Yarım asırlık bölünmüşlük: Kıbrıs’ta yeniden çözüm arayışı

BM Genel Sekreteri Guterres ile Avrupa Komisyonu Başkanı Von der Leyen, adanın Rum kesimi ile yalnızca Türkiye tarafından tanınan Kuzey Kıbrıs’taki fiili yönetim arasında 2017’den bu yana askıda olan birleşme görüşmelerini yeniden başlatmak istiyor. Von der Leyen, anlaşmazlığın çözülmesini uluslararası hukuka göre tüm adanın ait olduğu AB’nin önceliği ilan etti. Peki birleşmenin gerçekleşme ihtimali ne kadar yüksek?

Tüm alıntıları göster/kapat
Milliyet (TR) /

Brüksel bahaneleri ortadan kaldırıyor

Milliyet, Kıbrıslı Türkler açısından umut verici sinyaller görüyor:

“İhtiyatlı iyimserliği besleyen üç önemli adım gündeme geldi. ... Von der Leyen, bulunacak çözümün AB müktesebatıyla uyumlu olması gerektiğini vurguladı. Bu yeni vurgu, ilk bakışta Kıbrıslı Türkler için sınırlayıcı gibi görülebilir. Ancak AB müktesebatına uyumlu bir çözüm, Rum tarafının anlaşmayı 'AB hukukuna aykırı' gerekçesiyle reddetme meşruiyetini ortadan kaldıracak nitelikte. Von der Leyen, on yıl boyunca Türkiye karşıtı tutumuyla bilinen [Johannes] Hahn'ın yerine, Ankara'nın tümüyle reddedemeyeceği bir muhatabı, İtalyan Komiser Raffaele Fito'yu Kıbrıs özel temsilcisi olarak atadı.”

Cyprus Mail (CY) /

Anlaşma her zamanki kadar uzak

Cyprus Mail pek iyimser değil:

“Taraflar, 50 yılı aşkın süredir BM Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda bir uzlaşmaya varamıyor. Buna şimdi bir de çözümün AB'nin ilkeleri ve mevzuatıyla uyumlu olması gerekliliği eklendiğinden, anlaşmaya varılması muhtemelen daha da güç.”

Phileleftheros (CY) /

Pembe gözlüklerinizi çıkarın

Phileleftheros’a göre bu yeni modelde de yine zor sorulardan kaçınılıyor:

“Kıbrıs sorunu için şimdi de esnek bir modelden bahsediliyor. ... Gevşek bir federasyon veya konfederasyon çözümüne ulaşsak dahi tüm kararlarda ‘etkin katılım’ın, yani veto hakkının tartışmasız olması gerekiyormuş. ... Binbir gece masalları! Sonu iyi bitmeyecek, yani hiçbir şeyi çözmeyecek masallar. Çünkü esnek bir model öngören bu hayal ürünlerinin yanı sıra er ya da geç ciddi meseleler de masaya gelecek. Mesela kendi ekonomik alanımıza, bir merkez bankasına sahip olup olmayacağımız. ... Hangi bölgelerin iade edileceği. Ve işgal ordusunun ve garantilerinin nihayet ne zaman ortadan kalkacağı.”