Le Pen’in yargılandığı davada temyiz süreci ne getirir?
Fransa’da Marine Le Pen’e karşı açılan temyiz davası başladı. İlk derece mahkemesinde hâkimler aşırı sağcı Rassemblement National’in (RN) eski cumhurbaşkanı adayı Le Pen’in beş yıl boyunca seçimlere katılmasını yasaklamıştı; bu yasak 2027’deki bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimini de kapsıyor. Yorumcular ise henüz 30 yaşında olan parti lideri Jordan Bardella’nın Le Pen’in yerini alıp alamayacağını irdeliyor.
RN açısından fırsat bile olabilir
Die Welt Fransa muhabiri Martina Meister, Le Pen'in partisinin artık bu davadan dolayı tehlikede olmadığını söylüyor:
“Zira RN’nin bir B planı var - Bardella’nın B’si. ... Kararın açıklanmasından bu yana, Le Pen’in siyaseten manevi oğlu sayılan Jordan Bardella, sağ popülistlerin mevcut adayını anketlerde geride bıraktı. Hatta gelinen noktada anketlere göre RN sempatizanları, yüzde 70 gibi muazzam bir oranla Bardella’yı açık ara daha iyi aday olarak görüyor. ... Mahkeme ilk derece kararını onaylar ve Le Pen’in seçilme hakkını 2027 sonrasını da kapsayacak şekilde elinden alırsa, bu RN için bir fırsata bile dönüşebilir. Parti, Jean-Marie Le Pen’in varisini mantıken devre dışı bırakıp yerine siyaseten manevi oğlunu geçirmek zorunda kalacağı bir süreçten kurtulmuş olur.”
Bardella'yı zor bir cambazlık bekliyor
Fransa uzmanı siyaset bilimci Maria Frolova ise İzvestiya’da Bardella’nın adaylığının RN için herkesi memnun edecek bir çözüm olmayacağını yazıyor:
“Bardella zor bir ikilemle karşı karşıya. Aynı anda hem bağımsız bir aday olmak (partinin geleneksel tabanı dışındaki ve bilhassa da burjuvazi arasındaki seçmenlere hitap edebilmek için) hem de (parti aygıtının arka odalarında kendisini sabote etmemesi için) Le Pen’e sadık kalmak zorunda. Çünkü Bardella Le Pen’den fazla bağımsızmış gibi davranırsa, Le Pen partiyi ona karşı oy kullanmaya çağırabilir. Fazla sadık olursa da kendinden menkul bir siyasetçi olarak değil bir kukla olarak algılanabilir. Bir sorun daha var. Bardella genç. Bu bir avantaj da olabilir (enerji) ya da dezavantaj da (kriz zamanlarında karar almada toyluk).”
Kuvvetler ayrılığı sınanıyor
Tarihçi Jérôme Perrier, Le Monde'da Fransa'nın geleceğinin tehlikede olduğunu yazıyor:
“Asıl belirleyici soru hukuk devletiyle ilgili. Üç hâkimin, merkezi konumdaki bir cumhurbaşkanı adayının kaderiyle -dolayısıyla ülkenin siyasal geleceğiyle- ilgili bir yetkiyi ellerinde bulundurmaya hakları olup olmadığı açıklığa kavuşturulmak isteniyor. Burada iki ayrı mantık karşı karşıya geliyor. İlki, hukuk devleti mantığı, ki bu yaklaşım, hiç kimsenin yasaların üstünde olmadığını ve özgürlüklerin korunmasının ancak güçler ayrılığı ilkesiyle mümkün olabileceğini savunur. … Diğeri ise popülist bir mantıkla hareket eder ve halk iradesinin hiçbir biçimde sınırlandırılamayacağını, genel oy hakkının ifadesinin dokunulmaz ve üstün bir ilke olduğunu varsayar. Bu ideolojik çatışma içinde, demokrasimizin geleceği tartışmasız risk altındadır.”
RN bu şekilde durdurulamaz
Libération, Le Pen'in seçilme yeterliliğini kaybetmesinin bile aşırı sağın başarısını azaltmayacağını düşünüyor:
“Mahkumiyet, Marine Le Pen'in kişisel hareket özgürlüğünü şüphesiz kısıtlayacak olsa da, aşırı sağ anketlerde maalesef hâlâ iyi gidiyor. Bu, Jean-Marie Le Pen'in varisi Bardella'lı B Planı'nın başarısını da kanıtlıyor. ... Karar siyasi sonuçlar yaratacaksa eğer, bundan etkilenen, on yıllardır aşırı sağın başında olan ve kürsünün en üst basamağına çok yaklaşmışken altındaki zemin kayan Le Pen klanının kaderi olacak. ... Dolayısıyla yargı, tarihin ironisinin sadece bir aracı olacak ve bu durum gülümsetse de, RN -Le Pen'li veya Le Pen'siz- bugün Fransız siyasetinde çok büyük bir rol oynadığı için, gerçekten sevinmek pek mümkün olmayacak.”