Futbol Dünya Kupası: Böyle fair play olur mu?

2025 Erkekler Futbol Dünya Kupası bu perşembe Meksika ile Güney Afrika arasında yapılacak maçla başlıyor. Rekor katılımla 48 takım Meksika, Kanada ve ABD’nin ev sahipliğinde 100'ü aşkın maçta karşı karşıya gelecek. Avrupa basınına göre organizatörlerin aldığı pek çok karar, sporun temsil etmesi gereken değerlerle çelişiyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
Hämeen Sanomat (FI) /

Fırsat eşitliği burada yabancı bir kavram

Hämeen Sanomat şöyle yazıyor:

“Sporun politik olmadığını söyleyen kişi saçmalıyordur. Bu Dünya Kupası da çok politik. Özellikle ev sahibi ülke ABD ile İran odak noktasında yer alıyor. İran takımı ancak maç günlerinde ABD tarafına geçebilecek, ancak bunun dışında Meksika’da konaklayıp antrenmanlarını orada yapacak. İran’ın maçlarını Meksika ya da Kanada’da oynaması fikrine ise ABD sıcak bakmadı. Futbolda dürüstlük ve eşitlik gibi değerlerden söz etmeyi pek severiz. Turnuvanın organizasyonunda ise futbol dünyasının değerlerinden hâlâ çok uzağız. Umarız hiç değilse sahada fair play kuralları geçerli olur.”

Hospodářské noviny (CZ) /

Bazıları dışarıda kalmak zorunda

Hospodářské noviny, ABD’de her şeyin salt futbol etrafında dönmeyeceği görüşünde:

“Öncelikli mesele ABD’nin ülkeye giriş kuralları olacak, çünkü potansiyel teröristlerden korunma bağlamında göçle mücadele Trump’ın ana gündemi. Meksika’da kamp yapan İran milli takımı, maçlar için Los Angeles’a seyahat edecek; ancak İran pasaportlu taraftarların ülkeye girmesine ve takımlarını desteklemesine izin verilmiyor - tıpkı diğer üç katılımcı ülke (Haiti, Senegal ve Fildişi Sahili) taraftarları gibi. ... Somali pasaportu taşıdığından Amerikan sınır görevlilerince Miami’den geri çevrilen Afrika’nın en iyi hakemi Omar Artan bunu çok iyi biliyor.”

Visão (PT) /

Başarının yolu entegrasyondan geçiyor

Dünya Kupası sağ popülistlerin göçmen karşıtı söylemlerine karşı bir sembol de olabilir, diyor Visão:

“Spor dünyayı değiştirmeye yaramaz belki, ama kimi durumlarda içinde yaşadığımız hakikati açıklamaya yardımcı olur. En iyi futbol takımları, her oyuncunun müşterek bir hedef uğruna kendi rolünü nasıl yerine getireceğini bildiği, çok kültürlü entegrasyonun giderek daha mükemmel örneklerine dönüşüyor. … İzolasyonist popülistler kelimelerle oynamayı bilseler de asıl önem arz eden oyundan, yani herkese fırsatlar doğuran gelişim ve ilerleme oyunundan hiçbir şey anlamıyorlar. Umarız en azından bir ay sürecek Dünya Kupası boyunca Kuzey Amerika sahalarından bu dersi çıkarabiliriz.”

Denník Postoj (SK) /

Seçkin bir gösteriye dönüşüyor

Denník Postoj ticarileşmeden rahatsız:

“Sıkı vize kurallarına bir de fahiş bilet fiyatları eklenince, etkinlik alt ve orta gelir grubundaki pek çok taraftar için karşılanamaz hale geliyor. Oysa futbol bir halk sporudur ve onu özel bir atmosfer yapan da tam olarak budur. FIFA yönetimi bir süredir Dünya Kupası’nı üst tabakaya yönelik bir etkinliğe dönüştürmek istercesine hareket ediyor. Sıradan taraftarlardan çok kendi gelirlerini ve sponsorlarını düşündüğü yönünde giderek artan eleştirilere maruz kalıyor. Finalde düzenlenecek görkemli devre arası gösterisi de bu eğilimin isabetli bir örneği.”

Jyllands-Posten (DK) /

Öfke çabucak geçip gidecek

Jyllands-Posten, başlama vuruşuyla birlikte haklı eleştirilerin sesinin yine kısılacağından endişe ediyor:

“Infantino, Trump’la anlaşarak futbol taraftarlarını ABD Başkanı’nın dengesiz insafına teslim etti. Ve tüm bunları sadece para ve güç uğruna yaptı. Organizasyon daha şimdiden absürt bir ucube gösterisine dönüşecek tüm unsurları barındırıyor. Ancak şunu da biliyoruz ki, başlama vuruşuyla birlikte çoğu zaman eleştirilerin sesi kısılır. En son Katar’da böyleydi, muhtemelen ABD’de de böyle olacak - ve Suudi Arabistan’da gerçekleşecek bir sonraki Dünya Kupası’nda da muhakkak tekrarlanacak. Bu da son derece can sıkıcı.”

Trouw (NL) /

Oyunbozanları görmezden gelmeliyiz

Trouw, güç sahiplerinin halk sporunun önüne geçmemesi gerektiğini yazıyor:

“Bu Dünya Kupası ne Trump’a ne ICE’a ne de FIFA Başkanı Gianni Infantino’ya ait. Futbol, insanların elinden alınamayacak kadar çok kişi tarafından seviliyor. … Yeşil Burun Adaları, Curaçao, Haiti, Fildişi Sahili, İran ve Kongo’da yaşayan insanlar, ülkelerinin bu Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanmasından haklı olarak gurur duyuyorlar. Kutlama yapmak isteyecekler ve umarız bunu doyasıya ve coşkuyla yapabilirler. … Futbolun değeri, çağımızın güç sahiplerinin kaprisleriyle gölgelenmesine izin verilemeyecek kadar büyüktür.”

Webcafé (BG) /

Stadyuma gitmenin riskleri olacak

Trump yönetiminin sıkılaştırılmış göç ve ülkeye giriş yasaları yüzünden çok sayıda taraftar sıkıntı yaşayabilir, diye uyarıyor Webcafé:

“Organizasyon komitesi, stadyumlarda ICE memurlarının bulunmayacağını açıkladı. Ancak bu, harekete geçirilmedikleri ve en ufak bir olayda müdahale etmeye hazır olmadıkları anlamına gelmiyor. ... Uluslararası Af Örgütü, ziyaretçilerin keyfi tutuklama ve sınır dışı edilme, cep telefonları ve sosyal medya profillerine müdahale edilme, ırkçı fişleme ve en kötü durumlarda da göçmen gözaltı merkezlerinde acımasız ya da onur kırıcı muameleler görme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunuyor.”

El País (ES) /

Muazzam bir Latin Amerika festivali

El País, stadyumlarda Latin kökenli taraftarları görmek için sabırsızlanıyor:

“Bu yalnızca bir spor turnuvası değil, Trump emperyalizminin izlerini taşıyan bir Dünya Kupası olacak. ... Trump’ın muhtemelen sembolik olarak kendi yararına kullanmak ve yeni bir güç ile ulusal büyüklük, yani kişisel büyüklük gösterisine dönüştürmek isteyeceği bir turnuva olacak. Ancak futbolun ehlileştirilemez bir yanı da var: O hiçbir zaman tamamen şovu organize edene ait değildir. Tribünlerde binlerce Meksikalı, Kolombiyalı, Arjantinli ve Orta Amerikalı yer alacak. ABD’nin pek çok şehrinde Dünya Kupası, kimlik tartışmalarının sürdüğü bir ülkede muazzam bir Latin Amerika şenliği olarak deneyimlenecek.”

A Bola (PT) /

Para şimdiden en büyük kazanan

Gazeteci Rui Almeida, A Bola’da şu yorumu yapıyor:

“Amerikan tarzı bir gösteri olacak, baş aktörlerin bu format ve onunla bağlantılı mesajlarla tamamen uyum içinde olacağından emin olmaksa mümkün değil. Ancak şüphe duymadığım bir husus var: Finansal açıdan bakıldığında, Zürih’teki organizasyon şimdiden zaferini ilan edebilir ve başarıdan söz edebilir. Daha önce hiçbir Dünya Kupası bu ölçüde gelir, ticari yükümlülük, destek ve katma değer üretmemişti. Trionda topları daha sahaya çıkmadan para akışı başlamış durumda.”