Fransa: Öğrenci protestoları şiddet eylemlerine dönüştü
Fransa’da gençler günlerdir okullardaki kötü koşulları protesto ediyor. Birçok kentte okulların bloke edilmesi sırasında taşkınlıklar çıktı ve yüzlerce genci gözaltına alan polisle çatışmalar yaşandı. Öğrenci temsilcileri şiddetle aralarına mesafe koyduklarını açıkladı. Fransa Adalet Bakanı Darmanin de şiddet eylemlerine karışanların gerçekten öğrenci olup olmadığının bilinmediğini söyledi.
Solcuların başkaldırı provası
The Daily Telegraph, Mélenchon önderliğindeki partinin cumhurbaşkanlığı seçimi için seferberlik yaratmak amacıyla öğrenci protestolarını araçsallaştırdığını söylüyor:
“Fransızlar yedi ay sonra bir sonraki cumhurbaşkanlarını seçecek ve Mélenchon’un bu uğurda iki gayesi var. Birincisi, ikinci tura kalabileceğini ve orada aşırı sağcı Marine Le Pen’le yarışabileceğini gösteren ilk anketlerin rüzgârıyla seçim kampanyasına şimdiden başladı. İkincisi ise Mélenchon, Le Pen’in seçimi kazanması durumunda gerçekleşmesini umduğu başkaldırıya hazırlanıyor. Ülkenin ne denli kırılgan olduğunu biliyor ve kutuplaşmayı daha da derinleştirip kaos tohumları ekmek için elindeki her imkânı kullanacaktır. Siyaseten şiddet yanlısı görünmek onun için dert değil - tam tersi.”
Mélenchon’un hesabı tutmayacak
Die Welt Paris muhabiri Martina Meister, kısa vadede protestolardan kazançlı çıkıyor gibi görünseler de Mélenchon ve La France Insoumise’in fazla sevinmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor:
“Fransa’da altı buçuk ay sonra cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. O zamana dek sol popülist Mélenchon da evde yaptığı hesabın çarşıya uymadığını muhtemelen anlayacak. Sokak çatışmaları şiddetlenip ... ebeveynler çocuklarının eve yaralı döneceğinden endişe etmeye başlayınca, kanun ve nizam çağrıları yükselecek. Bundan da en çok sağ popülist Marine Le Pen faydalanacak.”
Protestocular kendi ayağına sıkıyor
Népszava, protestoların biçiminin dikkatleri asıl meseleden uzaklaştırdığını belirtiyor:
“Bir okulun girişi alevler içindeyken, bir okul müdürüne saldırılırken, mobilyalar, otobüsler veya kamu binaları ateşe verilirken, bu eylemlerin eğitim sisteminin iyileştirilmesine hizmet ettiğini iddia etmek güç. ... Şiddet, dikkatleri asıl önemli olandan uzaklaştırmaya yarıyor ve bu da hükümetin işine geliyor. ... Çünkü gözaltılar ve olay çıkaranlar hakkında konuşmak, Fransa’nın Avrupa’nın en zengin devletlerinden biri olmasına rağmen neden öğrencilere eşit ve kabul edilebilir koşullar sunamadığını tartışmaktan çok daha kolay.”
Heba edilmiş bir nesil
Belçika’da da öğrenciler daha iyi eğitim talebiyle protestolar düzenliyor. Le Soir, gençliğin devasa bir krizin içinde olduğunu vurguluyor:
“‘Kimse bizi dinlemek istemiyor’, diye yakınıyorlar yine bugünlerde Liège’den Paris’e. Duyulmak için seslerini yükseltiyorlar. Protestoları okullardan üniversitelere sıçrıyor. ... Zaten Korona yüzünden yara almış bir gençliğin ufkunu karartan bu kara bulutlar karşısında insan nasıl öfkelenmesin? Bu nesil iklim için sokaklara döküldü. Boşuna. Artık bir ütopyayı andıran barış için yürüdü. Şimdilerde adı distopya ile anılan teknolojiyle büyüdü. Bir kısmı öfkenin gürültüsüyle bastırılan, ancak duyulması ve ciddiye alınması gereken tamamıyla haklı korkular bunlar.”
Gençler sessizliğini bozuyor
L’Humanité Genel Yayın Yönetmeni Jean-Emmanuel Ducoin, genç Fransızların gerçeklikten hiç de kopuk olmadığını vurguluyor:
“Sessiz ve ilgisiz sandığımız öğrenciler şimdi seslerini yükseltiyorlar. Bir araya geliyorlar. Gösteri yapıyorlar. ... Artık bu sağır edici sessizliğin belki de düşündüğümüz şey olmadığını anlıyoruz. Gençler bir ekranın karşısında sessiz kalabilir ama söz konusu okulları, yaşam koşulları ve gelecekleri olduğunda yüksek sesle konuşabilirler. Öyleyse şu soruyu sormak gerekiyor: Onları hâlâ dinleyebiliyor muyuz? Ve onları nasıl konuşturabiliriz? ‘Sessiz’ sandığımız bu öğrenciler, kendilerini aktif yurttaşlar olarak konumlandırıyorlar. ... Durum aciliyet kazandığında ise seslerini gür ve net bir şekilde duyuruyorlar.”
LFI'li belediye başkanı taşkınlıkları meşrulaştırıyor
Siyaset bilimci Nicolas Lecaussin, Contrepoints’te Saint-Denis’nin radikal solcu belediye başkanı Bally Bagayoko’nun öğrencilerin eleştirilerini desteklemesine tepkili:
“Şehrindeki polislere ve öğretmenlere yönelik saldırıları onaylıyor ve sözüm ona ‘cumhuriyet sözünü tutmayanları’ asıl suçlular olarak nitelendiriyorsa, bu yaptığı siyaset değildir: Şehrinin gençlerine, yasanın davalarının haklılığına göre müzakere edilebileceği mesajını veriyor. Hukukun üstünlüğünün ne olmadığının tanımı tam da bu. … Gençler böylece pazartesi günü belediye başkanlarından, yani halkın seçilmiş bir temsilcisinden, iyi bir amaca hizmet ettiği takdirde kundakçılığın, vandalizmin ve polisle çatışmanın meşru görülebileceğini öğrendiler.”
Cumhurbaşkanı aşırılıkçılıkla mücadelede başarısız oldu
Le Figaro, Macron’un siyasi uçları güçlendirdiği eleştirisinde buunuyor :
“Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yedi ay kala, provokatif aday Jean-Luc Mélenchon hiçbir fırsatı kaçırmıyor. ‘Guguk kuşu stratejisi’ne sadık kalarak, çatışmaları körüklemek ve büyütmek için her türlü öfkeyi kullanmak istiyor. Öğrencileri seçim kampanyasına yem etmekle kalmayıp, salı günü grevdeki memurların yanında da boy gösterdi ve destekçileri Parisli itfaiyecilerin yürüyüşüne katıldı. … Emmanuel Macron, iki kez Rassemblement National’e karşı siper olma vaadiyle seçildi. Bunun sonucunu hep birlikte gördük. Üstelik Fransa’nın büyük şehirlerinde aşırı sol hiç bu kadar güçlü olmamıştı.”