Hürmüz Boğazı NATO devletlerinin himayesine mi girecek?

ABD Başkanı Donald Trump, NATO devletlerinin Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlama sürecine dahil olmasını istedi. Aksi takdirde ittifakı “çok kötü" bir gelecek beklediğini söyledi. Ancak Avrupa’dan buna pek destek gelmedi. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas “bu bizim savaşımız değil” derken, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz de İran savaşının bir savunma ittifakı olan NATO’nun meselesi olmadığını vurguladı. Tartışmaya basın da katılıyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
The Guardian (GB) /

İhtiyatlı davranmak doğru olur

The Guardian, Trump’ın yardım talebini reddeden devletlere anlayış gösteriyor:

“Pek çoğu temkinli yaklaşıyor - haklılar da. Donanmaya kılavuzluk edecek gemiler, İran’ın insansız hava araçlarının, füzelerinin ve sürat teknelerinin ateşi altında ya da mayınlı sularda ilerlemek zorunda kalabilir. Katılan donanmalar kendilerini yasa dışı bir savaşın içinde bulabilir. ABD, boğazdaki deniz trafiğini tek başına güvenceye almayı deneyebilir, ancak bu sefer de geleneksel müttefikleri olmayınca Washington’ın yalnızlığı gözler önüne serilir. Avrupalılar da iç politikadaki tepkileri tartmak zorunda - ABD ile ittifakları ve kamuoyu tepkisi arasında gidip gelen Körfez ülkeleriyle paylaştıkları bir ikilem bu.”

L'Echo (BE) /

Diplomasiye dönülmesi istensin

L’Echo, iyice düşünülerek bir yanıt verilmesi önerisinde bulunuyor:

“Devasa risk karşısında, böyle bir seferberliğin etkinliği garanti edilemez. ... Avrupa halkı, denizcilerinin küresel ticarete azami zararı vermek için her şeyi yapmaya hazır olan İranlılara karşı hayatlarını tehlikeye atışını izlemeye hazır değil. Ancak bu, Avrupalıların bugün itibarıyla uzun vadede harekete geçmesine de mani değil. Gün gelecek, Hürmüz Boğazı’nın özellikle de Belçika’nın mükemmel becerilere sahip olduğu mayın temizleme operasyonlarıyla temizlenmesi gerekecek. Dolayısıyla, Donald Trump’a ölçülü bir yanıt verilmeli: Evet, işbirliği yapmak isteriz; ancak yalnızca diplomasiye geri dönülürse harekete geçeriz.”

Etelä-Suomen Sanoma (FI) /

Artık çatlakları yeniden onaralım

Avrupa tam da şimdi ABD’ye destek olursa bunun karşılığını alabilir, diyor Etelä-Suomen Sanomat:

“Trump’a gününü göstermenin tam zamanı belki. Dünyanın en etkili adamına ‘bu işi başına kendin açtın’ demek nasıl da zevkli olurdu! Fakat Avrupa bunu yaparsa Trump’la aynı seviyeye iner. Bunun yerine, uygar ülkelerin nasıl davrandığı gösterilmeli. Onlar zor durumdaki müttefiklerine yardım ederler. Öteki yanağımızı çevirmeyelim tabii, ama sorunun çözümünde hem şimdi hem de gelecekte yardım ve destek sunabiliriz. Hatta Avrupa ile ABD arasındaki yaralar belki de bu sayede iyileşebilir.”

Der Tagesspiegel (DE) /

Tankerlere kılavuzluk etmek savaşa girmek anlamına gelmez

Tagesspiegel, Merz’in hayır kararında ısrar etmesinin zor olacağı kanaatinde:

“Deniz yollarının güvenliğini sağlamak nedir? Uluslararası düzen politikasının klasik görevidir. ... Almanya gibi ihracat yapan ve istikrarlı tedarik zincirleri bulunan ülkeler, bunu zaten başkalarının halledeceği düşüncesinin arkasına sığınamaz. Federal Cumhuriyet, deniz taşımacılığını koruma misyonlarına halihazırda katılıyor. Kızıldeniz’de Husi milislerinin saldırılarına karşı bir Avrupa deniz misyonu var. Yani Avrupa orada ticaret gemilerini koruyor, hem de haklı gerekçelerle. Peki aynı ilke neden Hürmüz’de geçerli olmasın? ... Sivil tankerlere kılavuzluk edilmesi, caydırıcı bir mevcudiyet, uluslararası bir su yolunun güvenliğini sağlayacak çok uluslu bir misyon - tüm bunlar savaşa girmek anlamına gelmez. ”

La Stampa (IT) /

Maliyet ve sorumluluk başkalarına yüklenmek isteniyor

La Stampa, üçüncü ülkelerin askeri varlığının boğazı gerçekten güvenli kılmayacağını, yalnızca onları Trump’la aynı gemiye bindireceğini düşünüyor:

“Diğer ülkelerin askeri müdahalesi, Körfez’de İran füzelerini ve insansız hava araçlarını engellemekle meşgul olan ABD donanması üzerindeki baskıyı muhakkak azaltır, ancak asıl denklemi değiştirmez: Hürmüz Boğazı fiilen kapalı kalır. İran’ın asimetrik avantajı da bu; savaşta zayıf taraf o belki, ama illaki kaybeden olmak zorunda değil. O halde Trump neden mi Avrupa ve Asya ülkelerinden müdahale etmelerini istiyor? Bunun yanıtı çok basit: Onları yanlış yönde seyreden bir çatışmanın içine çekerek maliyetleri, sonuçları ve sorumluluğu paylaşmak için.”

TVNet (LV) /

Gaddarlık küresel düzeni ortadan kaldırıyor

TVNet, Trump’ın uluslararası politika anlayışını eleştiriyor:

“Trump’a göre ittifak ortak bir güvenlik ilkesi değil, başkalarına kendi maceralarının bedelini ödetmek için başvurulan bir araç. ABD politikası tam olarak böyle görünüyor: Müttefiklere şantaj yapılıyor ve saldırganlar aklanıyor. Bu iğrenç ve kabul edilemez, çünkü saldırganlığı normalleştiriyor. Rusya bir komşu ülkeyi işgal edebilir, şehirleri yıkabilir, sivilleri öldürebilir, çocukları sürgün edebilir, Avrupa’nın ortasını kan gölüne çevirebilir ve Washington’da birileri biraz daha düşük petrol fiyatına ihtiyaç duyuyor diye yine de müzakere masasına oturabilir - uluslararası düzen böyle böyle bütün anlamını yitiriyor. Geriye geçerli tek bir kural kalıyor: Gaddarsanız ama yeterince işe yarıyorsanız, tüm yaptıklarınız affedilir.”