Le Pen’in yargılandığı davada temyiz süreci ne getirir?
Fransa’da bu salı, AB fonlarını kötüye kullandığı iddiasıyla Marine Le Pen’in yargılandığı davada temyiz aşaması başlıyor. İlk derece mahkeme, aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin cumhurbaşkanı adayı olan Le Pen’in beş yıl süreyle seçimlere katılmasını yasaklamış; bu karar, Le Pen’in 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmasının da önünü kapatmıştı. Yorumcular bu dava kapsamında hangi meselelerin belirleyici olduğunu irdeliyor.
Kuvvetler ayrılığı sınanıyor
Tarihçi Jérôme Perrier, Le Monde'da Fransa'nın geleceğinin tehlikede olduğunu yazıyor:
“Asıl belirleyici soru hukuk devletiyle ilgili. Üç hâkimin, merkezi konumdaki bir cumhurbaşkanı adayının kaderiyle -dolayısıyla ülkenin siyasal geleceğiyle- ilgili bir yetkiyi ellerinde bulundurmaya hakları olup olmadığı açıklığa kavuşturulmak isteniyor. Burada iki ayrı mantık karşı karşıya geliyor. İlki, hukuk devleti mantığı, ki bu yaklaşım, hiç kimsenin yasaların üstünde olmadığını ve özgürlüklerin korunmasının ancak güçler ayrılığı ilkesiyle mümkün olabileceğini savunur. … Diğeri ise popülist bir mantıkla hareket eder ve halk iradesinin hiçbir biçimde sınırlandırılamayacağını, genel oy hakkının ifadesinin dokunulmaz ve üstün bir ilke olduğunu varsayar. Bu ideolojik çatışma içinde, demokrasimizin geleceği tartışmasız risk altındadır.”
RN bu şekilde durdurulamaz
Libération, Le Pen'in seçilme yeterliliğini kaybetmesinin bile aşırı sağın başarısını azaltmayacağını düşünüyor:
“Mahkumiyet, Marine Le Pen'in kişisel hareket özgürlüğünü şüphesiz kısıtlayacak olsa da, aşırı sağ anketlerde maalesef hâlâ iyi gidiyor. Bu, Jean-Marie Le Pen'in varisi Bardella'lı B Planı'nın başarısını da kanıtlıyor. ... Karar siyasi sonuçlar yaratacaksa eğer, bundan etkilenen, on yıllardır aşırı sağın başında olan ve kürsünün en üst basamağına çok yaklaşmışken altındaki zemin kayan Le Pen klanının kaderi olacak. ... Dolayısıyla yargı, tarihin ironisinin sadece bir aracı olacak ve bu durum gülümsetse de, RN -Le Pen'li veya Le Pen'siz- bugün Fransız siyasetinde çok büyük bir rol oynadığı için, gerçekten sevinmek pek mümkün olmayacak.”