Trump'tan İspanya'ya tehdit: Sánchez sessiz mi kalmalı?
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, çarşamba günü televizyonda yaptığı konuşmada “İran’da savaşa hayır!” sözünü yineledi. Bir gün önce ABD Başkanı Donald Trump, Şansölye Friedrich Merz’in huzurunda ABD’nin iki askeri üssü kullanmasına izin vermediği için İspanya’yı sert dille eleştirmiş, İspanya ile ticari ilişkileri kesme tehdidinde bulunmuştu. Yorumcular Sánchez ve Merz’in tutumunu değerlendiriyor.
Madrid büyük uluslara yakışır vakur bir duruş sergiliyor
Tarihçi Salim Lamranin, L’Humanité’de İspanya’nın Avrupa’nın onurunu kurtardığı övgüsünde bulunuyor:
“Fransa, Almanya ve Büyük Britanya, saldırı savaşını kınamayı reddediyor ve hatta sorumsuz bir adım atarak İran’ın karşı saldırısını durdurmak için yardım teklifinde bulundu. Trump maliye bakanından ‘İspanya ile tüm işlemleri durdurmasını’ isteyerek anında tepki gösterdi ve fiilen ekonomik yaptırımlar uygulamaya koydu. Madrid ise hiçbir şekilde gözünün korkutulmasına izin vermedi ve büyük ulusları karakterize eden vakarla yanıt verdi: ‘ABD, uluslararası hukuka ve ticaret anlaşmalarına uymak zorunda. Olası bir ambargonun etkilerini sınırlamak için gerekli kaynaklara sahibiz.’”
Merz yanlış safta
Şansölye Beyaz Saray ziyaretinde İspanya’yı yüzüstü bıraktı, diyor öfkeyle Der Spiegel:
“America first, EU second. Şansölye’nin Washington’daki çizgisi buydu. Almanya mağdurun değil, ‘zorba’nın yanında durdu. ... Pedro Sánchez aylardır net bir politika izliyor. İspanya’nın hep uluslararası hukuktan yana olduğunu söylüyor. Bunun Gazze için, Ukrayna için ve şimdi de İran savaşı için geçerli olduğunu ifade ediyor. ... Bu kimilerine naif gelebilir. ... Ama Sánchez böyle yaparak AB antlaşmalarına girmiş olan o ilkeleri savunuyor. Birlikte belirlenmiş kurallara riayet etmek AB’nin özünü oluşturur. Sánchez Almanya’ya da ayna tutuyor: ABD Başkanı korkusuyla değerlerimizi bir kenara mı bırakacağız? Merz şimdiye değin bu soruya ikna edici bir yanıt vermedi.”
Korunaklı pozisyondan prensipçilik gösterisi
Süddeutsche Zeitung, Sánchez’in kararlılığından pek etkilenmiş görünmüyor:
“Savunma meselelerinde, ittifak bölgesinin doğu sınırına kıyasla insanın kendini daha güvende hissedebileceği Pireneler’in arkasına saklanmanın adil olup olmadığı sorusu bir kenara, iç politikada puan kazanmak uğruna uluslararası kırılmaları göze almak akıllıca mı? Sonunda muhtemelen dörtnala gidecek bir enflasyonla birlikte bir ticaret savaşını tetiklemek? ... ABD, en iyi ihtimalle karşısında tüm Avrupa’yı bulur. Sánchez, tek başına hareket etmeden önce bu olası tırmanışı hesaba katmalıydı. Omurgalı duruşa ve bu tavra duyulan tüm saygıya rağmen: Özel hayatta dahi insan, her görüş ayrılığında ortalığı ayağa kaldırmadığında hedeflerine daha iyi ulaşır.”
Solun lideri olma çabaları
Siyaset bilimci Estefanía Molina, El País’te Sánchez’in İran Savaşı hakkındaki açıklamalarını iç siyasi saiklerle yaptığını belirtiyor:
“Başbakan’ın gayesi, [sol partiler] Sumar ve Podemos’un siyasi etki alanını ele geçirmek. ... İran’daki çatışma nedeniyle ABD ile ilişkilerin kötüleşmesi, Sánchez’in solun lideri olarak konumunu sağlamlaştırmak için tam aradığı fırsattı. ... Şu anda iç politikada yapamadığı şeyi yaparak, jeopolitik durumdan kendine avantaj sağlamaya karar verdi. Teknoloji oligarklarıyla yaşanan anlaşmazlıklar, ABD göçmenlik dairesi ICE’nin aksine göçün en güçlü savunucusu olması ve BM içerisinde ABD’nin tek taraflı eylemlerine karşı çıkması, hep aynı stratejinin parçaları. ... Ancak silahlı çatışmalar İspanya’daki konut ve düşük ücret sorunlarını çözmeyecek.”
Durum yatıştırılmalı
La Vanguardia, Sánchez’e İspanya’nın ekonomik çıkarlarını hatırlatıyor:
“Sánchez büyük oynamayı seviyor. ... ABD, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bu yana İspanya için ana petrol ve doğalgaz tedarikçisi. ... Şimdi diyalog ve yatıştırma zamanı. Müttefikler arasında, hiçbir olumlu sonuca yol açmayacak bir çatışmadan kaçınmalıyız. İspanya hükümetinin kendi pozisyonunu koruması iyi, ancak Avrupalı ortaklarına da güvenmek zorunda. ... Normale dönmenin bir yolunu bulmalı. ... Mevzubahis, Avrupa’daki ve uluslararası sahnedeki rolümüz, ekonomimiz ve şirketlerimizin yüksek performansı.”
Bu meselede uluslararası hukuk çok net
Der Standard Pedro Sánchez’in arkasında:
“Uluslararası hukuk güç kullanmayı yasaklarken yalnızca iki istisna tanır. BM Güvenlik Konseyi’nin askeri operasyona onay vermesi ya da bir devletin bir saldırıya -ya da başka yollarla engellenmesi mümkün olmayan eli kulağında bir saldırıya- karşı kendini savunması. ABD ve İsrail’in operasyonunda iki durum da söz konusu değil. Buna rağmen, yapılanlara anlayış gösteren ve uluslararası hukuku artık yerini realpolitike bırakması gereken bir engel olarak gören azımsanmayacak sayıda siyasetçi var. Fakat Ortadoğu’daki gelişmeleri hep bir ağızdan kınamak gerekiyor. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez bu konuda örnek oluyor: ‘İran’da savaşa hayır!’ Amasız, fakatsız.”