümetin bakanlar kurulu salı günü kamu giderlerinin büyük ölçüde arttığı ve büyük holdinglere ve zenginlere daha yüksek vergiler öngören bir bütçe tasarısı kararlaştırdı. Köşe yazarları Korona krizinin sonuçlarını gidermek için bunun doğru yol olup olmadığını tartışıyor.

Avrupa'da birçok ülkede ya tam ya da kısmi sokağa çıkma kısıtlamaları getirilmesiyle, gözler bir kez daha bu kısıtların ekonomi üzerindeki etkilerine çevrildi. Avrupa basını korumaya yönelik önlemlerin gerekliliği konusunda mutabık olsa da yeni destek fonlarının doğru formül olduğundan ve paranın kimlere verilmesi gerektiğinden emin değil.

Hızla artan vaka sayıları Avrupa hükümetlerini alarma geçirdi. İrlanda ya da Çekya gibi kimi ülkelerde dükkanlar tekrar kapatıldı, İspanya'da pazartesi gününden beri sokağa çıkma yasağı uygulanıyor, İtalya ise restoranları saat 18'de kapatarak durumla baş etmeye çalışıyor. Ancak basında tüm bu önlemlere karşı itirazlar artıyor.

Dünyanın dört bir yanında harıl harıl Korona aşısı üzerinde çalışılıyor. Almanya Sağlık Bakanı Jens Spahn, cuma günü yaptığı açıklamada "önümüzdeki yılın başında" bir aşının uygulanabilir olacağını tahmin ettiğini söyledi. Ancak yorumcular, virüsün bu sayede kısıtlamasız bir yaşama dönüşü sağlayacak kadar geriletilebileceğinden kuşkulu.

İrlanda'da çarşamba gecesinden itibaren tekrar sert Korona önlemleri geçerli. Mağaza ve dükkanlar kapılarını kapatmak zorunda, farklı hanelerde yaşayanların kapalı ortamlarda buluşması yasak. Ancak okullar ve çocuk yuvaları açık. Başbakan Micheál Martin televizyondaki konuşmasında, kısıtlamaların şimdilik altı hafta sürdürüleceğini açıkladı. Basın bölünmüş durumda.

Korona vakalarının hızla artması karşısında birçok hükümet tekrar sert önlemlere başvuruyor. Basındaki birçok ses, mevcut durumun ciddiyeti nedeniyle önlemlerin ne kadar mantıklı olduğu ve toplumda ne kadar kabul edilip edilmediği konusunda tartışmayı anlamsız bulurken diğerleri çelişkili düzenlemelere kızgın.

Başbakan Igor Matovič, Slovakya'da hızla artan Korona vaka sayılarını sınırlamak için 10 yaş üstü bütün halka yeni tür hızlı antikor testi yapılmasını planlıyor. Başbakan bu planına karşı çıkıldığı takdirde istifa edeceğini söyledi. Akıllıca bir hareket mi?

Vaka sayılarının hızla arttığı birçok Avrupa ülkesi önlemleri arttırıyor. Dışarda maske takma zorunluluğundan, barların ve restoranların kapatılmasına ve gece sokağa çıkma yasaklarına varan bir dizi yeni düzenleme gündemde. Köşe yazarları siyasetçilere, kendi ülkelerinin sınırları dışına da göz atmalarını öneriyor.

2021-2027 yıllarınn Avrupa bütçesi ve bununla yakından ilintili Korona yeniden inşa fonları hakkındaki tartışmalar sürüyor. Avrupa Parlamentosu (AP) Berlin'in getirdiği uzlaşma önerisini geri çevirdi, Polonya Başbakan Yardımcısı Kaczyński, veto tehdidini kullanıyor. Konunun özü: Hukuk devleti ilkesini ihlal eden ülkelerin fonları kesilsin mi? Yorumcuları tek kaygılandıran tartışma bu değil üstelik.

En azından resmi sayılara bakılacak olursa Çin'deki bulaş oranı aşırı düşük düzeylere geriledi. Altın Hafta tabir edilen zaman diliminde milyonlarca Çinli ulusal bayramlarını ve ay şenliklerini yurtiçinde çıktıkları seyahatlerle kutladı. Mobilite ve tüketim artıyor. Bu tablonun Avrupa'daki ikinci dalgayla yarattığı güçlü tezat basını meşgul ediyor.

Pandeminin ekonomik sonuçları giderek ağırlaşıyor: Hindistan'da ve Venezuela'da yoksulluk yayılıyor. Sokağa çıkma yasakları, mal ve hizmetlere talebin azalması sonucu bütün dünyada insanlar gelirlerini kaybetti. Dünya Bankası'nın öngörüleri de aynı şekilde karamsar. Avrupa basını sorunları dile getiriyor ve çözümleri tartışıyor.

Hızla artan Korona vakaları birçok Avrupa ülkesinde barların ve kültür-sanat merkezlerinin kapatılmasından dışarda maske zorunluluğuna kadar uzanan sert kısıtlamaların yeniden yürürlüğe konmasına neden oldu: Avrupa basınında köşe yazarları önlemlerin ne kadar anlamlı olduğunu tartışıyor.

Portekiz ve İspanya, Korona krizi sonrası ekonomik yeniden yapılanmaya farklı stratejilerle yaklaşıyor: İspanya yüksek borçlanma ve AB teşvikleriyle güçlü bir konjonktürel büyüme elde etmek niyetindeyken Portekiz AB'nin Korona kredilerini istemiyor. İki ülkedeki gazeteciler, hükümetlerinin yaklaşımına anlam veremezken kaygılarını dile getiriyor.

Korona'ya yakalanan ABD Başkanı Trump hastaneden taburcu olup Beyaz Saray'a döndüğünde kameralar karşısında maskesini çıkardı. Twitter aracılığıyla insanları virüsten korkmamaya çağırdı. Bu arada virüs Trump'ın çalışanları arasında yayılmaya devam ediyor. Başkanın şovu hala tartışmalara konu oluyor.

UEFA Süper Kupa finalinde Bayern Münih perşembe günü Sevilla'yı 2-1 yendi. Maçın oynandığı Budapeşte'de son yedi günde 100 bin nüfusta yüzden fazla Korona vakası tespit edilmesine rağmen UEFA, seyircili maçlara dönüş için pilot proje olarak görülen müsabakanın burada yapılmasında ısrar etti. Yorumcular bu deneyin anlamlı olup olmadığını tartışıyor.

Vaka sayıları tüm Avrupa'da hızla yükseliyor ve birçok ülkede rekorlar kırılıyor. Siyasetçiler, vatandaşlar daha disiplinli hareket etmedikçe yeni sokağa çıkma yasaklarının kaçınılmaz olduğu uyarısını yapıyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün Korona ile ilgili özel temsilcisi David Nabarro'nun uyarısı da bu yönde. Nabarro, hükümetlere pandemiyle mücadelede başka önlemleri tercih etmelerini öneriyor. Avrupa basını ikilemin ana hatlarını çiziyor.

Hollanda Kralı Willem-Alexander yasama yılının açılışında yaptığı taht konuşmasında hükümetin önümüzdeki on iki ay için öngördüğü planları açıkladı. Kamu borçlanması halihazırda yüksek olmasına karşın Başbakan Rutte, yatırımlar yapmayı ve ülke ekonomisini Korona krizinden çıkarmak için daha fazla borç almayı planlıyor. Basın bölünmüş durumda.

Kısıtlı sosyal ilişkiler, planlamada belirsizlik, iş ve çalışma koşulları: Pandeminin başlamasından aylar sonra çoğu insan günlük yaşamında hala kısıtlamalara mahkum. Vaka sayıları neredeyse her yerde durumun vahametine işaret ediyor. Köşe yazarları insanların her şeye rağmen nasıl iyimser olabileceğine, sabır ve disiplinlerini nasıl koruyabileceklerine kafa yoruyor.

Türkiye'de yeni ders yılı ağustos ayı sonunda ve sadece dijital olarak başladı. Aslında 21 Eylül'den itibaren tüm çocukların sınıflara dönmesi planlanıyordu ama bu plan iptal oldu: Şimdilik sadece anaokulu ve birinci sınıfların okula gelmesi isteniyor, diğer sınıflar internet üzerinden eğitim almayı sürdürecek. Yorumculara göre tehlike çanları çalıyor.

İlaç şirketi Astra Zeneca, deneklerden birinde sağlık sorunları baş gösterdiği için üzerinde araştırma yaptığı bir Covid aşısıyla ilgili klinik çalışmaları durdurdu. Şirketten yapılan açıklamaya göre deneğin hastalanmasının serumla ilgisi olup olmadığı araştırılıyor. Avrupa medyasında düş kırıklığından ziyade memnuniyet görülüyor.

Seyahat uyarıları, karantinalar, konaklama yasakları ve son anda iptal edilen rezervasyonlar: Korona krizi turizm sektörünü çok kötü vurdu ve bu durumun değişeceğine dair bir emare de yok. Gözlemciler gelişmenin, tatilciler sayesinde hayatını kazananlar ve çevre için korkunç sonuçlarını ele alıyor.

Macaristan salı gününden (dün) itibaren çoğu yabancı uyrukluya ülkeye girişi yasaklamasına gerekçe olarak artan bulaş sayılarını gösteriyor. Sert protestoların ardından diğer üç Vişegrad ülkesinden, Çekya, Polonya ve Slovakya'dan gelen yolcular bu yasaktan muaf tutuldu. Sınırların kapatılmasını AB'nin yanı sıra köşe yazarları da eleştiriyor.

Cumartesi günü yaklaşık 38 bin kişi Almanya'da alınan Korona önlemlerini protesto etti. Göstericiler aşırı sağcıların saflarına katılmasına göz yumarken, sık sık arbede yaşandı. Saldırgan protestocular barikatlara rağmen Federal Parlamento binasının basamaklarına hücum etti. Basından sesler endişeli ve öfkeli.

Ağustos ayı sonunda Berlin'de yapılan ve onbinlerin katıldığı Korona gösterisi Avrupa'da ses getirdi. Bu gösteriden bir hafta sonra bugünse, Roma ve Zagreb'de insanlar pandemi önlemlerine karşı sokağa çıktı. Köşe yazarları protestocuların hayal kırıklığı ve anlayışsızlıklarının nereden kaynaklandığını kavramaya çalışıyor ve nasıl tepki verilmesi gerektiğini tartışıyor.

Aylardır bütün dünyanın önceliği pandemiyi kontrol altına almak. Kültür, eğitim, sosyal hayatın yanı sıra başka hastalıklardan mustarip hastaların tedavilerinin bu yüzden geri plana atılması, kıtanın her yanında köşe yazarlarını endişelendirmiş.

AB Komiseri Phil Hogan, çarşamba akşamı istifasını verdi. Tarım bakanı da görevi bırakınca, İrlanda hükümeti Hogan'ı istifaya zorlamıştı. İki siyasetçi İrlanda'daki Korona kurallarını ihlal ederek 80 kişilik bir akşam yemeği partisine katılmıştı. Hükümet doğru olanı mı yaptı?

Dünya Limit Aşımı Günü 2020'de ilk kez bir önceki yıldan ileri bir tarihte gerçekleşti. 22 Ağustos'ta -yani 2019 yılındakinden 3 hafta önce- insanlık dünyanın bir yıl içerisinde sunduğu doğal kaynakları tüketti. Bu yıl Covid-19 krizi insanın ekolojik ayak izinin küçülmesine neden oldu. Peki bu eğilim kalıcı olacak mı?

Lizbon'da 2019/2020 sezonu Şampiyonlar Ligi'nin sekizli finalleri, pandemi nedeniyle özel koşullar altında oynanıyor: Çeyrek final maçlarından itibaren tüm müsabakalar seyircisiz ve aynı sahada oynanacak ve karşılaşmalar, tıpkı Dünya Kupası maçlarındaki gibi eleme usulü olacak. Yorumcular bu formatın geleceği olup olmadığını tartışıyor.

Giderek yükselen vaka sayıları Avrupa'da birçok hükümeti endişelendiriyor. Sürekli olarak yeni seyahat uyarıları yapılıyor, riskli bölgeler açıklanıyor. Bilim insanları Covid-19 pandemisinin sonbaharda yeniden kontrolden çıkabileceği uyarısında bulunuyor. Kimi kaygılı yorumcular yeni önlemler isterken diğerleri abartılı tepkilerden kaçınmayı salık veriyor.

Yunanistan'da yeni vakaların hızla artmasıyla "ikinci dalga" korkusu da artıyor. Hükümetin bunun üzerine getirdiği kısıtlamalar arasında sayısız ünlü tatil beldesindeki taverna, bar ve diskoteklerin en geç gece yarısı kapanması da var. Medya en iyi yöntemin ne olduğu konusunda kararsız.

Tatil sezonunun zirve yaptığı şu günlerde birçok ülkede Korona enfeksiyonlu hasta sayısında ciddi artış görülüyor. Seyahat uyarıları getiriliyor, tatil yerleri yeniden risk bölgesi ilan ediliyor. Bazı ülkeler, tatilden dönenlerin kapsamlı bir teste tabi tutulmasıyla enfeksiyonu kontrol altında tutmaya çalışıyor, ancak yorumcular bu önlemlere pek güvenmiyor.

Korona pandemisi yüzünden sınavların iptal olmasıyla Britanya'da lise bitirme sınavının A düzeyi, bu sene bir algoritma yardımıyla hesaplandı. Buradaki notlar, birçok kez öğretmenlerin tavsiyesinden çok daha kötü çıktı. Özel okula giden öğrenciler bu hesaplamadan faydalanırken dezavantajlı ailelerden gelen çocuklar olumsuz etkilendi.

Rusya, Koronavirüs aşısını onaylayıp herkes için kullanıma sunan ilk ülke oldu. Kremlin lideri salı günü, Sputnik V adlı aşının etkili olduğunu ve kalıcı bir bağışıklık sağladığını söyledi. Ancak bilimsel veriler henüz açıklanmış değil. Gazetecilerin eleştirileri sağlıkla ilgili risklerden ibaret değil.

Portekiz Komünist Partisinin düzenlediği siyasi bir kültür festivali olan Festa do Avante!, Seixal'da Korona'ya rağmen bu yıl da yapılacak. Festivale her yıl yaklaşık 100 bin kişi geliyor. Festival kararı ülkede ateşli tartışmalara yol açtı. Yanlış bir karar mı bu, yoksa örnek bir organizasyonla atılmış doğru bir adım mı?

İspanya'da Covid-19 vakaları birçok yerde yeniden artmaya başladı. Sağlık kurumları yeni enfeksiyonların yarısının aile kutlamaları ve partilerden kaynaklandığını düşünüyor. Korona kriz masası yöneticisi Fernando Simón, bilhassa gençleri uyardı: "Sadece kendinizi değil tüm ülkeyi tehlikeye atıyorsunuz." Ancak yorumcular siyasetin yasaklarla tepki vermemesi gerektiğini söylüyor.

Avrupa'nın neredeyse tüm ülkelerinde yeni eğitim öğretim yılı geçen hafta başladı. Okullarda pandemiye rağmen mümkün olduğunca normal bir gündelik işleyiş izlenmesinin mümkün olup olmadığı konusunda şiddetli fikir ayrılıkları oldu. Avrupalı köşe yazarları tatil sonunun tatsız geçtiği görüşünde.

Birçok ülkede sinemalar, sokağa çıkma kısıtlamalarının ardından yeniden kapılarını açtı. Ancak sosyal mesafe kuralları daha az bilet satışına izin verdiğinden bilhassa küçük sinemalar zarar ediyor. Enfeksiyon endişesi ya da film ve dizi platformlarının konforuna alışmaları nedeniyle yeni izleyici de gelmiyor. Yorumcular, sektörün kısmen bu derdi kendi başına açtığını yazıyor.

Tam bir ay sonra meteorolojik sonbahar gelmiş olacak. Mezbahalardakine benzer serin, nemli koşulların Koronavirüsün yayılmasına uygun ortam yarattığı bilindiği için uzmanlar vaka sayılarının hızla artmasından endişeli. Yorumcular, Avrupa'nın zihinsel olarak ve somut önlemlerle buna hazır olması gerektiği konusunda ısrarcı.

Maskesiz metroya binmek, gösterilerde mesafe kuralına uymamak, barlarda eğlenceli bir haleti ruhiye... Pandeminin başlamasından aylar sonra giderek daha çok insan günlük hayatlarındaki kısıtlamalara daha fazla katlanamayacak hale geldi ya da katlanmak istemiyor. Ne yapılması gerektiğini tartışan köşe yazarları özgürlük kavramını da masaya yatırıyor.

İspanya'da yılın ikinci çeyreğinde 1,07 milyon insan işini kaybetti. Bu, İspanya tarihinin en büyük istihdam kaybı. Buna bir de olağanüstü büyük sayıda kısa süreli çalışan personel ile halihazırda herhangi bir işi olmayan serbest meslek sahipleri ekleniyor. İspanya medyası, AB'den gelecek yeniden inşa fonlarının, istihdam piyasasının zayıflıklarını gidermek için kullanılmasını istiyor.

Avrupa'da pek çok ülkede Covid-19 enfeksiyonlarının artması, kriz yönetimine yönelik eleştirilerin yeniden artmasına neden oluyor. Siyasetçiler son iki ayda birçok alanda önlemleri gevşetti. Yurtdışında tatil yapmak, kimi ülkelerde büyük partiler düzenlemek serbest. Köşe yazarları ödenecek bedelden korkuyor.

Avusturya Anayasa Mahkemesi, Viyana yönetiminin Korona pandemisinin ilk evresinde kararlaştırdığı, kamusal alana girme yasağı ve en fazla 400 metrekare büyüklüğünde olan mağaza ve dükkanların açılması gibi düzenlemeler içeren yasanın büyük kısmını anayasaya aykırı buldu. Avusturya basını, Viyana'nın geçerli yasal koşullara açık açık karşı çıkmasından şikayetçi.

Koronavirüsün neden olduğu tehlikeyi aylarca küçümsedikten sonra ABD Başkanı Donald Trump, Amerikalıların maske takmasını istedi. Trump, basın toplantısında, sosyal mesafeye uyamadıkları durumlarda insanların maske takması gerektiğini söyledi. Bu fikir değişikliğinin altında ne yatıyor?

Pazartesi sabahına kadar süren müzakerelerden sonuç çıkmayınca Brüksel'deki Korona zirvesi dördüncü gününe girmiş oldu. AB'li diplomatların iddia ettiği türden somut bir ilerleme gözlemlemeyen Avrupa basını ortak bir karar almanın zorluklarına işaret ediyor.

Covid-19 Avrupa kentlerinin çehresini değiştirdi. Açık havada yapılan aktiviteler artık daha fazla ilgi görüyor, daha çok insan işe bisikletle gidiyor ve daha geniş bisiklet yollarından faydalanıyor. Öte yandan pandemi nedeniyle birçok işletme teslim bayrağını çekti; metropol kalabalıkları birçok kentte artık görülmüyor -gazetecilerin kafalarında karanlık senaryolar canlanıyor.

Brüksel'de bugün başlayan AB zirvesinde Korona yeniden inşa fonu konusunda uzlaşma sağlanması umuluyor. AB Komisyonu'nun önerisi şu: 500 milyar avro maddi yardım, 250 milyar avro kredi olarak verilsin. Bu öneriye karşı çıkanların başında Hollanda, İsveç, Danimarka ve Avusturya geliyor. Yorumcular olası senaryoların yarattığı fırsatlar ve sonuçları konusunda farklı görüşlere sahip.

Haftalar süren tartışmaların ardından Belçika'da mağaza, sinema ve diğer kapalı alanlarda da maske takma zorunluluğu getirildi. Geçtiğimiz perşembe akşamı bölgesel temsilcilerin de yer aldığı bakanlar kurulunda alınan karar 11 Temmuz cumartesi yürürlüğe girdi. Fransa ve İsviçre gibi ülkelerde maske -şimdiye dek Belçika'da da olduğu gibi- sadece toplu taşımada kullanılmak zorunda. Maske kullanımını değiştiren unsur ne oldu?

Sırbistan'da Cumhurbaşkanı Vučić'in yeni Korona kısıtlamalarını açıklamasıyla başlayan gösteriler hız kesmeden devam ediyor. İki gece boyunca süren taşkınlıkların ardından perşembe günü binlerce barışçıl insan parlamentonun önünde toplandı. Köşe yazarları göstericilerin taleplerini analiz ediyor ve bir anda kendini gösteren bu hoşnutsuzluğun ortak bir dili olmamasını eleştiriyor.

Tatil dönemine girdik. Pek çok insan uzak ülkelere gitmekten imtina ediyor gerçi, ama ilk tatilcilerin ulaştığı Güney Avrupa'da vaka sayıları artmaya başladı. Köşe yazarları can çekişen turizm sektörünün ayakta kalma savaşı verdiğini söylerken bir taraftan da yeni bir başlangıç umudunun yeşermeye başladığını dile getiriyor ve uzaklara duyulan özleme bastırılamayan bir güç atfediyor.

İtalya hükümeti, bugüne dek kuşkuculuğunu sürdürmüş AB devletlerini, kendi reform iradesi konusunda ikna edecek 130 başlıklı bir önlem planı geliştirdi. Darbe almış ekonomi, bürokrasinin azaltılması, dijitalleşmenin ve altyapı yatırımlarının arttırılması gibi hamlelerle yeniden canlandırılacak. Başbakan Conte, paketi 'tüm reformların anası' olarak tarif ediyor. Basın ise daha kuşkucu.

Estonya hükümeti uzun müzakerelerin ardından pazartesi günü yabancı işçiler için ülkeye giriş kısıtlamalarını gevşetme kararı verdi. Bilhassa tarım sektörü Covid-19 nedeniyle getirilen kısıtlamalar nedeniyle işgücü sıkıntısı çekiyor. Bu durumun hazirandaki çilek hasadı için korkunç sonuçları oldu. Başka ülkeler de benzer zorluklarla karşı karşıya.

Avrupa'nın birçok köşesinde Korona enfeksiyonlarının sayısı hızla artmaya başladı. Bu nedenle Fransa ve Belçika hükümetleri sıkı bir maske zorunluluğu getirdi. Bir süre kaldırıldıktan sonra Avusturya da maske kullanımını yeniden zorunlu tutmaya başladı. Yorumcuların çoğu ikinci dalganın, dolayısıyla da yeni bir sokağa çıkma kısıtlamasının ancak maske kullanımıyla önlenebileceğini düşünüyor.

ABD hükümeti, önümüzdeki üç ay boyunca üretilecek Remdesivir ilacının neredeyse tümünün alımını garantiledi. Remdesivir, şu sıralar ağır Korona semptomlarıyla mücadelede en çok gelecek vaadeden ilaç. Yorumcuların bir kısmı öfkeli ve Washington'ı bencillikle suçluyor. Diğerleriyse Avrupa'ya, ilaç savaşlarına hazırlanmasını salık veriyor.

Korona krizinin aynı zamanda toplumsal eşitsizlikleri görünür kılması, hatta daha da keskinleştirmesi daha pandeminin başlangıcında birçok gözlemci tarafından dile getirilmişti. Şimdi bu analizlere bazı hükümetlerin pandemiyle mücadelesine getirilen eleştiriler de eklendi. Yorumculara göre örneğin Stockholm ve Ankara yönetimleri toplumlarının bir kısmını yüzüstü bıraktı.

Almanya 1 Temmuz'da (bugün) altı aylığına AB dönem başkanlığını üstleniyor. Son olarak 2007'de dönem başkanlığını üstlendiğinde de Almanya başbakanı Angela Merkel'di, bugün de öyle. Gözlemciler Merkel'in en önemli görevinin AB'yi Korona krizinden çıkarmak ve ekonomiyi yeniden inşa etmek olduğunu düşünüyor. Avrupa basının büyük bölümü Merkel'e güveniyor güvenmesine, ama kuşkular da dillendiriliyor.

Zürih'te bir gece kulübüne gidenlerden birinin 20'den fazla müşteriye virüs bulaştırdığı tahmin ediliyor. Yüzlerce müşteriyi karantiya alma çabasının çok zor olacağı da anlaşılmış durumda. Kulübün elindeki müşteri bilgileri hatalıydı, mail adreslerinin üçte biri yanlıştı, pek çok müşteri temas takibi yapanlar tarafından aranmadığını söyledi. Yaşananların sonuçları şimdi tartışma konusu oldu.

Lufthansa hissedarları, aylar süren müzakerelerin ardından perşembe günü, devletin hazırladığı dokuz milyar avroluk bir kurtarma paketini onayladı. Tüm havayolları gibi Lufthansa da Korona krizinin sonuçlarından derinlemesine etkilendi. Yorumcular krizin sadece eski devlet havayolları değil, tüm şirketlerin geleceği için ne anlama geldiğine kafa yoruyor.

Ekonomisi büyük ölçüde turizme bağımlı olan ve Korona krizinde ağır bir darbe alan İtalya, aylar süren seyahat kısıtlarının ardından 3 Haziran'da sınırlarını açtı. Ancak ülkeye gelmeye cesaret eden turist sayısı oldukça düşük. Bu felaket sektörde yeni bir başlangıcın kapısını açabilir mi?

Korona yeniden inşa fonunu somutlaştırmaya yönelik olarak cuma günü yapılan AB video zirvesi sonuçsuz kaldı. Buna rağmen katılımcılar yapıcı atmosferden memnun kalmış gözüküyor. Tartışmalı konuların önümüzdeki haftalarda daha yoğun biçimde, muhtemelen yine yüz yüze ele alınması planlanıyor. Tüm yorumcular aynı sabrı göstermiyor.

İtalya Kupası'nın penaltılara kalan finalinde 4:2 ile ezeli rakibi Juventus'u alt eden Napoli kupanın sahibi oldu. Korona kurallarına rağmen binlerce taraftar Napoli sokaklarını doldurarak sarmaş dolaş bir halde takımlarının zaferini doyasıya kutladı. Kutlamalar gazetelerin köşelerine taşındı.

Estonya sağlık müdürü Merike Jürilo, Korona krizinde hükümetle farklı görüşleri olduğunu gerekçe göstererek istifa etti. Jürilo, Merkez Partisi, ulusalcı EKRE ve muhafazakar Isamaa partilerinden oluşan koalisyonun fazla cesur adımlarını eleştirmişti. Estonya basını istifanın perde arkasını masaya yatırıyor.

Hollanda hükümeti pandemiye karşı uygulanan acil önlemleri bir yasayla pekiştirmek istiyor. "Korona Yasası"nı eleştirenler, gelecekte bu gibi önlemler uygulandığında bunlara karşı gelinemeyeceğinden endişe ediyor. Yorum sayfalarında hem yasadan yana hem de karşıt görüşler yer alıyor.

Sokağa çıkma kısıtlamaları sırasında çevre yükünün azalması Korona krizinin olumlu etkileri arasında yer alıyor. Bu dönemde uçaklar uçmadı, azot oksit emisyonları azaldı, havayolu şirketleri devlet desteği karşılığında ekolojik taahütler verdi. Yorumcular krizden öğrendiklerimizi, iklimin korunmasında kalıcı olumlu önlemler lehine kullanalım, diyor.

Schengen bölgesinde seyahat özgürlüğü hafta başından itibaren büyük ölçüde yeniden tesis edildi, sadece bazı yerlerde Korona pandemisinin getirdiği tek tük kısıtlamalar yürürlükte. 14 Haziran ayrıca Schengen Anlaşmasının imzalanmasının 35. yıldönümüydü. Köşe yazarlarına göre bu tarih, Avrupa'daki seyahat özgürlüğünü kutlamak için sınırların kapatılmasını ve yeniden açılmasını eleştirel bir süzgeçten geçirmek için bir fırsat.

AB maliye bakanları, Korona Yeniden İnşa Fonu etrafında dönen tartışmayı salı günkü sanal zirvede sonlandıramadı. Bu arada Avrupa İstatistik Ofisi Eurostat, Avro Bölgesi ekonomik performansının birinci çeyrekte bir düşüş yaşadığını, ama bunun beklenenin altında kaldığını açıkladı. Yorumcular geleceğe bakıp konjonktürün yeniden canlandırılması için öneriler getiriyor.

Covid-19 önlemleri gözle görülür ölçüde gevşetilen Avrupa rahat bir nefes aldı. Pandemiye nispeten geç yakalanan Güney yarımküredeki ülkelerde ise -her ülkede farklı olmasına rağmen- vaka sayıları artıyor. Bu ülkelerin kendilerine has sorunları neler ve Avrupa ne yapabilir?

Başbakan Conte, İtalya'nın yeniden inşa planını tanıttı. AB Konjonktür Fonu tarafından sağlanacak paralar, ekonomiyi yeniden canlandırmak, ülkeyi modernize etmek ve yapısal sorunları ortadan kaldırmakta kullanılacak. "Stati generali dell'economia" [Ekonominin Genel Durumu] inisiyatifi bu amaçla toplumsal ve ekonomik çıkar gruplarının fikirlerini toplayacak. Yorumcular kuşkulu.

Pandeminin ekonomik etkileriyle mücadele kapsamında Avrupa Merkez Bankası ECB, tahvil alımlarını 600 milyar avro daha arttırdı. Şimdi 1,35 trilyon seviyesine çıkan acil durum programının süresi de Haziran 2021 sonuna kadar uzatıldı. Paket, devletlerin yanı sıra bu sayede hisseleri için daha düşük faizler verebilecek şirketlere de yarayacak. Uygun mu abartılı mı?

Putin, daha önce 22 Nisan'da yapılması kararlaştırmış anayasa değişikliği referandumunun 1 Temmuz'da yapılacağını açıkladı. Referandum oylaması pandemi koşullarına uygun bir şekilde olabildiğince açık havada yapılacak ve bir hafta boyunca oy kullanılabilecek. Kimi köşe yazarları artık zamanı geldi de geçiyor derken, diğerleri inceden inceye hesaplanmış bir propaganda kokusu alıyor.

Letonya ilk AB üyesi ülke olarak geçtiğimiz cuma günü enfeksiyon zincirini daha iyi izleyebilmek için bir Covid takip uygulaması geliştirdi. Resmi uygulama Google ve Apple tarafından pandemi sürecinde ortaklaşa üretilen bir arayüze dayalı olarak geliştirildi. Ancak bugüne kadar uygulamayı indirenlerin sayısı 40 binle sınırlı kaldı.

Almanya'daki büyük koalisyon 130 milyar avro tutarında bir konjonktür programı üzerinde uzlaşmaya vardı. 57 maddeyi kapsayan programda katma değer vergisinin düşürülmesi, 300 avro çocuk ikramiyesi, dolaylı ücret maliyetlerine bir tavan konması, elektrikli otomobillerin alımı için destek primi ve hem işletmeler hem de yerel yönetimler için başka destekler öngörüyor. Yorumcular bu önlemleri farklı açılardan tartışıyor.

Korona krizinin başladığı günden bu yana İsveç pandemi karşısındaki fazla gevşek tutumuyla dikkatleri üzerine çekmiş durumda. Nispeten yüksek ölüm sayıları nedeniyle son zamanlarda eleştirel sesler yükselmeye başlamıştı. Ülkenin önde gelen virologlarından Anders Tegnell çarşamba günü, ülkenin bu stratejisinin kısmen gözden geçirilmesi gerektiğini açıkladı. İsveçliler yetkilileri zamanında yeterince eleştirmedi mi?

Avrupa'da yeni vaka sayıları toplamda azalmaya devam ediyor. Öte yandan son günlerde pek çok ülkede vaka sayıları artmaya başlayınca kaldırılan bazı önlemler geri geldi. Yorumcular son haftalarda bir ara bilanço çıkarıp soruyor: Avrupa pandemiden neler öğrendi, daha neler öğrenmeli?

Pandeminin kontrol altına alınmasına yönelik önlemler çerçevesinde açlık çeken insanların sayısında ciddi bir artış görüldü. Aynı zamanda çiftçiler de üretim süreçleri ve tedarik zincirlerinin bozulmasının yanı sıra birçok bölgede talebin de düşmesi nedeniyle ürünlerini satamadı. Gıda tedarik zincirindeki karmaşık ilişkiler ve bağımlılıklar, kriz sırasında görünür hale geldi. Bu konuda düşünmenin zamanı geldi.

Romanya Başbakanı Ludovic Orban zor durumda: Orban bir fotoğrafta kabinesinin bazı üyeleriyle birlikte başbakanlıkta koruma maskesi takmadan parti yaparken görülüyor. Buna ilave olarak alkol ve sigara içiyorlar. Orban fotoğrafın ortaya çıkmasının ardından kendi hakkında şikayette bulundu ve yaklaşık 500 avroluk bir ceza ödedi. Ancak yorumcular, bunun yarattığı zararı karşılamakta yeterli olmadığı görüşünde.

Macaristan salı günü olağanüstü halin bittiğini duyurdu. Bu uygulama Orbán'a ülkeyi Mart ayından itibaren belirsiz bir süreliğine kanun hükmünde kararnamelerle yönetme imkanı vermişti. AB Komisyonu bu adımı şüpheyle izlemişti. Hükümete yakın basın memnun, ama muhalif medyaya göre ortada rahat nefes almayı gerektirecek bir durum yok.

Brezilyanın aşırı sağcı devlet başkanı Bolsonaro, Covid-19'u pek çok kez "küçük bir grip", pandemiyi ise "medyanın mizanseni" olarak tanımlamıştı. 25 bin ölü ve kayıtlı 500 bin vakayla Brezilya, pandeminin yeni merkezi haline geldi. Yorumcular Bolsonaro'nun popülist politikalarının krizi nasıl körüklediğini açıklıyor.

Konser salonları, sinemalar, tiyatrolar ve sergiler, Korona krizi sırasında kapılarını kapatmak zorunda kaldıkları ve bugüne kadar ziyaretçi ve izleyici alamadıkları için büyük zorluk yaşıyor. Yorumcular, sokağa çıkma kısıtlarının kaldırılmasının ardından kültür sektörünün yeniden canlanabilmesi için devletten etkili bir destek bekliyor.

Britanya Başbakanı Boris Johnson, Korona nedeniyle konan sokağa çıkma yasağını defalarca delen sağ kolu Dominic Cummings'e destek çıktı. Hatta Cummings'in ailesiyle ülkeyi bile gezdiği biliniyor. Yurttaşların çoğu hükümetlerini çifte standart uygulamakla itham etse de yorumcular bölünmüş durumda.

Avrupa hükümetleri Covid-19'un yayılmasına karşı aldıkları koruma önlemlerini farklı ölçülerde gevşetti. Uzmanlar gevşemenin sonucunda ikinci bir dalganın yaşanıp yaşanmayacağını, yaşanırsa ne boyutta yaşanacağını tartışırken, köşe yazarları önümüzdeki ayların virüslü yaşamını mercek altına alıyor.

Macaristan'da sokağa çıkma kısıtlarının bu pazartesiden itibaren yeniden gevşetilmesiyle Korona krizinin toplumsal etkileri odak noktasına yerleşti. Resmi verilere göre mart ayında 56 bin insan işsiz kaldı, şirketlerin yarıdan fazlası en az yüzde 30'luk bir ciro kaybı yaşadı. Macaristan medyası toplumun kıyısında kalmış kesimine nasıl yardım edilebileceğini tartışıyor.

Danimarka, Hollanda, Avusturya ve İsveç, tüm AB ülkelerinin ortak borçlarını kapsayacak, Merkel ile Macron'un yeniden inşa planına karşı çıkıyor. Dört devlet bu hafta sonu, acil Korona desteklerini iki yılla kısıtlı tutan ve mali yardım yerine, özellikle etkilenmiş devletlere uygun kredi verilmesini öngören bir karşı taslak getirdi. Mantıklı bir çözüm mü?

Almanya Koronavirüs salgını nedeniyle zor durumda kalan Lufthansa'nın krizi aşabilmesi için dokuz milyar avroluk yatırım yapmak istiyor. Kurtarma paketi, yüzde 20'lik bir hisse alımının yanı sıra hisse senedine dönüştürülebilir tahvil de içeriyor. Devletin hissesi şirketin kararlarını engellemeye yetecek düzeyde olmayacak, yine de köşe yazarları böyle bir müdahalenin iyi olup olmayacağını tartışıyor.

İspanya'nın Sosyalist Partili Sánchez yönetimindeki sol azınlık hükümeti, ülkedeki teyakkuz halini uzatmak için gerekli çoğunluğu bulmakta giderek zorlanıyor. Baskçı Ayrılıkçılar'ın (Bildu) altı milletvekilinin çekimser oy kullanması için, bir önceki hükümetin istihdam piyasası reformunu geri çekmeye söz verdi. Kabine birkaç saat sonra geri adım attı. İstikrarlı bir hükümet böyle mi davranır?

Çilek hasadı zamanı yaklaşırken Estonya'da mevsimlik işçi kavgası başladı. Hükümet, çiftçilerin talebine ve komşu ülkelerin aksine, enfeksiyon riski nedeniyle ülkeye hasatta çalışacak mevsimlik işçi sokmamakta kararlı. Estonya basını bu tutuma karşı çıkıyor ve arkasında aşırı sağcı iktidar partisi Ekre'nin siyasi motivasyonlarının yattığını düşünüyor.

Taşıyıcı annelerin dünyaya getirdiği yüzden fazla çocuk, ebeveynleri pandemi nedeniyle seyahat edemediğinden Ukrayna'da mahsur kaldı. Düşük ücretleri nedeniyle Ukraynalı taşıyıcı anneler, kendileri çocuk sahibi olamayan Batı Avrupalı çiftlerce tercih ediliyor. Medya mevcut olağanüstü halden bağımsız olarak taşıyıcı annelerin gördüğü muameleyi eleştiriyor.

Almanya ve Fransa, Korona krizini takip edecek yeniden yapılanma döneminde AB'nin ortak borçlanmayla 500 milyar avroluk bir fon oluşturmasını istiyor. Ancak bunun için 27 üye ülkenin oy birliğiyle karar vermesi gerekiyor. Kuzeydeki ve doğudaki üye ülkelerse planı eleştiriyor. Bu ülkelerin gerekçeleri ve planı durdurma şansları ne?

ABD'de 3 Kasım'da yapılacak başkanlık seçimlerinde sabık Başkan Obama altında başkan yardımcılığı yapmış, Demokrat aday Joe Biden görev başındaki Cumhuriyetçi Donald Trump'a meydan okuyacak. Şu ana kadar seçim mücadelesi, ABD'de rekor düzeyde ölüme neden olmuş Covid-19'in gölgesinde kalmıştı. Bu koşullarda iki adayın şansı nedir?

Fransız ilaç devi Sanofi'nin Yönetim Kurulu Başkanı Paul Hudson, şirketin aldığı mali yardım nedeniyle Korona aşısı tedarikinde ABD'ye öncelik tanıyacağı ifadesiyle büyük tartışmalara yol açtı. Hudson bu konuda geri adım atmış olsa da üreticilerin yanı sıra siyaset de sağlık ve adalet konularında kafa yormak zorunda.

Estonya ekonomi bakanlığı, hava trafiğinin başlatılmasına izin verdi. Ancak hükümete göre Covid-19 bulaşı riskinin hala yüksek olduğu ülkelerden uçuşlara izin verilmeyecek. Bu ülkeler İsveç, Büyük Britanya, Belçika, Türkiye, Rusya ve Belarus. Estonya medyası bu karar karşısındaki şaşkınlıklarını gizleyemiyor.

Covid-19 Avrupalılara, özellikle sağlık ve eğitim sistemi gibi kamu hizmeti işleyen bir devletin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Köşe yazarları çoğu ülkenin her şeye rağmen krizi iyi yönettiğini düşünüyor ve devlet-vatandaş ilişkisinin uzun vadede değişip değişmeyeceğini sorguluyor.

Birçok Avrupa ülkesi Korona önlemlerinin gevşetilmesi çerçevesinde sınırların hemen ya da en kısa zamanda açılması konusunda anlaştı. Avrupa basını karardan memnun, ancak kimi yorumcular kriterlerin somutlaştırılmasından ve gelecekte yaşanacak pandemilerde sınırlar kapatılırken de işbirliği yapılmasından yana.

Haziran ayında, Almanya'nın en büyük mezbaha işletmesi Tönnies'te en az 1500 Doğu Avrupalı işçide Koronavirüs olduğu anlaşıldı. Daha mayıs ayında bir mezbaha, Korona vakası nedeniyle kapatılmıştı. Yorumcular Doğu Avrupalı işçilerin Almanya'daki şaibeli çalışma koşullarını ve bunların ardındaki mekanizmaları aydınlatıyor.

Korona günlük hayatımızı temellerinden değiştirdi. Ekonomi, çalışma hayatı, boş zaman, eğitim dahil bütün yaşam alanları değişti. Köşe yazarlarının çoğuna göre hayata ara verdiğimiz bu dönemin sunduğu fırsatlara ve pandemi sonrası hayata kafa yorma zamanı.

Brüksel AB sınırları içinde yaz turizmiyle ilgili önerilerini açıkladı. Buna göre üye ülkeler hijyen ve fiziksel mesafe kurallarının korunmasını ve temasların takibini güvence altına almalı. Tatil yapabilmenin koşulları, bulaş riskinin düşük olması, yeterli test bulunması ve sağlık sistemlerinin kapasitesinin dolmaması. Bu plan sektörü canlandırabilecek mi?

Türk lirası Korona krizinden önce de zordaydı. Pandemi başladıktan sonra yüzde 20 değer kaybetti. Geçtiğimiz hafta dolar karşısında rekor bir seviyeye düştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümete yakın medya yabancı finans kuruluşlarını suçluyor. Muhalif seslere göreyse neden bambaşka.

Çarşamba akşamı İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, hükümetin Korona kriziyle mücadele amacıyla çıkardığı yardım paketini açıkladı. Paket ekonomi, aileler ve işsizler için 55 milyar avro içeriyor ve adı da Rilancio (yeniden başlatma). İtalya basını plana kuşkuyla yaklaşıyor.

Korona krizinin ekonomik sonuçlarını hafifletmek için Avrupa'da birçok ülke farklı acil yardım programları yürürlüğe soktu. Köşe yazarları, herkes için mümkün olanın en iyisinin yapıldığından ve programların işlevselliğinden pek de emin değil.

Büyük Britanya ve ABD gibi bilhassa liberal ekonomik düzene sahip ülkeler, pandemiden yoğun biçimde etkileniyor. Krizin dünya ekonomisine etkisi her ülkede hissedilse de küresel finans piyasaları, istikrarlarını nispeten korudu. Yorumculara göre tüm bunlar mevcut ekonominin açmazlarına işaret ediyor.

Yetersiz sağlık sistemleri, devasa yoksul semtler, olmayan alt yapı... Uzmanlar bütün bunların ışığında Afrika'da Korona pandemisinin felakete neden olacağını düşünmüştü. Ancak şu anda vaka sayısı az, ölüm vakaları daha da az. Bilinmeyen vakaların çok yüksek olduğuna işaret eden yüksek ölüm oranları da yok. Bütün bunlar köşe yazarlarına göre bugüne kadar görmezden gelinen bir gücün göstergesi.

Dünya çapında 200 farklı ekip Koronavirüs aşısını arıyor. Uluslararası bir donör toplantısında AB, küresel düzeyde aşı, ilaç ve test malzemesi dağıtımına destek amacıyla 7,4 milyar avro topladı. Ancak ABD ile Çin, bu etkinliğe katılmamayı tercih etti. Basın, rekabetçi yaklaşımın, araştırma alanında beklenen başarıları engelleyeceğinden endişeli.

Korona pandemisinin getirdiği kısıtlamalara karşı Avrupa'da protestolar büyüyor. Hafta sonu Almanya, Büyük Britanya, Polonya, İspanya ve İsviçre'de insanlar sokağa çıktı. Köşe yazarları göstericilerin kimi endişelerini ve taleplerini anlayabildiklerini ifade ederken, kargaşa tehlikesine işaret etmekten geri durmuyorlar.

Romanya'da Korona önlemlerine muhalefetten kesilen 4 bin 166 avroya kadar para cezaları, Romanya Anayasa Mahkemesi'nin çarşamba günü aldığı kararla anayasaya aykırı bulundu. Romanya'daki ortalama aylık gelir yaklaşık 1100 avro düzeyinde. Romanya'da 120 milyon avro tutarında 300 bin ceza kesildiği tahmin ediliyor. Mahkemenin kararı doğru mu?

AB Komisyonu, Korona pandemisi nedeniyle 2020'de ekonominin yüzde 7,7 oranında küçüleceği tahmininde bulunuyor. AB içindeki en büyük gerileme, yüzde 9,7 ile Yunanistan'da bekleniyor; bunu İtalya ve İspanya izliyor. Yorumcular, siyasetin yapacaklarından bağımsız olarak yepyeni boyutta bir kriz beklentisinde.

Pandemi sırasında seçime yönelik hükümet cephesinden de eleştiriler yükselmeye başlayınca, Polonya, cumhurbaşkanını 10 Mayıs'ta seçmekten vazgeçti. Halen cumhurbaşkanı olan Duda, iktidardaki PiS partisinin adayı olarak seçimin favorisiydi. Seçimin Haziran ayına ertelenmesinin anayasaya ne kadar uygun olduğu ise belirsizliğini koruyor.

ABD, Koronavirüs'ün kaynağı konusunda Çin'in yalan söylediği yönündeki suçlamalarını, dozajını arttırarak sürdürüyor. Dışişleri Bakanı Pompeo, virüsün Vuhan'da bir laboratuvarda oluşturulduğuna dair ellerinde kanıt olduğunu söyledi. Dünya Sağlık Örgütü ise Pekin'i DSÖ ekiplerini ülkeye sokmadığı için eleştirirken, ABD'nin suçlamalarını spekülatif bulduğunu da ekliyor. Köşe yazarları ABD'nin tutumunu kuşkuyla izliyor.

Şu sıralar Rusya, Avrupa'da günlük yeni Korona enfeksiyonları sayısının en yüksek olduğu ülke. Birçok kentte hastaneler birer enfeksiyon ocağı oldu. Tıbbi personel yeteri miktarda koruma donanımı olmamasından şikayetçi ve çok sayıda meslektaşlarına hastalığın bulaştığını, kimilerinin hayatını kaybettiğinden dert yanıyor. Basın da konuya eleştirel yaklaşanlardan.

Koronavirüs birçok huzurevinde özellikle hızlı yayıldı. Covid-19 hastalığı yaşlıları daha çok sarstığı için önemli bir sorun bu. Avrupa basını siyaseti başarısızlıkla suçluyor ve huzurevlerinin perde arkasına işaret ediyor.

Korona krizi ulaşım sektörünü de vurdu. Uçaklar kalkamadı, tren ve otobüs yolcularının sayısı hızla düştü, özel araç ve bisiklet tercih edilmeye başlandı. Köşe yazarları bu mücadeleden hangi ulaşım aracının zaferle çıkacağını ve trafikte bir dönüm noktası yaşanıp yaşanmayacağını tartışıyor.

Dünyanın dört bir yanında devletler, sokağa çıkma kısıtlamalarını tek tek gevşetmeye başlarken bir yandan da normal hayata dönüş için en uygun formülü arıyor. Ancak görünen o ki, alışılageldik yaşama dönüş herkesin tercih ettiği bir şey değil.

Medya kuruluşları Korona krizi sırasında bir açmazla karşı karşıya: Pandeminin seyri hakkında bilgilenmek için giderek daha çok insan medyayı kullanırken, reklam geliri düşen basın ve yayın kuruluşları büyük gelir kaybı yaşıyor. Bazı hükümetler kurtarma programları planlarken, yorumcuların bir kısmı bundan pek de memnun değil.

Kısıtlamalar, gevşemeler, yardım paketleri: Kriz döneminde hükümetler kamusal ve özel hayatları en ufak ayrıntısına kadar belirliyor. Yorumcular güçlü bir devletin böylesi ciddi durumlarda bir avantaj mı olduğunu, yoksa yurttaşlar ve şirketlerin daha eleştirel bir yaklaşım mı sergilemeleri gerektiğini tartışıyor.

Avrupa'nın birçok ülkesinde Covid-19 nedeniyle seyahat kısıtlamaları sürüyor. Ancak yaklaşan tatil sezonuyla birlikte öncelikle geçimlerini turizmden sağlayan bölgelerde güvenlik mesafesi korunarak tatil yapmanın stratejileri üzerinde çalışılıyor. Köşe yazarları krizi, sektörün sorunlu alanlarının elden geçirilmesi için bir fırsat olarak görüyor.

Muhafazakar Halk Partileri (EVP) Grup Başkanı ve Avrupa Konseyi eski Başkanı Donald Tusk, Polonya'daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin boykot edilmesi çağrısında bulundu. Tusk, seçimin anayasaya aykırı olduğunu söylüyor. Pandemiye rağmen 10 Mayıs'taki seçimi ertelemeyen Varşova hükümeti haftalardır eleştiriliyor. Seçmenin tamamı mektupla oy kullancak.

AB ülkeleri Korona krizi nedeniyle uygulamaya konan sınır kontrollerini dikkatli adımlarla gevşetmekten yana. Avrupa Konseyi Başkanı ve Hırvatistan Dışişleri Bkanı Davor Bozinovic, Avrupalı meslektaşlarıyla yaptığı bir video konferansın ardından şunları söyledi: "Yeni bir enfeksiyon dalgasının mutlaka önlenmesi konusunda mutabık kaldık." Bozinovic somut bir süre dile getirmedi. Basında konuyla ilgili karşıt görüşler yer alıyor.

Korona pandemisi sivil havacılık sektörüne büyük bir darbe indirdi. Uçakla seyahat eden kalmadı, havayolu şirketleri varlıklarını sürdürebilmek için mücadele veriyor. Birçok ülkede devletin devreye girip şirketleri kurtarması tartışılıyor. Köşe yazarları bu gelişmeyi istihdam, yolcu hakları ve iklimin korunması bağlamında ele almış.

Avrupa'nın birçok ülkesinde okullar haftalardır kapalı. Birçok öğretmen, internet yoluyla müfredatı çocukların ve gençlerin ayağına götürmeye uğraşıyor, ancak bu alanda herkes eşit koşullara sahip değil. Bu bağlamda okulların kısa zamanda açılması tartışılıyor. Ayrıca hastalıktan korunma ile eğitim alanlarının nasıl birbiriyle uyumlu hale getirilebileceği üzerine öneriler ifade ediliyor.

Çin'in, Korona krizinde Pekin'in eksiklerini dile getiren bir AB raporunu yumuşatmayı başardığı öğrenildi. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisi'nin (EAD) raporuna göre Çin ve Rusya'daki devlet kaynakları, pandemiye ilişkin bilinçli olarak yalan bilgi yayınlıyor. Yorumcular Pekin'in dezenformasyon politikasının ardında yatan motivasyonu ve Avrupa'nın nasıl tepki vermesi gerektiğini tartışıyor.

Avrupa'da birçok ülkede ne zaman ve hangi koşullar altında yeniden futbol oynanabileceği tartışılırken, futbol devi ülkeler arasında ilk olarak Hollanda, sezonu iptal ettiğini açıkladı. Kulüpler itiraz ederken, bir kulüp dava açma tehdidinde bulundu. Yorumcular Covid-19'a karşı alınan önlemlerin, futbolun toplumsal işlevinden daha önemli olup olmadığını tartışıyor.

ABD'de yayınlanan Forbes dergisi nisan ayı ortasındaki bir sayısında herkesin dikkat kesilmesine neden olan bir yazı yayınladı: Kadınların iktidarda olduğu ülkeler, Korona kriziyle başa çıkmada daha iyi stratejiler geliştirdi ve buradaki ölüm sayıları daha düşük. Bu fark bilhassa ABD ve Britanya gibi devletlere kıyasla öne çıkıyor. Forbes'un tezi sosyal ağlarda ve medyada hala tartışılsa da bazı kesimlerde karşılık bulmuyor.

Hollanda ve Fransa, Korona krizini atlatabilmesi için havayolu şirketi Air France-KLM'i milyarlarca avroyla destekleyerek kurtarmayı düşünüyor. İki ülkenin de şirkette hisseleri var. Kurtarma planları Hollandalı yorumcuları rahatsız ediyor.

Birçok Avrupa ülkesinde Covid-19 önlemlerinin peyderpey gevşetilmesiyle az da olsa normal hayata dönüş başladı. Mağazalar açıldı, çocuklar okula dönüyor, dışarı çıkma kısıtlamaları esnetildi. Köşe yazarları insan faktörünün geçiş sürecinde yaratacağı problemleri ve sürprizleri inceliyor.

Türkiye'de cuma günü Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşunun 100. yılı kutlandı. Resmi tören Ankara'daki 1. Meclis binasında yapıldı. Ancak pandemi nedeniyle, diğer yılların aksine bu kez halk kutlamaları yapılamadı. Yorumcular bu durumun, tarihi kutlamaya layık olmadığı görüşünde.

Müslümanların oruç ayı olan Ramazan olağanüstü koşullarda başladı. Korona krizi yüzünden camiler birçok ülkede namaz zamanı kapalı kalacak. Hac ve toplu iftarlar çoğu yerde yasaklandı. İçinde bulunduğumuz koşullara rağmen Ramazan'a gerçek anlamını vermek mümkün mü?

Avrupa Birliği devlet ve hükümet başkanlarının perşembe günü yaptığı video konferanstan 540 milyar avroya ulaşan Korona kredisi desteği çıktı. Bu krediler hazirandan itibaren şirketlere, borcu olan devletlere verilecek ve kısa çalışma programına aktarılacak. Ortak Korona tahvili çıkarma konusu ise rafa kaldırıldı. Bütün bunlar dayanışma işareti mi, yoksa Avrupa'nın içindeki uçurumu daha da mı derinleştiriyor?

Portekiz cumartesi günü kurtuluş gününü kutlayacak. 1974'te António de Oliveira Salazar diktasının sonunu getiren Karanfil Devrimi'yle 25 Nisan ülkede ulusal bayram ilan edildi. Pandemi nedeniyle Portekizliler bu yıl evde kalmak zorunda olsa da milletvekilleri 100 kişilik küçük bir grup halinde parlamentoda kutlama yapmak istiyor. Basın bu girişimin uygunluğunu tartışıyor.

Geçtiğimiz hafta Uluslararası Para Fonu IMF, Korona pandemisinin, 1930'lu yıllardaki dünya ekonomik krizinden sonraki en büyük resesyona neden olacağı öngörüsünde bulundu. 1929'daki Büyük Buhran geniş kitlelerin işsiz kalmasına ve faşizme yönelmesine neden olmuştu. Yorumcular bizleri benzer bir geleceğin bekleyip beklemediğini tartışıyor.

Korona krizinde gözler hiç olmadığı kadar bilim insanlarına çevrildi. Özellikle saygın virologlar ve epidemiyologlar, ama onların yanı sıra yetkili resmi kurumların başkanları da her ülkede krizin tanınan yüzleri haline geldi. Avrupa basını yanlış beklentiler ve körlemesine bir güven duygusuna karşı uyarıyor.

Avrupa'daki devletler, toplumsal hayatı bir an önce normale döndürmek için gönüllülüğe dayalı akıllı telefon uygulamaların kullanımını tartışıyor. Bunların, tıpkı Güney Kore örneğindeki gibi kullanıcılarına enfeksiyonlu insanları göstermesi düşünülüyor. Yorumcular uygulamanın faydalarını ve bununla ilişkili gözetleme kaygılarını tartışıyor.

Korona krizi sırasında insanlar mali kayba uğradığı için, şimdi siyasetçilerden de maaşlarının bir kısmından feragat etmesi bekleniyor. Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, maaşının yüzde 20'sinden vazgeçerken, Avusturyalı bakanlar da birer maaş tutarında bağış yapmayı kararlaştırdı. Avrupa medyası böyle bir adımın dayanışma adına uygun olduğu konusunda mutabık değil.

AB devlet ve hükümet başkanları, perşembe günü (yarın) Korona kriziyle mücadele kapsamında yeni bir zirve için buluşacak. Zirvede pandemi önlemlerini gevşetmeye ve ekonomik yükleri hafifletmeye yönelik ortak stratejiler görüşülecek. Ancak anlaşmazlıklar son haftalarda pek de azalmadı. Yorumcular acil ve temkinli adımlar bekliyor.

Koronavirüs pandemisinin ortasında petrol fiyatı, New York Borsası tarihinde ilk kez eksiye düştü. ABD'li referans petrol türü WTI'nin (West Texas Intermediate) mayıs sevkiyatı fiyatı, pazartesi günü borsa kapanışında varil başına eksi 37,63 ABD Doları düzeyindeydi. Pandemi petrol çağının sonunu mu getirecek?

Birçok Avrupa ülkesinde haftalar süren sokağa çıkma kısıtlamalarının ardından önlemlerin ne kadar uygun olduğunu sorgulayan sesler yükselmeye başladı. Kapsamlı bir gösteri yasağı gerekli mi gerçekten de? Serbest dolaşım özgürlüğüne ne oldu? Avrupa basını, sağlık önlemleri adına içine düşülecek antidemokratik tuzakların enine boyuna düşünülmesini talep ediyor.

Milyonlarca ortodoks Hıristiyan, hafta sonu Paskalya yortusunu kutladı. Korona krizi bu kutlamalara da damgasını vurdu. Dini merasimler boş kiliselerde yapılırken inançlılar evlerinde kaldı. Yunan, Rumen ve Rus medya organları bu tuhaf yortuyu değerlendiriyor.

Sokağa çıkma kısıtlarını gevşetmeye cesaret eden Avrupa ülkelerinin sayısı giderek artıyor. İspanya'da cumartesi gününden beri belli yaş grupları belli saatlerde yürüyüşe çıkabiliyor. Yunanistan'da sokağa çıkmak için artık telefon mesajıyla izin istemek gerekmeyecek. Köşe yazarları Korona pandemisinin ardından insanları olağan günlük yaşantılarının bekleyip beklemediğini tartışıyor.

Koronanın sebep olduğu zorunlu bir aranın ardından AB ve Büyük Britanya, Brexit sonrası ilişkilerini belirlemek için bu hafta yeni bir denemeye kalkışacak. Londra, AB'den çıkış için belirlenmiş geçiş mühletini uzatmak istemiyor. Geçici dönemin 31 Aralık'ta sona ermesi planlanmıştı. Medyada pandemiyle akut mücadele ve virüsün etkileri karşısında bu planların yüklediği sorumluluklar tartışılıyor.

İtalya ekonomisinin kalbi sayılan Lombardiya şu anda tüm dünyada Korona pandemisinden en çok etkilenen bölge. Sadece geçtiğimiz cumartesi tüm İtalya'daki yeni vakaların yüzde 94'ü Lombardiya'daydı. İtalyan basını olası nedenleri tartışıyor.

Korona pandemisiyle mücadele ve önlemlerin gevşetilmesi tartışması kuşaklar arası bir çatışmaya dönüşüyor. Bir yanda yaşlı ve zayıf insanların sağlığı bulunurken diğer yanda gençlerin sağlığı ve ekonomik varkalımları söz konusu. Avrupa medyası bunu çözülmesi zor, etik bir ikilem olarak görüyor.

ABD Başkanı Trump, salı günü ABD'nin Dünya Sağlık Örgütü ödemelerini dondurduğunu açıkladı. Trump'ın açıklamalarına göre "Koronavirüsün yayılmasındaki kötü performans ve örtbas çabaları" sırasında DSÖ'nün oynadığı rol incelenecek. Yorumcular DSÖ'nün eleştiriyi hak ettiğini teslim etmekle beraber Trump'ın tavrına farklı şekilde yaklaşıyor.

Romanya'daki inançlı insanlar Ortodoksların Paskalya yortusunda Koronaya rağmen kiliseye gidip kutsanmış ekmek almak istedi. İçişleri Bakanı Vela sert eleştiriler karşısında geri adım attı; isteyenlerin evine kutsanmış ekmek ve 'kutsal ateş' götürülebileceğini söyledi. Romanya'da Paskalyanın önemine vurgu yapan basın, bakanın önerisini akla uygun tek çare olarak yorumluyor.

İtalya hükümeti, AB'nin Korona yardım paketinden gelecek 39 milyar avroyu kabul etmeyeceğini açıkladı. İtalya Ekonomi Bakanı Yardımcısı Misiani, ülkesinin sadece kısa süreli çalışma ücretleri ve Avrupa Yatırım Bankası kredileri şeklindeki yardımları kullanacağını ekledi. Kararın arkasında kim var?

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Korona kriziyle ilgili olarak dördüncüsünü pazartesi günü yaptığı televizyon konuşmasında pandemiyle mücadelede hatalar yapıldığını kabul etti. Geçtiğimiz hafta hükümetin kriz yönetimi, koruyucu ekipmanların yetersizliği, harekete geçmekte gecikilmesi ve çelişkiler nedeniyle kıyasıya eleştirilmişti. Yorumcular cumhurbaşkanının konuşmasını farklı biçimlerde yorumluyor.

Korona pandemisinin yarattığı sosyal mağduriyetleri azaltmak için koşulsuz temel gelir talepleri yükselmeye başladı. İspanya hükümeti herkese ömür boyu temel gelir planladıklarını açıkladı. Köşe yazılarında bu gelirin anlamlı olup olmadığı ve nasıl finanse edileceği tartışılıyor.

Dünyada sürdürülen tartışmanın odağı Koronavirüsün yavaşlatılmasından ekonomi ve günlük hayata getirilen kısıtlamalara çare aramaya kaydıkça, iklimin korunması gibi eskiden öncelikli olan çevre konuları toplumların gündeminden çıkmış görünüyor. Avrupa basını bu sorunun önemini yitirmediği, aksine daha da önem kazandığı konusunda hemfikir.

Uluslararası Para Fonu IMF, Korona pandemisi nedeniyle 1930'lardaki dünya ekonomi krizinin ardından en büyük ekonomik durgunluğu bekliyor. Avro Bölgesi'nde ekonomik üretim yüzde 7,5, küresel olarak ise yüzde üç oranında gerileyecek. Avrupa basını tedirgin ve olası sonuçları tartışıyor.

Korona pandemisi kimi gözlemciye göre kuşaklar arasındaki çatışmayı kızıştırmışa benziyor. Son zamanlarda sosyal ağlarda, "BoomerRemover" ifadesi bir salgın halini aldı. Bu ifade 2. Dünya Savaşı sonrası doğmuş yaşlı kuşağı bertaraf etme anlamında kullanılıyor. Bunun sebebi, bilhassa yaşlı nüfusun risk grubu oluşturması.

Covid-19'un sağlık sistemleri pandemiye karşı hazırlıksız Afrika ülkeleri üzerindeki etkisi karşısında sürekli ikazlarda bulunuluyor. Bu ikazlar ırkçılık mı içeriyor? Yorumcular, Korona pandemisiyle mücadelede nerelerde ırkçı bir tavır algıladıklarını anlatıyor.

Korona önlemleri yüzünden şu sıralar Avrupa'da hasat kaldıracak yüz binlerce yabancı tarım işçisi açığı var. Bu önlemlere rağmen son iki haftada Almanya'ya sezonluk işçi taşıyan özel izinli uçaklar indi. 9 Nisan'daysa Romanya'da, Kaloşvar'da 2 bin yolcunun havalimanı önünde izdiham yaratması manşetlere çıkmıştı. Tarımda önemli bir yanlış mı yapılıyor?

AB maliye bakanları Paskalya Yortusu öncesi AB tarihinin en büyük yardım paketinin çıkarılmasını kararlaştırdı. Sağlanacak 540 milyar avro şirketler ve devletlere verilecek krediler ve işsizlik sigortası ödemelerinde kullanılacak. Tartışmalı Korona tahvilleri ise şimdilik gündemden kalktı. Yorumcular, mutabakata şüpheyle yaklaşıyor.

2018 yılında AB'de çalışanların sadece yüzde 15'i evden çalışıyordu. Bu oran Korona pandemisi sırasında büyük bir olasılıkla artmıştır. Köşe yazarları, dört duvar arasına sıkışıp kalmış olarak çalışmanın zorluklarını betimliyor.

Sosyal mesafe kuralı insanların yakınlaşmasını zorlaştırdı. Özellikle ne partneri ne de ailesi olanlar tecrit duygusunu daha yoğun yaşıyor. Öte yandan partnerler ve dostluklar da pandemiden nasibini almış durumda. Köşe yazarları kadercilik, özlem ve umut arasında gidip gelen, temasın olmadığı bu dünyayı tasvir ediyor.

Hıristiyanların en önemli dini bayramı olan Paskalya bu yıl bambaşka olacak. Sokağa çıkma kısıtlamaları ve sosyal iletişim yasağı kiliselerin kapısına kilit vurdu, dini ayinler yapılamıyor. Kiliseler online ayinler düzenliyor. Papa da Roma'dan canlı yayın yapıyor. Medya, eve kapanmanın inançlı insanları nasıl etkilediğini tartışıyor.

Avrupa'da bazı ülkeler alışveriş sırasında ya da kamusal alanda ağız ve burnu kapamayı şart koşarken başka hükümetler, maske kullanımının faydasından emin olmadıkları ya da yeterli sayıda maske olmadığı için hala tereddüt ediyor. Bazı devletler ise halihazırdaki maske zorunluluğunu kaldırmayı düşünüyor. Maske tartışmalı bir konu olmayı sürdürüyor.

Yeni Koronavirüsle mücadelede neredeyse tüm devletler, sağlığın korunması amacıyla yurttaşlarının özgürlüklerini kısıtlayıcı önlemler alıyor. Bazıları, diğerlerine göre daha ileri gidiyor. Diktatörlükler virüsle mücadele kisvesi altında güçleniyor mu, yoksa otoriter liderler sonunda virüs karşısındaki çaresizliklerini mi fark ediyor?

Avusturya hükümeti önümüzdeki haftadan itibaren sokağa çıkma kısıtını kademeli olarak gevşetmeye karar verdi. Belirli koşullar altında önce küçük dükkanlar ve atölyeler açılacak, bunu mayıs ayından itibaren diğerleri takip edecek. Kimi medya kuruluşları bu adımın tehlikeleri konusunda uyarırken, diğerleri kararı sorumluluk sahibi bir siyaset olarak yorumluyor.

AB maliye bakanları, Korona krizinin ekonomik etkilerini hafifletmek için ortak bir avro tahvilinin çıkarılmasını, salı günü (bugün) bir kez daha görüşecek. İtalya ve İspanya, Eurobond'u şiddetle savunurken Almanya ve Hollanda şu ana kadar karşı çıktı. Yorumcular AB'nin bu konu yüzünden dağılabileceği yönünde uyarıyor.

Covid-19'a yakalanan Britanya Başbakanı Boris Johnson pazartesi akşamı yoğun bakıma kaldırıldı. 55 yaşındaki başbakanın sağlık durumunun kötüye gittiği açıklandı. Medya, Johnson'un Koronavirüs tehlikesi karşısında ihmalkar davranarak sadece kendini değil ülkeyi de tehlikeye attığını söylüyor.

Kraliçe II. Elizabeth, Britanyalılara seslendiği televizyon konuşmasında halkı, Koronavirüs pandemisi karşısında sağlam durmaya çağırdı. Önümüzdeki yıllarda herkesin bu felaket karşısındaki duruşuyla gurur duyacağını umduğunu da sözlerine ekledi. Kraliçe'nin Noel mesajları dışında ulusa seslenmesi çok nadirdir. Ancak yorumcular, buna değdiği görüşünde.

İlk adımı Avusturya attı ve salı günü Koronavirüse karşı alınan önlemleri gevşetmeye başladı. Diğer Avrupa ülkelerinde de Korona kısıtlamalarını kaldırmaya yönelik çıkış stratejileri planlanıyor. Köşe yazarları, doğru zamanlamayı ve toplumların hangi açmazlarla karı karşıya olduklarını tartışıyor.

Avrupa Komisyonu AB'de kısa çalışma ödeneğini yürürlüğe sokmak istiyor: Bu uygulama uyarınca, üye ülkeler şirketlere, Korona krizi yüzünden personelin işine son vermeden üretimlerini ya da hizmetlerini azaltma ya da kısmen durdurma olanağı sağlayacak. Avrupa Komisyonu bu uygulama için 100 milyar avro kredi almayı planlıyor. Ancak bunun dayanışma sağlayacağı konusunda medya organları hemfikir değil.

Doktorların başka ülkelere göç ettiği Romanya'da sağlık sistemi Korona krizinden önce de kötü durumdaydı. Şimdi ise koruyucu malzeme konusunda büyük sorunlar yaşanıyor. Yerel basında sağlık personelinin bazı hastanelerde iş bıraktığı haberi yer aldı. Ülke medyası tartışıyor: Anlaşılır bir tepki mi bu, yoksa sorumsuzluk mu?

Beklendiği üzere ülke çapında sokağa çıkma yasağı ilan etmek yerine Erdoğan, salı günü Milli Dayanışma Kampanyası başlattı ve yurttaşlardan, Korona pandemisi yüzünden işini kaybedenler için bağış yapmalarını istedi. Bağışa karşı çıkanlar, paranın hükümete yakın şirketlere gideceğinden endişe ediyor. Türk medyası kampanyayı farklı biçimlerde değerlendiriyor.

Pandemiyle mücadele kapsamında okullar kapandığı için birçok Avrupa ülkesinde öğrenciler haftalardır internet üzerinden eğitim alıyor. Oysa her çocuğun bir bilgisayarı yok, bazılarının internet erişimi dahi yok. Avrupa basını bir taraftan bu durumun toplumsal eşitsizlikleri perçinlediğini dile getirirken, diğer taraftan okulların açılması konusundaki çekincelerini de vurguluyor.

Avrupa'da, ağırlıklı olarak Çin'de üretilen koruyucu maske sıkıntısı yaşanıyor. Daha Mart ayının başında ihracat yasağı getiren Almanya'yı şimdi Çekya takip ediyor. Fransa'da tüm maske stokuna sağlık personeline dağıtılmak üzere el kondu. Yorumcular darboğazın nasıl aşılabileceğini tartışıyor.

Covid-19 pandemisi nedeniyle sokağa çıkmaya kısıt getiren Avrupa ülkelerinin çoğu bunu Paskalya tatiline ya da hemen sonrasına kadar uzattı. Ama hem uzmanlar hem de birçok köşe yazarı Lockdown tabir edilen kısıtlamaların az çok artarak devam edeceğini düşünüyor ve bu zor günlerle nasıl başa çıkacağımıza kafa yoruyor.

Korona krizi uluslararası siyaseti de sarstı. Çatışma halinde olan taraflar ansızın aynı tehditle karşı karşıya, köklü ittifaklarsa tehlikeye girdi. Gazeteciler pandemiden geriye kalması muhtemel köklü değişimleri tartışıyor.

Polonya seçimi ertelemiyor: Cumhurbaşkanlığı seçimleri 10 Mayıs'ta yapılacak. Varşova parlamentosu pazartesi günü, mart sonunda çıkartılan kriz yasasına dayanarak seçim kararı aldı. Hükümetin daha önce planlandığı gibi sadece 60 yaşın üstündeki -çoğunlukla PiS'i destekleyen- vatandaşlar değil, bütün Polonyalılar posta yoluyla oy kullanabilecek. Köşe yazılarındaki eleştiriler buna rağmen dinmek bilmiyor.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB üyesi devletleri orantısız kriz önlemleri almamaları yönünde uyardı. Macaristan Parlamentosu, olağanüstü hal yasasını onaylayarak Viktor Orbán'a ülkeyi KHK'larla yönetme hakkı tanımıştı. Avrupa basını bu modelin diğer ülkelere de sıçramasından endişeli ve Brüksel'den atağa geçmesini bekliyor.

Covid-19 ABD'yi de trajik realiteyle karşı karşıya bıraktı. 327 milyon nüfuslu ülkede 140 binden fazla hasta, 2 bin 400'ten fazla ölü var. Sosyal mesafe gibi salgını kısıtlayıcı önlemleri 12 Nisandaki Paskalya'ya kadar kaldırmayı düşünen Başkan Trump, bu süreyi 30 Nisan tarihine dek uzattı. Yorumcular ülkenin böyle bir krize hazırlıksız yakalandığını düşünüyor.

Sars-Cov-2 virüsünün yayılmasını yavaşlatma çabaları birçok insanı daha önce tanımadıkları zorluklarla baş başa bırakıyor. Kimileri çocuk bakımı ile evden çalışmayı bir arada yürütmeye çalışırken, diğerleri ayakta kalma savaşı veriyor. Köşe yazarları olağanüstü halin uzun vadeli sonuçlarını ve devletlerin nasıl tepki vermesi gerektiğini tartışıyor.

Avrupalı popülist sağcılar sınırların kapanmasına sevinedursunlar, Korona krizi başladığından beri pek çok ülkede sesleri duyulmaz oldu. İktidarda oldukları ABD ya da Brezilya gibi ülkelerde de krizle mücadeleleri kimseyi ikna etmedi. Medya ufukta olası bir rota değişikliğinin belirip belirmediğini tartışıyor.

G20 ülkelerinin devlet ve hükümet başkanları perşembe günü yaptıkları bir video konferansta dünya ekonomisine 4,5 trilyon avroluk bir yatırımda bulunma ve tıbbi sarf malzemeleri üretimini arttırma vaadinde bulundu. Güney yarımküredeki ülkelerle dayanışma konusu ise niyet ifadeleriyle kısıtlı kaldı. Yorumcular eyleme geçilmesi gerektiğini düşünüyor.

Pek çok Avrupa ülkesinde uygulanan sokağa çıkma kısıtları öncelikle virüsün yayılmasını yavaşlatmaya yarıyor. Çünkü çok sayıda insanın aynı anda hastalanması, en optimal şartlarda bakım sağlayan hastanelerin bile er ya da geç çökmesine neden olabilir. Kimi köşe yazarları esefle, sayısız devletin optimal bakım noktasından çok uzakta olduğunu söylüyor.

ABD Başkanı Trump'ın yanı sıra Avrupalı siyasetçiler ve bilim insanları da Covid-19'u sınırlandırmaya yönelik uygulanan kısıtlamaların kaldırılması konusunda yüksek sesle düşünüyor ve buna uygun stratejilerin geliştirilmesini istiyor. Kısıtlamaların gevşetilmesi için düşünülen ilk tarih Paskalya'yı takip eden günler. Köşe yazarları bu talepler için henüz erken değil mi, diye soruyor.

Birçok yerde uygulamaya konan sokağa çıkma yasakları ve dükkanların kapatılması yeni bir toplumsal yük anlamına geliyor. Bu günlerde yeni dayanışma biçimlerinin tomurcuklandığını görüyoruz. İnsanlar tanımadıkları insanlar için alışveriş yapıyor ve birbirlerini cesaretlendiriyor. Aynı zamanda kurallara uymayanlar ya da uymadıkları sanılanlar, muhbir vatandaşlar tarafından kuşkucu şekilde izleniyor.

Rusya'da Covid-19 nedeniyle yaşanan ölüm vakalarının nispeten düşük olmasının nedeninin verilerde sahtecilik olduğuyla ilişkin haberler, Rus yetkilileri öfkelendirdi. Resmi veriler eleştirileri haklı kılarken, bu verilerin bilinçli olarak mı tahrif edildiği yoksa veri toplamadaki yetersizliklerden mi kaynaklandığı belli değil. Bu işin doğrusu nedir?

Avrupa'da ilk SARS-CoV-2 enfeksiyonunun tespitinin üzerinden daha iki ay bile geçmedi. Bu süre zarfında virüs gündelik hayatı ve her geçen gün ekonomiyi de zorluyor. Devletler uygun yardımları ve Eurobond tahvillerini tartışırken yorumcuların bir kısmı krizde piyasaların kendilerini regüle edemeyeceğini söylüyor, diğerleriyse korumacılık uyarısında bulunup çivi çiviyi söker düsturunu savunuyor.

ABD'de Koronavirüs bulaşanların sayısı hızla artıyor. Ama Başkan Trump alınan önlemleri yakında gevşeteceğini açıkladı. Ekonomik durgunluğun Korona pandemisinden daha çok insanın hayatına mal olacağını düşünen Trump, Fox News televizyonunda "Çare, sorunun kendisinden daha kötü olmamalı," dedi. Bunun haklı bir yanı da var mı?

İsveç ilk günden itibaren Korona pandemisinin kontrol edilmesi için daha katı önlemler almaya yanaşmadı. Sınırlar ve ilkokullar kapatılmadı, sokağa çıkma kısıtlaması konmadı. Ancak ölüm vakalarının artması İsveç'in seçtiği yolun ülke içinde dahi eleştirilmesine yol açıyor. Tartışma medyaya da yansımış durumda.

27 AB üyesi ülke, Korona krizinin neden olduğu ekonomik zorluklarla mücadele için ortak Eurobond çıkarılması kararını erteledi. İtalya ve İspanya, Korona tahvillerinin acilen çıkarılmasını isterken Almanya, Hollanda ve Avusturya bu yaklaşıma karşı. Yorumcular bu çatışmanın ardında yatanları ve içerdiği şeyleri tartışıyor.

Korona krizi, emin olduğumuz her şeyi sorgulamamıza yol açtı. Günlük yaşantımız birkaç ay sonra neye benzeyecek? Dünya düzeni yıkılacak mı, yoksa virüs başa çıkılabilecek sonuçlar doğurmakla mı kalacak? Köşe yazarları da pandemiden sonra başka bir toplum mu olacağımızı, bunu isteyip istemediğimizi sorguluyor.

İtalya'da son iki haftadır kamusal hayat neredeyse durmuş, hükümet ile muhalefet arasındaki kavgalar da Korona pandemisi yüzünden sona ermişti. Ama Başbakan Conte, kanun hükmünde kararnameyle ekonomik faaliyetleri neredeyse tamamen durdurunca öncelikle Lega lideri Matteo Salvini ona cevap verdi ve kararlara parlamentonun da dahil edilmesini istedi. Salvini haklı mı?

Avro Grubu maliye bakanları perşembe günü (bugün) kapsamlı bir Korona kurtarma paketini müzakere etmek için bir araya gelecek. Paketin esnek kredi koşulları, garanti tahvilleri ve kısa çalışma programının yanı sıra Korona tahvillerini de içerip içermemesi tartışmalı konuların başında geliyor. Basın, AB'nin sadece mali konularda değil, genel olarak kriz stratejisinin nasıl olması gerektiğini tartışıyor.

Avrupa ülkelerinin artık sadece küçük bir bölümü Korona kriziyle mücadele kapsamında tavsiyelerle ve gönüllülük temelinde ilerliyor. Çoğu ülke yurtdışına çıkış konusunda az çok katı sınırlamalar, birçok vakada da olağanüstü hal uyguluyor. Yorumcular hukuk devletinin altının oyulmasından endişeli.

İnsanların balkonlardan sağlık personelini alkışlaması, Korona krizinde bir sembole dönüştü. Ama olağanüstü hal altında sadece hastanelerdeki çalışmalar dikkat çekmiyor. Yorumcular, eve kapanmanın getirdiği kısıtlamalar karşısında hangi mesleklerin toplum açısından en önemlileri olduğunu inceliyor.

Macaristan hükümeti cuma günü ülkeyi sınırsız bir süre için kanun hükmünde kararnamelerle yönetmesine olanak sağlayan bir yasa tasarısı sundu. Tasarı, Budapeşte hükümetinin Covid-19 pandemisi nedeniyle 11 Mart'ta ilan edilen olağanüstü hali parlamento kararı olmadan istediği kadar uzatabilmesini öngörüyor. Olağanüstü hal şu anda 15 günlük sürelerle uzatılabiliyor. Bu girişimin perde arkasında ne var?

Tiyatro oyunları, konserler, okumalar... Virüsün yayılma hızını düşürmek için kültür yaşantımız da zorunlu olarak tatil edildi. Ancak birçok sanatçı, sanatlarını işitilebilir ve görülebilir hale getirmek için çoğu dijital olmak üzere yaratıcı yollar kullanıyor. Bu da yorumcuları çok sevindiriyor.

Korona krizinden en çok etkilenen ülke olan İtalya'da hükümet, salgının yavaşlatılması için yeni önlemler aldı. Başbakan Conte hafta sonunda, hayati mal ve hizmet üretenler dışında bütün şirketlerin kapatılmak zorunda olduğunu açıkladı. Basın bunun iyi bir karar olup olmadığını tartışıyor.

Küresel Korona salgınının yayılmasına karşı yürütülen mücadele, insanlara büyük kısıtlamalar ve yükler getiriyor. Siyasetçiler ve ünlüler, birlik ve dayanışma çağrısı yapıyor. Ama kimileri bu çağrıları üzerine alınmamış olmalı. Medyada kimin hangi sorumluluklara sahip olduğuna dair bir tartışma başladı.

Şu ana dek Yunan adalarındaki sığınmacı kamplarında tek bir Covid-19 vakası bile bildirilmedi. Ancak sığınmacılar için de önlemler katılaştırıldı; dolayısıyla artık sadece tek bir aile ferdi alışverişe çıkabilir. Buna ek olarak enfeksiyon görülmesi durumunda hızla tepki vermek için ilave sağlık istasyonları inşa edilecek. Buna karşın STK'lar kampların boşaltılmasını talep ediyor. Yorumcular bu talebi destekliyor.

Avrupa Merkez Bankası ECB, küresel Korona salgınının ekonomik sonuçlarını hafifletebilmek için yıl sonuna kadar 750 milyar avro tutarında tahvil alacak. ECB, daha geçen hafta içinde, tahvil alımına 120 milyar avro ayıracağını açıklamıştı. Devlet ve şirketlerin borç alırken kullanacakları faizler, bu sayede kontrol altında tutulacak. Kriz için en uygun yaklaşım bu mu gerçekten?

Birçok ülke, Korona pandemisiyle mücadele amacıyla olağanüstü hal ilan etti ve sokağa çıkma yasağı koydu. Nitekim İtalya, İspanya, Fransa, Belçika ve Danimarka'da sadece çok özel durumlarda evden çıkılabiliyor.

Avrupa'da yaşayan milyonlarca insan, kendilerini bir anda dört duvar arasında buldu ve bu yeni yaşam koşullarına uyum sağlamaya çalışıyor. Hareket özgürlüğünün henüz kısıtlanmadığı yerlerde de birçok kişi, Koronavirüs salgınını yavaşlatmak için evlerine kapanıyor. Gazeteciler, okurlarını bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmeleri konusunda cesaretlendiriyor.

Korona pandemisi Vuhan'dan hızla yayılırken Çin hükümeti, ciddi önlemler alarak salgını kontrol etmeyi başardığını ileri sürüyor. Bölge ekonomisi canlanmaya başladı. Pekin yönetimi şu anda tavsiyede bulunan, hatta Avrupa'ya tıbbi yardım sağlayan ülke konumunda. Siyasette ve basında Çin'in Avrupa'ya örnek olup olamayacağı tartışılıyor.

Avrupa Birliği geçtiğimiz salı günü Covid-19'la mücadelede, ülkeye girişleri şimdilik 30 günlüğüne yasakladı. Buna ek olarak AB Konseyi lideri Charles Michel, Avrupa ekonomisine 'gerekli olan her şeyin' yapılacağı konusunda teminat verdi. Köşe yazarları birliğin küresel salgınla mücadelede şimdiye kadar pek de iyi bir sınav vermediğini düşünüyor.

Avrupa Merkez Bankası ECB, Koronavirüs pandemisinin doğuracağı ekonomik sonuçlarla mücadele kapsamında, ekonomideki kredi akışını ayakta tutabilmek için bankalara kredi vereceğini açıkladı. Ana faiz oranı değişmeyecek. Brüksel 7,5 milyarla başlayıp daha sonra 25 milyar avroya çıkacak mali desteklere güveniyor. Köşe yazarları bu adımların yeterli olduğundan emin değil.

Tüm dünyada devletlerin yanı sıra vatandaşlar da SARS-CoV-2 virüsünü kontrol edebilmek için çeşitli önlemler aldı. Artık daha az seyahat ediliyor, daha az üretiliyor, daha az naklediliyor. Dünyanın pek çok köşesinde çevresel yükler hissedilir şekilde azaldı. Ancak yorumcular, bu önlemlerin uzun vadede iklim değişikliğini durdurabileceğine inanmıyor.

İtalya hükümeti yeni tür Koronavirüsün yayılmasını engellemek için salı günü ülkede kamu hayatına kilit vurdu. Pazar günü ülkenin kuzeyindeki öncelikle 15 vilayet 'kırmızı bölge' ilan edilirken, şimdi tüm İtalya'da resmi kurumlar kapatıldı, spor müsabakalarıysa ertelendi. Ölüm vakaları 460'a yükseldi. Yorumcular yurttaşların da durumdan sorumlu olduğunu düşünüyor.

Covid-19 pandemisiyle mücadele, Avrupa'da hem ekonomi hem toplumu zorlu bir teste tabi tutuyor. Hastaneler insanları geri çeviriyor, okullar, kültür kurumları ve sınırlar kapatıldı, iş kolları felç olmuş durumda. Yaşananlar yurttaşlar için ağır bir yük. Yorumcular, virüsün siyasetçiler, şirketler ve yurttaşların düşünme ve davranma biçimini nasıl değiştirdiğini inceliyor.

Koronavirus paniği dünya nüfusunun büyük kısmını sardı. Dünya Sağlık Örgütü WHO'ya göre halihazırda 87 ülkede ve yaklaşık 98 bin kişide Koronavirüse rastlandı. Avrupa'daki vaka sayısı da giderek artıyor ve çoğu İtalya'da olmak üzere 150 kişi öldü. Avrupa basını, kapıda bekleyen salgınla nasıl baş edilmesi gerektiğini ve geleceğimizi tartışıyor.

Koronavirüs'ün İtalya'da hızla yayılması nedeniyle Roma yönetimi bugün (salı) komşuları Slovenya, Fransa, İsviçre ve Avusturya'nın yanı sıra Almanya ile birlikte alınacak önlemleri görüşecek. İtalya'da hastalık vakalarının sayısı 220'nin üzerinde. Yorum sayfalarında paniğe olduğu kadar aklıselime de rastlanıyor.

Koronavirüs durdurulamaz şekilde yayılmayı sürdürüyor. İtalya'da şimdiye kadar 320 vaka tespit edildi. Pek çok gözlemci salgının üretimde kesintilere, tedarik zincirlerinde aksamalara ve tüketimin azalmasına yol açarak ekonomiye de zarar vereceğinden endişeli. Diğerleriyse krizin fırsat yarattığı görüşünde.

Pekin yönetimi salı günü, yıldızlar yerine üzerine korona virüsü yerleştirilmiş bir Çin bayrağı karikatürü yayınlayan Jyllands-Posten'dan özür dilemesini istedi. Stockholm yönetimi, ülkedeki kamu televizyonuna ve gazetelere baskı uygulayan Çin büyükelçisini, ocak ayı ortasında görüşmeye çağırmıştı. Danimarka ve İsveç medyası, ödün vermemek konusunda hemfikir.

Aralık 2019'da Çin'in Vuhan kentinde ilk kez görülen koronavirüs yayılmaya devam ediyor. Şu ana dek 42 binin üzerinde vaka bildirildi, toplam 1113 kişi hayatını kaybetti. Avrupalı medya organları, tüm eleştirel seslere rağmen, hastalık karşısındaki örnek müdahalesi nedeniyle Çin'i övüyor ve beklenmedik yan etkileri inceliyor.