Polis müdahalesi ölümle sonuçlandı: Memurlar çizgiyi aştılar mı?

Pazar günü Bologna’da polis müdahalesi sırasında bir erkek hayatını kaybetti. Videolarda, memurların 42 yaşındaki adamı yardım istemesine rağmen dakikalarca yüzüstü yere yatırdığı görülüyor. Pazartesi günü binlerce kişi, olayı protesto etmek için Bologna’da sokaklara çıktı. Köşe yazılarında da polislerin tutumuna yönelik büyük bir şüphe var.

Tüm alıntıları göster/kapat
Corriere della Sera (IT) /

Tehlikeli bir zapt etme tedbiri

Corriere della Sera, polislerin doğru bir tutum sergileyip sergilemedikleri sorusuna yanıt arıyor:

“Savcılık, pazar günü iki memurun kendisini yere bastırması ve bu sırada bir başka yurttaşın da bacaklarını tutması sonucu hayatını kaybeden Abderrahim Fakir vakasında taksirle adam öldürme suçlamasıyla soruşturma yürütüyor. ... Muhtemelen uyuşturucu madde kullanımından kaynaklanan bir kriz hali dolayısıyla zorunlu hale gelen bir zapt etme uygulaması söz konusu. … Ancak İçişleri Bakanlığı’nın Mayıs 2026 tarihli genelgesi şu tavsiyede bulunuyor: ‘İlgili kişi rahatsızlık belirtileri gösterdiği anda zapt etme uygulaması derhal hafifletilmeli, kişi yan yatırılmalı ve rahat nefes alıp alamadığı kontrol edilmeli.’ Peki bu tavsiyelere uyuldu mu?”

La Stampa (IT) /

İzahı olmayan bir davranış

La Stampa olayın aydınlatılmasını istiyor:

“Polislerin AB vatandaşı olmayan bir kişiye karşı uyguladığı sertlik izah edilemezliğini koruyor. Çünkü söz konusu kişi silahsızdı ve hiçbir ağır suç işlememişti - belli ki bir tek psikolojik kriz halindeyken kamu düzenini bozmuştu. … Polis memurlarının vücut kamerası kayıtları incelenmeli ve Fakir’in apaçık kriz geçirmesine rağmen tutumlarında neden ısrar ettikleri anlaşılmaya çalışılmalı. Ve her şeyden önce de defalarca yardım istemesine rağmen neden durmadıkları ve astım atağının sebep olduğu nefes darlığını neden fark etmedikleri.”

Avvenire (IT) /

Devlet çoktan kaybetti

Avvenire bir ikileme dikkat çekiyor:

“Hukuk devletinde şiddet tekeli devletin elindedir. Son derece nadir istisnalar (örneğin meşru müdafaa) yasalarla sıkı bir biçimde düzenlenmiş olmalıdır. Bu şiddet tekeli de devlet, yani şiddet tekelinin temsilcileri tarafından yalnızca yasal çerçeve içerisinde kullanılabilir. ... Dolayısıyla, bir kişi devletin gözetimi altında öldüğünde devlet zaten kaybetmiş demektir - vakaya karışan memurların da çıkarı gereği titizlikle aydınlatılması gereken olası bir sorumluluktan bağımsız olarak. … Öte yandan, bilhassa büyük şehirlerde kamu güvenliğinin ülkemizin başta gelen sorunlarından biri olduğunu inkâr etmek ya da görmüyormuş gibi yapmak ne ciddiyetle ne de sorumlulukla bağdaşır.”