Ortadoğu’daki boğazlarda yaşanan durum ve savaş nedeniyle Rusya’dan gerileyen ihracat, küresel ham petrol ve akaryakıt piyasasını zorluyor. Özellikle mazot her yerde hissedilir ölçüde pahalandı. Avrupalı hükümetler, yeniden vergi indirimleri ya da sübvansiyonlarla buna karşı koymaya çalışıyor: Örneğin Almanya’da, ekim ayı itibarıyla akaryakıtın litre başına 17 sent ucuzlatılması planlanıyor. Peki akaryakıt indirimlerini nasıl yorumlamalı?
Berlin eyalet parlamentosu seçimlerinde Die Linke, liste başı adayı Elif Eralp ile oyların yaklaşık yüzde 26’sını alarak net bir zafer kazandı. Matematiksel olarak Sol Parti liderliğinde SPD ve Yeşiller ile birlikte koalisyon kurulması mümkün. Peki bu Almanya’nın başkenti ve Avrupa için ne anlama gelir?
Madrid’de 87 yaşındaki Maricarmen Abascal, 70 yılı aşkın süredir yaşadığı evden zorla tahliye edildi. Abascal’ın aylık emekli maaşı sadece 1.350 avroyken, emlak şirketi Urbagestión kirayı 500 avrodan 2.650 avroya yükseltmişti. Yüzlerce göstericinin tahliyeyi engelleme çabası işe yaramadı. İspanya’daki konut piyasasında vaziyet şu sıralar hayli gergin.
Portekiz, nisan ayında depozitolu şişe sistemi Volta’yı uygulamaya koyarak AB’nin Tek Kullanımlık Plastikler Direktifi’ni (SUPD) hayata geçirmişti. Ancak şimdi sisteme yönelik eleştiriler yükselmeye başladı: Lizbon Belediye Başkanı Carlos Moedas, Lizbon’da evsizlerin depozitolu şişe bulmak umuduyla sıklıkla çöp konteynerlerini karıştırması ve çöplerin sokakların her yerine dağılması nedeniyle hükümetten uygulamayı geri almasını istedi.
Çin Devlet Başkanı ve Komünist Parti lideri Şi Cinping, bu çarşamba günü Washington’a bir resmi ziyaret gerçekleştiriyor. Görüşmelerde, iki süper güç arasındaki küresel önem taşıyan anlaşmazlıklar ele alınacak: Geçen yıl gümrük vergileri ve nadir toprak elementleri konusunda yaşanan ticaret savaşında varılan ateşkesin süresi kasım ayında doluyor. Buluşmanın gündeminde yapay zekânın kontrolü, Tayvan, İran ve Ukrayna gibi konular da olacak.
ABD Başkanı Trump, aralarında CNN televizyon kanalı ve Springer Yayınevi’ne ait Politico çevrimiçi portalının da bulunduğu çok sayıda medya kuruluşunun Beyaz Saray’a girişini yasakladı. Başkan bu kararı, çalışmaları hakkında “yalan haberler” yapılmasıyla gerekçelendirdi. ABC, CBS, Fox News ve NBC kanalları ise buna tepki olarak CNN ile birlikte Trump hakkındaki haberlerini sınırlandırdı.
Seçim komisyonuna göre oyların yüzde 58’ini alan Birleşik Rusya partisi, Rusya’daki parlamento seçimlerinden açık bir zaferle çıktı. Ancak doğrudan kazanılan vekillikler dolayısıyla, Kremlin’in partisi Duma’daki 450 sandalyeden yaklaşık 350’sini alabildi. Geri kalan sandalyeler yine Kremlin’e sadık dört partiye giderken, gerçek muhalif güçlerin seçime katılmasına izin verilmedi.
Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern’daki eyalet seçimlerinde CDU bir kez daha ağır kayıplar yaşadı. Başkentte Sol Parti birinci olurken, CDU’nun meclise dahi giremediği Schwerin Eyalet Parlamentosu’nda bundan böyle en güçlü grup AfD. Avrupa medyası seçim sonuçlarını ve Şansölye’nin koltuğunu koruma ihtimalini değerlendiriyor.
İki derecelendirme kuruluşu, Scope Ratings ve Moody’s Ratings, hafta sonunda Yunanistan’ın kredi notunu yükseltti. Bu gelişme bir zamanların krizin pençesindeki ülkesi açısından önem taşıyor, çünkü devletin borçlanma maliyetlerini düşürüyor. Bununla birlikte, Yunan şirketleri de daha yüksek kredi notundan fayda sağlıyor. Krizler ülkesinde işler gerçekten iyi mi gidiyor?
Slovakya Başbakanı Robert Fico, NATO Antlaşması’nın 5. maddesini tartışmaya açtı. Fico geçen hafta yaptığı açıklamada “Slovakya’nın 5. Madde yüzünden silahlı bir çatışmaya sürüklenmesini istemiyorum,” dedi. Söz konusu madde, NATO üyelerinden birine veya birkaçına yönelik silahlı bir saldırının herkese yapılmış bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor. Yorumcular Fico’nun tutumunu kınıyor.
Grönland ihtilafında Danimarka ve ABD uzlaşıya vardı. Buna yönelik anlaşmanın cuma günü imzalanması bekleniyor. BBC’nin edindiği bilgilere göre, anlaşmanın NATO üyesi olmayan devletlerin Grönland’da askeri üs kurmasını yasaklaması ve adada ABD’yi tehlikeye atabilecek yatırımları engellemesi öngörülüyor. ABD’ye bağlanma meselesi ise anlaşıldığı kadarıyla artık masada değil. Kopenhag ve Washington durumdan memnun görünüyor. Peki bunda haklılar mı?











