Avrupa’da protestolar: Hoşnutsuzluğa karşı ne yapılmalı?

Pek çok Avrupa ülkesinde haftalardır süren gençlik protestoları yayılıyor. Fransa’da sendikalar perşembe günü ülke çapında genel grev çağrısı yaptı. Gösterilere yüz binlerce insan katıldı. Avrupa basını, siyasetçilerin ne yanıt vermesi gerektiğine dair önerilerde bulunuyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
Times of Malta (MT) /

Pes etmeyen bir nesil

Times of Malta anlayışlı yaklaşıyor:

“Ciddiye alınmak ve etraflarındaki dünyayı aktif biçimde birlikte şekillendirmek istiyorlar. Enerjileri bizi korkutmasın, aksine ilham versin. Kendilerine sürekli dünyanın sonunun geldiği söylense de pes etmiyorlar. Bireyci, materyalist ve telefon bağımlısı diye yaftalanırken şimdi omuz omuza duruyor ve dayanışma sergiliyorlar. Cesaretleri ve kararlılıkları giderek daha geniş destek buluyor. İspanya, Fransa ve Sırbistan’da öğretmenler ve aileler onlarla birlikte sokağa çıkıyor. Fransa’da sendikalar da eylemlere katılıyor. ... Hiç değilse öfkelerinin haklılığını kabul etmeli, kendi kararlarımızı sorgulamalı ve daha iyisini yapmalıyız.”

Le Figaro (FR) /

Cumhurbaşkanı'nın acınası başarısızlığı

Le Figaro, protestolara katılmayan Fransızların çoğunluğunun çifte mağduriyet yaşadığından yakınıyor:

“Uzaktan yönlendirilen bu gösteri yürüyüşleri silsilesine alışmamak gerekiyor. Çünkü isyan görüntülerinin ardında protestonun gerçek nedenleri görülemiyor. Şu anda mesele somut bir yasa değil. ... Kuşkusuz ülke hasta. Ancak başka bir Fransa -sessiz çoğunluk- kaosun sona ermesini istiyor. Bu Fransa, kendisini daha da dibe sürükleyenler tarafından rehin alınmış durumda. Onlar da çaresizliklerini haykırmak için sokağa dökülebilirler. Bu Fransa, geçmiş yılların yıkıcı politikalarının bedelini ödüyor. Emmanuel Macron, Fransızları birleştirme vaadiyle seçilmişti. Ancak onları kaos mühendislerinin insafına terk etti.”

Maszol (RO) /

Yeni bir stratejiye ihtiyaç var

Maszol, hoşnutsuzluğun kökünden çözülmesi gerektiği görüşünde:

“Çözüm, stratejik düşünce tarzını değiştirmekte gizli. [Ukrayna’da] barış sağlanmalı, ekonomiye zarar veren yaptırımlar kaldırılmalı, sanayi geri getirilmeli, uygun fiyatlı enerji güvenceye alınmalı, yapay zekâ kullanımı sınırlandırılıp yönlendirilmeli ve göç sıkı biçimde denetlenmeli. ... Kıtanın kendi ekonomik ve toplumsal temelleri sarsılırken, Avrupa siyaseti yalnızca jeopolitik çatışmalara tabi kılınmamalı. Özellikle gençlere planlanabilir bir gelecek sunmak şart - en önemli görev bu.”

LRT (LT) /

Göstericiler vaziyeti yanlış değerlendiriyor

LRT’nin Almanya muhabiri Vytenė Banser şöyle yazıyor:

“Almanya’yı kasıp kavuran Z kuşağı protestoları, şöyle diyelim, pek de sorunsuz değildi. ... Litvanya perspektifinden bakıldığında, özellikle komünist orak-çekiç sembollerinin yanında taşınan NATO karşıtı dövizler dikkatimi çekti. Hamburg’da, üzerinde ‘Rusya bizim düşmanımız değil’ yazan bir pankart gördüm. Burada kurbanlarla faillerin yerleri değiştiriliyor. Bu göstericilerin jeopolitik durumu yanlış değerlendirdiği ortada: Rusya, Ukrayna’ya karşı yürüttüğü saldırı savaşıyla tüm Avrupa için bir tehdit oluşturuyor. Güçlü bir NATO ve savunmaya hazır bir Alman Silahlı Kuvvetleri olmasa, Rusya’nın kanlı postalı -ya da bir Rus insansız hava aracı- bugünün Z kuşağı kendilerine göre ihmal edilmiş eğitim kurumlarından henüz mezun olmadan Almanya’da da boy gösterebilirdi.”

HuffPost Greece (GR) /

Silahlanma eleştirileri gözlerimizi açmalı

Huffpost Greece ise gençlerin tutumlarında haklı olduğunu düşünüyor:

“O hafife aldığımız gençler değerlerden mi söz etmeye başladı yoksa - hem de biz büyükler bunların yokluğunu kılımızı kıpırdatmadan kabullenmişken? İkinci Dünya Savaşı’nı yaşamış insanlarca yetiştirilen bizler, silah sanayii kisvesindeki bir geleceğin iyi bir gelecek olabileceğine nasıl inanabiliriz? Bu kadar hümanizm lafları etmiş birleşik Avrupa’da, silah sanayiinin birdenbire cazip bir seçenek olabileceğinin söylenmesi tuhaf. Örneğin ülkemizde son zamanlarda, insan öldürmek için geliştirilmiş silahların nasıl olup da aniden bir hayranlık nesnesine dönüştüğü sorgulanıyor.”

Le Monde (FR) /

Çözüm iklim adaleti

Siyaset bilimci Théodore Tallent, Le Monde’da Fransa’nın krizden ekolojik bir yaklaşımla çıkabileceğini savunuyor:

“21. yüzyılın koruyucu devleti, çevre korumayı yalnızca iklim risklerine karşı değil, aynı zamanda gündelik yaşamları fosil enerjilere bağımlı kesimlerin güvencesiz koşullarına karşı da bir koruma politikası olarak ele alır. Ayrıca sorunlu yerleri onarmak yerine, bölgelere yatırım yaparak ve uyum sürecinde hanelere eşlik ederek krizlerin önüne geçer. Başka seçenekleri olmayan, ancak kendilerine alım gücünü ve özgürlüğü geri kazandıracak karbonsuzlaştırılmış dünyada yaşama hakları da bulunanları desteklemek için, en çok kirletenlerden daha fazlasını talep eder. Devlet ancak bu şekilde hem toplumsal krize hem de siyasi güvenin sarsılmasıyla şekillenen demokratik krize çözüm üretebilir.”