Futbol Dünya Kupası: Böyle fair play olur mu?
Erkekler Futbol Dünya Kupası başladı ve ilk müsabakalar gerçekleşti. Rekor katılımla 48 milli takım Meksika, Kanada ve ABD’nin ev sahipliğinde 19 Temmuz'a kadar 104 maçta karşı karşıya gelecek. Avrupa basınına göre organizatörlerin aldığı pek çok karar, sporun temsil etmesi gereken değerlerle çelişiyor. Ancak bunun futbol coşkusunu bozmasına izin vermeyenler de var.
En yüksek teklifi verenlerin turnuvası
Daily Sabah, bilet fiyatlarının en sadık taraftarları nasıl dışarıda bıraktığını gözler önüne seriyor:
“MetLife Stadyumu’ndaki final için en ucuz standart bilet, turnuva başlamadan önce 5.785 dolara kadar çıkmıştı. Bu rakam, ev sahibi organizasyonun taraftarlara vaat ettiği 1.550 dolarlık tavan fiyatın neredeyse dört katına denk geliyor. Fiyat nedeniyle işçi sınıfından bir taraftarı, deplasmana gelen bir destekçiyi ve hatta engelli bir seyirciyi dışarıda bıraktığınızda, futbolun kime ait olduğu sorusuna fiilen bir yanıt vermiş olursunuz. 2026 için bu yanıt giderek daha netleşiyor: Ödeyebilenlere. Eskiden Dünya Kupası, tüm dünyanın ortak mülküymüş gibi hissedilirdi. Bugün ise en yüksek teklifi verene ait bir etkinliğe dönüşmüş izlenimi veriyor.”
Biraz histeri şart
Dagens Nyheter, Dünya Kupası gibi dev etkinliklerin sağlıklı bir doz milliyetçilik ve siyaset olmadan düşünülemeyeceğini ve fazla sıkıcı olacağını yazıyor:
“Tıpkı futbol ve siyaset gibi futbol ve milliyetçilik de birbirlerine aitler - çok şükür. Eşitlik adına tüm takımlara ve ülkelere karşı aynı duyguları hissetseydik, sayısız karşılaşmaya nasıl ilgi duyacaktık? Tüm futbol tutkunları, oyun ve sonuç açısından maçların çoğunun hayal kırıklığı olduğunu bilir. Dünya Kupası şölenine bir dünya etkinliği yanılsaması kazandırabilecek olan ancak biraz mantıksız histeridir.”
Futbolun dönüştürücü gücü
Futbol antrenörü ve yorumcu Blessing Lumueno, Expresso’da bugünün profesyonel futbolunu Yeşil Burun Adaları için toplumsal açıdan itici bir güç olarak tanımlıyor:
“Sonuçlardan bağımsız, bu oyuncu kuşağı şimdiden iz bırakmış durumda. Gençler ve yaşlılar arasında, profesyonel futbol kariyerinin Yeşil Burun Adalılar için de mümkün olduğuna dair yaygın bir inanç hâkim ve bu, bugün ve yarın açısından verilecek en iyi mesaj. ... Bunun yalnızca futbol olduğuna katılıyorum. Ancak -bizim durumumuzda- binlerce ve dünya genelindeki spor tarihi bakımından milyonlarca insan için futbolun toplumsal açıdan itici bir güç teşkil etme ihtimalinin önemli olmadığına katılmıyorum.”
Sonunda kazananlar hep aynı
Sabah, sözde küresel futbol şenliğinin ardında acımasız bir hiyerarşi yatıyor, diyor:
“Kupanın adına bir bakın: FIFA Dünya Kupası 2026. Dünyaya şekil veren oligarşi gözlerden saklanıyor. Bütün evrakı tam olan Somalili hakemin ABD'ye girişine izin verilmedi ve Miami'den geri gönderildi. FIFA'nın çıtı çıktı mı? Ben bu satırları yazana kadar hiçbir tepki yoktu. ... Futbol bizi eğlendiriyor, oyalıyor, coşturuyor. Yine de ara ara düşünmek gerek: Dünya Kupası denen meretin 'dünya'sı neyin nesi? Elbette üç beş Afrika, Asya rengiyle eğlendirecekler bizi. Sonunda kimler mi kazanacak? Yüz yıldır kimler kazanıyorsa, onlar!”
Bir kez olsun Trump gündemin merkezinde olmasın
Polityka, ABD Başkanı'nın futbol şenliğini mahvetmeyeceğini umuyor:
“Futbol Dünya Kupası genellikle doğaçlama ve coşku dolu bir atmosfere sahne olur – taraftarların bu turnuvayı bu kadar sevmesinin nedenlerinden biri de muhtemelen burda yatıyor. Umarız Trump, dünya siyasetindeki gerilimi daha da artırmaz; aksi halde futbol şöleni gölgelenir. Ve sahadaki rekabetin heyecanına kapılmak yerine, Trump’ın en çok arzuladığı şey gerçekleşmiş olur - tüm dikkatimizin onun söz ve eylemlerine yönelmesi, yani sürekli ona odaklanmamız.”
Fırsat eşitliği burada yabancı bir kavram
Hämeen Sanomat şöyle yazıyor:
“Sporun politik olmadığını söyleyen kişi saçmalıyordur. Bu Dünya Kupası da çok politik. Özellikle ev sahibi ülke ABD ile İran odak noktasında yer alıyor. İran takımı ancak maç günlerinde ABD tarafına geçebilecek, ancak bunun dışında Meksika’da konaklayıp antrenmanlarını orada yapacak. İran’ın maçlarını Meksika ya da Kanada’da oynaması fikrine ise ABD sıcak bakmadı. Futbolda dürüstlük ve eşitlik gibi değerlerden söz etmeyi pek severiz. Turnuvanın organizasyonunda ise futbol dünyasının değerlerinden hâlâ çok uzağız. Umarız hiç değilse sahada fair play kuralları geçerli olur.”
Bazıları dışarıda kalmak zorunda
Hospodářské noviny, ABD’de her şeyin salt futbol etrafında dönmeyeceği görüşünde:
“Öncelikli mesele ABD’nin ülkeye giriş kuralları olacak, çünkü potansiyel teröristlerden korunma bağlamında göçle mücadele Trump’ın ana gündemi. Meksika’da kamp yapan İran milli takımı, maçlar için Los Angeles’a seyahat edecek; ancak İran pasaportlu taraftarların ülkeye girmesine ve takımlarını desteklemesine izin verilmiyor - tıpkı diğer üç katılımcı ülke (Haiti, Senegal ve Fildişi Sahili) taraftarları gibi. ... Somali pasaportu taşıdığından Amerikan sınır görevlilerince Miami’den geri çevrilen Afrika’nın en iyi hakemi Omar Artan bunu çok iyi biliyor.”
Başarının yolu entegrasyondan geçiyor
Dünya Kupası sağ popülistlerin göçmen karşıtı söylemlerine karşı bir sembol de olabilir, diyor Visão:
“Spor dünyayı değiştirmeye yaramaz belki, ama kimi durumlarda içinde yaşadığımız hakikati açıklamaya yardımcı olur. En iyi futbol takımları, her oyuncunun müşterek bir hedef uğruna kendi rolünü nasıl yerine getireceğini bildiği, çok kültürlü entegrasyonun giderek daha mükemmel örneklerine dönüşüyor. … İzolasyonist popülistler kelimelerle oynamayı bilseler de asıl önem arz eden oyundan, yani herkese fırsatlar doğuran gelişim ve ilerleme oyunundan hiçbir şey anlamıyorlar. Umarız en azından bir ay sürecek Dünya Kupası boyunca Kuzey Amerika sahalarından bu dersi çıkarabiliriz.”
Seçkin bir gösteriye dönüşüyor
Denník Postoj ticarileşmeden rahatsız:
“Sıkı vize kurallarına bir de fahiş bilet fiyatları eklenince, etkinlik alt ve orta gelir grubundaki pek çok taraftar için karşılanamaz hale geliyor. Oysa futbol bir halk sporudur ve onu özel bir atmosfer yapan da tam olarak budur. FIFA yönetimi bir süredir Dünya Kupası’nı üst tabakaya yönelik bir etkinliğe dönüştürmek istercesine hareket ediyor. Sıradan taraftarlardan çok kendi gelirlerini ve sponsorlarını düşündüğü yönünde giderek artan eleştirilere maruz kalıyor. Finalde düzenlenecek görkemli devre arası gösterisi de bu eğilimin isabetli bir örneği.”
Öfke çabucak geçip gidecek
Jyllands-Posten, başlama vuruşuyla birlikte haklı eleştirilerin sesinin yine kısılacağından endişe ediyor:
“Infantino, Trump’la anlaşarak futbol taraftarlarını ABD Başkanı’nın dengesiz insafına teslim etti. Ve tüm bunları sadece para ve güç uğruna yaptı. Organizasyon daha şimdiden absürt bir ucube gösterisine dönüşecek tüm unsurları barındırıyor. Ancak şunu da biliyoruz ki, başlama vuruşuyla birlikte çoğu zaman eleştirilerin sesi kısılır. En son Katar’da böyleydi, muhtemelen ABD’de de böyle olacak - ve Suudi Arabistan’da gerçekleşecek bir sonraki Dünya Kupası’nda da muhakkak tekrarlanacak. Bu da son derece can sıkıcı.”
Oyunbozanları görmezden gelmeliyiz
Trouw, güç sahiplerinin halk sporunun önüne geçmemesi gerektiğini yazıyor:
“Bu Dünya Kupası ne Trump’a ne ICE’a ne de FIFA Başkanı Gianni Infantino’ya ait. Futbol, insanların elinden alınamayacak kadar çok kişi tarafından seviliyor. … Yeşil Burun Adaları, Curaçao, Haiti, Fildişi Sahili, İran ve Kongo’da yaşayan insanlar, ülkelerinin bu Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanmasından haklı olarak gurur duyuyorlar. Kutlama yapmak isteyecekler ve umarız bunu doyasıya ve coşkuyla yapabilirler. … Futbolun değeri, çağımızın güç sahiplerinin kaprisleriyle gölgelenmesine izin verilemeyecek kadar büyüktür.”
Stadyuma gitmenin riskleri olacak
Trump yönetiminin sıkılaştırılmış göç ve ülkeye giriş yasaları yüzünden çok sayıda taraftar sıkıntı yaşayabilir, diye uyarıyor Webcafé:
“Organizasyon komitesi, stadyumlarda ICE memurlarının bulunmayacağını açıkladı. Ancak bu, harekete geçirilmedikleri ve en ufak bir olayda müdahale etmeye hazır olmadıkları anlamına gelmiyor. ... Uluslararası Af Örgütü, ziyaretçilerin keyfi tutuklama ve sınır dışı edilme, cep telefonları ve sosyal medya profillerine müdahale edilme, ırkçı fişleme ve en kötü durumlarda da göçmen gözaltı merkezlerinde acımasız ya da onur kırıcı muameleler görme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunuyor.”
Muazzam bir Latin Amerika festivali
El País, stadyumlarda Latin kökenli taraftarları görmek için sabırsızlanıyor:
“Bu yalnızca bir spor turnuvası değil, Trump emperyalizminin izlerini taşıyan bir Dünya Kupası olacak. ... Trump’ın muhtemelen sembolik olarak kendi yararına kullanmak ve yeni bir güç ile ulusal büyüklük, yani kişisel büyüklük gösterisine dönüştürmek isteyeceği bir turnuva olacak. Ancak futbolun ehlileştirilemez bir yanı da var: O hiçbir zaman tamamen şovu organize edene ait değildir. Tribünlerde binlerce Meksikalı, Kolombiyalı, Arjantinli ve Orta Amerikalı yer alacak. ABD’nin pek çok şehrinde Dünya Kupası, kimlik tartışmalarının sürdüğü bir ülkede muazzam bir Latin Amerika şenliği olarak deneyimlenecek.”
Para şimdiden en büyük kazanan
Gazeteci Rui Almeida, A Bola’da şu yorumu yapıyor:
“Amerikan tarzı bir gösteri olacak, baş aktörlerin bu format ve onunla bağlantılı mesajlarla tamamen uyum içinde olacağından emin olmaksa mümkün değil. Ancak şüphe duymadığım bir husus var: Finansal açıdan bakıldığında, Zürih’teki organizasyon şimdiden zaferini ilan edebilir ve başarıdan söz edebilir. Daha önce hiçbir Dünya Kupası bu ölçüde gelir, ticari yükümlülük, destek ve katma değer üretmemişti. Trionda topları daha sahaya çıkmadan para akışı başlamış durumda.”