Ceuta olaylarının ardından: AB içişleri bakanları birlik sergiledi

AB içişleri bakanları, Ceuta’da yaşananlara ilişkin düzenledikleri bir video konferansta İspanya’ya desteklerini sundu. Oturuma başkanlık eden İrlanda Göç Bakanı Jim O’Callaghan, AB’nin tek yürek İspanya’nın arkasında olduğunu ve ülkeyi desteklemeye hazır bulunduğunu belirtti. 70 bini aşkın göçmenin İspanya’nın Afrika’daki topraklarına akın etmesinin ardından, İtalya ve Danimarka’nın girişimiyle ilk etapta 22 AB ülkesi Madrid’e yönelik sert eleştiriler dile getirmişti.

Tüm alıntıları göster/kapat
The Economist (GB) /

Şantaja davetiye

The Economist’e göre AB, göç paniğiyle kendisini tehlikeli bir şekilde manipülasyona açık hale getiriyor:

“Avrupa hükümetleri bu kadar çabuk ihtilafa düşerek komşularına net bir sinyal verdi: Hiçbir şey AB’yi sınırlara akın eden genç erkek sürüleri görüntüleri kadar bölemez. Geçtiğimiz on yıl içinde Avrupa, göçmenleri uzak tutmak için hükümetlerle bir dizi anlaşma imzaladı: 2016’da Türkiye ile başlayıp Kuzey Afrika ve ötesine kadar. Göçün kontrolünün bu yolla başkalarına devredilmesi Avrupa üzerindeki baskıyı azalttı. ... Şimdi ise Avrupa, komşularını göçü yeniden bir baskı aracı olarak kullanmaya davet etmiş oldu.”

Der Spiegel (DE) /

Avrupa bağımlılıklarından kurtulmalı

Der Spiegel, Fas konusunda şu öneride bulunuyor:

“Arzu edilen, Kuzey Afrika ülkesine işbirliği yapması için teşvikler sunan -örneğin iş arayanlar Faslılar için vize süreçlerinin kolaylaştırılması gibi- ancak aynı zamanda Fas’ın sınır kontrollerini gevşetmesi veya kendi yurttaşlarını geri kabul etmeyi reddetmesi durumunda yaptırımlara olanak tanıyan bir göç anlaşması olurdu. Temelde AB, göç politikasında münferit ülkelere bağımlılıktan kurtulmaya çalışmalı. Bunun muhtemel yollarından biri, birden fazla devletle yapılacak anlaşmalar olabilir. Örneğin Faslıların iltica başvurularının komşu ülke Tunus’ta da değerlendirilebileceği, yani sınırı geçmenin Avrupa’da otomatik olarak daha uzun süre kalmayı sağlamayacağı netleşirse, belki de çoğu zaman ölümle sonuçlanan bu yola daha az insan çıkar.”

Le Soir (BE) /

Tetikleyici tespit etmeli

Le Soir gazetesinin genel yayın yönetmeni Xavier Counasse, nedenlerin araştırılması gerektiği konusunda ısrar ediyor:

“Bu (kasvetli) gösterinin ortasında tartışmanın temel bir sorusu gözden kayboldu: Genç Faslılar, neredeyse aynı anda Ceuta’ya yüzmeye nasıl ikna edildi? Çok sayıda birbiriyle örtüşen haber, sosyal ağların oynadığı muazzam rolden bahsediyor; zira bazı mesajlar, yüzerek gelenlerin bir hukuki boşluk sayesinde İspanyol eksklavına giriş yapabileceğine ya da sınırın belirli bir saatte istisnai olarak açık olacağına inandırdı. Dolayısıyla bir dezenformasyon kampanyası ihtimali ciddiye alınmalı. Bu kampanyayı kim başlattı? Kim yaydı? Nasıl büyütüldü? Algoritmaların rolü neydi? Platformlar bu yayılmayı neden frenlemedi?”

La Repubblica (IT) /

Meloni’den kendi kalesine gol

La Repubblica, konferansın Giorgia Meloni için ağır bir hezimete dönüştüğünü yazıyor:

“İspanya ile tam ve tek sesli dayanışmaya ve Madrid’in Ceuta’daki göçmen krizini yönetme biçimine tebrikler. Meloni’nin Sánchez’e yönelen meydan okuması, İtalya’nın AB içişleri bakanlarının video konferansı sırasında İspanyol hükümetiyle dayanışma bildirisini imzalamak zorunda kalması nedeniyle bariz bir kendi kalesine golle sonuçlandı. Üstelik aldığı bu darbenin üstüne bir de alay konusu oldu. Çünkü Avrupa Komisyonu şimdi, Roma’nın İspanya’ya karşı Schengen Anlaşması’nı tek taraflı olarak askıya alma kararının ‘orantılılığını’ inceleyecek. Dahası, İtalya’nın üçüncü ülkelerde ortak geri gönderme merkezleri kurma önerisi -Meloni’nin Arnavutluk’ta hayata geçirdiği modelin başarısız olması sonrasında- kabul görmedi.”

Financial Times (GB) /

Kırılganlık ortaya çıktı

Financial Times şöyle diyor:

“Ceuta krizi, Avrupa’nın iki açıdan ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koydu: Bir yandan komşu ülkelerin göçü bir baskı aracı olarak kullanmasıyla oluşan dış baskıyla, diğer yandan milliyetçi ve göç karşıtı partilerin güç kazanması sonrasında iç bölünme yoluyla. ... Ceuta krizi, AB’nin -hem Brüksel kurumlarının hem üye devletlerin- son yıllarda göç politikasında ne ölçüde sağa kaydığını gözler önüne seriyor. Önümüzdeki on iki ay içinde birçok üye ülkede seçimlerin yapılacak olması ve sağ popülist partilerin hükümetlere giderek daha fazla rakip olması, günah keçileri bulma eğilimini artıracak.”

Liberal (GR) /

Akılları başlarına yeni geldi

Liberal şöyle yazıyor:

“AB içişleri bakanlarının yaklaşık 70 bin insanın Ceuta’ya yönelik kitlesel akınına dair dün gerçekleştirdikleri video konferans, temel tedbirlerin kararlaştırıldığı bir buluşmadan ziyade sözlü bir dayanışma beyanıydı. ... [Yunanistan’daki eski] Çipras hükümeti döneminde Avrupa topraklarına gerçekleşen ilk kitlesel akının üzerinden on yılı aşkın süre geçtikten sonra, erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi ve daha iyi bilgi alışverişi yapılmasından yana tavır koydular. İşin komik tarafı, olası kitlesel göç hareketlerini zamanında tespit edebilmek adına sosyal medyayı da izleme kararı almış olmaları (evet, bu gerçekten de büyük bir bilgelik gerektiriyordu ...). Peki istihbarat servisleri ne güne duruyor?”

Le Monde (FR) /

Çitler örmek yerine fırsatlar yaratılmalı

Ekonomist Jamal Bouoiyour, Le Monde’da Fas toplumunun daha fazla perspektife ihtiyacı olduğuna dikkat çekiyor:

“Fas’ın yalnızca yeni bir kalkınma planına değil, kaliteli kurumlara, rekabete, liyakate, fırsat eşitliğine ve sosyal hareketliliğe dayalı yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyacı var. ... Çitler örülebilir, insansız hava araçlarının sayıları artırılabilir ve sınır kontrolleri sıkılaştırılabilir; ancak sürdürülebilir bir göç politikası, gelecek perspektifi olmayan bir kuşağın üzerine kurulamaz. Ceuta ne bir akın ne de basit bir sınır başarısızlığı. ... Bir kalkınma modelinin başarısızlığının da belirtisi. Bu model köklü biçimde yeniden ele alınmadığı sürece yeni Ceutalar ortaya çıkacak - Fas’ta olduğu gibi başka yerlerde de.”

Tportal (HR) /

Henüz ikna edemeyen iki fikir

Tportal, Ceuta’nın göç konusundaki yaklaşımların ne denli zıt olduğunu gün yüzüne çıkardığını belirtiyor:

“Ceuta bir kapıdan ziyade ayna. İspanya bu aynada göçmenlere muhtaç bir ekonomiyi, Fas henüz tamamlanmamış sömürgesizleşmeyi temsil eden bir toprak parçasını, AB 2015’in tekrarlanması korkusunu ve Sánchez ise hâlâ Avrupa solunun liderini oynayabileceği son büyük meseleyi görüyor. ... Herkül Sütunları’nda yalnızca Afrika ve Avrupa değil, iki Avrupa fikri de birbiriyle çarpışıyor: Bir kesim geleceğin duvarlarla kolayca sınırlandırılabileceğini sanarken, diğeri esnek ve açık bir düzene inanıyor. Ceuta, her ikisinin de elinde henüz tamamen ikna edici bir cevap bulunmadığını gösterdi.”