Papa Franciscus bir yıllık Korona arasından sonraki ilk yolculuğunu Irak'a yapıyor. Franciscus'un cuma günü (bugün) Bağdat'ta uçaktan inmesiyle ilk kez bir papa Irak'a gitmiş olacak. Papa'nın dört gün sürecek ziyareti "kardeşlik" başlığını taşıyor ve ziyarette dinlerin ortak yönleri vurgulanacak. Yorumculara göre zor koşullar altında bir dayanışma ve diyalog jesti.

Dünya Obezite Federasyonu'nun bu hafta yayınladığı bir çalışmaya göre dünya çapında Koronaya bağlı 2,5 milyon ölüm vakasının 2,2 milyonu, obez nüfusun nispeten fazla olduğu ülkelerde gerçekleşmiş. Daha önce yapılan benzer çalışmalar da ağır seyreden Covid vakalarıyla obezite arasında ilişki kurmuştu. Bu vesileyle obeziteyle mücadeleyi güçlendirmek mi gerekir? Öyleyse bunun yolu ne olmalı? Yorumcular farklı görüşlere sahip.

İtalya 250 bin doz (Britanya-İsveç aşısı) Astrazeneca'nın Avustralya'ya sevkiyatını durdurdu. Böylece ilk kez bir AB ülkesi, ocak ayında kabul edilen ve Avrupa'dan aşı ihracatını izne bağlayan kontrol mekanizmasını kullanmış oldu. Avrupa, aşı üreticileri ve küresel rakiplerle mücadelede o kadar da güçsüz değil mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, aralarında ifade özgürlüğünün, kadın haklarının ve yargının güçlendirilmesinin de olduğu 400'e yakın düzenleme içeren 'İnsan Hakları Eylem Planı'nın ana hatlarını salı günü açıkladı. Ancak Türkiye'de çok sayıda muhalif siyasetçi ve gazeteci hala hapiste. Yorumcular ABD ve AB'nin, Erdoğan'ın bu hoş görünme hamlesine kanıp kanmayacağını tartışıyor.

SSCB'nin son lideri Mihail Gorbaçov sadece altı yıl görevde kaldı. İç siyasette Glasnost ve Perestroyka kavramlarıyla özetlenen, dışarda ise Doğu ile Batı arasında gerilimin azalmasına ve yakınlaşmaya yol açacak değişimlere imza attığı altı yıl. Köşe yazarları Gorbaçov'un 90. yaş gününde bilanço çıkarıyor.

Maliye Bakanı Rishi Sunak, Britanya'nın Korona krizini nasıl atlatacağını ve borçları nasıl kapatacağını açıkladı. Kısa vadede 65 milyar pound (yaklaşık 655 milyar TL) tutarında yardım yapılacak. Nisan 2023'ten itibaren şirket gelirlerinden yüzde 19 yerine yüzde 25 vergi alınacak. Köşe yazarları rotada bir dönüş anlamına gelen bu kararları özellikle dikkate değer buluyor.

Avrupa Parlamentosu'ndaki Avrupa Halk Partileri (EPP) grubu daha yeni tüzüğünü oylamaya sunamadan Macaristan Başbakanı Viktor Orbán'ın iktidar partisi Fidesz, tehdidini gerçekleştirdi ve EPP bünyesinden çıktı. Böylece yıllarca sürüncemede olan durum sona ermiş oldu. Avrupa basınına göre iki taraf zaten hiçbir zaman birbirine uygun olmamıştı.

Almanya'nın yurtiçinden sorumlu istihbarat teşkilatı Anayasa Koruma Dairesi, Federal Meclis'te ana muhalefeti oluşturan Almanya için Alternatif'i (AfD) aşırı sağcı olduğu şüphesiyle değerlendirmeye aldı. Daha önce partinin yalnızca bazı eyalet örgütleri gözlem altındayken, şimdiden itibaren partinin tamamı istihbari gözleme tabi tutulacak. Avrupa basını bu adımdan ağırlıklı olarak memnun.

İtalya salı günü Koronayla mücadele kapsamındaki kısıtlamaları kısmen sıkılaştırma kararı aldı. Bilhassa kırmızı bölgelerde yer alan okulların tamamı yeniden kapatılacak. Aynı gün, büyük bir eğitim krizini konu eden bir UNICEF raporu yayınlandı. Rapora göre dünya çapında 168 milyon çocuk şu sıralar derslere erişime sahip değil. Okulları kapatmak yine de doğru bir hamle mi?

Bükreş Bölge Mahkemesi salı günü verdiği kararla 10 Ağustos 2018'teki şiddetli polis müdahalesiyle ilgili olarak başka soruşturmaya gerek olmadığına hükmetti. Söz konusu tarihte on binlerce gösterici sosyal-liberal hükümetin istifasını istemiş, polis barışçıl protestoyu TOMA'lar ve göz yaşartıcı gaz kullanarak dağıtmıştı. Ülke basını, kesinleşmiş karar karşısında hayal kırıklığı yaşıyor.

Macaristan'ın ardından Slovakya da Sputnik V'e izin verdi; Polonya ve Çekya hükümetleri de aynı şeyi en azından yüksek sesle düşünmeye başladı. Avusturya ve Danimarka İsrail'le aşı ittifakı yapmak istiyor. Başbakanlar Kurz ve Frederiksen perşembe günü Netanyahu'yla bir araya gelmeyi planlıyor. Kimi köşe yazarlarına göre ülkelerin tek başına hareket etmesi sorumsuzluk, ama bazı yorumcular da ülkelerin başka çaresi kalmadığını düşünüyor.

Geçiş döneminin tamamlanmasından yaklaşık iki ay sonra Brexit'in etkileri finans çevrelerinde belirgin ölçüde hissedilmeye başlandı: Amsterdam Borsası'nın günlük işlem hacmi 2,6'dan 9,2 milyar avroya yükselirken, Londra Borsası'nın hacmi 8,6 milyara geriledi -ki bunun sebeplerinden biri AB'deki hisselerin avro üzerinden işlem görmesi zorunluluğu. Manş Denizi'nin iki yakasındaki yorumcular, bu gelişmeyi kaygıyla takip ediyor.

Diğer gündem konuları