Fransa: Protesto dalgası dinmiyor
Fransa’da öğrenciler yeniden sokaklarda. Salı günü ülke genelinde düzenlenen gösterilere resmi makamlara göre 160 bin kişi katılırken, organizatörler bu sayının 480 bin olduğunu iddia etti. Çok sayıda yükseköğretim kurumunda eğitim durduruldu. Cumartesi günü için de üniversite öğrencileri ve sendikaların katılımıyla yeni protestolar planlanıyor. Öfkenin nedenlerini tartışan Avrupa basını, tepkinin toplumun diğer kesimlerine de yayılmasının sebeplerini açıklıyor.
Asil bir kavga
Le Quotidien, gençlerin geleceklerinin belirlenmesinde söz sahibi olmak istediğine vurgu yapıyor:
“Dünya değişti, 2000’li yılların sonundan bu yana rekabet daha da keskinleşti. Her şey daha kötüye gitti. Üstelik yalnızca eğitimden bahsediyoruz. Bazı sektörlerde birer vahşi ormana dönüşen, her çalışanın yapay zekâ kadar rekabetçi olmadığı için bir kenara atılmadan önce azami düzeyde sömürülen birer unsura indirgendiği iş dünyasından söz etmiyoruz bile. İşte Fransız gençleri buna ‘dur’ diyor ve Belçikalı yoldaşları da geçtiğimiz haftalarda onların izinden giderek sokaklara döküldü. İnsanca koşullarda çalışmak istiyorlar; onları saran zincirlerin daraldığını, seçmedikleri bir geleceğe sürüklendiklerini hissetmek istemiyorlar. Bu nasıl sonuçlanacağı meçhul ama asil bir kavga.”
Medyada yansıtılanlar tek taraflı
Erasmus öğrencisi Calypso Baroin, öğrenci protestolarını kendi bakış açısından ERR Online’da şöyle açıklıyor:
“Medyada çıkan haberlere bakınca, ağırlıklı olarak şiddete, göçe ve ortaya çıkan hasara odaklanıldığını görüyorum. Genç bir Fransız üniversite öğrencisi olarak hoşnutsuzluklara yol açan durumla bizzat temas ettiğim için, farklı bir perspektif paylaşmak istiyorum. Estonyalı gazetecilerin göstericilerin tüm taleplerini desteklemesini ya da şiddeti ve yol açılan hasarı görmezden gelmesini beklemiyorum. Ancak, hoşnutsuzlukların asıl nedenlerini ve gençlerin dile getirdiği talepleri anlamak, yeri gelince polisin ve makamların orantısız tepkisini görmek ve yalnızca dikkat çeken görüntülere odaklanmamak gerekir.”
Halı altına süpürülen sorunlara ışık tutuluyor
L’Humanité, gençliğin ihmal edilen kesimleri bir araya getirmesini takdirle karşılıyor:
“Öğretmensiz kalan, hor görülen gençlerle ilgili sarsıcı haberler karşısında hükümet artık her zamanki kayıtsızlığıyla tasarruf gerekçeleri öne süremez. Kamusal eğitim sektöründeki bu on yıllık yıkımın sorumlusu hükümettir. Bunu somut ve görünür kılmalarını bu dayanışmacı ve cesur gençliğe borçluyuz. Ama aynı zamanda, Macronizmin kaybedeni olan diğer pek çok kesimle -yüksek yaşam maliyetleri, yoksunluklar ve sinsice yayılan yabancı düşmanlığı altında boğulan insanlarla- mücadeleleri birleştirme ihtimalinin yeniden canlanmasını da onlara borçluyuz. Bu dinamik her şeyi değiştirebilir. Güçlü bir toplumsal hareket eşitlik, vergi adaleti ve çevrenin korunması taleplerini yeniden tartışmanın merkezine taşıyacaktır.”
Siz de bir kez olsun kendinizi savunun!
Süddeutsche Zeitung, neden Almanya’da da gösteriler düzenlenmediğini sorguluyor:
“Yıllardır okullardaki içler acısı durumdan şikâyet ediliyor - ancak çok az şey yapılıyor. Her yerde öğretmen açığı var; sorunu olduğundan hafif göstermeye çalışmakla suçlanamayacak Eğitim Bakanları Konferansı bile 2035’e kadar 50 bin kadronun boş kalacağını öngörüyor. Üstelik bugün dahi pek çok yerde öğretmen sayısı temel müfredat derslerini karşılamaya yetmiyor, kaynaştırma eğitiminden ya da dil desteğinden bahsetmiyoruz bile. ... Bazı okullar o kadar harap halde ki, dış cephelerinin ağlarla güvenlik altına alınması gerekiyor. ... Fransa’daki protestolar karşısında insan bu ülkenin öğretmenlerine ve öğrencilerine şöyle seslenmek istiyor: Artık siz de biraz ses yükseltin. Elbette şiddete başvurmadan. Ama yükseltin. Zamanı geldi.”