Birleşik Arap Emirlikleri OPEC'ten ayrılıyor: Kim kazanır, kim kaybeder?

Birleşik Arap Emirlikleri, 1 Mayıs 2026 itibarıyla Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nden (OPEC) ayrılacağını duyurdu. OPEC böylece, dünyanın en büyük üçüncü petrol üreticisini kaybediyor. Emirlikler, bundan böyle örgütün anlaşmalarına bağlı olmayacağından üretimini büyük ölçüde artırabilir. Yorumcular, bunun petrol fiyatı ile büyük üretici ülkeler arasındaki güç dengesi üzerindeki olası etkileri tartışıyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
El Mundo (ES) /

ABD için harika haber

El Mundo, OPEC’in etkisini yitirdiğini belirtiyor:

“Dünyada tüketilen her on varil petrolün dördü OPEC’ten geliyor. Ancak ABD’nin ihracatındaki son artış, grubun hâkimiyetini tehdit etti ve mevcut gerilimleri daha da tırmandırdı. Üç küçük ülkenin -2019’da Katar, 2020’de Ekvador ve 2024’te Angola- ayrılmasının ardından, günlük 4,8 milyon varillik üretim kapasitesine sahip bir üyenin daha gitmesi OPEC’in geleceğini daha da zayıflatıyor. Bu zayıflama, ABD’nin dünyanın lider ham petrol ihracatçısı konumunu sağlamlaştırmayı hedefleyen Trump’ın tam da işine geliyor. Bu gelişme aynı zamanda, piyasada sonuçları henüz öngörülemeyen yapısal bir dönüşümü de beraberinde getiriyor.”

Trends-Tendances (BE) /

Yeni ittifaklar arasında fiyat savaşı başlayabilir

Petrol fiyatlarında damping dönemine giriyoruz, diyor Trends-Tendances:

“Başka ülkeler de onların izinden gidebilir. ... OPEC’in, büyük ölçüde Suudi Arabistan’ın hâkimiyetindeki küçük bir kulübe dönüşme tehlikesi var. Üstelik bir fiyat savaşı da kaçınılmaz. Hürmüz Boğazı yeniden açıldığında -ki bu olacak- Emirlikler üretim kapasitelerini sonuna kadar kullanacak. Suudi Arabistan’dan yanıt gelecek. Piyasada çok fazla petrol olursa fiyatlar çöker. Son seferinde, yani 2020’de, varil fiyatı 20 ABD dolarının altına düşmüştü. … Sonuç? Ortadoğu bir daha asla eskisi gibi olmayacak. Herkes ortaklarını ayıklıyor: Kim beni koruyor, kim benden alışveriş yapıyor, kim beni yarı yolda bırakıyor? OPEC, kuruluşundan 66 yıl sonra bugün kendi ölüm fermanını imzalamış olabilir.”

Financial Times (GB) /

Örgütü gözden çıkarmamalı

Financial Times ise OPEC'’in güçlü konumunu koruduğuna dikkat çekiyor:

“Petrolün küresel enerji bileşimindeki payı düşüp OPEC’in dünya üretimindeki payı gerilediğinden, örgütün etkisi de ne zamandır azalma eğiliminde. Bu azalma ABD’deki kaya petrolü devrimi ile Kanada, Brezilya ve Guyana gibi ülkelerde artan üretimden kaynaklanıyor. ... OPEC elbette gözden çıkarılmamalı. ... Kalan üyeleri, dünya çapında kanıtlanmış ham petrol rezervlerinin neredeyse yüzde 75’ine sahip olmaya devam ediyor - üstelik OPEC üyesi olmayan çoğu ülkenin ulaşamayacağı petrol çıkarma maliyetleriyle. Bu da talebin düşmekte olduğu bir dünya için iyi bir başlangıç noktası.”

Sabah (TR) /

Abu Dabi yeni bir yola giriyor

Sabah gazetesi, bu adımın bir enerji meselesi değil bağımsızlık ilanı olduğunu yazıyor:

“BAE, artık kendisini sadece bir Körfez ülkesi olarak değil; Hindistan'dan Avrupa'ya uzanan yeni ticaret hatlarının merkezinde konumlanan küresel bir lojistik ve finans merkezi olarak görüyor. Bu nedenle BAE, petrol kotası disiplinine bağlı kalmak yerine, üretim kapasitesini kendi ulusal çıkarlarına göre yönetmek istiyor. Özellikle Suudi Arabistan'ın fiyat kontrolü odaklı yaklaşımı ile BAE'nin 'pazar payı ve yatırım serbestisi' anlayışı zaten uzun süredir çatışıyordu. OPEC'den çıkış da BAE için stratejik bağımsızlık ilanıdır.”

Der Standard (AT) /

Kırılgan yapı çökme tehlikesiyle karşı karşıya

Der Standard’a göre ayrılış

“on yıllar boyunca iç rekabetleri kapalı kapılar ardında gizleyerek ayakta kalan bir sisteme karşı verilmiş bir güvensizlik oyu. ... OPEC açısından bu her şeyden önce şu anlama geliyor: daha az güç, daha az disiplin, daha az güvenilirlik. Karteller ancak üyelerin ortak çıkarları ulusal avantajların üstünde tutmasıyla işler. Bu, uzun bir süre dünya piyasalarında istikrar sağladı. Eksikliği giderek daha fazla hissedilen tam da bu. ... Buna bir de jeopolitik gerilimlerin patlamaya hazır halde olması ekleniyor. OPEC hiçbir zaman yalnızca ekonomik bir örgüt olmakla kalmadı, her zaman Suudi Arabistan, İran, Irak ve küçük Körfez ülkeleri arasında siyasi bir denge unsuru da teşkil etti. Bu kırılgan yapı şimdi tamamen çöküyor gibi görünüyor.”