Korona yeni bir kentsel yaşamın hazırlayıcısı mı?

Covid-19 Avrupa kentlerinin çehresini değiştirdi. Açık havada yapılan aktiviteler artık daha fazla ilgi görüyor, daha çok insan, toplu taşımadaki kalabalıktan kaçınmak için işe bisikletle gidiyor ve daha geniş bisiklet yollarından faydalanıyor. Bu unsurların pandemi sonrasında da sürdürülmesi gerektiğini düşünen yorumcular, siyaseti bu alanda teşviklerle destek vermeye çağırıyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
Népszava (HU) /

Kentler için doğrudan AB fonu!

Mali teşvikler kentlerdeki sürdürebilirlik çabalarını ciddi anlamda destekleyebilir, diyor sosyolog ve kent araştırmacısı Iván Tosics, Népszava'daki yazısında:

“Çaba gösterilmesi gereken bir başka alan da uluslararası lobicilik faaliyetleri ve kentlerarası işbirliği sayesinde mali hareket alanının genişletilmesi ve yeni mali kaynaklar bulunması. Anlaşılan yeni AB bütçe planı ve yeniden inşa paketi planı doğru yönü işaret ediyor ama bu konudaki kararlar ülke düzeyinde alınacak. Etkili kontrol mekanizmalarının yürürlüğe konacağına dair herhangi bir emare de bulunmuyor. Sürdürebilirlik çabası içinde olan kentlerin, AB fonlarına doğrudan erişiminin olması sağlanmalıdır.”

Die Welt (DE) /

Bisiklet trafiğinde paradigma değişimi

Gelecek Enstitüsü Berlin Ofisi yöneticisi Daniel Dettling Die Welt için kaleme aldığı yazıda, Covid-19'un kentsel mobilite konusunda yeni bir yol açtığını söylüyor:

“Bugün Korona yüzünden toplu taşımadan kaçınanlar, Korona sonrasında da bisiklet ya da elektrikli bisiklet kullanmayı sürdürecek. Koronavirüs, otomobilsiz kent merkezlerinin katalizörü oluyor. ... Araçlar arasındaki mesafeye uymak için otomobil, bisiklet ve yaya yolları genişletiliyor. Viyana ve Berlin'de yaya öncelikli yollar, insanların buluştuğu yerlere dönüştü. New York, Vancouver, Meksiko ve Budapeşte yaya ve bisiklet trafiğini gözetip otomobilsiz ara sokaklar uygulamasını getirdi. ... Böylece Korona, kentlerde mobilite için paradigmaları değiştiriyor.”

Público (PT) /

Bahçelerde Akdeniz usulü piknik

Mimar Maria Fradinho Público'da yayımlanan yazısında, Korona sonrası dünya için yaşanabilir bir kent yaşamı vizyonunu dile getirmiş:

“İdeal bir kentin en önemli özelliği insani ve ekolojik mimaridir. Evlerin dış alanları vardır ve sokaklar bu yarı özel bahçelerin ve terasların birer uzantısıdır. Kentsel mimari, kamusal ile özel arasında doğal, akışkan ve dengeli bir bağlantı sağlar. Bir sebze veya hatta meyve bahçesi sahibi olmamızı ve evimizden çıkmadan piknik yapabilmemizi mümkün kılar bu mimari. ... Yaya yolları esnek ve çok amaçlıdır ve bütün önemli hizmetleri kapsayıcı şekilde dizayn edilmiştir. İdeal bir kentte, hayatın dışarda aktığı Akdeniz ruhu hakimdir.”