İsrail: “Teröristlere idam cezası” ne anlama geliyor?

İsrail Parlamentosu, teröristler için idam cezasının getirilmesini onayladı. 120 milletvekilinden 62’si, aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in partisinin bu yöndeki girişimine destek verdi. Yasa, işgal altındaki bölgelerdeki askeri mahkemelerde terör amaçlı cinayetten hüküm giyen failleri, dolayısıyla fiilen yalnızca Filistinlileri kapsıyor. Avrupa basını teyakkuzda.

Tüm alıntıları göster/kapat
Frankfurter Rundschau (DE) /

Bariz haksızlık yasa oluyor

Frankfurter Rundschau dehşet içinde:

“[Yasa] demokratik ve eşitlikçi bir İsrail için çaba gösteren herkesin yüzüne atılmış bir tokat gibi. Terör ile terör aynı değildir - yasanın verdiği temel mesaj bu. Bir diğer deyişle: İnsan hayatı ile insan hayatı bir değildir. ... Netanyahu koalisyonu, Batı Şeria’da giderek artan yerleşimci terörüne karşı harekete geçmek dururken, bariz bir haksızlığı yasalar yoluyla kalıcı hale getirmeye çalışıyor. Parlamentodaki partilerin yalnızca küçük bir kısmının buna yüksek sesle karşı çıkması ise skandal.”

Phileleftheros (CY) /

Medeni dünyayla bağdaşmıyor

Phileleftheros yasanın tek taraflılığını eleştiriyor:

“Yasa tasarısı yalnızca Araplarca uygulanan terörü kapsıyor. Aşırılık yanlılarının Araplara karşı işlediği suçlar çok daha nadiren yaşansa ve sayısal olarak karşılaştırılamaz olsa da suç. Bazı failler hüküm giyiyor ve hapsediliyor, pek çoğu paçayı kurtarıyor ya da sonradan beraat ediyor. Her halükârda: Bu vakaları kapsamayan bir yasa hukuki ve ahlaki açıdan son derece sorunludur. … Dünyanın en liberal ülkelerinden biri tarafından böyle bir yasa tasarısının kabul edilmesi İsrail’e kesinlikle fayda sağlamayacaktır ve İsrail’in de parçası olduğu bugünün çağıyla ve medeni dünyayla da bağdaşmamaktadır.”

Rzeczpospolita (PL) /

Ne af öngörülüyor ne de ceza indirimi

Rzeczpospolita, yasa tasarısının idam cezasının önündeki neredeyse tüm hukuki engelleri kaldırdığını söylüyor:

“Tek infaz yöntemi olarak asılmayı öngörüyor: İsrail Tabipler Birliği daha evvel infazların zehirli iğneyle gerçekleştirilmesini reddetmişti. Ayrıca, askeri mahkemeler tarafından ölüm cezasına çarptırılan Filistinliler ne af ne de ceza indirimi talebinde bulunabilecek. ... Yasayı eleştirenler, destekçilerin atıfta bulunduğu ABD’deki ilgili düzenlemelerin jürinin oybirliğini şart koştuğuna, oysa İsrail’de ölüm cezası vermek için hâkimlerin salt çoğunluğunun yeterli olacağına dikkat çekiyor.”

Dagens Nyheter (SE) /

Apartheid suçlaması dayanak buldu

Dagens Nyheter, eski mahkûmlarla yaptığı görüşmelerin ardından Filistinliler için zaten vahim olan tutukluluk koşullarına dair şöyle yazıyor:

“Oldukça yetersiz yemekler. Haşerat. Gardiyanların bitmek bilmez eziyetleri ve dış dünyayla hiçbir temas kurulamaması. Ama hiç değilse içeriden sağ çıkma şansları vardı. Dünya genelinde pek çokları İsrail’i bir Apartheid sistemi uygulamakla, insanlara kökenlerine göre farklı muamele etmekle suçluyor. Kimi zaman bu eleştiriler yersiz olsa da ölüm cezasına izin veren yasa -hem de iki farklı halktan yalnızca biri için- onların değirmenine su taşıyor.”

La Repubblica (IT) /

Uluslararası anlaşmaların ihlali

La Repubblica İsrail’de gerçekleşen son idam vakasını hatırlatıyor:

“İsrail idam cezasını 1954’te kaldırmış ve yalnızca savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve askeri hukuk kapsamındaki belirli suçlar için muhafaza etmişti. Üstelik bugüne değin iki kez uygulamıştı ve bu da uzun zaman önceydi. Son olarak 1962’de Nazi Adolf Eichmann’ın cezası infaz edilmişti. Nitekim Adalet Bakanlığı hukukçusu Lilach Wagner, Ulusal Güvenlik Komitesi’nin hazırlık görüşmeleri sırasında askeri temsilcilerle birlikte, sivil bir yasayla Batı Şeria’da [ve Gazze’de] idam cezasının getirilmesinin hukuken ‘son derece sorunlu’ olduğu konusunda uyarmıştı: Bu durum, İsrail’in imzaladığı ve aralarında BM’nin 2007 tarihli infazların durdurulmasına ilişkin moratoryumunun da bulunduğu uluslararası anlaşmalarla çelişiyor.”