İtalya Parlamentosu tartışmalı seçim yasası reformunu onayladı
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, ‘Stabilicum’ adı verilen seçim reformunu son bir oylamayla parlamentodan geçirebildi. Reform, Temsilciler Meclisi’nde 164’e karşı 227 oyla nihai olarak kabul edildi. Parlamentonun ikinci kanadı Senato tasarıyı eylül ortasında zaten onaylamıştı.
Kendi kalesine gol mü attı?
Der Standard, seçim yasası reformunun nihayetinde Meloni için ters tepebileceğini yazıyor:
“Meloni kendi kalesine en büyük siyasi golünü atmış olabilir: Kendi içinde bölünmüş muhalefet gelecek yılki seçimler için hâlâ ne ortak bir program ne de üzerinde uzlaşılmış bir başbakan adayı ortaya koyabiliyor. Ancak Meloni’nin sağ koalisyonu aşırı sağcı General Roberto Vannacci tarafından giderek daha fazla sıkıştırıldığı için, kesin gözüyle bakılan zaferi de sallantıda. Bu durumda çoğunluğa verilecek fazladan sandalyeleri o değil, muhalefet alabilir.”
Meloni’ye özel yasa
La Repubblica eleştiriyor:
“Giorgia Meloni siyasi bir el çabukluğuyla kendi çoğunluğunu, yalnızca kendisinin ve en yakın çevresinin istediği bir seçim yasasını kabul etmeye zorladı. ... Yasayı giderek kendi gücünü, müttefiklerinin zayıflığını ve sağ cepheden bir rakibinin -kartları yeniden dağıtma tehdidinde bulunan eski General Vannacci’nin- ortaya çıkışını gösteren anketlere dayanarak değiştirdi. ‘Melonellum’ yasasının hedefindeki tek istikrar, onu isteyenlerin iktidarının istikrarı. Seçmenlere bırakılan tek karar ise, tercihli oylarla dağıtılan sandalyelerin çok daha küçük bir bölümü hakkındaki tercihleri.”
Çocukça bir iki partili sistem anlayışı
Corriere della Sera, yeni seçim yasasının aslında tüm siyasi güçlerce memnuniyetle karşılanması gerekse de öyle olmadığını yazıyor:
“Seçim reformu, siyasetçiler ile yurttaşlar arasında yeniden daha şeffaf ve daha doğrudan bir ilişki kurmak gibi bir bakıma anlaşılabilir bir amaç güdüyor. Tabii yine sadece hükümet çoğunluğunun arkasında durduğu gerçeği olmasaydı. Bu kez de partilerin geniş çaplı uzlaşı sağlama konusundaki yetersizliğinden kaynaklanan bir zaaf göze çarpıyor. İtalya’da çocukça bir iki partili sistem anlayışı hâkim ve bu da rakiplerle uzlaşma seçeneğini ‘prensipte’ dışlıyor.”
Seçim yasasını değil güveni güçlendirmeli
Demokratik bir kriz böyle aşılmaz, diye uyarıyor kamu hukuku profesörü Nicoletta Perlo Le Monde’da:
“Fransa açısından yasa, yalnız seçim tekniğine ilişkin bir sorun değil. Her şeyden önce, partilerin siyasi temsil krizine yanıt verme konusundaki yetersizliğini ortaya koyuyor. Partiler, yurttaşların siyasete olan güvenini yeniden tesis edemedikleri takdirde kendi varlıklarını tehlikeye attıklarını unutmuş görünüyorlar. ... Asıl zorluk, seçimleri yeniden siyasi katılımın başlıca yolu haline getirmek. Fransa, çözümü seçim sistemini reforme etmekte ararsa hata eder. ... Demokrasi, seçim kuralları değiştirilerek güçlenmez: Yurttaşlara yeniden sandığa gitmeleri için nedenler sunmak gerekir.”