Kiev sakinleri 24 Şubat'ta bir okulun bodrumunda kendilerini roket saldırılarından korurken. (© picture alliance/EPA/SERGEY DOLZHENKO)

  Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşı

  111 yorum

Litvanya, Rusya’nın kendisiyle kara bağlantısı olmayan Kaliningrad bölgesine ürün geçişine kısıt getirdi. Buna gerekçe olarak, AB’nin uyguladığı yaptırımlar gösterildi. Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov bunu “açıkça düşmanca” bir abluka olarak nitelendirdi ve Rusya Dışişleri Bakanlığı bunun sonuçları olacağı tehdidinde bulundu. Avrupa basını, bu sonuçların ne olabileceğini irdeliyor.

Almanya Şansölyesi Scholz, Fransa Cumhurbaşkanı Macron, İtalya Başbakanı Draghi ve Romanya Cumhurbaşkanı Iohannis, Ukrayna ziyaretlerinde net bir dayanışma sergilediler. Gerekli olduğu sürece destekte bulunma sözü verdiler. Devlet Başkanı Zelenskiy, bunun ülkesi için "tarihi bir gün" olduğuna değindi. Ancak yorumcuların beklentisi daha fazla.

Bağımsızlığını ilan eden ayrılıkçı Donetsk Halk Cumhuriyeti'nde bir mahkeme, Ukrayna için savaşan iki Büyük Britanya ve bir Fas vatandaşını idama mahkûm etti. Büyük Britanya hükümeti ve pek çok Avrupa ülkesi, uluslararası savaş hukukunu ihlal ettiği gerekçesiyle idam cezasını sert bir şekilde eleştirdi. Yorumcular da aynı şekilde öfkeli ve endişeli.

Özür yok, pek bir özeleştiri yok: Eski Şansölye Angela Merkel, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasından bu yana ilk kez geçmiş dış politikası hakkında ayrıntılı bir açıklamada bulundu. CDU’lu politikacı, salı akşamı verdiği bir mülakatta, görev süresi boyunca Moskova’yla yaşanan gerginliğin tırmanmasını önlemek için yeterince çaba sarf ettiğini söyledi. Nasıl bir duruş sergilemişti peki?

Avrupa Birliği ülkeleri Ukrayna'ya yönelik saldırının ardından Rusya'ya karşı ortak bir duruş sergilemeye çalışırken, AB adayı Sırbistan bu çizgiden uzaklaşıyor. Belgrad, yaptırım cephesine uzak duruyor ve Moskova'yla olan iyi ilişkilerine bel bağlıyor. Yorumcular, Brüksel'in net bir tavır takınmasını istiyor.

Sınırlara saygı, devletlerin egemenliği ve taarruz savaşları tabusu - Rusya Ukrayna’yı işgal ederek tüm bunlara radikal bir şekilde meydan okumuş oldu. Avrupa basını, dünya düzeninde nasıl bir değişim yaşandığını ve bu müstakbel düzende hangi kuralların geçerli olacağını tartışıyor.

Rus donanması, Ukrayna’ya yönelik taarruz savaşı başladığından beri Karadeniz limanlarını ve dolayısıyla Ukrayna’nın tahıl ihracatını engelliyor. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov dün, kıtlık tehlikesiyle ilgili tüm suçlamaları reddederek Kiev’i işaret etti. Moskova’nın deniz mayınları temizlendikten sonra güvenli bir koridor garantisi vermeye hazır olduğunu söyledi. Avrupa basını ikna olmuş gözükmüyor.

Rusya 24 Şubat 2022’den beri Ukrayna’ya karşı bir taarruz savaşı yürütüyor. Kiev şimdiye değin ülkenin tamamen ele geçirilmesini önleyebilmiş olsa da Batı’dan gelen silah ve desteğe rağmen, 2014'ten bu yana kontrolünde olmayan bölgeler de dahil olmak üzere topraklarının yaklaşık beşte biri üzerinde kontrolü yitirdi. Yorumcular, savaşın böyle sürmesi halinde bizi karanlık bir geleceğin beklemesinden korkuyor.

Almanya Şansölyesi Scholz, muhalefetin Almanya’nın Ukrayna’yı desteklemede fazla tereddüt ettiği yönündeki suçlamalarına alışılmadık derecede keskin sözlerle yanıt verdi: Scholz, çarşamba günü Federal Meclis’teki bütçe tartışmalarında “Türlü ve kapsamlı yollarla yardımda bulunuyoruz,” dedi ve Berlin’in halihazırda teslim edilen silahlara ek olarak Kiev’e modern Iris-T hava savunma sistemi, Gepard tankları ve tank topları göndereceğini ilan etti. Yorumcular bunun yalnızca bir başlangıç olduğunu düşünüyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan bir kez daha Ukrayna savaşını sona erdirmeye yönelik İstanbul’da düzenlenebilecek görüşmelerde arabulucu olmayı teklif etti. Almanya Şansölyesi Scholz ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un ardından Erdoğan da Rusya Devlet Başkanı Putin’i telefonla aradı. Türkiye ayrıca Rusya, Ukrayna ve BM ile birlikte bir gözlem misyonunda yer almaya hazır olduğunu beyan etti. Yorumcular pek umutlu gözükmüyor.

AB, bir ayı aşkın süredir Rusya'ya uygulanacak petrol ambargosunu müzakere ediyordu ve nihayet bir uzlaşma sağlanabildi. Buna göre, deniz yoluyla yapılan ithalatlar engellenecek ancak denize sınırı olmayan Macaristan, Çekya ve Slovakya, Druzhba boru hattı üzerinden petrol almaya devam edebilecek. Özellikle Macaristan ambargoya karşı çıkmıştı. Avrupa basını, bulunan orta yolun işe yarayıp yaramayacağını irdeliyor.

Rusya Doğu Ukrayna’ya yönelik yeni ve şiddetli bir saldırı başlatmışken, Avrupa savaşın sonlandırılıp sonlandırılamayacağını ve bunun nasıl mümkün olacağını tartışıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Almanya Şansölyesi Scholz, cumartesi günü kendisini ateşkese razı etmek için Rusya Devlet Başkanı Putin’le telefonla görüştü. Öncesinde de eski ABD Dışişleri Bakanı Kissinger’ın önerileri ortalığı karıştırmıştı. Basın bölünmüş durumda.

Ukrayna’daki savaş, Avrupa’daki güç dengesine yeni bir düzen getiriyor. Finlandiya ve İsveç NATO’ya, Ukrayna ise AB’ye girmek istiyor. Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün Bişkek’teki Avrasya Ekonomik Forumu’na video konferans aracılığıyla bağlanarak, kimsenin Rusya'yı tamamen izole edemeyeceğini söyledi. Avrupa medyası, ülkelerinin aslında hangi safta durduğuna ilişkin yorumları yansıtıyor.

Rusya'nın Cenevre'deki Birleşmiş Milletler misyonunun bir çalışanı görevinden istifa etti. "Ülkemden hiç bu kadar utanmamıştım," dedi Boris Bondarev, Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndaki meslektaşlarına gönderdiği veda mektubunda. Tepki, Avrupa basınından övgü alsa da köşe yazılarında abartılı bir sevince neden olmamış görünüyor.

Ukrayna’daki ilk savaş suçu davasında, 21 yaşındaki bir Rus askeri ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Kendisi, savaşın ilk günlerinde Sumi bölgesinde kaçmakta olan 62 yaşındaki silahsız bir sivili aldığı emirle vurarak öldürdüğünü itiraf etmişti. Avukatı, davayı temyize götürmeyi planlıyor. Avrupa basını, davayı çeşitli yönlerden değerlendiriyor.

Eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nda Ukrayna savaşından olası çıkış yolları hakkında konuştu. Moskova'nın küçük düşürücü bir yenilgi tatmasının tehlikeli olacağını, Rusya'ya toprak tavizleri verilmesinin ise kıtada uzun vadeli barışa bir yatırım anlamına geleceğini dile getirdi. Açıklamaları, Avrupa'daki köşe yazılarında büyük tepkiye neden oldu.

Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşın yakında sona ereceğine dair hiçbir emare olmamasına rağmen, şimdiden ülkenin gelecekte nasıl yeniden inşa edilebileceği düşünülüyor. Büyük Britanya ve ABD'nin yanı sıra AB içinde de yaptırımlar nedeniyle dondurulan Rus sermayesinin yeniden inşa sürecinde kullanılmasının mümkün olup olmayacağı tartışılıyor. Avrupa basını, farklı görüşlerle tartışmaya dahil oluyor.

Küresel açlık dramatik bir boyuta ulaştı. Ukrayna savaşı, ihtiyacı çarpıcı bir biçimde arttırıyor. Zira Rusya artık kendi tahılını ihraç etmiyor ve Ukrayna'nın Karadeniz ve Azak Denizi'ndeki limanlarından ihracatını da engelliyor. Şimdi ise Rusya Devlet Başkan Putin, Rusya'ya yönelik yaptırımların gevşetilmesi halinde Ukrayna buğdayının taşınmasına izin vereceğini belirtti. Batı ne yapmalı?

Azovstal çelik fabrikası zaferi bir yandan Rus ordusu için kısmi bir başarı olarak değerlendirilirken, diğer yandan Rusya'nın savaş hedeflerinde başarısız olduğuna, ağır kayıplar verdiğine ve belirli bölgelerde geri püskürtüldüğüne dair artan emareler var. Batılı gizli servisler, Putin'in günlük askeri operasyonlara giderek daha fazla müdahale ettiğini bildiriyor. Avrupa basını, ülke içindeki siyasi baskıyı mercek altına alıyor.

Rus tarafının aktardığı bilgilere göre, geçen haftaya kadar stratejik açıdan önemli liman kenti Mariupol’un tamamen düşmemesi için savaşan son Ukraynalı askerler de Azovstal çelik fabrikasını terk etti ve şu anda Rusların elinde. Ukrayna askeri liderliği bir esir takası yapılmasını umut ediyor. Sürgündeki Rus medyası, onlara ne olacağını tartışıyor.

İsveç ve Finlandiya, NATO'ya katılmak için resmen başvuruda bulundu. Onay sürecinin yaklaşık bir yıl sürmesi bekleniyor. Moskova, planların “hata” olduğunu söyledi ve sonuçlar doğuracağı tehdidinde bulundu. Türkiye’nin de endişeleri var. Avrupa basını, kararın önemini tartışıyor.

Finlandiya, Ukrayna savaşı karşısında dış politikasında önemli bir rota değişikliği yapmaya karar verdi: Başbakan Marin ve Cumhurbaşkanı Niinistö, perşembe günü net bir şekilde ülkelerinin ivedilikle NATO’ya üye olmasından yana olduklarını söylediler. Ortak gerçekleştirdikleri açıklamada, üyeliğin Finlandiya’nın güvenliğini güçlendireceğini belirttiler. Avrupa kıtasının geleceği için bu ne anlama geliyor?

ABD Savunma Bakanı Austin ve Rus mevkidaşı Şoygu, cuma günü savaşın başlamasından bu yana ilk kez bir görüşme gerçekleştirdi. AB de giderek diplomatik adımlara odaklanmış durumda: Üst düzey politikacılar Kiev'i ziyaret ediyor, Şansölye Scholz ve Cumhurbaşkanı Macron müzakerelere temel teşkil edecek acil bir ateşkes için çaba sarfediyor. Yorumcular şüpheli.

“Zafer Günü” dolayısıyla Kızıl Meydan’da konuşan Putin, Ukrayna’ya yönelik saldırıyı barışı getirecek önleyici bir adım olarak nitelendirdi. Batı’nın Ukrayna’yı silahlandırdığını ve bir işgal planladığını öne süren Putin, konuşmasında ne resmen savaş ilan etti, ne de genel bir seferberliğe değindi. Avrupa basını, konuşmanın içeriğini ve etkisini analiz ediyor.

AB'nin temelleri on yıllar boyunca ticarete ve iç pazara dayanırken, güvenlik başkalarına bırakılmıştı. Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşla birlikte bu durum sona erdi, güvenlik ve savunma politikası gündemin üst sıralarına çıktı ve AB silah sevkıyatlarıyla taraf haline geldi. Avrupa medyasının tamamının bu zihniyet değişikliğini hoş karşıladığı söylenemez.

Putin, “Zafer Günü” konuşmasında ne Ukrayna’ya resmen savaş ilan etti, ne de ülkesinde genel seferberlik talimatı verdi. Putin’in konuşmasının hemen öncesinde yayınlanan yorumlar, bu güne ilişkin beklentilerin ve korkuların neler olduğunu ve bu günün savaşın bundan sonraki seyri için ne denli önemli olduğunu gösteriyor.

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı açtığı savaş karşısında giderek daha fazla ülke, dünya siyasetindeki pozisyonlarını sorgulamaya başladı: İsviçre ve Avusturya gibi tarafsız ülkeler, kendi rollerini belirlemeye çalışıyor. Diğerleri, Kiev’e verdikleri askeri desteğin sonuçlarının ne olacağını tartışıyor. Avrupalı yorumculara göre tartışma dürüstçe yürütülmüyor.

Bağımsız anketlere göre Rus halkının yaklaşık %82'si Putin'in politikalarını destekliyor ve bu sayı haftalardır aşağı yukarı sabit kalmaya devam ediyor. Propaganda, sansür ve protestolara verilen cezalar ortadayken, Avrupa'daki köşe yazılarında bu sonuçların güvenilirliğine ilişkin şüpheler artıyor - özellikle de Ukrayna'ya karşı açılan savaş 100 günü geride bırakmışken.

AB Komisyonu, Ukrayna’ya yönelik saldırısı nedeniyle Rusya’ya karşı uygulanan yaptırımları daha da sertleştirmek istiyor: Komisyon Başkanı von der Leyen, çarşamba günü petrol ambargosunu da içeren altıncı paketi takdim etti. Bir geçiş süreci kapsamında, şüphelerini koruyan üye devletlerin yaptırımlara katılmasının kolaylaştırılması planlanıyor. Avrupalı yorumcular, bunun olası sonuçlarına ilişkin temel soruları irdeliyor.

8 Mayıs’ta geleneksel olarak pek çok Avrupa ülkesi Nasyonal Sosyalizmden kurtuluşu ve İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesini anıyor. Rusya’da ise Sovyetler Birliği’nin Hitler Almanyası’na karşı kazandığı zafer, 9 Mayıs’taki “Zafer Günü’nde” Kızıl Meydan’da gerçekleştirilen büyük bir geçit töreniyle kutlanıyor. Ancak bu yılki kutlamalar, Putin’in kasten ve propaganda amacıyla bu tarihi günle ilişkilendirdiği Ukrayna’ya karşı savaşın gölgesinde geçiyor.

Almanya dahil olmak üzere Ukrayna müttefiki ülkelerin Rusya’ya karşı askeri desteklerinin yoğunluğunu artırmalarının ve kapsamını genişletmelerinin üzerinden neredeyse bir hafta geçti. Savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik çabalar ise büyük ölçüde askıya alındı. Bir kısım Alman aydını, buna ilişkin kaygılarını, kaleme aldıkları bir açık mektupla Şansölye Scholz’a iletti. Avrupa basını, yeniden silahlanma meselesini ve Almanların hassasiyetlerini tartışıyor.

Ukrayna'daki savaşta yeni bir dönem başlıyor. Giderek daha fazla Batılı ülke Ukrayna birliklerini ağır silahlarla donatıyor. Rusya yalnızca doğalgaz arzını durdurma değil, dolaylı olarak nükleer silah kullanma tehdidinde de bulunuyor. Putin'in pozisyonunu ele alan Avrupa basını, köşeye sıkışmış durumdaki hükümdarın ne kadar tehlikeli olabileceğini irdeliyor.

Moldova Cumhuriyeti'nin doğusunda bulunan Transdinyester bölgesinde meydana gelen saldırılar, Ukrayna'daki savaşın tırmanabileceği endişelerini artırıyor. Pazartesi günü Tiraspol'da bulunan bir hükümet binasına ateş açılmış, salı günü ise iki radyo vericisinde patlamalar gerçekleşmişti. 1992'den beri Rusya yanlısı ayrılıkçılar tarafından kontrol edilen Transdinyester, Ukrayna'nın liman şehri Odessa'ya yaklaşık 40 kilometre uzaklıkta. Basın endişeli.

40'tan fazla ülke salı günü, Rusya'ya karşı sürdürdüğü mücadelede Ukrayna'ya desteklerini sunmak üzere ABD'nin Ramstein Hava Üssü'nde bir araya geldi. Bunun akabinde Almanya, uzun bir tereddütten sonra Kiev'e tank sevkıyatı yapacağını duyurdu. Londra da savaş uçakları göndermek istediğini açıkladı. Avrupa basını, silah sevkıyatını artırmanın mevcut savaşa çözüm mü, yoksa daha fazla tırmanma riski mi getireceği konusunda bölünmüş durumda.

Vladimir Putin, bayramlarda Ortodoks Kilisesi'ni mütemadiyen ziyaret ederek dindar bir kişi olduğunu gösterse de, 24 Nisan'daki Ortodoks Paskalyası kutlamaları sırasında Ukrayna'daki savaşa ara vermeyi reddetti. Dünya ortodokslarının dini önderi İstanbul Ekümenik Patriği I. Bartholomeos, defalarca işgale derhal son verilmesi çağrısında bulunmuştu. Avrupa basını, savaşın gölgesinde geçen Paskalya hakkında yazıyor.

Ukrayna'nın doğusunda durum dramatik bir şekilde kötüleşirken, Almanya Şansölyesi Scholz finansal destek sözü verdi, ancak Kiev'in talep ettiği ağır silahlar için bir vaatte bulunmadı. Alman basınının bir kısmı gibi Scholz da silah sevkiyatının durumu daha da tırmandırabileceğini düşünüyor. Avrupa basınında ise Berlin'in fazla tereddüt ettiğini düşünenler çoğunlukta.

Moskova, perşembe sabahı Ukrayna’nın güneyindeki Mariupol kentinin alındığını duyurdu. Kiev ise bu iddiayı reddetti. Hâlâ Azovstal Çelik Fabrikası’nda konuşlanmış Ukraynalı savaşçılar bulunuyor. Rus ordusu tarafından haftalardır kuşatma altında tutulan liman kentinden çok az sayıda sivil ayrılmayı başarabiliyor. Havadan çekilen görüntülerde, yeni toplu mezarlar olduğu görülüyor. Avrupa basını, bu savaş bölgesinin temsil ettiği sembolik gücü de irdeliyor.

Rusya'nın Ukrayna'ya saldırmasına karşı yaptırım olarak, Rus ve Belaruslu tenisçilerin Londra'da gerçekleştirilecek Wimbledon Tenis Turnuvası'na katılmasına izin verilmeyecek. Kararla birlikte, dünyanın iki numarası Rus Daniil Medvedev ve iki Grand Slam şampiyonluğu bulunan Belaruslu Victoria Azarenka gibi sporcular turnuvaya katılamayacak. Basın, doğru yolun bu olup olmadığı konusunda hemfikir değil.

Üç Baltık ülkesi Estonya, Letonya ve Litvanya'nın parlamentoları, perşembe günü Rusya'nın Ukrayna'da yaptıklarını soykırım olarak tanımladı. Yaklaşık bir hafta önce de ABD Başkanı Joe Biden, Rusya'yı Ukrayna'da soykırım yapmakla suçlamıştı. Yorumcular, başka adımların da atılmasını istiyor.

Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel, çarşamba günü Kiev'e sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile yaptığı görüşmede, "Ukrayna'nın savaşı kazanmasını" sağlamak için "ne gerekiyorsa yapılacağını" söyledi. Bunlar boş sözler mi, yoksa bir U dönüşü mü?

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, salı günü yaptığı açıklamada Doğu Ukrayna’ya yönelik büyük taarruzla birlikte savaşın “yeni bir aşamasına” girildiğini söyledi. Rus muharip güçleri saldırılarını yoğunlaştırdı, çetin çatışmaların yaşandığı liman kenti Mariupol’da ise durum dramatik bir hal aldı. Yorumcular, bu yeni aşamada nükleer silahların kullanıp kullanılmayacağı konusunda endişeli.

Doğu Ukrayna'da savaş tüm hızıyla devam ediyor: Rus ordusu çarşamba günü 1.053 Ukrayna askeri tesisinin bombalandığını açıklarken, Ukrayna, Rus birliklerinin Slovyansk'ta durdurulduğunu bildirdi. Kramatorsk'ta ise tahliyeler başladı. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, halkı yerleşim bölgelerine yönelik saldırılar konusunda uyardı. Yorumcular durumu endişeyle takip ediyor.

AB dışişleri bakanlarının pazartesi günkü buluşmasında, Rusya’ya petrol ambargosu uygulanmasında uzlaşmaya varılamadı. Ancak AB Dış İşleri Temsilcisi Josep Borrell’e göre bu seçenek masadan kalkmış değil. Avrupa basını ise yaratıcı yollarla kimi yaptırımların etrafından dolaşılabileceği gözleminde bulunuyor.

Çarşamba akşamı, Polonya, Litvanya, Letonya ve Estonya liderleri, bir dayanışma mesajı vermek amacıyla Devlet Başkanı Zelenskiy ile görüşmek üzere Ukrayna'da bir araya geldi. Toplantıdan önceki akşam Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Winter Steinmeier'e Kiev'de istenmediğinin açıkça söylendiği bildirilmişti. Bu adım, yorumcular tarafından anlaşılır bulunuyor.

Avrupa'daki pek çok sol parti şu anda ciddi bir sınavla karşı karşıya: Ukrayna'ya karşı bir taarruz savaşı yürüten, ancak Sovyetler Birliği'nin halefi ve dolayısıyla Avrupa'yı faşizmden kurtaran ülke olarak görülen Rusya'ya karşı nasıl bir pozisyon alıyorlar? NATO, silah sevkiyatları ve silahlanma hakkında ne düşünüyorlar? Yaşanan tartışmalar, yorum sütunlarına da yansıyor.

Rusya Devlet Başkanı, Ukrayna’ya yönelik saldırının planlar doğrultusunda ilerlediğini yineledi. Buna göre Kiev bölgesinden çekilme, doğuda planlanan büyük taarruza daha hazırlıklı olmak üzere ülkeyi zayıflatma planının bir parçası. Kimi gözlemciler, Moskova’nın Ukrayna’nın doğusunu 9 Mayıs’tan önce ele geçirmek istediği kanısında. Avrupa basını endişeli.

Ukrayna’daki savaşın dünya ekonomisi üzerinde ciddi etkileri var. Dünya Ticaret Örgütü, tahıl ve diğer gıda maddelerinin temininde yaşanan sıkıntıların temel gıdaların fiyatlarını artırdığı konusunda uyarıda bulundu. Avrupa basınındaki köşe yazıları, hangi yaklaşımların soruna hiçbir koşulda çare olamayacağını gösteriyor.

Moskova'nın toptan reddettiği Bucha'daki vahşet, dünya çapında öfkeyi tetikledi ve Rusya'ya yönelik tavrın daha da sertleşmesine neden oldu. Şimdi ise New York Times tarafından teyit edilmiş bir videoda, Ukrayna askeri birlikleri tarafından yakalanan bir Rus askerinin infaz edildiği görülüyor. Avrupa basını, bu tür şiddet eylemleriyle nasıl başa çıkılması gerektiğini tartışıyor.

Büyük Britanya Başbakanı Boris Johnson, hafta sonu Ukrayna’nın başkentine sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi. Büyük Britanya bir yandan savaşın başından beri Ukrayna'ya tereddütsüz silah sağlarken, diğer yandan Rus oligarklara karşı yaptırımlar uygulama konusunda uzun süredir zorlanıyor. Yorumcular ziyareti kuşku uyandıran bir kişisel şov olarak değerlendiriyor.

Avusturya Şansölyesi Nehammer, Ukrayna savaşında arabuluculuk yapmaya çalışıyor: Pazartesi günü Moskova'ya giden Nehammer, Rusya'nın saldırısından bu yana Rusya Devlet Başkanı Putin'le yüz yüze görüşen ilk AB lideri oldu. Şansölye, Bucha'daki gibi savaş suçlarının aydınlatılması talebinde bulundu. Yorumcular, bu ziyaretin mevcut durumu değiştirip değiştiremeyeceğini tartışıyor.

Ukrayna Devlet Başkanı perşembe günü video konferans aracılığıyla Yunanistan Parlamentosu huzurunda bir konuşma yaptı. Zelenskiy ayrıca, Ukrayna’daki Yunan azınlığa mensup olduğunu söyleyen ve Mariupol’da savaşan bir adamın video mesajını paylaştı. Bu kişinin aşırı milliyetçi Azov Taburu üyesi olması, Yunan medyasındaki köşe yazılarında tartışmalara yol açtı.

Birleşmiş Milletler’in gücü ve güçsüzlüğü üzerine içten içe süren tartışmalar, Ukrayna savaşıyla yeniden ivme kazandı. Kiev özellikle Rusya’nın daimi üye olarak sahip olduğu veto hakkı konusunda Güvenlik Konseyi’nin eli kolu bağlı kalmasını eleştiriyor ve BM’de genel bir reforma gidilmesini istiyor. Rusya’nın üyeliğini askıya almasına rağmen İnsan Hakları Konseyi de eleştirilerin odağında.

Kiev yakınlarındaki Bucha'da uygulanan ve Moskova'nın toptan reddettiği vahşet, öfkeye yol açmaya devam ediyor. Batı yeni yaptırımlar açıklarken ve savaş suçlularının yargılanmasına yönelik çağrılar artarken, Ukrayna, Rus ordusunun geri çekildiği başka yerlerde de çok sayıda yeni sivil ölümleri olduğunu bildiriyor. Avrupa daha fazla acıyı önlemek için ne yapmalı ve ne yapabilir?

Rusya’da yayınlanan bir kararnameyle, bu cumadan itibaren Rus doğalgazı satın alımlarının Gazprombank’taki bir hesap aracılığıyla ödenmesi gerekecek. Almanya ve Fransa gibi önemli alıcılar, Moskova’nın ödemelerin ruble cinsinden yapılması talebini kategorik olarak reddediyor. Avrupa basınının, kararnamenin nihayetinde kime daha çok zararı dokunacağına dair çok farklı değerlendirmeleri var.

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı gibi kuruluşlar alarm zillerini çalıyor: Ukrayna'daki savaş sadece çatışma bölgelerindeki insanların çektiği acılarla sınırlı kalmıyor, aynı zamanda küresel gıda krizine yönelik akut bir risk de teşkil ediyor. Örneğin dünya buğday üretiminin üçte birini Ukrayna ve Rusya gerçekleştiriyor. Avrupa basını bu tehlikeli duruma karşı olası stratejileri değerlendiriyor.

Ukrayna ve Rusya arasındaki müzakerelerin Türkiye’de gerçekleşmesi anlaşılır bir durum: Ankara’nın her iki ülkeyle de paylaştığı sınırları var. Türkiye bir NATO üyesi ve Suriye ve Dağlık Karabağ’da Rusya’nın muhaliflerini desteklemişti. Ancak öte yandan doğalgaz, Kıbrıs ve sığınmacılar konusunda AB ile mütemadiyen tartışma yaşıyor. Şimdi de arabulucu olarak kazandığı ağırlık yorumcuların pek hoşuna gitmiş görünmüyor.

Ukrayna savaşına ilişkin müzakerelerin salı günkü turunda somut uzlaşı emareleri belirdi. Rusya, Kiev’e yönelik saldırıları azaltarak Ukrayna’nın doğusuna odaklanmak istediğini söyledi. Ukrayna ise tarafsızlığı kabul etmek için, ülkenin güvenliğini garanti edecek bir dizi devleti de içeren bazı koşullar formüle etti. Avrupa basını, konuya bir hayli şüpheyle yaklaşmaya devam ediyor.

Ukrayna ve Rusya heyetleri, üç haftanın ardından doğrudan müzakerelerde bulunmak için yeniden bir araya geliyor. Ukrayna, kuşatma altındaki şehirlerde insani koşulların iyileştirilmesini asgari hedef olarak belirledi. Ama ülkenin tarafsızlığı meselesini görüşmeye de hazır görünüyor. Kimi yorumcular bu müzakereler neticesinde hızlı bir ateşkese varılma ihtimalini tartışırken, kimileri de Ukrayna’ya hiç acele etmemesi tavsiyesinde bulunuyor.

Rusya’nın Ukrayna’ya savaş açması karşısında başta Almanya, Polonya, Danimarka ve İsveç, askeri bütçelerini artıracaklarını ilan etti. Yalnızca Berlin bu yıl 100 milyar avro ilave harcama yapmayı planlıyor. Ancak Avrupa basını, savunmada her şey para demek değildir, diyor.

Ukrayna savaşı başladığından beri Almanya, eski Rusya yanlısı politikaları nedeniyle giderek daha fazla eleştiriliyor. Geçen süre zarfında tartışmalı Kuzey Akımı 2 boru hattı dondurulsa da, Almanya Rusya’dan doğalgaz almaya devam ediyor ve ithalatı derhal durdurmayı ekonomik gerekçelerle reddediyor. Bu durum, yorumcuları kızdırmış gözüküyor.

Biden, Polonya'da yaptığı konuşmasında Batı'nın askeri ittifakının NATO topraklarının her bir santimetresini savunacağını vurguladı. Ancak daha fazla dikkat çeken, Putin'e "kasap" dediği ve "iktidarda kalmaması" gerektiğini söylediği iki sözü oldu. Avrupa basını, bu ifadelerin sonuçlarını değerlendiriyor.

Rusya, 24 Şubat'tan beri Ukrayna'yı ele geçirmeye çalışsa da şimdiye kadar başarı sağlayamadı ve bunun korkunç insani sonuçları oldu. Rusya ve Ukrayna İstanbul'da olası bir ateşkesi müzakere ederken, Avrupa basını savaş sonrası süreç için farklı senaryolar yazıyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, pazar günü İsrail Parlamentosu'nda video konferans aracılığıyla yaptığı konuşmada Moskova'nın "nihai çözüm" olarak Ukrayna'yı yok etmeyi planladığını söyledi. Rusya Devlet Başkanı Putin, Ukrayna'ya karşı savaşın başından beri sürekli Hitler veya Stalin'le karşılaştırılıyor. Bu karşılaştırmalar yerinde mi yoksa tehlikeli mi? Avrupa basını bölünmüş durumda.

Ukrayna'ya karşı yürütülen savaş yalnızca milyonlarca Ukraynalıyı ülkelerinden kaçmak zorunda bırakmadı, Rusya'dan başka ülkelere göçü de teşvik etti. Son olarak, Bolşoy Tiyatrosu'nun baş balerini Olga Smirnova artık Hollanda'da yaşamaya başladı. Thrivemyway tarafından yapılan bir analize göre, Ruslar şubat sonundan bu yana internette milyonlarca defa "Rusya'dan göç 2022" araması yapmış. Peki Avrupalıların onlara yaklaşımı nasıl olacak?

Hastanelere, yerleşim yerlerine ve sivillere yönelik bombardımanlar, saldırılar: Tüm bunlar bir savaşta resmen savaş suçu olarak kabul ediliyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi bu doğrultuda 3 Mart’ta Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırıları hakkında soruşturma başlatmıştı. ABD Başkanı Biden da geçtiğimiz çarşamba günü Putin’i savaş suçlusu ilan etmişti. Yorumcular, bu adlandırmanın ve hukuki sürecin neler getirebileceğini değerlendiriyor.

Rus birliklerinin Ukrayna'yı işgalinden üç hafta sonra, Kremlin'in şefi Putin televizyonda yaptığı bir konuşmada savaşa dair gerekçelerini yineledi. Rusya'nın Batı'dan gelecek saldırılara karşı kendini savunmak mecburiyetinde olduğunu ve Ukrayna'nın "silahtan arındırılması için yürütülen özel operasyonun" plana göre sürdürüldüğünü ifade etti. Yorumcular, yalanların sürekli tekrarlanmasını istikrarsızlık işareti olarak değerlendiriyor.

Savaş başladığından beri Zelenskiy sürekli parlamenterlere sesleniyor: İlk olarak AB parlamenterlerine Ukrayna'nın Avrupa ailesinin bir parçası olduğunu hatırlattı. ABD Kongresi huzurunda Pearl Harbor'a ve 11 Eylül'e göndermeler yaptı. Büyük Britanya'da Avam Kamarası'na seslenirken Churchill'i alıntıladı ve son olarak Alman Federal Meclisi'nde Putin'in Avrupa'da yeni bir duvar inşa ettiğini söyledi. Peki bu strateji ne kadar etkili?

Ukraynalı ve Rus temsilciler arasında Ukrayna'daki savaşa dair yürütülen müzakerelerde henüz bir netice elde edilemedi. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, kendisi ile Putin arasında doğrudan görüşme yapılması gerektiğine yönelik görüşünü pazartesi günü yineledi. Ukrayna, eşdeğer güvenlik garantileri alması halinde NATO üyeliğinden vazgeçmeye hazır. Avrupa basını bunun önünde pek çok engel görüyor.

Pazartesi akşamı gazeteci Marina Ovsyannikova, Rus devlet televizyonu Kanal 1’in ana haber bülteninde elinde savaş karşıtı sloganlar yazılı bir afiş olduğu halde kameraların önüne atladı. Görüntüye girişi birkaç saniye sürse de milyonlarca kişi tarafından izlendi. Ovsyannikova şimdilik para cezasına çarptırıldı. Avrupa basını eylemi takdirle karşılıyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Rus heyetiyle sürdürülen müzakereler için “daha gerçekçi bir hal aldı” değerlendirmesinde bulundu. Rus askerlerinin Ukrayna’ya yönelik saldırılarının kapsamı ise genişlemiş durumda. Yorumcular, Avrupa’nın ne gibi bir destek sunabileceğini tartışıyor.

Polonya, Çekya ve Slovenya başbakanları, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy'e dayanışma ve desteklerini sunmak için salı günü Kiev'deydi. “Özgürlüğün tiranlar alemine karşı verdiği savaş bu”, dedi Polonya Başbakanı Morawiecki yaptığı açıklamada. Resmi bir AB görevi çerçevesinde gerçekleşmese de ziyaretin Brüksel ve Birleşmiş Milletler'le birlikte koordine edildiği söyleniyor. Zelenskiy güçlü bir işaretten bahsetti. Avrupa basını durumu farklı değerlendiriyor.

Ukrayna’daki savaş, enerji fiyatlarının dünya genelinde büyük ölçüde yükselmesine neden oluyor. Avrupa'nın Rusya’nın fosil yakıtına olan bağımlılığından mümkün olduğunca çabuk kurtulmaya çalışmasının bir nedeni de bu. Hükümetler ayrıca kısa vadede fiyat artışlarının etkisini hafifletecek ve halkın yoksullaşmasını önleyecek stratejiler geliştirmek için çabalıyor. Avrupa basını, getirilen farklı yaklaşımları tartışıyor.

New York Times, Financial Times ve başka ABD gazeteleri, hükümet yetkililerine atıfta bulunarak Moskova'nın Ukrayna savaşında Pekin'den askeri destek istediğini bildirdi. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Zhao Lijian ise bunların yalan haber olduğunu söyledi. Avrupa basını, Pekin gerçekten Moskova'nın imdadına koşarsa ne gibi sonuçlar doğabileceğini tartışıyor.

Kiev’in kuzeybatısındaki İrpin kentinde pazar günü ilk kez yabancı bir gazeteci öldürüldü. 50 yaşındaki ABD’li muhabir Brent Renaud otomobiline açılan ateş sonucu hayatını kaybederken, bir meslektaşıyla birlikte Ukraynalı sürücü de yaralandı. Savaşı haberleştirmek için giderek daha zor hale gelen koşullar, yorumcuları görev tanımları üzerine düşünmeye sevk ediyor.

Ukrayna'daki savaşla birlikte Rusya ile Avrupa'nın geri kalanı arasındaki ilişkiler Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana tüm zamanların en düşük seviyesine ulaştı. Rusya'ya yaptırım uygulayan bütün AB ülkelerinin isimleri, Putin tarafından "düşman ülkeler" listesine yazıldı. Avrupa basını, geçmişin ışığında Avrupa'nın gelecekte nelere dikkat etmesi gerektiği üzerine değerlendirmelerde bulunuyor.

Britanya hükümeti, Rusya Devlet Başkanı Putin'in yakın dostları olduğu kabul edilen yedi Rus oligarka yaptırım uyguladı. Aralarında Chelsea FC'nin sahibi Roman Abramoviç de var. Oligarkların varlıkları dondurularak ülkeye girişleri yasaklanacak ve Britanya şirketleri ya da özel şahıslarla iş yapmalarına artık izin verilmeyecek. Bu şekilde uygulanan yaptırımlar haklı mı?

Ukrayna savaşından önce zaten yüksek olan enerji fiyatları daha da artarken, bir çok Avrupa ülkesinde enflasyon şu anda yüzde yedi civarında. Rusya ve Ukrayna’nın başlıca üreticileri olduğu buğday ve ayçiçek yağı başta olmak üzere gıda fiyatları da yükselmeye devam ediyor. Yorumcular, değişen derecelerde olsa da ciddi bir ekonomik krizden korkuyorlar.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba ile Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’un Antalya’daki buluşmasından somut bir netice çıkmadı. Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yine de temkinli bir iyimserlik sergiledi: “Kimse bu buluşmanın bütün sorunları çözmesini beklemiyordu, ama bir yerden başlamak gerekiyordu.” Yorumcular da benzer görüşte.

Rusya'ya uygulanan cezai tedbirler, ülkedeki insanların Batı ürünlerinin yanı sıra eğitim ve kültür alışverişine erişimini de kısmen kesintiye uğrattı. Çok sayıda muhalif Rus, ülkeden ayrılışlarını organize etmekte sorun yaşıyor. Basın, yaptırımların amacının bu olup olmadığı sorusuna yanıt arıyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Ukraynalı mevkidaşı Dmitro Kuleba, müzakerelerde bulunmak üzere bu perşembe Türkiye’de bir araya geliyor. Bu, savaşın başından beri her iki ülkeden bu kadar üst düzey temsilcilerle gerçekleştirilen ilk buluşma. Ancak, Avrupalı köşe yazarlarının görüşmelerden beklentisi pek yüksek değil.

Polonya, Rusya’nın Ukrayna’daki saldırılarına karşı savunma amaçlı kullanılması için Ukrayna Hava Kuvvetleri’nin yakından tanıdığı Sovyet yapımı 28 savaş uçağı verme teklifinde bulundu. MiG-29 jetlerinin bir ABD hava üssüne teslim edildikten sonra yeniden boyanarak Ukrayna’ya devredilmesi planlanıyordu. Washington, NATO’yu savaşa sürüklememek adına bu teklifi reddetti. Bu barışın korunması mı, yoksa kaçan bir fırsat mı?

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısı karşısında, NATO üyesi olmayan Avrupa ülkeleri güvenliklerinden giderek daha fazla endişe duymaya başladı. Özellikle Finlandiya ve İsveç’te, Batı’nın savunma ittifakına dahil olmaya yönelik artan bir istek var. Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, üyelik başvurusu oylamasında mecliste büyük bir çoğunluğun sağlanacağını hesap ediyor. Ancak yorumculara göre güvenlik yalnızca askeri unsurlardan ibaret değil.

ABD artık Rusya'dan enerji ithal etmeyecek. AB ambargoya katılmıyor, ancak yıl sonuna kadar Rus doğalgazı ithalatını üçte iki oranında azaltmak ve 2030'dan önce Rusya'nın fosil yakıtlarına olan bağımlılığını mutlaka sonlandırmak istiyor. Bazı yorumcular tereddüt bile etmemeli derken, bazıları da ambargonun hiçbir işe yaramayacağını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Bennett, Ukrayna savaşında arabulucu olmaya çalışıyor. Putin’e Moskova’da gerçekleştirdiği ziyaretin ardından şimdi de Berlin’e geldi. Öte yandan arabulucu olarak Çin’in de adı geçiyor. Avrupa basını bunun ne kadar yerinde olduğunu irdeliyor ve arabuluculuk teklif eden ülkelerin hangi çıkarların peşinde olduğunu soruyor.

Devlet Başkanı Zelenskiy, Rus bombardımanını durdurmak için NATO'dan Ukrayna'da uçuşa yasak bölge ilan edilmesini talep etti. İttifakın bütün üyeleri şimdilik bu seçeneği kategorik olarak reddediyor. Başkan Putin, böyle bir adımın Rusya tarafından savaş ilanı olarak görüleceği ve misilleme yapılacağı yönündeki uyarısını yineledi. Avrupa basını bölünmüş durumda.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Rusya'yı Ukrayna işgalini sona erdirmeye zorlamak üzere ABD’nin diğer ülkelerle birlikte uygulayacağı ilave yaptırımların perşembe günü açıklanacağını duyurdu. Avrupa basını, ülkelerin bu konuda birlikte hareket etmeye ne kadar istekli olduğunu tartışıyor.

Ukrayna’ya yönelik savaşta Rusya Devlet Başkanı hiçbir taviz vermiyor, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ise Putin’le yaptığı telefon görüşmesi sonrasında en kötüsünün daha yaşanmadığından endişe ediyor. Zaporijya Nükleer Santrali'nin bulunduğu bölgenin bombalanmasının ardından Kiev “nükleer terör” sözünü etti ve acilen daha fazla silah yardımı talebinde bulundu. Avrupalı yorumcular barışın mümkün olup olmayacağını sorguluyor.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu büyük bir çoğunluk oyuyla Rusya'nın Ukrayna'yı işgalini kınadı ve askerlerin derhal geri çekilmesi çağrısında bulundu. Karar beşe karşı 141 oyla kabul edilirken, 35 üye de çekimser kaldı. Daha önce Rusya'nın vetosu yüzünden BM Güvenlik Konseyi'nde bağlayıcı bir karar alınamamıştı. Putin'in etkisi daha nerelere varabilir?

Savaşın başlamasının üzerinden bir hafta geçtikten sonra durum Ukrayna halkı için giderek daha dramatik hale geliyor. Gece boyunca büyük şehirlere şiddetli hava saldırıları düzenlendi, ülkenin güneyindeki Herson şehri düştü. Bu koşullar altında Ukrayna ve Rusya, müzakerelerin yeni turu için Belarus’ta bir araya gelmeyi planlıyor. Avrupa basını, Putin’in köşeye sıkışıp sıkışmadığını irdeliyor.

ABD Başkanı Joe Biden, ilk "Birliğin Durumu" konuşmasında yalnızca kendi halkına seslenmedi, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısı karşısında Batı’nın sergilediği birliğe de dikkat çekti. Avrupalı yorumcular, ABD’de başkanlık koltuğunda hâlâ Biden’ın selefinin oturmuyor oluşundan memnun gözüküyor.

Avrupa medyası 7/24 Ukrayna’daki savaşın haberini yapıyor. Tüm bunların Avrupa’nın göbeğinde yaşandığı sıklıkla vurgulanıyor. Kimi yorumcular uzaklardaki çatışmaların daha az ilgi gördüğü ve diğer kriz bölgelerinden gelen sığınmacılara daha az dayanışma gösterildiği eleştirisini yöneltiyor.

Ukrayna şehirlerine yönelik Rus saldırıları giderek yoğunlaşırken, her iki ülke delegasyonları müzakerelere devam etmek üzere çevrimiçi ortamda bir araya gelmeyi planlıyor. Başkan Zelenskiy, müzakere turlarının neticesinde mevkidaşı Putin’le bir görüşme yapabilmeyi ümit ediyor. Avrupa basını, ilerleme kaydedilebileceğinden şüpheli.

Ukrayna savaşı uluslararası kültür yaşamını da etkiliyor: Ünlü Rus orkestra şefi Valery Gergiev, arkadaşı Putin'le arasına mesafe koyduğunu ilan etmediği için Münih Filarmoni Orkestrası şefliğini kaybetti. Hafta sonu yaptığı açıklamada sanatçıların siyasi görüşlerini açıklamaya zorlanmasına karşı olduğunu söyleyen opera yıldızı Anna Netrebko'nun konserleri iptal edildi. Avrupa basını durumu farklı açılardan değerlendiriyor.

Ukrayna uygulanacak özel bir prosedürle acilen Avrupa Birliği üyesi olmayı istiyor. Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen, pazar günü yapılan bir mülakatta Ukrayna’yla olan özel ilişkilere vurgu yapmıştı: “Zamanla gerçekten bize ait olduklarını gösterdiler, onlar bizden ve biz de onları aramızda görmek istiyoruz.” Avrupa basını, acil bir prosedürle üyeliğe kabulün ne ölçüde mümkün ve makul olacağını tartışıyor.

44 yaşındaki Volodimir Zelenskiy Mayıs 2019’dan beri Ukrayna Devlet Başkanı. Hukuk eğitimi alan Zelenskiy daha önce komedyen ve kabare oyuncusu olarak çalışmıştı. Putin’in acımasızlığının adını cesurca ve açıkça koyarak bunun karşısında Batı’ya dayanışma çağrısında bulunması, Avrupa basınının da hayranlıkla belirttiği üzere onu yalnızca kendi halkı için bir rol model yapmıyor.

Rusya'nın saldırısı sonrasında yüz binlerce Ukraynalı ülkelerinden ayrılarak batıya kaçıyor. Gidilen ülkeler arasında hâlihazırda pek çok Ukraynalının yaşadığı komşu ülkelerin yanı sıra daha uzak ülkeler de var. Yorumcular sığınmacılara mümkün olan en fazla desteğin sağlanması çağrısında bulunurken, beraberlerinde gelen zorluklara da dikkat çekiyor.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısına Berlin’in verdiği yanıt, savunma politikasında rota değişikliğine gitmek oldu. Federal Almanya Ordusu’na ait tanksavarların ve hava savunma füzelerinin bu pazartesi Ukrayna'ya ulaşması bekleniyor. Avrupa basını, bunun ne ölçüde geniş kapsamlı sonuçlar doğuracak bir dönüm noktası olduğunu tartışıyor.

Rus vatandaşları savaşı türlü yollarla protesto ediyor: Yasaklanan sokak gösterilerinde şiddet görmeyi göze alıyorlar, bildiriler imzalıyorlar, kültür sektörü çalışanları kamu işverenlerini boykot ediyor. Ancak halkın çoğunluğu hükümetin izlediği rotayı desteklemeye devam ediyor. Yorumcular, farklı aktörlerin oynadığı rolü ve türlü protesto biçimlerinin başarı ihtimalini tartışıyor.

Ülkesine yönelik yaptırımların giderek sertleşmesinin ardından Rusya Devlet Başkanı Putin, orduya “caydırıcı güçlerini” “özel savaş görevi” durumuna geçirme emri verdi. Bu güçler nükleer silahları da içeriyor. ABD gerilimin daha da tırmandırıldığı değerlendirmesinde bulunurken, NATO Genel Sekreteri Stoltenberg durumun ciddiyetini vurguladı. Avrupa basınının da büyük çoğunluğu endişe içinde görünüyor.

Rus ordusu çarşambayı perşembeye bağlayan gece Ukrayna’ya saldırdı. Başkent Kiev’e ve başka şehirlere roketler düştü. Kara birlikleri Ukrayna topraklarında birkaç cephede ilerleyişe geçti. Putin diğer devletleri de Rusya’nın yoluna çıkmamaları konusunda uyardı. Avrupa basını dehşete düşmüş durumda ve bunun sonuçları olması gerektiğini düşünüyor.

Moskova Kiev'e fiilen savaş ilan ederken, Doğu Avrupa'nın geri kalanında durum ne? Tanklar yönünü Estonya ya da Polonya'ya çevirebilir mi? Yoksa sırada başka saldırılar mı var? Yorumcular, Avrupa'nın neye hazırlanması gerektiğini tartışıyor.

Rusya Hazine Bakanlığı perşembe günü yaptığı açıklamada, Rusya'nın dolar tahvilleri için 117 milyon dolarlık faiz ödemesi yaptığını duyurdu. Moskova'nın yaptırımlar karşısında anlaşmadan doğan sorumluluğunu yerine getirip getiremeyeceği son ana kadar belirsizliğini koruyordu. Yorumcular, Rusya'nın temerrüde düşme olasılığını ve ülkeyi hâlâ bir arada tutmaya devam eden şeyin ne olduğunu tartışıyor.

Rus ordusu, Ukrayna’ya yönelik büyük saldırısına perşembe ve cuma günleri de devam etti. Kiev’den gelen resmi bilgilere göre perşembe günü en az 137 kişi öldü. Roketler sivillerin yaşadığı binalara da isabet etti. Tanklar yönünü başkente çevirmiş görünüyor. BM’ye göre 100.000’den fazla insan kaçış yollarında. Avrupa basını, AB ve NATO’nun ne yapabileceğini tartışıyor.

Ukraynalılar sığınaklara ve metro istasyonlarına sığınırken, savunmaya hazırlanırken ya da ülkeden ayrılırken, Avrupa'nın geri kalanı Putin'in kapılarının eşiğinde başlattığı savaşın uzun vadede ne anlama geldiğini sorguluyor. Yorumculara göre net olan bir şey var: Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bir dönüm noktasındayız.