Kaşıkçı vakası: Suudi Arabistan'a yaptırım yolda mı?

Türkiye'de soruşturmayı yürütenler kaybolan gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın Suudi ajanlar tarafından öldürüldüğünü düşünüyor. Suudi Arabistan bu yüzden ekonomik ambargo uygulanması halinde kendisinin de misilleme yapacağını söyledi. Ambargonun şart olduğunu düşünen köşe yazarları, Suudi Arabistan'ın cezalandırılmasının neden ancak şimdi düşünüldüğüne şaşırıyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
Die Presse (AT) /

Veliaht prense kırmızı çizgi gerekiyor

Suudi Arabistan'ın veliaht prensi Muhammed bin Selman'ın Kaşıkçı'nın kaybolmasından sorumlu olduğu ortaya çıkacak olursa yaptırım uygulanması kaçınılmaz olur, diyor Die Presse:

“Geri adım atmak söz konusu dahi olamaz. Böyle bir tavır, Riyad'taki genç ve fevri fiili hükümdarı sadece güçlendirmeye yarar. Daha geçtiğimiz yaz Kanada, Suudi kadın hakları savunucularının tutuklanmasını eleştirmesiyle Suudi Arabistan'ın diplomatik ve mali ambargosuna maruz kaldığında, kimse bu Batılı devletin yanında durmamıştı. Berlin'den Washington'a Batılı başkentler şimdi de Suudi Arabistan'a sert bir çıkış yaptıklarında milyarlar tutan silah ticareti ve iş anlaşmaları için endişe ediyor. Ancak belli ki veliaht prensin bir kırmızı çizgiye ihtiyacı var ve Kaşıkçı'nın öldürüldüğüne dair kanıtlar bulunduğunda bu çizginin çekilmesi gerekiyor. Aksi halde Batı'yı birarada tutan yegane değer, kayıtsızlık olacak.”

De Volkskrant (NL) /

Suudi Arabistan dışlanırken

Batı'nın Kaşıkçı vakasında Suudi Arabistan'a getirdiği eleştiriye değerlendiren köşe yazarı Sheila Sitalsing, De Volkskrant'taki yazısında kraliyetin neden şimdi yarı yolda bırakıldığını soruyor:

“Bütün kötü niyetli rejimler arasında, Suudi Arabistan belki de özgür Batı'yla başı en az dertte olanı. Ülke rejimi el ve baş kesiyor, kadınlara onursuz bir kuluçka makinesi muamelesi yapıyor, itiraz edenlere karşı gaddarca davranıyor. ... Ayrıca Yemen'de işlenen savaş suçlarından ve insani krizden sorumlu. Ne var ki tüm bunlar iki sebepten dolayı bizi pek rahatsız etmedi: Petrolün yanı sıra IŞİD'le savaş. Dolayısıyla Suudler saygın ortak oldular. ... Ama anlaşılan Kaşıkçı'nın kaçırılması bardağı taşırdı.”

The Guardian (GB) /

Hukukun üstünlüğü çökerken

The Guardian'a göre bu vaka, uluslararası düzlemde görülen değerler erozyonunun göstergesi:

“Uluslararası hukukun ve sürekli şikayet edilen ve ağır hasar görmüş 'kurallara dayalı dünya düzeninin' giderek daha az saygı gördüğünü izliyoruz. ... Cemal Kaşıkçı'nın kaybolması, hukukun üstünlüğü çöktüğünde neler olabileceğini gözler önüne seriyor. Demokratik yolla seçilen devlet başkaları ve hükümetler, bu yolda mücadele vermek, bu kaybı geri çevirmek yerine sorumlu diktatör ve despotlara sessizce göz yumuyor ya da olanları görmezden geliyor. Benzer zulümler her gün yaşanıyor ve her gün bunlar cezasız kalıyor.”

De Telegraaf (NL) /

Erdoğan ve Trump sağ olsun

Muhammed bin Selman, istediği gaddarlığı yapabileceği izlenimine kapılmış olmalı, diyor De Telegraaf:

“Veliaht prens, görev başına geçtikten sonra ilk ziyaret ettiği ülke Suudi Arabistan olan Trump'tan güç alıyor. Emekli ABD'li diplomatlar, Selman'ın Trump sayesinde istediğini yapabileceği duygusuna kapıldığına işaret ediyor. ABD başkanı, tıpkı mevkidaşı Erdoğan gibi, Kaşıkçı'nın kaybolması karşısında hiçbir eleştirel söz sarf etmedi. ABD de Türkiye de gerek siyasi gerekse mali olarak Suudi Arabistan'a mecbur.”

Star (TR) /

Üstünü örtme zahmetine bile girilmiyor

Star gazetesi, Kaşıkçı'yı kaçıran ya da öldürenlerin, varlıklarıyla birilerine bir mesaj vermek niyetinde olduğundan emin:

“Davranışlarına baktığımızda, hata yapmaktan kaçınmadıklarını, bir diğer ifadeyle özellikle 'iz bırakmaya' çalıştıklarını görüyoruz. ... Hiçbir istihbarat örgütü (2 Ekim tarihinde Atatürk havalimanına iniş yapan 15 Suudi vatandaşının istihbarat elemanları olduğunu biliyoruz artık) bu kadar 'özensiz' davranmaz. Neredeyse, 'profesyonel bir özensizlik'. ... Bu cinayet sadece bir muhalifin 'ortadan kaldırılması' hadisesi değil. Aynı zamanda bir 'mesaj' içeriyor. Bunun ne olduğu, hedefteki ülke ve yöneticileri tarafından değerlendirilecek [...] ve ona göre bir 'eylem planı' hazırlanacaktır.”

La Repubblica (IT) /

Suudi Arabistan için bir trajedi

New York Times köşe yazarlarından Thomas L. Friedman, La Repubblica için kaleme aldığı yazısında, ithamların gerçek bir yanı varsa Suudi Arabistan dünyanın kalanından izole olacaktır, diyor:

“Cemal Suudi hükümetin ajanları tarafından kaçırıldı ya da öldürüldüyse, bu olay Muhammed bin Selman için bir felaket, Suudi Arabistan ve körfez ülkeleri için bir trajedi anlamına gelecektir. Zira bu iddiada ileri sürülenler, insan hakları normlarının kabul edilemez bir ihlali anlamına gelir. Hükümetinin Cemal'i kaçırdığı ya da öldürdüğü ortaya çıkacak olursa hangi Batılı lider Muhammed bin Selman'ın yanında durmak isteyecektir?”

The Guardian (GB) /

Rejimi eleştirenleri şiddet bekliyor

Gazetecinin ortadan kaybolması, Suudi veliaht prensin iç siyasette herhangi bir itiraza tahammül göstermediğinin yeni bir işareti oldu:

“Krallık'ta geçtiğimiz sene yaşanan gelişmeler belli bir kalıbı izliyor. Muhammed bin Selman'ın veliaht prens ve Suudi Arabistan'ın fiili hükümdarı olmasıyla, ülke içindeki itirazlara -kimden gelirse gelsin- şiddetle karşılık verildiği yeni bir dönem başlamış oldu. ... Suudi devleti, ülkedeki dönüşümün, ancak kendisi başlattığı takdirde geçerli ve meşru olacağını açıkça ifade ediyor. ... Cemal Kaşıkçı'nın başına gerçekten ne geldiği bir yana, Suudi Arabistan'ın içerideki sapmalara karşı takındığı sıfır tolerans politikası giderek ivme kazanıyor ve dünyaya duyuruluyor.”

Yeni Şafak (TR) /

Bu olay aynı zamanda Türkiye'ye saldırıdır

Bu olay cezasız kalmamalı, diyor hükümete yakın Yeni Şafak gazetesi:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyu bizzat takip ediyor. Savcılık soruşturma açtı, tüm güvenlik birimleri titizlikle çalışıyor. ... Türkiye bir yandan da, olayın doğru çıktığını duyurduğunda nasıl bir yol haritası izleyeceğini belirlemeye çalışıyor. Doğru çıkması halinde çok ciddi ve sarsıcı bir karşılığı olmak zorunda. Çünkü Türkiye devletinin güvenilirliğini, saygınlığını ve ülkesindeki yabancılara karşı sorumluğunu sarsan bir saldırıdır bu. ... Zaten bu cinayet, Türkiye’yi daha da zor duruma sokmak, iki ülke ilişkilerini bitirmek için yapılmış bir operasyona benziyor.”