Trump neden İran'ı gözüne kestirdi?

Tahran yönetimi, İran'ın önemli isimlerinden General Kasım Süleymani'nin Bağdat'ta öldürülmesine tepki olarak Irak'taki Amerikan mevzilerine füze saldırısında bulundu. Tahran ABD'ye atılan bir tokattan bahsederken Başkan Trump 'her şey yolunda' minvalinde tweetler attı. Avrupa basını, Trump'ın İran hamlesinin ardındaki itkinin ne olduğu ve davranışlarının sonucunda neler yaşanacağı ile ilgileniyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
Jutarnji list (HR) /

Trump'tan her şey beklenir

Trump bir şiddet sarmalını başlatmış oldu, diyor Jutarnji list:

“Trump'ın yaptığı akılcı değildi, aceleye getirilmişti ve son derece duygusaldı. Ortadoğu'da savaşmaktan çekinmeyen eski ABD Başkanı George W. Bush bile Süleymani'ye saldırmaya cesaret edememişti. ... Kendi şaşmazlığından emin Donald Trump kültür varlıklarının yok edilebileceğini söyleyerek alenen savaş suçu tehdidinde bulundu. Umarız Pentagon böyle bir şeye göz yummaz. Peki ama gerek ABD Senatosu'ndaki azil davası gerekse seçim yaklaştıkça daha da gerginleşen başkanı kim durduracak?”

La Repubblica (IT) /

Halk güçlü birini istiyor

Trump'ın politikasının ardında, devlet başkanının demokrasinin kurallarına uymasının gerekmediği yeni bir egemenlik anlayışı yatıyor, diyor köşeyazarı Ezio Mauro, La Repubblica'daki yazısında:

“Başkanın sergilediği yükümlülükleri 'üzerinden atma' yaklaşımı, dönemin ruhuna uygun olarak kamuoyunda büyük onay görüyor. Güvensiz, kötü temsil edilen, kuşkucu ve uluslarüstü olguların endişesiyle kontrolünü kaybetmiş yurttaşlar, siyasetin kendilerine sağladığı korumaya bakıyor. Ortada bırakıldığını hissediyor ve kabahati demokratik süreçlerde buluyor. Bunları, artık gerekçelendiremediği sorumluluklar, artık tanımadığı bir meşruiyetin kendisinin hareket alanını daraltması olarak görüyor. Memnuniyetsizlik ile basitleştirmenin yarattığı bu karışık ortamdaysa çözüm, 'güçlü bir lider' arayışı oluyor.”

Strana (UA) /

ABD Ortadoğu'daki konumunu yitiriyor

Strana.ua'da yazan Wiktoria Wenk, Irak Parlamentosu'nun yabancı birliklere ülkeyi terk etme çağrısının, ABD'yi güç durumda bıraktığını söylüyor:

“Bağdat yönetiminin yaptığı açıklama, başta İran olmak üzere bölgedeki önemli aktörlere, ABD'nin diğer jeopolitik hasımlarına büyük fırsatlar sunuyor. ... Yani Süleymani'nin öldürülmesi, Trump'ın imajını ve Amerika'nın bölgedeki rolünü güçlendirmediği gibi ABD'yi epey zor durumda bıraktı. ... Amerikan birliklerinin bölgedeki varlığı, Irak'ın resmi onayı olmadığı sürece doğrudan saldırganlık ve katıksız bir işgaldir. ... Irak bu sayede İran'la arasındaki partnerlik ilişkisinin, kendisi için Amerikalıların teveccühünden çok daha önemli olduğunu göstermiş oldu.”

Milliyet (TR) /

Kürtler güçlenmeye devam edecek

Milliyet gazetesi operasyonun başka bir olası sonucuna da değiniyor:

“ABD’nin İran’ın en üst düzey komutanı Kasım Süleymani’yi öldürmesinde asıl amaç İran değil, Irak. Zira ana hedef İran’ı zayıflatmak olsaydı, Süleymani kendi ülkesinde hedef alınırdı. ... Şimdi olacak olan şu: Irak’taki Amerikan askerleri kuzeye, yani Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) kontrolündeki bölgeye çekilecektir. Bu da Kuzey Irak’taki özerk bölgenin iyice Amerikan şemsiyesi altına girmesi demek. ... Bu da bölgesel Kürt denklemini ciddi şekilde etkileyecek yeni bir durum. Nasıl ki 1. Körfez Savaşı’ndan sonra Kuzey Irak’ta Kürtlerin alanı genişlediyse ve 2. Körfez Savaşı bu özerk yapıyı pekiştirdiyse... Şimdiki “3. Irak müdahalesi” ile Kürt yapılanması daha da güçlenebilir.”

La Stampa (IT) /

Tahran'ın askeri gücü abartılıyor

İranlı aktivist Masih Alinejad La Stampa'daki yazısında, İran rejiminin sözünü ettiği büyük ölçekli misillemeleri yapamayacağını öne sürüyor:

“Bölgede ABD hedeflerinden bol bir şey yok ama Üçüncü Dünya Savaşı hakkındaki endişeli spekülasyonlar, saçmalıktan ibaret. Coğrafi olarak sınırlı bir savaş bile ihtimal dışı. İran İslam Cumhuriyeti'nin 40 yıl boyunca ayakta kalabilmesinin nedeni dini yönetimin tek bir amacı olması, o da hayatta kalmak. ... Rejimin ana hedefi, yurtiçinde tabanını konsolide etmek. Devlet denetimindeki televizyon kanallarında 'Amerika'ya ölüm!' diye bağıran tüm insan kitlelerine karşın rejimin sallantıda olduğu açık. İran, ABD ile savaşa girme riskini alacağına, sorunun çözümünü Hizbullah'a havale edecektir.”

Lrt (LT) /

Çatışmanın keskinleşmesi İran'ın işine gelmez

Litvanya'nın Avrupa Birliği'ndeki eski daimi temsilcisi Matas Maldeikis, bir savaşın Tahran'ın çıkarına olmayacağını yazıyor, haber sitesi Lrt'de:

“İran'da herkes, ABD'nin yakında Ortadoğu'dan çekileceği konusunda epeydir mutabık. ... Yakın bir gelecekte kaya gazı devrimi, ABD'nin enerji kaynağı piyasasındaki konumunu kökten değiştirecek ve ABD dünyanın en büyük enerji ithalatçısından enerji satıcısına dönüşecek. Bu nedenledir ki, ABD artık bu bölgede kalmaya pek de sıcak bakmıyor. Bunun bir anlamı da İran'ın aşırı sert tepki vermesinin, ABD'nin bölgeden çekilmesini geciktireceği, bunun da İran'ın çıkarlarına aykırı olacağı. Bu nedenle kendi yurttaşlarını sakinleştirmek ve İran yönetiminin 'ABD ve Siyonist emperyalizm ile mücadeleye' başladığını göstermeye yarayacak birkaç sembolik eylem göreceğiz.”

Ilta-Sanomat (FI) /

Zihniyet değişmediği takdirde ancak savaş çıkar

Ilta-Sanomat, ABD ile İran'ın doğrudan askeri bir çatışmaya sürüklenebileceklerinden endişe ediyor:

“İran Ortadoğu'daki en donanımlı savaş güçlerinden biri olsa da ABD silahlı kuvvetlerine doğrudan karşı koyabilecek güçte değil. Bu nedenle intikamını dolaylı yoldan almak isteyecektir. ABD ise Tahran hükümetini devirmenin yegane yolu olan kara harekatına kalkışacak cesarete sahip değil. Satrançtaki pat durumuna benzeyen bu hal, bir süredir devam ediyor. Bunu sona erdirmek için iki tarafın da ya zihniyetini değiştirmesi gerekiyor ya da sonuçlarını umursamayacakları bir savaşa girişmesi. Süleymani'nin ölümünden sonra ne yazık ki ikinci ihtimal daha yakın gözüküyor.”

Gazete Duvar (TR) /

Batı'nın hesaplı provokasyonları

İran, Süleymani'nin öldürülmesine tepki vermek 'zorunda' ve böylece de Washington ile Tel Aviv'in ekmeğine yağ sürüyor, diyor Gazete Duvar:

“Süleymani ve El Mühendis’in öldürülmesinden daha büyük hakaret olamazdı Tahran ve Şiiler için. ... Bu saldırının gösterdiği ilk şey, her iki ülkenin [ABD ve İsrail'in] de savaş konusunda blöf yapmadığı. Bir şartla: devlet olarak ilk saldıran kendileri olmayacak. ... Her fırsatta İran’a omuz da atıyorlar, İran “hele bir karşılık versin” diye bekliyorlar. Ortada şöyle bir durum var: ABD de İsrail de çok rahat. Kaybedecekleri hiçbir şey yok çünkü. ABD süper devlet ve olağanüstü askeri gücüne güveniyor. ... Bu cümleler yarın savaş çıkıyor anlamında değil, tam tersi, İran’ın savaşa girmesini önlediğini düşündükleri motivasyon bu.”

Dagens Nyheter (SE) /

Tehlikeli bir seçim kampanyası

Dagens Nyheter'e göre, İranlı generalin infazı Ortadoğu'daki gerginliği olağanüstü artırdı:

“ABD, İran'daki en popüler adamlardan birini, ulusu IŞİD'ten koruyan ve gelecekte cumhurbaşkanlığı için adı geçen bir generali öldürdü. Bu durumda İran halkının rejimin arkasında yer alacağı aşikar. ... Bu saldırının tek açıklaması var, o da Trump'ın, Ortadoğu'da büyük bir savaşın eşiğinde dengede durmaya çalışarak seçmen kazanma niyeti. Aynı Trump'ın sekiz yıl önce attığı sayısız tweette Başkan Obama'nın seçilmek için İran'a saldıracağını yazdığı hatırlanacak olursa tam bir ironi yaşanıyor. ... Oysa şimdi, seçimlere on bir ay kala dünyanın en tehlikeli başkanlık seçimi kampanyasını yürüten Trump'ın kendisi.”

Contributors (RO) /

İran halkı rejimin arkasında mı?

Contributors'un bloguna yazan analist Alexandru Lazescu, İran halkının öfkesinin şimdi öncelikle ABD'ye yönelik olacağından kuşkulu:

“Uluslararası haber kanallarının Süleymani'yi anma töreninden yayınladıkları karelerdeki yüzler, bizlere Çavuşesku dönemindeki gösterici yığınlarını, oldukça duygusuz insanları hatırlatıyor. İran halkı ülkelerindeki yolsuzluklardan çok rahatsız. ... İran'daki resmi propagandayı bir kenara bırakacak olursak, Süleymani'nin ölümünün İran'da büyük bir birlik ve vatanseverlik dalgası yarattığını kesin olarak söylemek mümkün değil. Şunu da unutmayalım ki, [kasımda] rejim aleyhine yapılan gösterileri kanlı biçimde bastıran, Süleymani'nin yönettiği birliklerdi.”

Ethnos (GR) /

Bir taşla üç kuş

Trump bu operasyonla birden fazla yerden puan toplamış oldu, diyor Ethnos:

“Ne yapacağını kimsenin kestiremediği Trump bir anda üç Şii örgütü de vurdu. Bunlar, Libya Hizbullahı, Irak'taki Haşdi Şabi milisleri ve İran Kudüs Gücü. Süleymani, Tahran'dan Beyrut'a uzanan Şii aksının kurulmasından sorumluydu ve İran'ın Suriye, Irak ve Yemen'deki savaş meydanlarında kazandığı zaferlerin öncüsüydü. Peki Trump ne kazanmış oldu? Bir taşla üç kuş: İç politikada saldırgan İran'a etkin bir karşılık verdiği için alkış aldı. Dehşet yaratan Barış Pınarı harekatının ardından [Trump, Erdoğan'ın Kuzey Suriye harekatı sırasında Kürtlere destek olmadığı ithamını kabullenmek zorunda kalmıştı] ABD'nin yeniden prestij kazanmasını sağladı. Tüm bunların yanı sıra görevden azil davasının sürdüğü bir dönemde, lider profilini güçlendirmiş oldu.”

SonntagsZeitung (CH) /

Yeni bir İran için fırsat

SonntagsZeitung, Süleymani'nin öldürülmesinin, İslam Cumhuriyeti'nde bir iyileşmeye neden olabileceğini umuyor:

“Süleymani'nin öldürülmesi kuşkusuz pek çok risk taşıyor. Trump, kendisinden önceki iki başkanın da, sırf öngörmesi güç sonuçları nedeniyle bu adımı atmaktan geri durmuş olmasına karşın bu yolu seçti. Ama olası sonuçlar arasında olumlu senaryolar da var: Süleymani'nin ölümünün Batıya direncin bir unsurunu ortadan kaldırmasıyla uzlaşma için yeni kapılar açılabilir. Kim ki şimdi neler yaşanacağını bildiğini iddia ediyorsa, yalan söylüyor. Duygular durulduğunda uzun vadede yeni bir İran oluşması bile mümkün. O zaman İran'da hiç kimse Kasım Süleymani için tek bir gözyaşı bile akıtmayacaktır.”

Hürriyet Daily News (TR) /

Irak korunmalı

Uluslararası topluluk, kırılgan bir ülke olan Irak'ın yeni vekalet savaşlarının yükü altında kalmamasına dikkat etmeli, diyor Hürriyet Daily News:

“Bu gerginlikte en önemli konulardan biri, çatışmanın Irak topraklarında yaşanması. Cinayetin sonuçlarını kontrol altına almak ve potansiyel yeni kitlesel gösterileri dağıtmak, zaten giderek artan ekonomik sorunlarla ve ülkedeki kaos ortamıyla baş etmeye çalışan Irak hükümeti için çok zor. Bu yüzden Türkiye ve uluslararası topluluğun sorumluluk bilincine sahip başka üyeleri, Irak'taki hassas durumu daha da tırmandırmamak için İran'ı ve ABD'yi ikna etmek zorunda.”