ABD-İran: Müzakere yolunda son şans mı?

ABD ile İran arasındaki dolaylı görüşmeler, ABD’nin devasa askeri yığınağının gölgesinde perşembe günü Cenevre’de gerçekleşti. Ana gündem maddesi İran’ın nükleer programıydı, ancak ABD füzeler konusunda da anlaşmaya varılmasında ısrarcıydı. Kayda değer bir ilerleme sağlanamasa da önümüzdeki hafta Viyana’da yeniden görüşmeler yapılması planlanıyor. Medya, her iki tarafın motivasyonlarına ışık tutuyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
Irish Independent (IE) /

Kendi tehdit senaryosundan korkuyor

Trump kendini bir ikileme sürükledi, diyor Irish Independent:

“Görünen o ki Trump savaş peşinde, ancak bundan ne umduğundan emin değil. Net bir hedefi olmayan askeri harekatlar nadiren başarı vadeder. İran, Trump’ın çıkmazda olduğunu hissediyor. Washington’ın askeri üstünlüğüne rağmen, Tahran hâlâ asimetrik caydırıcılık araçlarına sahip ve muhtemelen Trump yönetiminin göze almaya hazır olduğundan daha büyük kayıplara yol açabilir. Ortadoğu’daki ABD üslerine yönelik balistik füze saldırılarının, Trump’ı vaktiyle kınadığı ve seçmen tabanının önemli kısmını da küstürecek olan o sonsuz bir savaşa sürükleme riski taşıdığını iyi bilen İran’ın gerilimi düşürmekten ziyade tırmandırması olası.”

Corriere della Sera (IT) /

Tahran'ın elinde oynayacak kartları var

Corriere della Sera, İran kendini savunmayı biliyor, diyor:

“Trump’ın müzakere taktiğinin farkında olan İran, güven iklimini kademeli olarak yeniden tesis etmek için petrol ve nadir toprak elementlerine erişim sunuyor ve Amerikan şirketlerini yatırıma davet ediyor. Bu yol Trump için bile gerçekçi değil, zira yaptırımları kaldırması gerekir ki bu şu anda mümkün değil. 23 yıl önceki Irak saldırısından bu yana bölgedeki en büyük hava ve deniz gücünü konuşlandıran Başkan, riskleri tartmayı sürdürüyor: Bir yanda, seleflerinin başaramadığını yaparak Ayetullah rejimini deviren başkan olarak tarihe geçmek istiyor. Öte yanda ise generalleri onu uyarıyor: Bu kez, İran’ın yüzlerce füze fırlatacağı üslerdeki ABD askerleri arasında çok sayıda can kaybı olabilir.”

Daily Sabah (TR) /

İran düşman figürlere ihtiyaç duyuyor

Daily Sabah, İran yönetiminin iç politikadaki gereklilikten dolayı ABD ile olan çatışmayı azami düzeyde kullanmak mecburiyetinde olduğu yorumunda bulunuyor:

“İran, rejimi pekiştirmek ve ulusal birliği sağlamak için etkili bir dış tehdide ihtiyaç duyuyor. Yakın zamana kadar ABD ve İsrail’e, yani ‘büyük ve küçük şeytan’a yönelik düşmanlık, rejim için gerekli argümanları sağlıyordu. İran’daki siyasi istikrarsızlık, rejimi dış politika konularını iç politikadaki ihtiyaçlar için kullanmaya zorluyor.”

Salzburger Nachrichten (AT) /

Eskiden sorunlar diplomasiyle çözülürdü

Salzburger Nachrichten, ABD’nin bölgeye yaptığı askeri yığınağın Tahran’a geri adım attırabileceğinden şüpheli:

“Siyasi hesap belli: İran’ı yalnızca nükleer programından değil, füze programından da vazgeçmeye zorlamak. Her ikisinden de yoksun kalmak, mollaların gözüne yaratılan bu tehdit ortamından daha da tehlikeli görünebilir. ... İran rejiminin vazgeçmeye niyeti yok. Ne nükleer programından, ne füzelerinden, ne de iktidarından. Trump’ın kendi ifadesiyle tercih ettiği üzere ‘sorunlara diplomatik çözüm’ zaten uluslararası alanda yoldaydı: ABD Başkanı’nın ilk görev süresinde iptal ettiği nükleer anlaşmayla. ... Askeri saldırı olsun ya da olmasın, akıllara daha iyi bir sonuç gelmiyor.”

Delfi (LT) /

Öngörülemezlik güç gibi sunuluyor

Siyaset bilimci Linas Kojala, Delfi’de ABD Başkanı’nın zaman baskısı altında olduğunu hatırlatıyor:

“Trump genel olarak ABD silahlı kuvvetleri açısından ciddi bir tehdit oluşturmayan ve uzun süreli savaş riskini azaltan, kısa ve net tanımlanmış askeri saldırıları tercih ediyor. Nihayetinde başkanlık makamına savaşları başlatan değil, sonlandıran bir lider olarak döndü. ... ABD Başkanı elbette her sonucu bir başarı olarak sunabilecektir. Eylemlerinin öngörülemezliğini kasten bir güç unsuru olarak sunuyor. Böylece hem askeri adımları hem de olası bir geri çekilmeyi meşrulaştırabilecek. ... Ancak zaman daralıyor: İran çevresine devasa boyutta yığılan silahlı kuvvetler orada ilelebet konuşlandırılmış halde kalamayacak.”

Liberal (GR) /

Tansiyon fena tırmanabilir

Haber portalı Liberal, durumun kontrolden çıkabileceği uyarısında bulunuyor:

“Bölgeye yapılan benzeri görülmemiş askeri güç yığınağı, Başkan Trump'ı ya tatmin edici bir anlaşma sağlayıp bunu dayatmak ya da sert ama sınırlı ve daha ziyade sembolik bir darbeyle geri çekilmek gibi bir açmaza sürüklüyor. Ya da Washington, sonucunu kimsenin öngöremeyeceği bir çatışmaya girmek zorunda kalacak. Öte yandan, köşeye sıkışan İran'ın ne kadar küçük olursa olsun her türlü saldırıyı bizzat rejimi de hedef alan bir Amerikan provokasyonun habercisi olarak görme riski de elbette dikkate alınmalı. Bu da Molla rejimini bölgedeki ABD varlığına, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ticaretine ve hatta Körfez ülkelerinin petrol çıkarma tesislerine karşı topyekûn savaşa zorlayabilir.”

Le Soir (BE) /

İnsanlar Trump'ın yine umurunda değil

Le Soir, Washington’ın artık İranlıları diktatörlükten kurtarmakla değil kendi çıkarlarıyla ilgilenmesinden yakınıyor:

“ABD Başkanı, İranlıları ölümden kurtarabilecek bombardımanlar konusundaki muhtemel meşruiyetini artık kaybetti. Halkın korunmasından artık söz etmiyor bile. Bir zamanlar böyle bir şey gerçekten ciddi olarak vardıysa bile artık gündeminden çıktı. Beyaz Saray’da sinizm, yalanlar, şahsi çıkarlar ve böbürlenme yeniden üstünlük kazandı ki bu hiç de şaşırtıcı değil. Şimdi soru şu: Bu kez neyi tetikleyecekler? Hangi çıkış yolunu kullanacaklar? Dünya bir kez daha Donald Trump’ın tehlikeli ve büsbütün öngörülemezliğinin aciz rehinesi konumunda.”