(© picture-alliance/dpa)

  İran'la nükleer anlaşma

  11 yorum

Suudi Arabistan'daki iki petrol rafinerisine yapılan İHA saldırılarının ardından ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, İran'ı sorumlu tuttu. Tahran destekli Yemenli Husi milisleri saldırıları üstlenmiş olsa da Suudi Arabistan doğrudan İran'ı sorumlu tutuyor. Köşe yazarları da saldırıların sorumlularının kim olabileceği üzerine kafa yoruyor.

G7 Zirvesi'nin ardından İran ve ABD liderlerinin buluşması mümkün görünüyor. Donald Trump, Ruhani'yle nükleer anlaşmazlık konusunda müzakereye açık olduğunu gösterdi. İran dışişleri bakanını sürpriz bir şekilde Biarritz'e davet eden ev sahibi Macron, bu başarıyı kendi hanesine yazdı. Basın, buluşmanın nükleer anlaşmazlığı bitirip bitiremeyeceğini sorguluyor.

Körfez'de yaşanan yeni bir olay İran ile Batı arasındaki gerginliği daha da arttırdı. Londra hükümeti üç İran gemisinin Hürmüz Boğazı'nda bir Britanya tankerini sıkıştırdığını iddia etti. Tahran suçlamaları reddediyor. Kimi köşe yazarları olayların daha da tırmandırılmaması yönünde ikazda bulunurken, diğerleri AB'nin Trump'a destek verip vermemesi gerektiğini düşünüyor.

İran, Viyana Nükleer Sözleşmesi'ndeki uranyum zenginleştirme sınırına uymayacağını açıkladı. Bu adımla 2015'te varılan mutabakat ikinci kez ihlal edilmiş oldu. Tahran yönetimi kısa süre önce 300 kilo uranyum stoklama sınırını aşacağını açıklamıştı. Avrupa basını olayların tırmanmasının sebep ve sonuçlarını araştırıyor.

İran hükümeti nükleer anlaşmanın esas maddelerini ihlal etme tehdidini savurdu. Hükümet sözcüsüne göre İran, haziran sonundan itibaren anlaşmada yer alan uranyum rezervi üst sınırını aşacak. İran böylece nükleer anlaşmanın muhafazası için baskıyı arttırmış oldu. ABD, Mayıs 2018'de anlaşmadan tek taraflı olarak çekildiğinden bu yana İran'a yeni yaptırımlar uyguluyor. Gerginliğin daha da artması nasıl önlenebilir?

Basra Körfezinde gerilimin tırmanacağı kaygısı artıyor. ABD, bölgeye savaş gemileri gönderirken, İran daha fazla uranyum zenginleştirmeye hazırlanıyor. ABD Başkanı Trump ile İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Twitter'da ağız dalaşına girdi. Köşe yazarları çatışma konularında tarafların durduğu noktayı ve çözüm yollarını araştırıyor.

Washington pazartesi günü (bugün) kendi verdiği bilgilere göre İran'a yönelik en ağır yaptırımları yürürlüğe koyacak. Bu yaptırımlar petrol sanayini, finans ve ulaştırma sektörlerini vuracak. 2015 tarihli nükleer anlaşmanın ardından ABD Tahran yaptırımlarını askıya almıştı. Yorumcular Washington'ın bu sert tutumla yanlış hesap yapmış olabileceğini düşünüyor.

AB, Avrupalı şirketler ile Tahran arasındaki parasal işlemleri yürütmek üzere bir finansal mekanizma kurmak istiyor. Böylece Avrupa ekonomisi, ABD yaptırımlarına muhalefet yapmadan İran'la ticareti sürdürebilecek. Bazı yorumcular AB'nin nükleer anlaşmayı muhafaza etmeye çalışmasından övgüyle söz ediyor. Diğerleri Tahran rejiminin bu şekilde kontrol edilebileceğine inanmıyor.

Haftalarca süren spekülasyonların ardından Trump İran'la yapılan nükleer anlaşmadan çekildi. Anlaşmayla birlikte kaldırılan yaptırımların, yeniden yürürlüğe girmesi bekleniyor. İsrail ve Suudi Arabistan kararı memnuniyetle karşıladı. Kimi köşe yazarları atılan adımı mantıklı bulurken, çoğunluk endişeli.

İran'daki cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki zaferinin ardından Hasan Ruhani, iç politikada karşı karşıya kaldığı güçlü dirence rağmen vaat ettiği reformları gerçekleştirmek zorunda. Birçok yorumcuya göre bunu başaracağı tartışmalı.

Donald Trump'un göreve başlamasından bir gün sonra bütün dünyada yüzbinler sokağa döküldü ve Trump'ın başkanlığını protesto etmek, kadın hakları, hoşgörü ve barışçıl bir ortak yaşam için yürüdü. Washington'da yaklaşık yarım milyon insanın katıldığı gösteriler ABD tarihindeki en büyük protesto hareketlerinden biri. Bu direnişin etkisi ne olabilir?