İran Savaşı dünya ekonomisini krize mi sürüklüyor?

ABD Başkanı Trump, NATO’yu ve Asya ülkelerini Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin askeri güvenliğini sağlama sürecine katılmaya çağırdı. Çünkü İran’ın boğazdaki fiili ablukası, petrol ve doğalgaz fiyatlarının ciddi oranda yükselmesine neden oluyor. Patlak veren bu enerji krizine ABD’nin yaklaşımını mercek altına alan Avrupa basını, krizin küresel ekonomik ve toplumsal sonuçlarını değerlendiriyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
Jornal de Notícias (PT) /

Yoksulluk her yeri saracak

Jornal de Notícias, küresel ekonomi açısından karamsar bir tablo çiziyor:

“Yine işsizlik ve yoksullaşmayı beraberinde getirecek bir resesyonun başlamasına yalnızca birkaç ay kaldı. Bu kulağa felaket tellallığı gibi gelebilir (ve umarız öyledir), ancak tarihin bize öğrettiği tam olarak budur. Ekonomik bir felaketin habercisi bu işaretleri sıradan bir kişi bile kolayca fark edebilir. Ancak hiçbir zaman öngörülemeyecek olan şey, bunun boyutu, süresi ve neden olacağı acıdır. Yine de şu kesin: Bir ekonomik krizde yük adil bir şekilde dağıtılmaz. Çok zenginler zengin kalır, orta sınıf yoksulluğa, yoksullar ise sefalete sürüklenir.”

El País (ES) /

Çin-ABD rekabetinin bir parçası

Ekonomist Alicia García Herrero, El País’te jeopolitik bağlamı şöyle özetliyor:

“Dünyamız 2020-2021 pandemisi ve 2022-2024 enflasyon kriziyle zayıflamışken ve yüksek kamu borcu ile kırılgan işgücü piyasalarına sahipken, bu kriz 2022’deki Ukrayna krizinden de yıkıcı olabilir. ... İran’a yönelik saldırı, ekonomik nüfuzu daraldığı için Washington’ın artık askeri yöntemlere başvurduğu ABD-Çin rekabetinin bir parçası. ... Trump yönetimi belli ki Çin’in ucuz enerjiye erişimini önlemek istiyor. ... Çatışmanın nasıl çözüleceğini de ABD ile Çin arasındaki kavganın seyri belirleyecek.”

La Stampa (IT) /

ABD'nin denge unsuru olarak Rus petrolüne ihtiyacı var

La Stampa, Trump’ın Moskova’ya yönelik ticaret yaptırımlarını neden hafiflettiğini açıklıyor:

“ABD’nin, denizde blokaj altında tutulan Rus petrolünün satışına izin verme kararı, yeni bir stratejik gerilime yol açıyor. Washington, Hürmüz krizi kaynaklı enerji şokunu hafifletmek için Moskova üzerindeki ekonomik baskıyı gevşetiyor. ... Hürmüz ablukası yalnızca petrol piyasasını istikrarsızlaştırmakla kalmıyor, doğalgaz, petrol ve gıdanın ekonomik ve siyasi baskı kaynaklarına dönüştüğü bir enflasyon sarmalını da tetikleme riski barındırıyor. ABD’nin kararının temel gerekçesi de bu. Öncelik, küresel çağda bir enerji şokunun önlenmesi.”

Trud (BG) /

Ne kadar uzun, o kadar feci

Enerji uzmanı Boyan Rashev, Trud’da hammadde kıtlığının sürmesi halinde ortaya çıkabilecek senaryoları sıralıyor:

“Hürmüz blokajının iki hafta daha sürmesi, petrolün 160 dolara çıkmasına ve fiyatların yıl sonuna kadar yüksek seyretmesine yol açar. ... İki aylık bir abluka, pek çok ülke ihracatı durdurup her şeyi iç tüketim için elinde tutacağından dünya çapında gerçek bir yakıt kıtlığına sebebiyet verir. Kendi petrol kuyuları ve rafinerisi olmayanlar bundan büyük zarar görür. Çoğu ithalatçı ülkenin ticari ve kamu rezervleri fiilen tükenmiş olacağından, bence üç ay yüksek enflasyonla bağlantılı ağır bir küresel resesyon senaryosu yaratır. Üç ayın ötesi ise zaten yeni bir ‘Mad Max’ bölümü sayılır.”