Le Pen hüküm giymesine rağmen cumhurbaşkanı olmak istiyor
Fransa’da istinaf mahkemesi, sağ popülist siyasetçi Marine Le Pen’in AB fonlarını zimmetine geçirmekten aldığı mahkûmiyeti onadı. Kamu görevinden men cezası ise 2027 cumhurbaşkanlığı seçimine katılabilmesine olanak tanıyacak şekilde kısaltıldı. Üç yıllık hapis cezasının iki yılı tecil edilirken, siyasetçinin kalan bir yılda elektronik kelepçe takması gerekecek. Kararı temyize götüreceğini duyuran Le Pen, “elektronik kelepçesiz” aday olmak istediğini söyledi.
Seçim kampanyası desteği olarak kelepçe
Der Spiegel Paris muhabiri Leo Klimm, mahkûmiyetin cumhurbaşkanlığı yarışında dezavantajdan ziyade avantaj teşkil edeceği kanısında:
“Le Pen, Paris’teki istinaf mahkemesinin kararını siyaseten böyle kolay görmezden gelebiliyor, çünkü şunu biliyor: Dolandırıcılık kanıtları ne kadar kesin olursa olsun, yargı kararının pek çok destekçisinin gözünde hiçbir önemi yok. Rassemblement National (RN) seçmenleri onu tam da oyunu kendi kurallarına göre oynadığı için takdir ediyor. ‘Sistemi’ altüst etmeyi vadettiği için. ... Ayağına takılan kelepçe, Le Pen’in en kıymetli seçim kampanyası desteği olabilir. Güya siyasallaşmış bir yargı tarafından sonuna kadar iktidardan uzak tutulmaya çalışılan popüler favori aday - sağ popülist anlatıya daha uygun düşecek bir şey olamazdı.”
Hesap hatası mı yaptı?
The Irish Times, Le Pen’in mağduru oynayarak seçmenden puan toplayabileceğinden şüpheli:
“Le Pen belli ki zulüm gördüğü anlatısının destekçilerini harekete geçirmesine bel bağlıyor. Haklı çıkabilir, ancak kamuoyu yoklamaları Fransız seçmenin ekseriyetinin kendisine yönelik cezai kovuşturmayı haklı bulduğuna işaret ediyor. Özellikle ikinci turda kazanmak için muhtaç olduğu ılımlı muhafazakârların, Trump tarzı yargı karşıtı bir haçlı seferini son derece itici bulmaları kuvvetle muhtemel. ... Ayrıca bazı anketler, kendisinden genç partidaşının daha güçlü bir aday olabileceğini gösteriyor.”
Seçimi kazanırsa Fransa da Avrupa da zayıflar
El Periodico de Catalunya uyarıyor:
“Fransa için sorun, Marine Le Pen’in olası bir zaferinin zaten çöküşteki ülkeyi daha da bölecek olması. Onun 'ulusal öncelikler' ve göçmenlerin geri gönderilmesi politikaları belirsizliğe yol açıyor ve sosyal konulardaki pek çok vaadi (62 yaşında emeklilik gibi) bir yana, işverenlerin taleplerini de destekleyen öngörülemez ekonomi politikası Fransa’yı Yunanistan’dan bile daha yüksek bir risk primiyle IMF yardımına bağımlı hale getirebilir. … Peki ya Avrupa? Marine ve Meloni artık Avro Bölgesi’nden çıkmak istemeseler de, milliyetçilikleri ‘daha fazla Avrupa’ sözlerini katiyen duymak istemedikleri anlamına geliyor. Ama bu daha fazlası olmadan AB, ABD ve Çin’in egemenliğindeki dünyada önemini iyice yitirecektir.”
Meloni ile mukayese edilemez
Le Point’a göre İtalyan Başbakanı’nınkine benzer bir gelişme Le Pen için tahayyül edilemez:
“Kimileri, Giorgia Meloni örneğinden hareketle RN’nin bir tür pragmatizme çekilebileceği ihtimaline inanıyor. ... Ancak bu mukayese yerinde değil. Üstelik İtalya Başbakanı, Marine Le Pen ile işbirliğine katiyen yanaşmadı … Daha ziyade, görüşleri RN’ninkilerden ışık yılı uzaklıkta olan Mario Draghi’nin tavsiyelerine kulak verdi. Ayrıca o savaşın başından beri Kiev’i kararlılıkla desteklerken, -ifade şekli değişse de- Vladimir Putin rejimine böylesine yaranmaya çalışan Marine Le Pen’in partisi Ukrayna demokrasisine yönelik yardım planlarına bir kez olsun oy vermedi.”
Seçmen hukukun üstünlüğü konusunda karar verecek
Libération, Le Pen’in kararın çıktığı akşam yayınlanan televizyon mülakatındaki sözleriyle hukukun üstünlüğünü sınadığını belirtiyor:
“Sorun elbette eski RN (Rassemblement National) liderinin davayı Yargıtay’a taşımak istemesi değil - buna her türlü hakkı var. Sorun, adaylık kararını gerekçelendirme biçimi: Sözleri, daha yeni yararlandığı hukukun üstünlüğünü sorgular nitelikteydi. Nihayetinde bu gün -Paris Adalet Sarayı’nda saat 14.00 ile televizyon ekranları karşısına çıktığı saat 20.00 arası- bir bakıma seçmenin 2027 ilkbaharında vermek durumunda kalabilecekleri kararın kusursuz bir metaforuydu: hukukun üstünlüğünden yana ya da hukukun üstünlüğüne karşı.”
Hüküm giymiş başkanlara alışmalı mıyız?
El País ABD Başkanı Trump’ın durumunu hatırlatıyor:
“Karar, suçluluğuna ilişkin hiçbir kuşkuya yer bırakmıyor. … Ancak aynı zamanda, seçimlere katılmasını mümkün kılan bir ceza da verildi. ... Böylece en önemli argümanlarından biri çürütülmüş oldu: Fransız yargısının demokratik sürece müdahale ettiği suçlaması ve Élysée Sarayı’na adaylığını sabote etmeye yönelik bir komplo kurulduğu iddiası. Verilen mesaj açık: Hâkimler, eylemlerin hukuka uygunluğuna karar verir; ancak ülkeyi kimin yöneteceğine son tahlilde yurttaşlar karar verir. … ABD’de hüküm giymiş bir başkana alışkınız. Fransa Cumhuriyeti’nde ve Avrupa’da ise bu asla bir norm haline gelmemelidir.”
Riskli bir manevra
Salzburger Nachrichten, adaylık ile hukuki mücadeleyi bir arada sürdürmenin Le Pen için risksiz olmadığını vurguluyor:
“Bir yandan, Rassemblement National’in liste başı adayının hüküm giymiş bir suçlu olmasını muhtemelen potansiyel seçmenlerin hepsi hoş karşılamayacaktır. Öte yandan, ... temyize gidilmesi halinde yeni bir yargı süreci yaşanması da mümkün. Bu süreç, Le Pen’e muhtemelen daha uzun süreli bir adaylık yasağı verilmesiyle de sonuçlanabilir. Bu durumda yasak kesinleşir ve RN, devam eden seçim yarışının ortasında yeni bir liste başı aday bulmak zorunda kalır.”
RN cazibesini artırdı
Neue Zürcher Zeitung’un yorumu şöyle:
“Hukuki ihtilaflar Rassemblement National’i şüphesiz güçlendirdi. ... Bardella, yedek aday olarak geçirdiği süreyi partiyi ekonomik açıdan daha liberal bir hale getirmek ve yeni seçmen kitlelerine hitap etmek için ustaca kullandı. Anketlerde Le Pen’den bile daha popüler gözüküyor. Le Pen, bu popülerliğin kendi işine de yaramasını bekleyebilir. ... RN kendi elinde olmayan bir gelişmeden de fayda sağlıyor. Siyasi yelpazenin uçlarında çok daha radikal partiler türedi. ... RN, özellikle de Bardella kanadı bir anda ılımlı bir alternatife dönüştü.”
Parti için turnusol testi
Karar RN’nin toplumsal kabulünün ne seviyede olduğunu gösterecek, diyor La Libre Belgique:
“Le Pen 15 yıldır aşırılıkçı bir partiyi, ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlenebileceğine güvenilen bir siyasi güce dönüştürmeye çalışıyor. ... RN’nin bölgelerde kök salmasını sağladı ve partiyi kamuoyunun bir kesiminin gözünde kabul edilebilir kıldı. Skandallara, çelişkilere, programatik tutarsızlıklara, geçmişten gelen hukuki yüklere ve şimdi de ağır bir mahkûmiyete rağmen RN güçlenmeye devam ediyor. … Marine Le Pen ne pahasına olursa olsun adaylığında ısrar ederek, RN’nin normalleşmesinin ve popülaritesinin artık seçmenlerinin onun kamu fonlarını zimmetine geçirmesini affedecek kadar ilerlemiş olduğuna bel bağlıyor - bundan daha azını beklemiyor.”