Macaristan'da hükümet değişecek mi?
Macarlar 12 Nisan’da genel seçimler için sandık başına gidecek. Viktor Orbán’ın Fidesz’inin en büyük rakibi haline gelen Péter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi, pek çok kamuoyu yoklamasına göre önde gidiyor. Yorumcular, ülkeyi 16 yıl kesintisiz yönettikten sonra Fidesz’in iktidarı kaybedip kaybetmeyeceğini ve nelerin tehlikede olduğunu tartışıyor.
Muhalefetin hiç değilse güncel bir programı var
Hvg, Tisza’nın seçim programını teknokratik bulsa da en azından ortada bir program olduğunu belirtiyor:
“Tisza’nın seçim programı, hukuk devletinin yeniden tesisinden ekonominin canlandırılmasına ve Rusya’ya enerji bağımlılığının sona erdirilmesine kadar neredeyse her şeyi vadediyor. … Sol liberal gönülleri kazanmak için mükemmel gözüken program, ülkenin inşası için de uygun olabilir. Ancak asıl mesele, bunun seçimleri kazanmaya yetip yetmeyeceği. Tisza’nın programının dürüst, hatta neredeyse teknokratik olması bir sorun teşkil edebilir. … Öte yandan iktidar partisi, Fidesz en son 2010’da yazılı ve denetlenebilir bir programa sahip olmuşken, aralarındaki bu -Tisza’nın eline iyi bir siyasal iletişim malzemesi veren- farkı gizlemekte zorlanıyor.”
Nefrete karşı kayıtsız kalınıyor
Magyar Hang endişeli:
“Macaristan’da bugün kamusal yaşamın en rahatsız edici hususlarından biri artık nefret kışkırtıcılığının kendisi değil, bunun çok az insan tarafından gerçek bir tehlike olarak algılandığı gerçeği. Afişlerde, haber bültenlerinde, [hükümetin gerçekleştirdiği] ulusal istişarelerde ve resmi açıklamalarında sürekli düşman imgeleri öne çıkıyor - ama bu pek çoklarınca yalnızca ‘siyasetin doğal parçası’ olarak yorumlanıyor. Sanki dışlama artık bir üslup, ton, iletişim hilesi olmamış gibi. … Macar toplumu ne aptal ne de kötü. … Sorun, öğrenilmiş kayıtsızlık. Bu kayıtsızlık da doğuştan gelmiyor, aksine deneyimlerle bezenerek bir savunma mekanizmasına dönüşüyor.”
Alelade bir başarı yetmez
Gazeta Wyborcza, Orbán’ı iktidardan etmek için basit bir seçim zaferinin yeterli olmayacağı değerlendirmesinde bulunuyor:
“Macaristan’daki seçim kampanyası eşitsiz şartlarda gerçekleşiyor, çünkü Fidesz (örgütsel ve mali) kaynakların çoğunu elinde bulunduruyor. İktidara gelmek için Tisza’nın net bir zafer kazanması gerekiyor. ... Seçim bölgesi sınırlarının Fidesz lehine değiştirilmesi dolayısıyla, Magyar’ın partisinin parlamentoda çoğunluğu ele geçirmek için yaklaşık on puanlık bir fark atması şart. Ancak bu dahi Orbán’ın devlet aparatını koruyan mekanizmaları sökmeye yetmeyebilir. En önemli yasalar, örneğin devlet varlıklarını Başbakan’a sadık kişilerin kontrolüne devredenler, parlamentoda üçte iki çoğunluk temeline dayanıyor.”
AB ve Ukrayna'ya sert eleştiri, Rusya'ya tek söz yok
Der Standard köşe yazarı Paul Lendvai, Macaristan Başbakanı’nın dış politikada izlediği çifte standartları eleştiriyor:
“Macaristan’daki parlamento seçimlerine neredeyse iki ay kalmışken, güçlü muhalefet partisi Tisza’nın baskısı altında kalan Başbakan Viktor Orbán Ukrayna’ya karşı yeni bir nefret kampanyası başlattı. Kitle iletişim araçlarının tamamı seferber edilerek savaş korkusu körükleniyor, Ukrayna ve AB düşman gösteriliyor, Orbán hükümeti ise barış ve güvenliğin yegâne garantörü olarak sunuluyor. ... Savaş kışkırtıcısı oldukları iddiasıyla AB ve Ukrayna’ya karşı yürütülen nefret kampanyasının aksine, Rusya ve Çin’deki diktatörlükler tek bir kelimeyle dahi eleştirilmiyor.”
Belirsizlik herkes için iyi değildir
Hükümete yakın Vasárnap, Tisza seçmenleri öngörülebilirliği riske atıyor, diyor:
“Mevcut koşulları gerçekten de başka diğer her şeyi ve hatta tam bir belirsizliği dahi daha tercih edilir kılacak kadar felaket bulanlar, cesaretle Tisza’ya oy verebilir. Kaybedecek bir şeyi olmayanlar bu riski alabilir. Ancak hayatlarının kontrol edilebilir ve planlanabilir olduğuna inanan ve bir gelecek tasavvuru bulunanlar, bugüne kadarki her şeyi yıkıp her şeye sıfırdan başlamanın ülkeyi nereye sürükleyeceğini iyi düşünmelidir. ... Radikal bir sistem ve hükümet değişikliği, iyi şeylerin korunup kötülerin iyileştirildiği bir süreç değildir. ... Sonunda nasıl bir tablonun ortaya çıkacağı son derece belirsiz.”
Orbán sisteminin sonuna gelindi
Népszava, Macaristan Başbakanı’nın artık istikranın garantisi olmadığı kanısında:
“12 Nisan’da mücadele bitmeyecek, aksine yeni başlayacak. Son derece çarpık ve bin noktadan manipüle edilmiş Macar seçim sisteminin nihayetinde kimi galip çıkaracağının neredeyse hiçbir önemi yok, çünkü o kişi her halükârda tamamen yeni bir hakikatte var olacak. ... [Orbán’ın kurduğu] sistem sona erdi ve dağılmaya başladı. Orbán’ın emsalsiz ve şaşırtıcı üstünlüğünün temel önkoşulları -AB’den yağan paralar, dünya piyasasındaki konjonktür, Almanya’nın desteği, zayıf muhalefet- ortadan kalktı ya da buhar olup uçuyor. Orbán iktidarda kalsa bile kendi sisteminin istikrarı garanti değil.”
Fidesz iktidarında en azından neyle karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz
Index, muhalefetin dış politika yaklaşımını yetersiz buluyor:
“Muhalefet partisinin verdiği en bariz mesaj, ülkenin Tisza Partisi liderliğinde Avrupa’dan yana olacağı yönünde. ... Ancak bugün Avrupa’yı nasıl bir geleceğin beklediği hiç net değil. ... Orbán hükümetinin dış politika stratejisi eleştirilebilir, ancak bunun var olmadığı, üzerinde çalışılmadığı ya da halka açıklanmadığı söylenemez. ... Eski düzenin artık işlemediği ve yenisinin daha oluşmadığı bir dünyada, ülkenin hiçbir stratejik vizyona ve plana sahip olmaması ya da dağılmakta olan eski düzenin kurallarına var gücüyle tutunması daha tehlikeli bir seçenek.”