ICE şiddeti: ABD'de gerginlik tırmanıyor mu?

Göçmenlik dairesi ICE, Minneapolis’te bu ay içinde ikinci kez bir kişiyi vurarak öldürdü. ABD İç Güvenlik Bakanlığı’nın açıklamasına göre memurlar meşru müdafaa kapsamında hareket ederken, ABD medyasında yayınlanan video görüntülerinde ölen şahsın kimseyi silahla tehdit ettiği görülmüyor. Avrupa medyası, tehlikeli bir şiddet sarmalına girilmesinden endişe ediyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
La Tribune de Genève (CH) /

Trump'ın tek derdi gerginliği tırmandırmak

La Tribune de Genève, ABD Başkanı'nın ara seçimlerden kaçınmayı umduğunu yazıyor:

“Beyaz Saray’ın ısrarı elbette bir olağanüstü hal bahanesiyle ara seçimlerin ertelenmesi ve hatta iptal edilmesi motivasyonundan kaynaklanıyor. Zira bölünmüş Amerikalıları yeniden sandık başına götürmek, tek sınırı kendi ahlak anlayışı olan her şeye kadir Trump’a yalnızca zarar verir. Bu bağlamda, silahlanmaya başlayan ICE karşıtı aktivistler Trump’ın ekmeğine yağ sürüyor. Başkan sadece, kendisini haklı çıkaracak türden şiddet olaylarının yaşanmasını bekliyor.” ”

The Times (GB) /

Demokratlar ortamı kızıştırıyor

The Times’a göre ICE ile yaşanan çatışmayı sol kendi amaçları için tırmandırıyor:

“Kamuoyundaki atmosferin biraz da ICE memurlarının davranışlarına dair çarpıtılmış ya da bağlamından koparılmış haberlerle kızıştırıldığına dair net emareler var. Pek çok yorumcu, bu protestoların aslında düşük yoğunluklu bir ayaklanma hareketi -yani kolluk kuvvetlerini engellemeye ve aşırı bir tepkiyi kışkırtmaya yönelik organize bir girişim- anlamına geldiğini ve tüm bunların net bir siyasi gündemle yapıldığını gözlemliyor. ... Kısacası ICE, savaşılması ve kovulması gereken düşman bir işgal gücü olarak tanımlanıyor. Bu tavır Minnesota’daki Demokrat siyasetçiler tarafından körükleniyor ve teşvik ediliyor.”

De Volkskrant (NL) /

Muhalefet desteği hak ediyor

De Volkskrant, Avrupa'nın ve özellikle Hollanda'nın derhal bir tepki vermesini istiyor:

“Hollanda, otoriter liderlere sahip diğer ülkelerde direnişi desteklemek ve diplomatik hoşnutsuzluğunu ifade etmek amacıyla muhaliflerle veya muhalefetle temasa geçiyor. ... Kendi yurttaşlarını korumayan bu ülke, yurttaşlarını kural ve yasalarla korumak isteyen Avrupa ülkelerini hor görüyor. Yakında düzenlenecek Dünya Kupası esnasında, bu Avrupa ülkeleri numaralarını sergileyebilecek ve ardından yine alay konusu olacaklar. Mesele, bu propagandanın Amerikan halkının işine yarayıp yaramadığı.”

Krytyka Polityczna (PL) /

Kutuplaşma tehlikesi Polonya'da da var

Krytyka Polityczna, ABD’deki durum karşısında Polonya için endişeli:

“Polonya’da henüz o noktada değiliz, duygular daha o kadar yükselmedi. Ancak mevzunun bize de yaklaşmakta olduğu görülüyor. Sağcılarımız, ICE’ın komünizm döneminin devlet güdümlü haydutlar çetesi ORMO’nunkileri andıran eylemlerini şimdiden meşru göstermeye çalışıyor. ... Polonyalı liberaller ise gizliden gizliye intikam alma ve bütün sağcıları parmaklıklar ardına yollama düşleri kuruyor. Tartışma giderek karmaşık bir hal alıyor, çünkü beyinler gittikçe daha fazla filtreliyor, bastırıyor ve kendi safındakilerin her türlü rezilliğine rasyonel açıklamalar getiriyor. Bir noktada birinin ‘dur’ demesi gerekiyor. Belki Polonya’da bunu hâlâ başarabiliriz.”

Die Zeit (DE) /

Kusursuz fırtına yaklaşıyor

Die Zeit geleceğe dair endişeli:

“Karşı şiddetten ... söz edenler var. ABD’nin dört bir yanında silahlı sol grupların savaşa hazırlandığından. Herkesin başını döndürebilecek anlardan geçiyoruz. Sınır tanımayan bir Başkan var. Kimseye hesap vermek zorunda olmayan maskeli adamlar. Onurla ve dayanışma içinde direnen bir şehir. Ve artık şiddetsizlik ilkesiyle bağlarını koparmış gibi görünen az sayıda radikal solcu aktivist. Böylesine karmaşık ve tehlikeli durumlar için İngilizcede bir söz var: perfect storm [kusursuz fırtına].”

Liberal (GR) /

Zulüm direniş doğurur

Web portalı Liberal, Trump yönetiminin iki vahim hata yaptığını belirtiyor:

“Birincisi, meselenin kapsamını küçümsüyor. Sınırları korumak bir şey, milyonlarca insanı kentsel gündelik yaşamdan uzaklaştırmak bambaşka bir şeydir. ... Yasadışı göçmenlerin sınır dışı edilmesi, ‘biraz daha kararlılıkla’ başarılabilecek bir şey değildir. Bu, muazzam maliyetleri ve ciddi trajedi potansiyeli olan, tamamen farklı nitelikte bir tedbirdir. ... İkincisi, güç gösterisi meşruiyetin yerini tutamaz. Yasanın uygulanması askeri bir baskını andırıyorsa, şiddet kullanımı son çare olmaktan çıkıp daha ziyade bir refleks haline gelmişse, hükümet düzeni ‘zorla sağlamış’ sayılmaz. Direniş doğurur.”

Dagens Nyheter (SE) /

İktidarı merkezileştirme aracı

ICE’ın acımasız ve yoğun operasyonları, Dagens Nyheter’e göre Trump’ın siyasi hesabının yansımaları:

“Kolluk kuvvetleri üzerindeki kontrolü merkezileştirmek istediği aşikâr. Sürekli olarak eyaletlerin Ulusal Muhafızlarına komuta etmeye çalışsa da mahkemelerce püskürtülüyor. ICE ise bir tür acımasız yedek güç olarak kullanılıyor. Her halükârda şurası kesin ki, Başkan ICE’ı büyük bir koz olarak görüyor. Ya insanlar boyun eğecek ya da çatışmalar yaşanacak, bu sayede de Trump kendisini kanunun ve nizamın adamı olarak gösterme ve başka tedbirleri meşrulaştırma fırsatı yakalayacak.”

Le Soir (BE) /

Canlı yayında ölen bir demokrasi

Le Soir, İran’daki olaylarla paralellikler kuruyor:

“Renée ve Alex - bu yurttaşlar, bu protestocular, bugün Tahran’da değil Minneapolis’te sokak ortasında vuruldular. Maskeli ve kimliği belirsiz katilleri bir Ayetullah değil, Amerikan devleti gönderdi. … Her seferinde de soruşturma görmeden ve hüküm giymeden aklandılar. … Protestocularından tek birini öldürmeleri halinde İranlıları füze saldırılarıyla tehdit edenin aynı Donald Trump olduğunu hatırlatmaya gerek var mı? Hepimizin gözlerinin önünde bir demokrasinin ölümü canlı yayında izleniyor ve dünyanın en büyük gücünün tepesinde bir diktatörlük yükseliyor.”

Frankfurter Rundschau (DE) /

Seçmen için dönüm noktası olur mu?

Frankfurter Rundschau’ya göre son yaşananlar Trump’ın göç politikasına yönelik havayı tersine döndürebilir:

“Kendi destekçileri arasında bile ICE’ın operasyonlarına şüpheyle yaklaşanlar var. ... Ancak Trump’ın bu yenilgisi, Grönland konusundaki geri adımlarından daha kritik olacaktır. Zira bir taraftan dış politika meseleleri ABD’de daha az öneme sahip. Diğer taraftan ise göç politikası Trump’ın siyasetinin asli parçası. Bu domino taşı devrilirse, ABD’deki seçmenlerin aklına Trump’ın siyasetinin bilançosunu çıkarmak gelebilir ki bu da onun aleyhine sonuçlanabilir.”