ABD ara seçimleri: Dünya için neler değişecek?

Demokratların ABD ara seçimlerindeki başarısı, özellikle küresel ölçekte ve Ukrayna’ya destek, İran savaşı ve ticaret politikası gibi dış politika konularında değişimleri beraberinde getirebilir. Yorumcular, seçim sonucunun dünya siyasetindeki dengeleri nasıl değiştirebileceğini tartışıyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
Hürriyet (TR) /

Şu an bir tahmin yapmak zor

Hürriyet, zayıflayan Trump için dış politikaya sığınmanın riskli olacağı kanısında:

“Bir lider, içeride kaybettiği desteği dışarıda askerî veya diplomatik başarı göstererek yeniden kazanmayı hedefleyebilir. Ancak Trump’ın önünde çok önemli bir çelişki bulunuyor. Seçmen Trump’a İran savaşının ekonomik maliyetleri nedeniyle de tepki gösteriyor. Dolayısıyla yeni bir askerî tırmanma, güçlü lider görüntüsünü yeniden kurabileceği gibi siyasi yenilgisini de derinleştirebilir. ... Bu nedenle seçim yenilgisinin Trump’ı otomatik olarak daha saldırgan yapacağını söylemek doğru olmadığı gibi, savaştan tamamen vazgeçeceğini düşünmek de gerçekçi değil. ... Çünkü bazen bir liderin gücünü kaybetmesi değil, gücünü kaybetmeye verdiği tepki tarihin yönünü değiştirir.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung (DE) /

İran’ın müzakere pozisyonu giderek güçleniyor

Frankfurter Allgemeine Zeitung, seçim sonucunun Tahran için rüya gibi olduğu görüşünde:

“Trump’ın otoritesini kaybettiği ortada. ... Pentagon’da ‘iyi iş’ çıkaran Pete Hegseth’in arkasında durması ... Cumhuriyetçi cepheye pek huzur getirmeyecek. Pek çok isim ‘Savaş Bakanı’nın kellesini istiyor. ... İran rejimi bundan daha muhteşem bir tablo hayal edemezdi: Başkan Yardımcısı artık ‘çıkmak’ istiyor, Savunma Bakanı topun ağzında ve yeni Kongre’nin Trump’ın İran savaşı için istediği ek ödeneği onaylaması zor. Tahran’ın müzakere pozisyonu giderek güçleniyor. Trump’ın seçenekleriyse giderek kötüleşiyor.”

Avvenire (IT) /

Seçmen savaşın siyaset aracına dönüştürülmesini reddetti

Avvenire şu analizde bulunuyor:

“Trump siyasetinin sandıkta tescillenen reddi bağlamında uluslararası toplumun tamamı için öncelikli önem taşıyan bir unsur var: ABD hükümetinin (dışarıda) savaş macerasına ve (içeride) güvenlik politikasına tartışmasız biçimde ‘hayır’ denmesi. Bu anlamda Trump’ın yenilgisi savaşın yenilgisi demek; üstelik yalnızca ABD ve küreselleşmiş dünya için zaten ağır olan ekonomik sonuçları nedeniyle de değil. ... Gelinen noktada hem Washington’da hem de Tel Aviv’de, neredeyse diğerleri gibi sıradan bir politikaymışçasına savaşı utanmazca ve sapkın bir biçimde seçim programına dahil edecek kadar ileri gidildi.”

Ukrajinska Prawda (UA) /

Ukrayna’yı Amerikan iç politikasının rehinesi yapmayın

Bağımsız Yolsuzlukla Mücadele Komitesi (NAKO) Başkanı Olena Trehub, Ukrayinska Pravda’da Ukrayna’nın iç siyasi kavgaların konusu haline gelebileceği uyarısında bulunuyor:

“Daha Trump’a yönelik ilk azil sürecinde Ukrayna, Başkan ile siyasi rakipleri arasındaki çatışmanın merkezine yerleşmişti. O dönemde gündemdeki meselelerden biri de Amerikan askeri yardımının geciktirilmesiydi. ... İleride başlatılacak soruşturmalar Demokratların Cumhuriyetçilere karşı yürüttüğü mücadelenin aracına dönüşürse, Ukrayna yeniden ABD siyasetinin toksik bir konusu haline gelme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Böyle bir senaryonun tekrarlanmasına izin veremeyiz. Ukrayna bölen değil, birleştiren bir konu olmalı.”

El País (ES) /

Etnonasyonalizme ağır darbe

Yorumcu Lluís Bassets, El País'te seçim sonuçlarını memnuniyetle karşıladığını ifade ediyor:

“Demokrasi yereldir, ancak etkileri küreseldir. ABD'liler, büyük ölçüde iç politika nedenleriyle ezici bir çoğunlukla Trump'a karşı oy kullandı. ... Seçimlerde yaşanan bu büyük sarsıntının boyutlarını ancak insanların cebini ve refahını doğrudan etkileyen meseleler açıklayabilir. ... Seçmenlerin başlattığı Trumpizm'in sonu, aynı zamanda Amerikan demokrasisinin gücünü de gösteriyor. Bu, muhtemelen küresel ölçekteki en önemli etki. Macaristan, Brezilya, Sırbistan veya İsrail'deki seçimlerin ardından yaşanan iktidar değişimleriyle kıyaslanabilecek nitelikte. ... Bu, dünya genelinde giderek yaygınlaşan aşırı sağcı etnonasyonalizm açısından sevindirici bir gün değil.”

Protagon.gr (GR) /

Siyasi bir fırsat penceresi açıldı

Protagon, Avrupa’nın Washington’daki değişimi kendi lehine dönüştürmek için artık her türlü nedene sahip olduğunu yazıyor:

“Ukrayna’nın desteklenmesi, Doğu Akdeniz’de güvenlik ve enerji bağlantılarının korunması, yeni Kongre ile somut işbirliği alanları sunuyor. Avrupa’nın etkisi, bizzat hangi görevleri üstlenmeye hazır olduğuna ve her iki partiyle de istikrarlı işbirlikleri kurma becerisine bağlı olacak. ABD seçimleri siyasi bir fırsat penceresi açtı. Avrupa liderliğinden artık bu fırsatı değerlendirmesi bekleniyor - bir sonraki seçim döneminin ötesinde de kalıcı olacak ortak kararlar, mali kaynaklar ve taahhütlerle.”

Expresso (PT) /

Trump’ın etkisini hafife almamalı

Güvenlik uzmanı Marco Vicenzino, Expresso'da, Trump'ın yenilgisinin ardından Avrupa'nın tetikte olmayı sürdürmesi gerektiği uyarısında bulunuyor:

“Demokratların çoğunluğu elde etmesi, Avrupa'ya Kongre ile daha yakın iş birliği kurma imkânı sunuyor. Ancak bu, Trump'ın müttefiklerine karşı yükümlülükleri, ticaret politikası talepleri ve ikili müzakerelere olan eğilimi arasında nasıl denge kuracağına ilişkin belirsizliği tek başına ortadan kaldırmıyor. … Salı günü yapılan seçim, Trump'ın başkanlığında daha sıkı kısıtlamalarla karşı karşıya kalacağı son dönemin başlangıcına işaret ediyor. Trump'ı siyasi açıdan artık etkisiz ilan etmek, hâlâ sahip olduğu gücü hafife almak olur.”

La Stampa (IT) /

Yapay zekâ için yeni senaryolar gündemde

La Stampa, seçim sonuçlarının büyük teknoloji şirketleri üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor:

“Ara seçim sonuçlarının açıklanmasının hemen ardından bir yorum öne çıktı: ABD seçimleri, aynı zamanda yapay zekâ, veri merkezleri ve teknoloji devlerinin ABD sanayi politikasını belirleme gücü üzerine yapılmış bir oylamaydı. Bu kez de teknoloji devlerinden yüz milyonlarca avro destek alan Cumhuriyetçilerin ağır seçim yenilgisi, bu teknolojinin gelişimi açısından yeni senaryoların önünü açıyor: Daha az mega tesis, daha fazla düzenleme ve daha sıkı denetim.”

IQ (LT) /

İçeride daha çok düzenleme, dışarıda daha çok kaos

Ekonomist Vytenis Šimkus, IQ’da farklı politika alanlarında bundan böyle beklenebilecek tedbirlere değiniyor:

“Teknoloji sektörü daha sıkı düzenlemelere tabi tutulabilir. Yapay zekâ şimdiye dek büyük ölçüde herhangi bir düzenleme olmadan gelişebildi. Ancak Demokratların kontrolündeki Kongre, bağlayıcı kurallar getirmeyi hedefleyecektir. Bu kurallar büyümeyi frenleyebileceği gibi, yerleşik pazar liderlerinin işine de yarayabilir ve rekabeti kısıtlayabilir. Kongre’deki elverişsiz çoğunluk dengeleri nedeniyle iç politikadaki hareket alanı kısıtlanan ABD başkanları, odaklarını çoğu zaman daha ziyade dış politikaya kaydırır ve giderek artarak ülkeyi başkanlık kararnameleriyle yönetir. Bu da ABD dış politikasını önümüzdeki iki yıl boyunca daha da öngörülemez hale getirebilir.”

Echo (RU) /

Veto hakkı ciddi çatışmalara yol açacak

İnsan hakları savunucusu Anastasiya Burakova, Echo tarafından alıntılanan bir Telegram gönderisinde Trump’ın veto hakkına vurgu yapıyor:

“ABD’deki karşılıklı denetim sistemi ustaca kurgulanmıştır. Başkan, diğer yetkilerinin yanı sıra veto hakkına da sahiptir. ... Her iki mecliste çoğunluğa sahip olsalar da Demokratlar kendi yasalarını her zaman geçiremeyecekler - başkanın vetosunu aşmak için milletvekillerinin üçte ikisinin desteği gerekiyor. Önümüzdeki iki yıl içinde her iki tarafın da kararları bloke edeceği, gerek Ukrayna’ya yönelik askeri yardımı gerekse ABD’nin iç politikasını ve savunma harcamalarını etkileyecek ciddi bir kutuplaşma yaşayacağımızı tahmin ediyorum.”