(© picture-alliance/dpa)

  Brexit

  50 yorum

Londra Belediye Başkanı Sadık Han bir gazete için kaleme aldığı bir yazıda Brexit hakkında yeniden bir referandum yapılmasını talep etti. Brexit'in sonuçlarının ekonomik açıdan ve Britanyalıların hayat standartları açısından çok ciddi olduğunu vurgulayan Han, ülkesi insanlarının bir kez daha bu konuda söz sahibi olmalarının engellenmemesini istedi. Bazı köşe yazarları olası bir oylamaya umutla bakıyor, diğerleri ise bu işte bir bit yeniği olduğunu düşünüyor.

Britanya hükümeti gerek halkı gerekse Britanyalı şirketleri, AB'yle uzlaşmadan yapılacak sert bir Brexit'e hazırlamaya başladı. Londra hükümeti 25 farklı belgede Brexit'in gıda ve ilaç tedariki, nükleer güvenlik ve hava trafiği v.b. gibi konularda doğuracağı sonuçları ele aldı. Bütün bunlar AB'yi ödün vermeye zorlamak için düzenlemiş bir oyun olabilir mi?

Planlanan Brexit'e sekiz ay kala, AB ile anlaşmaya varmadan yapılacak sert bir Brexit'in etkileri karşısındaki korku büyüyor. Bazı yorumcular, medya organlarının dehşet senaryolarıyla yurttaşları korkutmasını eleştirirken diğerleri hem Britanya'yı hem de diğer ülkeleri Brexit'in sonuçlarını küçümsememeye çağırıyor.

Britanya hükümeti Brexit planını ilan etti. Planın merkezinde, mallar ve tarım ürünleri için AB ile serbest ticaret bölgesi yer alıyor. Hizmetler içinse özel düzenlemeler geçerli olacak. Londra AB'den gelen göçü sınırlamak istiyor. Yerinde bir ödün mü, yoksa Londra 'seçmece' mi yapıyor?

Britanya'nın AB'den ayrılması kavgasında Brexit Bakanı Davis'in ardından Dışişleri Bakanı Johnson da istifa etti. İki bakan, Başbakan May'in, fazla yumuşak buldukları Brexit yol haritasını eleştiriyor. Kimi köşe yazarları ülkenin bilerek isteyerek felakete sürüklenmesi karşısında şaşkına dönmüşken diğerleri AB'nin daha uzlaşmacı olmasını arzu ediyor.

Britanya kabinesinden Brexit müzakereleri konusunda uzlaşı çıktı. Başbakan May AB'yle serbest ticaret bölgesi hedefini kabul ettirdi. Bunun üzerine sert bir Brexit'ten yana olan Brexit Bakanı Davis istifasını verdi. Kimi gazeteciler hükümetin yumuşak Brexit çizgisine öfkelenirken, diğerleri son sözün henüz söylenmediğini düşünüyor.

Brexit taraftarları bordo yerine lacivert renkli yeni Britanya pasaportlarını alacaklarına ne kadar da sevinmişti. Şimdiyse pasaportların, eskiden adet olduğu üzere yerel bir şirket tarafından değil, bir Fransız-Hollanda şirketi olan Gemalto tarafından Fransa'da üretileceği ortaya çıktı. Basın için bulunmaz nimet.

AB ile Britanya, Mart 2019'daki Brexit'ten sonra yürürlüğe girecek geçiş döneminin koşulları konusunda uzlaştı. Britanya bu süre içinde AB kurallarına uyacak, ama karar mekanizmalarında yer alamayacak. Buna karşın Ortak Pazar, Gümrük Birliği'ne erişim ve yurttaş hakları geçerliliğini koruyacak. Müzakerelerde büyük bir aşama kaydedildiği söylenebilir mi?

Britanya'da Brexit taraftarları Kuzey İrlanda'yla imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması'nın yeniden masaya yatırılmasından yana. Aynı kişiler bu anlaşmanın sert bir Brexit'i engellediğini düşünüyor. 1998 tarihli anlaşma Kuzey İrlanda'da Katolikler ile Protestanlar arasında on yıllarca süren iç savaşı sona erdirmişti. Köşe yazarları öfkeli.

Macar asıllı ABD'li milyarder George Soros, Birleşik Krallık'ın AB'den ayrılmasına karşı bir kampanyayı destekliyor. Vakıflarından yaklaşık yarım milyon Avro, Best for Britain [Britanya İçin En İyisi] örgütüne akıtıldı. Britanya medyası Soros'un hamlesini farklı şekillerde yorumluyor.

Theresa May yeni Brexit müzakere turu öncesinde Avrupa Birliği'yle herhangi bir gümrük birliği kurma olasılığına kapıları kapattı. Bu katı tutumun nedeninin iç siyasette May'e uygulanan baskılar olduğunu düşünen köşe yazarları, Britanya'nın AB'den ayrıldıktan sonra umduğu ekonomik canlanmanın hayalden ibaret olduğu görüşünde.

AB'den ayrılmak Büyük Britanya'nın neredeyse tüm sektör ve bölgeleri için olumsuzlukları beraberinde getirecek, ekonomik büyümeyi zayıflatacaktır. Britanya hükümetinin yaptırdığı gizli bir analiz tam da bu bulguları ortaya koydu. Avrupa'daki gazeteler Britanya yönetimini kıyasıya eleştiriyor.

AB Konseyi Başkanı Tusk ve AB Komisyonu Başkanı Juncker, Londra'ya AB içinde kalma fırsatı sundu ve böylelikle ikinci bir referandum olasılığını bir kez daha gündeme taşımış oldu. Tusk Strazburg'taki Avrupa Parlamentosu'nda, Britanyalılar görüşlerini değiştirirse, "kalplerimiz onlara açık" dedi . Bu sözlere Juncker de katıldı. Londra ise konuya ilgisiz.

Büyük Britanya eski başbakanlarından Tony Blair, görüşlerini kaleme aldığı bir yazısında AB'den yeni ayrılmalara karşı uyardı ve Büyük Britanya'nın AB'de kalıp kalmaması için yeni bir referandum yapılmasını önerdi. Eski hükümet başkanının Brexit'i kabullenmemesine öfkeli yorumcular olduğu gibi, İşçi Partisi'ne Blair'in sözlerini dikkatle okumasını salık verenler de var.

Britanya Parlamentosu, Brexit müzakerelerinin sonucunu oylama hakkını aldı. Parlamenterlerin çoğunluğu çarşamba günü yapılan oylamada hükümetin iradesinin aksine, AB'den çıkış yasasının değiştirilmesini istedi. Bu gelişme, May için acı bir yenilgi mi? Yoksa Britanya başbakanı bu durum karşısında rahatladı mı?

Brexit kapsamında Britanya'nın AB'ye yapacağı ödemeler yüzünden aylardır süren kavgada uzlaşma sinyalleri. Medya Londra'nın 45-55 milyar avro ödemeye hazır olduğunu bildiriyor. Köşe yazarları Britanya halkının Brexit'in maliyeti hakkında kandırıldığını ve Başbakan May'in kan kaybetmeye devam ettiğini düşünüyor.

AB Başmüzakerecisi Barnier, son Brexit müzakere turunda da herhangi bir ilerleme kaydedilemeyince Britanya hükümetine ödünler için iki haftalık bir süre tanıdı. Bazı yorumcular, Başbakan May'in boynundaki ilmikten ancak kabinede değişiklik yaparak kurtulabileceğini düşünürken, diğerleri Muhafazakar Parti'nin yaşadığı kargaşayı, başka ülke hükümetlerinin de yaşadığı çalkantılı bir dönem olarak görüyor.

Büyük Britanya Başbakanı Theresa May, Brexit müzakerelerinin durması nedeniyle Avam Kamarasını, gerektiğinde ülkeyi bir anlaşma olmaksızın AB'den çıkarmak üzere 250 milyon Sterlin ayırdığı konusunda bilgilendirdi. Yorumcular böyle bir senaryonun hangi tehlikeleri barındırdığını ele alıyor.

19 ve 20 Ekimdeki AB zirvesinden hemen önce Büyük Britanya ve AB alt müzakerecileri, Brexit ile ilgili beşinci müzakere turuna başlayacak. Yorumcular Brüksel'i, inatçı bir tutum sergileyerek müzakerenin ilerleyişini tıkamamaya çağırıyor. Diğerleri ise yeni bir referandum çağrısında bulunuyor.

Britanya Başbakanı Theresa May Floransa'da yaptığı ilkelere ilişkin konuşmasında Brexit'in ardından iki yıllık bir geçiş dönemi önerdi. Öneriye göre Büyük Britanya geçiş döneminde AB bütçesine katkı yapmayı sürdürebilecek. Kimi yorumculara göre May nihayet ödün vermeye hazır. Diğerleri ise temel sorulara hala yanıt bulunmadığı görüşünde.

Britanya parlamentosu AB'den çıkış yasası taslağına onay verdi. Yasaya dayanarak 12 binden fazla AB yönetmeliği ulusal hukuka aktarılacak. Yorumcular bu yasayı demokrasiye aykırı olmakla eleştiriyor ve parlamentonun bölünmesi karşısında kaygı duyuyorlar.

Britanya'da yeni bir göç yasa taslağı planları heyecana neden oluyor. The Guardian gazetesine sızdırılan belgede, Brexit sonrası çok daha katı kuralların uygulanması yer alıyor. Buna göre düşük nitelikli işgücü en fazla iki yıllık oturma izni alabilecek ve Britanyalı şirketler yerel nüfusu tercih etmek konusunda teşvik edilecek. Söz konusu plan hem hükümette hem de medyada hararetli bir biçimde tartışılıyor.

Brexit müzakerelerinin üçüncü turu da somut bir ilerleme sağlanamadan sonuçlandı. AB yurttaşlarının haklarına ve İrlanda ile Kuzey İrlanda arasındaki sınırın gelecekte nasıl olacağına ilişkin temel meseleler aydınlatılmış değil. Britanyalıların AB'ye karşı mali yükümlülükleri konusundaysa yeni anlaşmazlıklar doğdu. Yorumcular bu inadın hangi tarafa daha büyük zarar vereceğini tartışıyor.

Londra ve AB arasındaki yeni müzakerelerin eşiğinde Brexit'ten yana olduğunu açıklayan İşçi Partisi, Britanya'nın AB'den ayrıldıktan sonra dört yıllık bir geçiş süreci boyunca Ortak Pazar ve Gümrük Birliği'nde kalması gerektiğini dile getirdi. İşçi Partisi bu tutumuyla Theresa May'in muhafazakar rotasına karşı bir tutum almış oldu. Brexit'te kartlar yeniden mi karılıyor?

Britanya Başbakanı Theresa May, Brexitçi şahinlere, AB'den ayrılmanın ardından Londra'nın kendi içtihadı üzerinde tam egemenlik kazanacağı sözünü verdi. Hükümetin hazırladığı bir raporda "Divan'ın doğrudan yargılaması" döneminin sona erdiği, kararların bundan sonra referans olacağı yazıyor. Yorumcular bunun iyi bir hamle olup olmadığı konusunu ele alıyor.

Brexit, AB üyesi İrlanda ile Britanya toprağı Kuzey İrlanda arasındaki açık sınırı tehlikeye atıyor. Londra sorunu, gümrük birliği müzakerelerine bağlamak, böylece Britanya AB'den ayrıldıktan sonra, İrlanda Adası'nda sıkı pasaport ve mal kontrolü uygulamaları getirmek istiyor. Ancak köşe yazarlarına göre bu plan hiç gerçekçi değil.

Büyük Britanya Avrupa Birliği'ne Brexit sonrası için geçici bir gümrük birliği önerisinde bulundu. Öneriye göre üç yıla kadar sürecek bir geçiş dönemi boyunca Avrupalı komşularla yapılacak ticarette değişiklik yapılmayacak. Bazı köşe yazarları bunu akılcılığın bir zaferi olarak değerlendirirken, diğerleri Britanyalılar'a fazla ödün verme konusunda uyarıda bulunuyor.

Londra, Brexit görüşmelerinde AB'den ayrıldıktan sonra da birliğin bütçesine para ödeme yönündeki taahütlerinden vazgeçmişe benziyor. AB, Brexit'in 2020 yılına kadar bütçede 60 ila 100 milyar Avroluk bir açık oluşturacağını hesapladı. Bu kavga nasıl giderilebilir?

Brexit kararını değiştirmek mümkün mü? Yeni seçimlerin ardından May hükümetinin gücünü yitirmesi ve AB'yle müzakerelerin zorluklarının ortaya çıkması, yeni bir referandumu zorunlu kılmıyor mu? Britanya'da bu türden tartışmalar hızla yayılıyor.

Büyük Britanya Başbakanı Theresa May parlamentodaki bir konuşmada, muhalefetteki İşçi Partisi'ni ülkenin AB'den çıkışı konusunda destek vermeye çağırdı. Yorumcular May'in bu hamlesini eleştiriyor ve işbirliği önerisinin ciddiyetini tartışıyor.

Britanya hükümeti pazartesi günü Brexit'ten sonra ülkede yaşayan 3,2 milyon AB yurttaşının geleceğine ilişkin planlarını açıkladı. Buna göre beş yıldan uzun bir süre Büyük Britanya'da yaşayanlar süresiz oturum izni ile eğitim, emeklilik ve sağlık sisteminden sınırsız yararlanabilecek. Daha kısa süre ülkede yaşayanlar ise süreli bir oturum izni alabilecek. Medyada yer alan köşe yazılarının bir kısmı, bu planların henüz olgunlaşmadığını düşünüyor.

Büyük Britanya ile AB bu pazartesi Brexit müzakerelerinin ikinci turuna başlıyor. Konu ilk kez mali talepler ve Britanya'daki AB yurttaşları ve AB'deki Britanyalılar gibi somut meselelere geldi. Avrupalı köşe yazarlarına bakıldığında, referandumdan bir yıl sonra daha aydınlatılmamış çok şey olduğu görülüyor.

Britanya Kraliçesi II. Elizabeth, parlamentoda yaptığı konuşmada, Başbakan May'in muhafazakar hükümetinin programını tanıttı. 27 farklı yasa girişiminin neredeyse üçte biri, Büyük Britanya'nın AB'den çıkışıyla ilgiliydi. Yorumcular kraliçenin konuşmasını Avam Kamarası seçimleri ve yakında yürütülecek Brexit müzakereleri ışığında yorumluyor.

Britanyalıların AB'den çıkmayı seçmesinin üzerinden neredeyse bir yıl geçtikten sonra, Brexit müzakereleri Brüksel'de başladı. Köşe yazarları, Avam Kamarası seçimlerinde gücünü yitiren Britanya hükümetinin daha açık ve daha insani bir Brexit'e razı olduklarını söylüyor ve müzakerecilerin yeteneklerine güveniyorlar.

Büyük Britanya'da erken seçime bir ay kala, seçimin Başbakan May'in Brexit stratejisi üzerindeki etkilerinin ne olacağı tartışılmaya başlandı.

Büyük Britanya'da Başbakanı Theresa May sürpriz bir şekilde 8 Haziran'da erken seçim yapılacağını açıkladı. May, böylece Brexit pazarlıklarında sağlam bir çoğunluğa sahip olmak istediğini vurguladı. Anketlere göre muhafazakarlar açık ara önde. May'in stratejisi tuttu denebilir mi?

Brexit sürecinin başlaması, AB'nin gelecek bütçesi etrafındaki kavganın başlama vuruşu olacak. Aralarında Avusturya ve Vişegrad Grubu olmak üzere birçok ülke, Britanya'nın katkısının kalkmasının AB bütçesinde yaratacağı açığın kendilerinin değil, bütçeden aldığından fazlasını yatıran üyelerce kapatılmasını savunuyor. Gözlemciler bütçe kavgasının AB'ye yeni bir yük getirieceği görüşünde.

Edinburgh parlamentosu başbakan Nicola Sturgeon'un yeni bir bağımsızlık referandumu planını destekliyor. Bu plana göre, Britanya İskoçya halkına yeni bir referandum yapma imkanı vermeli; hem de Brexit'ten önce, yani en geç Mart 2019'a kadar. Basın, İskoçya'nın yeniden alevlenen bağımsızlık çabalarını anlayışla karşılıyor.

Brexit sürecinin resmi olarak başlamasının ardından AB ve Britanya başlayacak müzakerelerdeki saflarını belirledi. Son olarak Londra'dan uzlaşmaya açık sesler duyuldu. Maliye Bakanı Hemmon gelecekteki ödeme yükümlülüklerine ve bir serbest ticaret anlaşmasına açık oldukları sinyalini verdi. Taraflar müzakerelerde ne kadar kan kaybedecek?

Britanya parlamentosunun, hükümetin AB'den çıkış yasasını onaylamasının ardından Brexit, tüm sonuçlarıyla adım adım yaklaşıyor. İskoçya Hükümet Başkanı Sturgeon'ın, yeni bir bağımsızlık referandumunun yapılması ve İrlanda ile Kuzey İrlanda'nın yeniden birleşmesi ihtimaline yönelik açıklamaları ışığında yorumcular, Birleşik Krallığın dağılmanın eşiğinde olup olmadığını sorguluyor.

İskoçya Hükümet Başkanı Nicola Sturgeon yurttaşlarını, beklenen katı Brexit öncesinde bir kez daha Britanya'dan ayrılma referandumuna çağrı yapıyor. Britanya Başbakanı Theresa May, AB'de kalmak isteyen İskoçların çıkarlarına saygı gösterme sözü vermişti. Ancak Sturgeon'a göre May bu sözünü yerine getirmedi. Basına göre bu kavgada iki taraf da fazla el yükseltiyor.

Britanya Avam Kamarası hükümetin hazırladığı Brexit yasa taslağını çarşamba günkü oylamada son şekliyle kabul etti. Çoğu parlamenter Brexit'e karşı olmasına rağmen, 122 red oyuna karşı 494 kabul oyu çıktı. Bu karar kimileri için büyük bir hata, diğerleri içinse, referandumun doğal sonucu.

İşçi Partisi Genel Başkanı Jeremy Corbyn, partisinin parlamento grubundan May-Hükümetinin Brexit kararına parlamentoda onay vermesini talep etti. Birçok milletvekili ise grup disiplinine aykırı davranıp Brexit'e karşı oy kullanacağını açıkladı. Corbyn'ın gölge kabinesinden istifalar oldu. Basın da İşçi Partisi'nin sol bir parti olarak Brexit'e onay verip veremeyeceğini tartışıyor.

Britanya Yüksek Mahkemesi, hükümetin parlamento onayı olmadan Brexit'i hayata geçiremeyeceğine hükmetti. Böylece Londra Yüksek Mahkemesi'nin Kasım ayında verdiği hükmü onaylamış oldu. Basın mahkeme kararının ışığında Brexit'in May'in düşündüğünden daha az katı uygulanması, hatta parlamenterlerin Brexit'i tamamen kaldırma olasılıklarını tartışıyor.

Theresa May, Britanya'nın Brexit'in ardından Ortak Pazardan da çıkacağını söyledi. Konuşmasında AB'den ülkesine gerçekleşen göçü denetleme sözü veren May, Avrupa Adalet Divanı içtihadının Britanya için bağlayıcı olmadığını sözlerine ekledi. Yorumcular diğer AB üyelerinin Brexit'ten çıkar sağlayacaklarına yönelik coşkunun yersiz olduğu görüşünde.

Britanya'nın AB daimi temsilcisi Sör Ivan Rogers, hükümetini keskin bir dile eleştirerek istifa etti. Çalışanlarına attığı bir e-postada, Londra'yı müzakere deneyimi konusunda yetersizlikle itham etti. İstifasının resmi gerekçesi, AB'den çıkış müzakereleri başlamadan önce halefinin mevkine geçmesini sağlamaktı. Gözlemcilere göre diplomatın istifası, Brexit kampının birçok zayıf halkasından biri.

AB alt müzakerecisi Michel Barnier'e göre, Ekim 2018'e kadar Brexit tamamlanmış olacak. Barnier, salı günü Brüksel'de yaptığı açıklamada, Büyük Britanya'nın çıkış talebini önümüzdeki mart ayında vermesi durumunda AB'nin müzakareler için sadece 18 ayı olduğunu belirtti. Yorumcular kozların Brüksel'in elinde olduğunu, Londra'nın koşulları dayatamayacağı görüşünde.

Britanya'da Yüce Divan geçtiğimiz pazartesiden beri AB'den ayrılma planı için parlamentonun söz hakkını tartışıyor. İfadelerin dinlendiği dört günün ardından divan başkanı, meselenin siyaset değil, hukuk olduğunu söyledi. Kimi yorumcular bunun doğru olmadığını ifade ederken, diğerleri parlamentonun Brexit'i engellemeyeceğinden emin görünüyor.

Britanya Maliye Bakanı Philip Hammond çarşamba günkü ilk bütçe tasarısı konuşmasında vergi kolaylıkları ve daha çok kamu yatırımı vaadederken, Brexit sonrası daha düşük bir büyüme ve daha yüksek bir enflasyon beklendiğini söyledi. Yorumculara göre Hammond'un ölçülü tavrı, Başbakan May'ın Brexit politikasıyla örtüşmüyor.

Başbakan May, parlamenterleri halkın Brexit oylaması hakkındaki görüşlerine karşı çıkmamaları konusunda ikaz etti. Geçtiğimiz hafta Londra'da bir mahkeme, Büyük Britanya'nın AB'den ayrılmasının parlamentonun onayı olmadan başlatılamayacağı yönünde karar vermişti. Kimi yorumcular parlamentonun Brexit konusunda söz hakkı olmadığını savunurken, kimileri de milletvekillerinin görüş belirtmek zorunda olmalarından memnun.