(© picture alliance/photothek/Florian Gaertner)

  İskan politikası

  11 yorum

Rotterdam'da pazar günü 8 binden fazla insan konut sıkıntısını protesto etti. Kirası makul konutlarda yaşanan darboğaz, diğer kentlerde de protestolara yol açmıştı. Yorumcular krizin sadece gelecekte yeni bina inşa etmekle çözülemeyeceğini söylüyor.

Danimarka hükümeti, 2035 yılına kadar yaklaşık 22 bin sosyal konut yapmayı planlıyor. Böylece sosyal demokrat azınlık hükümeti, Kopenhag gibi pahalı kentlerde oturmanın herkes için mümkün olmasını hedefliyor. Ülke basını bu planı, farklı sebeplerle eleştiriyor.

İspanya'da Sosyalist Parti ile Unidas Podemos'tan oluşan sol koalisyon hükümeti, konut piyasasının denetimi için bir yasa tasarısı önerdi. Tasarı, yoğun kentleşme bölgelerinde ve on taneden çok konutu olan ev sahiplerine kira üst sınırı getirilmesini öngörüyor. Kararın uygulanması belediye yönetimlerine ve bölgelere bırakılıyor. Başta Madrid olmak üzere çok sayıda muhafazakar belediye yönetimi, yasayı uygulamayacaklarını duyurmakta gecikmedi.

Türkiye'de eylül ortasında üniversitelerin yeniden açılmasıyla ülkenin dört bir yanında öğrenciler, yurt açığı ve aşırı pahalı kiraları protesto etmek için parklarda geceliyor. Ülke basını yıllardır süregelen sorunun kaynağını inceliyor.

Almanya Federal Anayasa Mahkemesi'nin Berlin'de kira üst sınırı yasasını iptal etmesinin yankıları Avrupa basınında da yer alıyor. Berlin Kira Yasası Şubat 2020'de yürürlüğe girmiş ve mevcut kiraları dondurmuştu. Ancak Anayasa Mahkemesi bu konudaki yasama yetkisinin eyalette değil 2015'te Almanya çapında benzer bir yasa çıkaran federal hükümette olduğuna hükmetti.

Lizbon'un merkezindeki evlerin yaklaşık üçte biri airbnb gibi platformlar üzerinden turistlere kiralanıyor. Lizbon belediye başkanı Fernando Medina, Covid-19'dan sonra bu durumun değişeceğini açıkladı. Medina'nın evlerini şehirde uzun süre yaşayan ve çalışanlara kiralamayı ev sahipleri için cazip hale getirmek istemesi, şehir planlaması açısından doğru bir strateji mi?

Berlin'de kiralar önümüzdeki beş yıl süresince bugünkü seviyesinde donduruldu. Sosyal Demokrat Parti, Sol Parti ve Yeşillerden oluşan Berlin eyalet hükümetinin geçtiğimiz hafta uygulamaya koyduğu kira üst sınırı, Almanya'da tartışmalara yol açarken, başka ülkelerde gazeteciler, Berlin örneğine uyulup uyulmaması gerektiğini tartışıyor.

Konut sıkıntısı, düşük faizler ve emlak spekülasyonları Avrupa'nın gerek metropollerinde gerekse yoğun nüfuslu yerleşim merkezlerinde kiraların uzun süredir ciddi şekilde atmasına neden oldu. Bu gelişmelere karşı pek çok kentte insanlar sokağa çıkıyor. Portekiz'de ve Berlin'de kiraların daha da artması yasalarla engellenmeye çalışılıyor. Köşe yazarlarına göre öncelikli sorun, konut arzının yetersiz olması.

Berlin Senatosu'nun kiralara tavan uygulaması getirecek yasa tasarısı, başkent dışında da telaşa sebep oldu. Tasarıya göre sabit giderler hariç metrekare başına kira miktarı en fazla 7,97 Avro olabilecek. Şu anda daha yüksek kira ödeyenler talep üzerine kirasını düşürebilecek. Bazı yorumcular bunun piyasa ekonomisini bozacağından endişeliyken, diğerleri piyasanın zaten işlemediği görüşünde.

Cumartesi günü Almanya'da on binlerce insan yüksek kiraları protesto amacıyla sokağa döküldü. Buna paralel olarak Berlin'de emlak holdinglerinin kamulaştırılmasını öngören tartışmalı bir referandum başlatıldı. Kirasını herkesin ödeyebileceği evlerin nasıl sağlanacağı konusunu işleyenler Alman köşe yazarlarıyla kısıtlı değil.

Avrupa'nın pek çok kentinde kiracılar, ev bulamamaktan ve yüksek kiralardan şikayetçi. AirBnB aracılığıyla ucuz tatil evi bulmanın ve kendi evinin bir kısmını kiraya vererek rant sağlamanın perde arkasında bunlar yaşanıyor. Bir zamanların genç ve yenilikçi şirketi, milyarlık bir turizm holdingine dönüştü. Bu aracılık platformuna nerede dur demek lazım?