Korona salgını Çin'in sistemine tehdit mi?

Koronavirüs durdurulamaz şekilde yayılmayı sürdürüyor. Pekin yönetiminin verilerine göre Çin'deki ölüm vakalarının sayısı 900'ü aştı. Virüsün bugüne kadar 40 binden fazla kişiye bulaştığı tahmin ediliyor. Avrupa medyası salgının ekonomik ve siyasi sonuçlarına da eğiliyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
Kommersant (RU) /

Şimdi istikrar zamanı

Carnegie Moscow Center'in Çin uzmanı Alexander Gabuyev, Kommersant için kaleme aldığı yazısında ülkenin salgın nedeniyle sağlam bir krize yuvarlandığını söylüyor:

“Karantinanın birkaç hafta daha uzatılması, ülkedeki petrol talebinin ve halihazırda yüzde 20 oranında gerilemiş yurtiçi taşımacılık hacminin daha da düşmesine sebep olmakla kalmayacak, aynı zamanda iş dünyası ve hanelere vurulmuş ağır bir darbe olacaktır. 10 Şubat'a kadar uzatılan yeni yıl tatili, salgınla beraber daha da uzayabilir. Anketler, Çin orta gelir sınıfının nakit birikiminin, çalışanları bir, en fazla iki ay daha idare edebileceğini gösteriyor. Bazı şirketler çalışanlarını ücretsiz izne çıkardı bile. Toplumsal huzursuzlukları önlemek için, devlet eliyle bugüne kadar varolmayan doğrudan desteklere her düzeyde ihtiyaç olacaktır.”

Helsingin Sanomat (FI) /

Demokrasiler daha dayanıklıdır

Helsingin Sanomat, virüsün en nihayetinde siyasi sonuçlar da doğurabileceğine inanıyor:

“Seyahat kısıtlamaları, fabrikaların kapısına kilit vurulması ve tüketicilerin kaygısı, zamanında SARS salgınının sebep olduğundan daha büyük ekonomik kayıplara neden oluyor. Salgını sınırlandırmak için alınan mevcut önlemler, büyük olasılıkla salgının kendisinden daha büyük bir ekonomik zarara yol açıyor. ... Ekonomi güvene ihtiyaç duyar. İstikrarlı bir yaşam standardını güvence altına alması için Komünist Parti'ye duyulan güven, ağır bir darbe aldı. Tek partili sistemler, yüzeydeki çatlaklarla baş etmede demokrasilerden daha başarısızdır. Demokrasilerde salgın, halk sağlığına yönelik bir tehditken, otoriter sistemlerde iktidar sistemini de köşeye kıstırır.”

Le Figaro (FR) /

Çin'in Çernobil'i

Le Figaro konuyu daha da somut bir düzeye taşıyor:

“Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Şi'nin mutlak iktidarı karşısında suspus olmuş memurlar, virüs hakkındaki kötü havadisi ona iletmeye cesaret edemedi. Birçok Çinlinin ölümüne yol açan bu sır, her şeye gücü yeten Çin Komünist Partisi'nin de sonu mu olacak? Mihail Gorbaçov yıllar sonra, Sovyetlerin çöküşünün gerçek tetikleyicisinin, altı yıl önce yaşanan Çernobil nükleer felaketi olduğunu söylemişti. ... Pekin yönetimi hesap vermek bir yana, 'istikrar' adına sansürü refleks olarak daha da sıkılaştırdı. Bu mesele, durdurulmaz ekonomik büyümesi sayesinde ABD etkisine alternatif olarak tüm dünyaya ihraç edilmek istenen 'Çin modeli'nin sonunu getirebilir. Koronavirüs fiyaskosundan artık kim ders çıkarmak ister?”

Novi list (HR) /

Ya Çinliler artık seyahat etmezse ...

Küresel ekonomi de Koronavirüsün etkilerini hissediyor, diyor Novi list:

“Salgın sadece Çin ekonomisine darbe indirmekle kalmayacak, büyük kısmı Çin'de birleşen küresel tedarik yollarını da kısıtlayacak. Çin Halk Cumhuriyeti, küresel sınai üretimin yüzde 28'ine ev sahipliği yapıyor ve dünyanın en büyük ticaret hacmine sahip ülke olarak ABD'yi geçmiş durumda. ... Dünyada, Avrupa'da hatta kısmen de olsa Hırvatistan'daki seyahat ve turizm şirketleri de mali zarar görecektir, zira salgının yayılmasından korkan yurttaşlar daha az seyahat etme eğiliminde olur. Dünya turizminin önemli bir kısmını Çinli turistler oluşturuyor ve Dünya Turizm Örgütü'nün verilerine göre her yıl 260 milyar dolar harcıyorlar -yani Amerikalı turistlerin iki katı.”

Cinco Días (ES) /

Avrupa ekonomik olarak da kendini savunmalı

Cinco Días'a göre, Avrupa koronavirüsün potansiyel ekonomik yan etkilerini göğüsleyebilmek için acilen bir strateji geliştirmeli:

“Salgının ekonomik etkilerine verilen tepki dikkat çekici oranda yavaş. Bugüne dek insan dolaşımını kısıtlayan önlemlerin, taşımacılığı da kapsayacak şekilde genişletilmesini beklemek akla yakın, ancak bu da uluslararası ticarete darbe indirir ki bunun sonuçları, turizme olan etkiden çok daha ağır olacaktır. ... Söz konusu riskler dikkate alındığında hükümetler şaşırtıcı derece edilgen bir tutum içinde ve bugüne kadar hiçbir hükümet, koronavirüsün olası ekonomik sonuçlarını hafifletmek için herhangi bir hamlede bulunacağını açıklamadı. Başka konularda oldukça çevik davranan Avro Grubu, bu kez biraraya gelme gereği bile görmedi.”