Trump, Şi ve Putin üçlü zirve mi gerçekleştirecek?
Donald Trump, Vladimir Putin ve Şi Cinping, kasım ayında Çin’de düzenlenecek APEC Zirvesi kapsamında bir araya gelebilir. Bu ihtimal, Avrupa’da büyük güçlerin Ukrayna’yı ve müttefiklerini hiçe sayarak müzakere yürütebileceği endişesini artırdı. Yorumcular, nüfuz alanlarının yeniden paylaşılması tehlikesini ve bunun Avrupa’nın güvenliği açısından doğurabileceği sonuçları tartışıyor.
Demokratik Avrupa’nın kaderine hükmeden otokratlar
Handelsblatt, Avrupa perspektifinden böyle bir zirvenin felaket olacağını yazıyor:
“ABD Başkanı’nın zirvede nükleer silahsızlanmanın da müzakere edileceğini açıklaması dahi, tıpkı en karanlık zamanlarda olduğu gibi büyük güçlerin ilgili tarafları hiçe sayarak kendi nüfuz alanlarını paylaştığı izlenimini ortadan kaldıramıyor. Üstelik Batı’nın lider gücü Donald Trump’ın başkanlığında artık sadece Ukrayna savaşında değil, genel olarak her alanda açıkça Rusya’nın yanında konumlanıyor. Kendini ‘özgür dünyanın lideri’ ilan eden Trump da giderek daha otokratlaşıyor ve Pekin ile Moskova’daki kendiyle hemfikir isimlerle adeta yakınlaşmaya çalışıyor. Şöyle de ifade edilebilir: Büyük güçlerin gerçekleştireceği böyle bir zirvede, demokratik Avrupa hakkındaki hükmü üç otokrat verecek.”
Putin yeni bir Yalta istiyor
Ukraynalı siyaset bilimci Ihor Petrenko, liga.net’te Putin’in sadece zirvenin gerçekleşmesiyle bile asıl hedeflerinden birine ulaşmış olacağını belirtiyor:
“Bir masada üç sandalye - Kremlin’in 2022’den bu yana vermeye çalıştığı görüntü tam da bu: Avrupa’nın kaderini belirleyen üç küresel güç merkezinden biri olarak Rusya. ... Wall Street Journal’a konuşan bir kaynak, bu hedefi açıkça ‘ikinci bir Yalta’, yani nüfuz alanlarının yeniden paylaşılması olarak tanımlıyor. Bu gerçekçi değilse de anlamlı: Putin Ukrayna meselesini müzakere etmeye değil, dünyadaki konumunu görüşmeye geliyor. Ukrayna bu süreçte yalnızca bir kozdan ibaret. … Shenzhen zirvesinden bir anlaşma değil, ‘çerçeve’ çıkacak: Kiev’e karşı sonradan ‘zaten üzerinde uzlaşılmış’ gibi sunulmaya çalışılacak genel ilkeler. İşte tam da buna karşı şimdiden harekete geçmek gerekiyor.”
Bu kadarı ABD Başkanı için bile fazla
Lidové noviny şu yorumda bulunuyor:
“Putin’in vizyonu ortada. Bu vizyon salt Ukrayna’yı değil, Litvanya, Letonya, Estonya, Polonya, Çekya, Slovakya ve Romanya gibi 1989 öncesi Sovyet İmparatorluğu’nun tüm topraklarını da kapsıyor. ‘Bizim hakkımızda, biz olmadan’ dersek pek de yanılmış sayılmayız. Başta kast edilen Ukrayna’ydı, ama konferansta dolaylı olarak Çekya da gündeme gelebilir. ... Putin’in vizyonu ne kadar şatafatlıysa, başarı şansı da o kadar düşük. Trump açısından seçmenlerinin neredeyse hiç umursamadığı (hatta bazılarının açıktan nefret ettiği) Ukrayna’yı satmak başka bir mesele, NATO’ya katılmalarının ardından Washington’ın belirli bir sorumluluk üstlendiği tüm Orta ve Doğu Avrupa’yı satmak bambaşka.”
Zelenskiy ile Trump anlaşmazlığa mahkûm
Rzeczpospolita, Zelenskiy ile Trump müzakerelerde farklı hedeflerin peşinde, diyor:
“Ukrayna Devlet Başkanı haklı olarak, Trump’ın Ukrayna için iyi ve adil bir barış müzakere etmekten ziyade, kendisini Rusya ve Çin’le yapacağı anlaşmalardan alıkoyan bu çatışmayı bir an önce aradan çıkarmak istediğinden endişe ediyor. Bu nedenle Zelenskiy, yaklaşan barış müzakerelerine en güçlü kozlarla oturmak istiyor. Kış bastırmadan cephede bir karşı taarruz girişiminde bulunmasının ve Rusya içindeki diğer hedeflere yönelik aralıksız saldırılarının sebebi de bu. Bu açıdan bakıldığında, Zelenskiy ile Trump anlaşmazlığa mahkûm.”