Macaristan seçimleri: Tehlikede olan ne?
Macaristan’da pazar günü yapılacak parlamento seçimleri AB için de büyük önem taşıyor. 16 yıldır ülkesini giderek otoriterleşerek yöneten Başbakan Viktor Orbán, partisi Fidesz’in seçim kampanyasını Brüksel ve Kiev düşmanlığına dayandırdı. Bu süreçte Washington ve Moskova’dan da destek gördü. Anketler ise muhalefetin adayı Péter Magyar’ın partisi Tisza’yı önde gösteriyor.
Kararı on milyon Avrupalı verecek
El Periódico de Catalunya seçimin önemine dikkat çekiyor:
“Macaristan’daki seçim bu yıl Avrupa’daki en önemli seçim olacak. ... Kulağa abartılı gelebilir, fakat İran Savaşı’nın kritik bir aşamasında Vance’in Washington’dan kalkıp gelmesi oldukça manidar. ... Bu sıralar herkes İran’daki savaşın sonucundan fazlasıyla endişe duyuyor. Ve bir de Netanyahu’nun Lübnan’da ne yapacağından. 450 milyon Avrupalı içinde yalnızca 10 milyon Macar olsa da pazar akşamı tüm Avrupa başkentleri merakla Budapeşte’den gelecek haberleri bekleyecek.”
Demokrasi kisvesi altında
Cumhuriyet, Macaristan Başbakanı’nın otokratlar için nasıl rol modele döndüğünü şöyle açıklıyor:
“16 yıl önce bir kapitalist demokrasinin içeriden nasıl yıkılabileceğini bir kez de Orbán gösterdi. Anayasa mahkemesini, yüksek yargı kurulunu kendi adamlarıyla doldurarak yargı bağımsızlığını ortadan kaldırdı, medyanın yüzde 80'ini partisine bağladı. Demokrasi lafını terk etmek istemediği için 'süreç olarak faşizmin' adı da 'illiberal demokrasi' oldu. Şimdi, Orbán ilk kez seçimi kaybetme olasılığı ile yüz yüze. Macaristan seçimleri öteki 'güçlü adamlar' açısından bir 'madendeki kanarya' gibi: Genel seçimler incir yaprağında ısrar ederek iktidarda kalmaya devam edilebilir mi?”
Vatanseverler kazanmak zorunda
Hükümete yakın Magyar Nemzet’e göre, Macaristan ve Avrupa’nın varlığı Fidesz’e bağlı:
“Parlamento seçimleri genelde tarihi dönüm noktaları değildir. ... Ancak hafta sonundaki seçim böyle bir nitelik taşıyor. Eğer küreselci irade üstün gelir ve Brüksel’in kuklası başbakanlık koltuğuna oturursa, Macaristan’ın bir Macar ülkesi olarak kalıp kalmayacağı şüpheli hale gelir. Bir savaşın içine çekilme tehlikesinden ise bahsetmiyoruz bile. Ayrıca kıtasal düzeyde de, kendini yok eden Brüksel elitini yerinden etme şansının da artması için vatansever bir zaferin elde edilmesi hayati önem taşıyor. ”
Brüksel'den yardım eli uzansa iyi olur
Brüksel tökezleyen demokrasileri yeniden ayağa kaldırmaya yarayacak bir program başlatmalı, diyor Delo:
“Polonya’daki -ve muhtemelen Orbán sonrası Macaristan’daki- gelişmeler, otoriter iktidarlardan sonra demokrasinin restorasyonunu destekleyecek kurumsal bir çerçevenin acilen gerekli olduğunu gösteriyor. AB kurumlarını bu sürece hukuki, mali ve siyasi enstrümanlarla eşlik etmekle yükümlü kılacak ve bu sayede demokrasi yanlısı hükümetlerin iktidardan ayrılanların geride bıraktığı kurumsal tuzaklardan kaçınmasına yardımcı olacak böyle bir programın geliştirilmesinde geç kalındı.”
Magyar liberal değil
Aşırılıkçılık üzerine araştırmalar yapan siyaset bilimci Cas Mudde, The Guardian'da muhalefet adayına yönelik fazla yüksek beklentilere girilmemesi uyarısında bulunuyor:
“Demokratlar, Magyar yönetimindeki bir hükümetten çok şey beklemesin. Muhalefet lideri muhafazakâr bir aileden geliyor ve yirmi yılı aşkın bir süre Fidesz üyesiydi, yıllarca Orbán rejimi için çalıştı ve ideolojik bakımdan apaçık eski partisinin safında yer alıyor. ... Ayrıca, Tisza’nın parti programı AB’nin göç paktını ve kotalarını reddetmeyi, Ukrayna’nın hızlandırılmış AB üyeliği sürecine de karşı çıkmayı vadediyor. Tisza, Avrupalı ortaklarla ilişkilerde şüphesiz daha yapıcı bir güç olacak olsa da kimi temel görüş ayrılıkları varlığını sürdürecektir.”
Orbán kazanırsa ne yapılacak?
The Moscow Times, AB’nin Orbán’ın muhtemel seçim zaferini tanıyıp tanımayacağını merak ediyor:
“Macaristan’daki seçimde manipülasyon ve sahtekârlık yaşanması durumunda AB ne yapacak? Rus seçim stratejistleri Macaristan’a boşuna gitmedi! ... AB, Orbán rejiminin zaferini tanımak zorunda mı kalacak? Kendisinden hatırı sayılır fonlar almasına rağmen açık biçimde AB’ye karşı çalışan ve AB’nin yıkılmasını isteyen güçleri destekleyen bir rejim söz konusu. Ve bu güçlerden biri de muhtemelen AB’yi askeri yollarla ortadan kaldırmaya hazırlanıyor. Macaristan’daki seçim, gerçekten de büyük devletlerin çıkarlarının odak noktası haline geldi ve bu seçimin sonuçlarını tüm AB hissedecek. ”