2026 ara seçimleri: ABD ve Avrupa’yı ne bekliyor?

ABD’de 3 Kasım’da Temsilciler Meclisi’nin tamamı ve Senato’nun üçte biri yenilenecek. Ara seçimler Başkan Donald Trump için kritik bir sınav olacak: Cumhuriyetçiler Kongre’deki çoğunluklarını kaybederse, Trump’ın politikalarını hayata geçirmesi büyük ölçüde zora girebilir. Avrupa basını ara seçimlerin ABD, Ukrayna ve Avrupa açısından doğuracağı sonuçları tartışıyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
El País (ES) /

Devletin daha sıkı denetlenmesi gündemde

El País, 3 Kasım sonrasında siyasi rotanın değişeceğini öngörüyor:

“Tarih, ara seçimlerde seçmenlerin sıklıkla başkanın partisini cezalandırdığını gösteriyor. ... Bu yıl Demokratlar Temsilciler Meclisi’nde zaferin net favorileri olarak görülürken, Senato’daki yarış başa baş gidiyor. ... Devletin denetimi ve hesap verebilirlik çok daha sık ve katı olacak, dış politika kararları daha karmaşık bir hal alacak. ... Kongre, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’ni (ICE) yasayla kurdu. Bütçesine koşullar bağlamak ya da suiistimal durumunda memurları hesap vermeye zorlama yetkisi yalnızca Kongre’ye ait. ... Amerikalılar, 3 Kasım’da Washington’ın siyasi gündeminin büyük bölümünü belirleyecek.”

Le Monde (FR) /

Çalınmış seçim anlatısı

ABD uzmanı Lauric Henneton, Le Monde’daki analizinde Trump’ın seçim sonuçlarının meşruiyetini zedelemeye çalışabileceğini belirtiyor:

“Trump seçim sonuçlarını tersine çevirmekte başarısız olsa da ‘çalınmış seçim’ anlatısını yeniden canlandırmayı başarabilir. Görüntülerle, sosyal medyayla, soruşturmalarla, davalarla, seçim sonuçlarını onaylamayı reddetmelerle ve -siyaseten taraflı oldukları düşünülen- hâkimlerle beslenen bir anlatı bu. ... Trump ara seçimleri muhtemelen ‘çalamayacak’. Ancak milyonlarca Amerikalıyı seçimlerin kendisinden çalındığına ikna etmeye çalışabilir, Demokrat çoğunluğu iki yıl boyunca gayrimeşru ilan edebilir, seçimlerin meşruiyetini daha da zedeleyerek 2028’i bir rövanş seçimine dönüştürebilir.”

Radio Kommersant FM (RU) /

Oturup daha güzel günlerin gelmesini bekliyorlar

Radio Kommersant FM, Avrupa’nın şöyle bir strateji izlediğini tahmin ediyor:

“Hem Kiev’in hem de başlıca AB ülkelerinin devlet ve hükümet liderlerinin ABD’deki seçim kampanyasına fiilen müdahil oldukları ve Trump’a yönelik tutumlarıyla, onun Avrupa politikasının başarısızlığını gözler önüne sererek Demokratların zaferi için uğraştıkları izlenimi var. Belli ki Moskova’yla uzlaşmaya meyilli bu öngörülemez politikayı sadece atlatmaya, ‘kışı çıkarmaya’ ve Kasım 2028’i beklemeye oynuyorlar - bir sonraki başkanlık seçimlerini Demokrat Parti’den bir adayın kazanması ve ABD, Avrupa ve Ukrayna’nın Kremlin’e karşı birlikte hareket ettiği o mübarek Joe Biden günlerinin geri dönmesi umuduyla.”

Vot Tak (RU) /

Seçmenleri engelin Zelenskiy olduğuna inandırmak istiyor

Muhalif Vot Tak portalına göre Trump, ilan ettiği kısmi ateşkesle öncelikle kendi seçmen kitlesini hedefliyor:

“Bu ‘enerji ateşkesi’, durumun kontrol altında olduğu izlenimini uyandırıyor ve Zelenskiy’e yöneltilen suçlamalar, önlemlerin istenen sonucu vermemesi halinde bahane işlevi görüyor. Trump’ın krizin sebebinin Ukrayna olduğuna herkesi ikna etmesi gerekmiyor. Hedefi daha mütevazı ve ulaşılması daha kolay: Memnuniyetsiz Cumhuriyetçi seçmenlerin yeterli bir kesimini, durumu düzeltmeye çalıştığına ve kendisine başkasının engel olduğuna inanmaları için gerekçe sunmak.”

Népszabadság (HU) /

Daha da öngörülemez günlere mi uyanılacak?

Eski Dünya Bankası ekonomisti István Dobozi, Népszabadság’da Cumhuriyetçilerin yenilgisinin dış politikada büyük bir sarsıntıya yol açabileceğini belirtiyor:

“Şayet ağır bir yenilgiye uğrarsa, Trump başkanlığının geri kalan süresinde kısa vadeli iç siyasi zararları en aza indirmek yerine küresel siyasi mirasını azami düzeye çıkarması gerektiği sonucuna varabilir. 3 Kasım sonrasında ABD ve dünya, iç siyasette zayıflamış, hatta daha da öngörülemez bir Trump’a uyanabilir; dış politikada ise her şeyden önce tarihe nasıl geçeceğini gözeten bir Trump’a. Bu durum da İran meselesinde son derece tehlikeli olabilir.”