New START sona erdi: Nükleer silahlanma yarışı başlar mı?

2010 yılında ABD ile Rusya arasında stratejik nükleer silah sayısını sınırlamak amacıyla imzalanan New START nükleer silah anlaşmasının geçerlilik süresi bu perşembe doluyor. O vakitler her iki taraf da en fazla 1.550 savaş başlığına ve 800 taşıyıcı füzeye sahip olmayı kabul etmişti. Rusya Devlet Başkanı Putin eylül ayında anlaşmayı bir yıl daha uzatmayı teklif etse de ABD Başkanı Trump buna yanaşmamıştı.

Tüm alıntıları göster/kapat
Der Standard (AT) /

Yeni anlaşma ihtimali zayıf

Trump, Çin’in de katılacağı yeni bir anlaşma vadetse de Der Standard buna şüpheyle yaklaşıyor:

“Uluslararası silahlanma anlaşmaları, yıllar süren hazırlıklar ve karşılıklı denetime dayalı bir güven ortamı gerektirir. Oysa her ikisi de halihazırda kıt ve Trump’ın öngörülemezliği bu durumu daha da pekiştiriyor. Kremlin’in neredeyse haftalık rutine dönen nükleer silah tehditleri ise durumu iyice kötüleştiriyor. Ayrıca Trump, Putin’le sahip olduğunu iddia ettiği iyi ilişkiyi kullanarak Çin’i Rusya aracılığıyla erken aşamada masaya oturmaya zorlamayı da başaramadı. Böylece New START’ın ve onu izleyecek bir anlaşmanın yokluğunda, aniden devletlerin etkin bir özdenetim mekanizmasından yoksun kaldığı bir zaman aralığı ortaya çıkıyor. Yeni bir nükleer silahlanma yarışı tehdidi baş gösteriyor.”

Le Monde (FR) /

Yayılma riski büyüyor

Le Monde uyarıyor:

“New START anlaşmasının sona ermesi, nükleer caydırıcılıkta yeni ve kaygı verici bir dönemin başlangıcını da beraberinde getiriyor. Zira bu, hem nükleer silaha sahip devletlerin sayısının artmasını ifade eden yatay yayılmayı hem de nükleer güçlerin kendi cephaneliklerini büyütmesini tanımlayan dikey yayılmayı teşvik edebilir. … Bu yeni dönem, uzun süredir tabu kabul edilen bir konunun olağanlaşmasına da yol açıyor. Vladimir Putin’in Ukrayna Savaşı bağlamında NATO ülkelerine karşı taktik nükleer silah kullanabileceğine dair sorumsuz tehditleri bunu kanıtlıyor.”

The Irish Times (IE) /

Yeni nükleer tırmanma politikası çağı

The Irish Times da endişeli:

“1986’da yaklaşık 70.400 nükleer savaş başlığı varken, bugün bu sayı 12.500 civarında - Washington ile Moskova arasında yıllar süren müzakerelerin sonucu gerçekleşen bir azalma. ... Nükleer silahların Kuzey Kore, Pakistan ve İsrail gibi devletlerde giderek yayılması yeni belirsizlikler ve riskler yarattı. … Trump’ın planladığı 'Golden Dome' füze savunma sistemi, Rusya ve Çin’in nükleer silahlarının caydırıcı etkisini azaltma ve bu ülkeleri sistemi aşmak için yeni sistemler geliştirmeye sevk etme tehdidi taşıyor. Yeni bir nükleer tırmanma politikası çağı gerçek bir risk.”

Politiken (DK) /

Saldırganlar da nükleer savaş çıksın istemez

Politiken net konuşuyor:

“Nükleer silah anlaşmalarının geçerliliğinin dolmasına göz yummak aptallığın zirvesidir. Kuşkusuz çok fazla eksikleri vardı; en başta da yalnızca ABD ve Rusya’yı kapsamaları. Ancak yanlış anlaşılma riskini azaltan asgari düzeyde bir kontrol ve belli bir işbirliği sağlıyorlardı. Şimdi yeni bir kontrol rejimi tesis edilmeli ve Rusya, Amerika ve Çin’deki güçlü adamlar da bunun gerekliliğini idrak etmeli. Küresel bir nükleer savaşın kazananı değil, sadece kaybedeni olur. Hem Trump hem Putin hem de Şi, saplantılı bir şekilde kendi miraslarına ve uluslarının büyüklüğüne odaklanmış durumdalar. Her üç devlet başkanı da başka ülkelerin topraklarını ele geçirmek ve buralara kendi bayraklarını dikmek istiyorlar. Ancak gezegen havaya uçtuktan sonra bunun kime ne faydası olur?”

Jutarnji list (HR) /

Avrupa'nın bu bombaya ihtiyacı var

Jutarnji list, Avrupa’nın nükleer silahlanması fikrini beğeniyor:

“Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, 29 Ocak’ta Avrupa devletlerinin ortak bir nükleer koruma şemsiyesi fikri üzerine düşünmeye başladığını söyledi. … Rus medyası Merz’in bu açıklamasına sert tepki verdi; demek ki fikir iyi. Zira bu, Moskova’nın nükleer tehditlerle Avrupa’dan taviz koparma planını boşa çıkarıyor. … Savunma bağımsızlığı ve dayanıklılık, AB’nin ve Avrupa’nın bekası açısından kader belirleyici öneme sahip. Nükleer seçenek de buna dahil.”