Fransa: İsyanın arkasında ne var?
Fransa hafta sonu şiddet olayları dalgasıyla sarsıldı. Toplumsal sorunlara karşı düzenlenen protesto yürüyüşlerinin ardından pek çok kentte kundaklamalar, yıkım eylemleri ve sokak çatışmaları yaşandı. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “aşırı sol gruplardan isyancıların” suçlularla bir olarak dizginsiz bir şiddete başvurduğunu söyledi. Avrupa basını mevcut durumu ve olayların arka planını mercek altına alıyor.
Kurumların feci çöküşü
Le Point, ülkenin derin bir krize gömülmesinden yakınıyor:
“Önde gelen hiçbir isim durumun üstesinden gelebilecek çapta görünmüyor. Emmanuel Macron tepki topluyor, demokrat partilerin cumhurbaşkanı adayları seslerini duyuramıyor, bakanlar ise silik kalıyor. Kaos, düzeni devirmeyi hedefleyen şiddet, bütçe açıkları ve borç yükü: Tüm bunlar Fransa’yı krizi atlatabilmek için ihtiyaç duyduğu hareket alanından mahrum bırakıyor ve ülkede, sonuna gelinen bir iktidar döneminin trajik çöküşü olarak algılanıyor. ... 17 Ekim bir dönüm noktası olacak. Fransa dünyaya ürkütücü bir tablo sundu. ... Kurumlar sarsılmış durumda. Güven kalmadı. Vladimir Putin ve Donald Trump ise ellerini ovuşturuyor.”
Hedef modernleşmeydi, sonuç kaos oldu
Proto Thema endişeyle şöyle yazıyor:
“Yurttaşlar yüksek vergiler ödemeye devam ederken, gündelik hayatlarının kötüleştiğine tanık oluyor. Gençler ebeveynlerinden daha kötü hayatlar sürmekten korkuyor. Hükümetler ise buna tutamayacaklarını bildikleri vaatlerle karşılık veriyor. Herkes herkesle kavgalı. Kaos ve aşırılıkçıların zaferi için kusursuz bir reçete. Emmanuel Macron, yaklaşık on yıl önce eski ideolojik uçurumları kapatacak ve Fransa’yı modernleştirecek isim olarak seçilmişti. Bugün görev süresinin sonuna gelirken, geride derinlemesine bölünmüş bir toplum ve geleneksel destekçilerini dahi ikna etmekte zorlanan bir siyasi merkez bırakıyor.”
Radikallerin düellosu
Der Standard’ın Fransa muhabiri Stefan Brändle şu analizde bulunuyor:
“Meselenin daha derinlerdeki nedeni şu: Fransa Cumhuriyeti genç yurttaşlarına tutamayacağı bir söz veriyor; eşitlik, yani ‘égalité’. Banliyöde büyüyenler bunu çoğunlukla bizzat yaşayarak öğreniyor. ... Gelgelelim, en büyük sorumluluk iki siyasi aşırılıkta. Sağcı Marine Le Pen, sırf cumhurbaşkanı adaylığıyla bile sosyal cumhuriyette büyük gerilim yaratıyor. Solun lideri Jean-Luc Mélenchon ise öğrenci protestolarının ateşine her gün körükle gidiyor; devletin ve -Fransa’da zaten hiçbir zaman pek akıllıca hareket etmeyen- polisin otoritesinin altını oyuyor. ... İki aşırılıkçının düellosu ... demokrasiyi bölüp çürütüyor ve çatışmayı kaçınılmaz olarak kaynama noktasına sürüklüyor.”
Kime yaradığına odaklanmalı
De Morgen, şiddet içeren protestoların kimlere fayda sağladığının sorgulanması gerektiğini savunuyor:
“Mesele yalnızca maskelerin ardında kimlerin olduğu değil, aynı zamanda bu suçlardan siyasi olarak kimlerin kazançlı çıktığı. ... Yanıt açık: Marine Le Pen. Kamuoyunda düzen çağrıları giderek yükselirken, her Molotof kokteyli ve her yağma olayı Fransız radikal sağının ekmeğine yağ sürüyor. Bu durum, bir zamanlar Le Pen’e kredi sağlayan ve onun Ukrayna’ya verilen desteği keseceğini uman Putin’i de, ulusal güvenlik stratejisi Le Pen’inki gibi partileri cesaretlendiren Trump’ı da fazlasıyla sevindiriyor.”
Başka yerlerde şiddete başvurmadan da protesto mümkün
El País, Fransa’da isyanın artık normalleştiğinden yakınıyor:
“Fransa’daki yıkım görüntülerinin, öğrenci taleplerinden ziyade Cumhuriyet’in sembollerine saldırma ve bir Avrupa demokrasisini istikrarsızlaştırma arzusuyla ilgisi var. ... Fransa dünyayı, başka hiçbir demokraside kabul edilemeyecek görüntülere çoktan alıştırdı. Birkaç gün önce İspanya’da konut krizi nedeniyle düzenlenen eylemleri hatırlayanlar, şiddete başvurmadan da sokakta hoşnutsuzlukların dile getirilebileceğini ve sosyal iyileştirmeler talep edilebileceğini anlayacaktır.”
Avro yeni bir uçurumun eşiğinde
Ilta-Sanomat, Fransa’daki ekonomik krizin yayılmasından endişe ediyor:
“Görünürde bir çözüm yok - protestolar da dinmek bilmiyor. Aynı zamanda Fransa’nın kamu maliyesi felakete doğru sürükleniyor. Kamu borcu gelecek yıl gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 120’sini aşacak, bütçe açığı ise yüzde 5,4 seviyesinde. ... Bir avro krizi tehlikesi açıkça ortada; bu da Fransa’daki yangının Finlandiya üzerindeki etkilerini şiddetlendirecektir. Yunanistan ve İtalya’daki ekonomik krizler, Avrupa’nın en büyük ikinci ekonomisindeki krizin kıta için ne anlama gelebileceğiyle kıyaslandığında hafif kalıyordu.”