Fransa: Anayasa Konseyi sosyal medya yasağını iptal etti
Fransa Anayasa Konseyi, temmuz ayında parlamento tarafından kabul edilen 15 yaş altı çocuklara ve gençlere yönelik sosyal medya yasağını durdurdu. Anayasa Konseyi karara gerekçe olarak, yasağın ifade ve iletişim özgürlüğüne “orantısız bir müdahale” teşkil etmesini gösterdi. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “hukuken geçerli” bir yapıya kavuşturulması için yasanın yeniden düzenlenmesi talimatını verdi. Avrupa basını gelişmeyi yorumluyor.
Özgürlük açısından yanlış bir karar
Yazar Abel Quentin, Libération’da bunun Fransa gençliği açısından kötü haber olduğunu belirtiyor:
“En büyük saçmalık, kamu yararına böylesine önemli bir yasanın özgürlük adına engellenmesi. ... Milyonlarca gencin dikkat eksikliği sorunları yaşaması, dijital bilgi akışının onların bilişsel yetilerini olumsuz etkilemesi ve ruhsal bozuklukları teşvik etmesi elbette üzücü, ancak on iki yaşındaki bir çocuğun çevrimiçi oyun platformlarında paylaşım yapmasının engellenmesi - işte bu düşünce anayasa hâkimlerini ürpertiyor. ... Konsey’in atıfta bulunduğu nasıl bir özgürlük ki? Kitlelerin manipülasyonunu koruyan bir özgürlük, asıl özgürlüğü yok eder.”
Sorunu kökünden çözün
Le Temps, Avustralya’daki yasaktan ders çıkarılmasını tavsiye ediyor:
“Orada yapılan araştırmalar, hâlâ son derece fazla sayıda gencin sosyal medyada aktif olduğunu gösteriyor. ... Yaş kontrol mekanizmaları işlemiyor ve çocuklar, fazlasıyla gevşek tedbirlerin çoğunu aşabilecek kadar zekiler. ... Peki ne yapmalı? AB, sorunu kökünden çözebilir: Bu platformlara bağımlılığı teşvik eden mekanizmaları kullanmayı ve suistimal etmeyi yasaklarken, bir yandan da gençlere yönelik ve zararlı olarak sınıflandırılan içeriklerin yayılmasını engelleyebilir. ... Bu tür tedbirleri almak ve bilhassa da uygulamaya çalışmak, yalnızca bir yasak koymaktan çok daha zordur. Ancak uzun vadede şüphesiz çok daha etkili olur.”
Göstermelik adımlar siyaseti
Expresso'ya göre yasaklar dikkat çekse de sorunu çözmüyor:
“Macron, sosyal medya yasağını en önemli hedeflerinden biri haline getirdi. Bu, göstermelik adımlar gerçek etkinin yerini aldığında yürütülen türden bir siyasettir. Dışarıdan düzenleme yapmak kolaydır. Kullanıcıdan kimlik ibraz etmesini istersiniz, asgari yaş sınırı belirler, manşetlere çıkar ve bu süreçte de hiçbir direnişle karşılaşmazsınız. İçeriden düzenleme yapmak ise zordur: Avukatları, lobicileri ve savunmak zorunda oldukları gelirleri bulunan şirketlerle, üstelik hiçbir şey ortaya koyamadan yıllarca uğraşmanız gerekir. İkincisini başaramayan hükümetler, birincisini yaparlar ve bunun adına da çocukların korunması derler.”
Platformları sorumlu tutun
Yapay zekâ hocası Michalis Kritikos, Oikonomikos Tachidromos portalında şöyle uyarıyor:
“Çocukları internette korumak yalnızca ebeveynlerin denetim görevi olamaz. Bu aynı zamanda bir kurumsal sorumluluk ve dijital hizmet tasarımı meselesi de. Yunanistan yeni yaş sınırını uygulamaya koymaya hazırlanırken, salt dijital bir yaş bariyeri kurmaktan fazlasını yapma şansına sahip. Platformlardan, dijital ortamlarında çocukların güvenliğinin, ekran karşısında geçirdikleri vakitten daha yüksek bir önceliğe sahip olduğunu kanıtlamaları istenebilir. Çünkü asıl mevzu nihayetinde çocukların teknolojiyi kullanıp kullanmayacağı değil. Bu zaten artık aşikâr. Kritik olan daha ziyade bu teknolojiyi kimin, hangi motivasyonla geliştirdiği.”
Şirketler insanların zihinlerini yönlendiriyor
Eski Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Milliyet'te platformların sınırsız gücü konusunda uyarıda bulunuyor:
“İnsanlık tarihinde ilk kez milyarlarca insan, özellikle de çocuklar ve gençler, psikolojik zayıflıkları son derece ayrıntılı biçimde bilinen ve ekonomik başarısı kullanıcıların dikkatini mümkün olduğunca uzun süre elinde tutmaya bağlı olan sistemlerle günün büyük bölümünde etkileşim halinde yaşıyor. ... Milyarlarca insanın ne gördüğünü, neyi okuduğunu, hangi bilgiye ulaştığını ve neye dikkat ettiğini belirleme kapasitesine sahip şirketler, tarihte çok az kurumun sahip olduğu ölçekte bir toplumsal güç biriktiriyor. ... Oysa dijital platformların kullandıkları algoritmalar büyük ölçüde görünmezdir.”