İran Savaşı: Avrupa atıl mı kalıyor?
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Avrupa uygun bir tepki vermeye çabalıyor. Almanya, Fransa ve Büyük Britanya, Tahran’ın bölge devletlerine yönelik misillemelerini eleştirirken, Avrupa Birliği tüm tarafları itidalli olmaya çağırdı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise “İran’daki gelişmeler son derece endişe verici,” açıklamasını yaptı. Yorumcular ise daha net ifadeler kullanıyor.
Kenardan yapılan uyarılardan ibaret
Salzburger Nachrichten, Avrupa’nın bir kez daha figüran rolünde olmasını eleştiriyor:
“Avrupalılar ne mi yapıyorlar? Bir kez daha, çatışmaya nasıl uygun bir tepki vereceklerini tartışıyorlar. Ne planlamaya ne de uygulamaya dahil edildiler. Rolleri kenardan uyarı yapmakla sınırlı kaldı. Oysa bu her zaman böyle değildi. ABD, 2000’li yılların başında Irak ve Afganistan’daki savaşlarında hâlâ Avrupa’dan gelecek dayanışmaya bel bağlıyordu. Bir zamanların en yakın müttefiklerine duyulan saygı, yerini aşağılamaya bıraktı. Avrupalı üst düzey siyasetçilerden İran’daki bombardımanlara alkış gelmeyince, ABD Başkanı Donald Trump’a yakın bir senatör Avrupalıların ‘zavallı’ olduklarını ve ‘yumuşadıklarını’ söyledi.”
AB dış politikada sessiz
La Stampa da AB’nin ortak bir tutum sergileyememesinden yakınıyor:
“Körfez’den gelen sarsıntılar Avrupa’yı anında vurdu. Doğrudan AB’nin Akdeniz’deki ileri karakolu olan Kıbrıs’ta [bir insansız hava aracının Büyük Britanya hava kuvvetleri üssünü vurduğu yerde]. Dolaylı olarak da petrol ve doğalgaz fiyatlarıyla piyasalarda, savaş alanına dönen tatil beldelerinde mahsur kalan on binlerce yurttaşın içine düştüğü acil durumda, hava ve deniz trafiğinde. Ve boş laflardan ibaret olmayan, bilakis dış politika anlamına gelecek bir tavır alma zorunluluğunda. ... Bir tutum sergilemeye dair ilk işaret, bunu yapabilecek yegane formattan geldi: E3 ülkeleri Fransa, Almanya ve İngiltere. Maalesef İtalya -dışlandığı için değil tamamen kendi kanaati gereği- buna dahil olmadı.”
Portekiz'in egemenliği peşkeş çekiliyor
ABD, saldırı hazırlıkları kapsamında Portekiz hükümetini önceden bilgilendirmeden Portekiz’e ait Azor Adaları’ndaki Terceira’da bulunan Lajes Üssü’nü de kullandı. Público buna öfkeli:
“Uluslararası hukukun halen var olan tüm kalıntılarını bir kez daha çöpe atan hukuk dışı bir savaş uğruna ulusal egemenlik fikrinin peşkeş çekilmesi, Portekiz’i Trump tarafından köleleştirilmiş bir ulusa çeviriyor. Trump [üsle ilgili] anlaşmayla canı ne isterse yapabilir. ... Niyetinden bağımsız olarak, beyzbol şapkalı muktedire kalıcı olarak boyun eğme düşüncesi, ulusal egemenliğe yönelik saldırı demektir. Donald Trump Grönland’dan sonra Terceira adasını da işgal etmek isterse, muhtemelen hükümetten biri anahtarları kendisine teslim etmek üzere saygıyla hazır bulunacaktır.”
Romanya Amerikan üsleri nedeniyle dolaylı olarak taraf
Deutsche Welle Rumence Servisi, Romanya savaşa zaten dahil oldu, diyor:
“Mihail Kogălniceanu askeri üssü bir lojistik merkezi olduğu için Romanya Ortadoğu’daki gelişmelere dolaylı yoldan müdahil oluyor. Çatışmada kullanılan askeri uçakların bazıları oraya inip kalkıyor, ayrıca [Deveselu’da] özellikle İran’ı caydırmak amacıyla kurulmuş bir füze kalkanı da bulunuyor. Mesele yalnızca coğrafi olarak Avrupa’nın kıyısında, Ortadoğu sınırından çok da uzak olmayan bir konumda yer almamız değil, her şeyden önce Amerikalılara uzun yıllardır gösterdiğimiz askeri sadakat. ... ABD, İran’a yönelik saldırılar kapsamında Avrupa’daki diğer askeri üsleri de kullandı.”
Tarihi bir fırsat
Der Tagesspiegel, İran'ın geleceği konusunda Avrupa'nın daha aktif bir rol üstlenmesini istiyor:
“Trump'ın narsisizmi haklı olarak itici bulunabilir, niyetlerinin dürüstlüğünden şüphe edilebilir ve Amerikan demokrasisine yönelik koşulsuz sevgisi sorgulanabilir. Fakat, yeni durumun pek çok İranlı için on yıllardır görülmemiş bir fırsat sunduğunu da inkâr etmemek gerekir. Avrupa şimdi ABD, İsrail ve komşu Arap müttefiklerle birlikte, bu fırsatın yeni bir hakikate dönüşmesi için elinden geleni yapmalı. İran muhtemelen Avrupa standartlarında demokratik bir ülkeye dönüşmeyecektir. Ancak şimdikinden daha özgür ve daha açık olacaktır. Bu da gerçek bir tarihi başarı sayılır.”
Fosil yakıtlarla yanlış yoldayız
Expressen, artan jeopolitik riskler karşısında doğalgaz ve petrole yönelik bağımlılığın hafifletilmesini istiyor:
“Avrupa, ısınma ve elektrik üretiminde büyük ölçüde fosil yakıtlara bağımlı kalmanın sürdürülebilir olmadığını idrak etmeli. Bunları kullanmayı daha hızlı bırakmalı. Geleceğe giden yol nükleer enerji ve yenilenebilir enerjilerden, ısı pompaları ve uzaktan ısıtma gibi alternatif ısı kaynaklarından ve en önemlisi de enerji verimliliğinden geçiyor. Fosil yakıt kullanımı salt iklim ve çevreye zarar vermiyor. Bu bağımlılık, AB’nin geleceğini Amerikan başkanlarının ve Ortadoğu’daki despot liderlerin ellerine bırakıyor. Avrupa bunu ne kadar erken anlarsa o kadar iyi.”
Ukrayna'ya odaklanmaya devam etmeli
Denník Postoj ise Avrupa’nın İran’daki savaş yüzünden Ukrayna’ya yardım konusunu ihmal etmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor:
“Avrupa bugün askeri ve ekonomik açıdan öyle durumda ki, Ortadoğu’daki uzun soluklu bir çatışmaya yoğun şekilde müdahil olması, Ukrayna’ya verdiği desteğin kaçınılmaz olarak büyük ölçüde zayıflamasına yol açacaktır. Kimse İran’daki teokratik rejime meşru bir zeminde sempati duyamasa da Avrupa devletleri bu çatışmanın içine çok fazla çekilme ve hatta sürüklenme riskinden kaçınmalıdır. Çünkü ‘bizim’ asıl savaşımız Ukrayna’nın Rus işgaline karşı verdiği mücadeledir.”