Macaristan'ın Rusya ve Ukrayna'ya karşı tutumu ne olacak?
Viktor Orbán yönetiminde Macaristan, AB ve NATO üyeliğine rağmen hissedilir ölçüde Rusya dostu ve Ukrayna karşıtı bir çizgi izliyordu. Seçimin galibi Péter Magyar ise net konuştu: “Ukrayna bu savaşın mağdurudur.” Putin onu arayacak olursa da kendisine “artık katliamlara son vermesini” söyleyeceğini belirtti. Medya, Macaristan’ın savaşın iki tarafına yönelik tutumundaki değişikliğin ne anlama gelebileceğini tartışıyor.
Nefret söylemi yerine pragmatizm
Siyaset bilimci Ihor Petrenko, Glavkom tarafından alıntılanan bir Facebook gönderisinde Budapeşte’de yakında bir rota değişikliği yaşanabileceğini öne sürüyor:
“Macaristan, sürekli engelleyen taraf olmayı bırakacak. Ukrayna’ya yönelik yardımlara koyulan vetolar kuvvetle muhtemel sona erdirilecek - zira Budapeşte’nin Avrupa ailesine dönüş için ödemesi gereken bedel bu. Resmi düzeydeki Ukrayna karşıtı söylem yavaş yavaş ortadan kaybolacak. Ancak içten bir dostluk da beklenmemeli. Bu, her iki tarafın da kendi çıkarlarını gözettiği pragmatik bir komşuluk ilişkisi olacak. Ve dürüst olmak gerekirse, Ukrayna Macaristan’dan hiçbir zaman bundan fazlasına ihtiyaç duymadı.”
Kiev ve Brüksel açısından yeni bir şey yok
Siyaset bilimci Nikolai Mitrochin ise Facebook’ta, Budapeşte’nin dış politikasında ilkesel bir değişiklik öngörmediğini belirtiyor:
“Macaristan’daki seçimle Kremlin sadık bir müttefikini kaybetse de Ukrayna ve AB her konuda kendilerine katılan bir ortak kazanmış değiller. ... Macaristan’ın uzun vadeli çıkarları var ve bunlar da ne Ukrayna’nın ne de AB içindeki ve bazı Avrupa başkentlerindeki Ukrayna yanlısı kesimlerin çıkarlarıyla örtüşüyor. Yani Magyar’ın gelişiyle siyasi üslup ve Kremlin’le ilişkiler değişebilir, ancak hedefler aynı kalacaktır. Macaristan eskisi gibi ucuz Rus petrolüne ve doğalgazına ihtiyaç duyuyor, Ukrayna’nın AB’ye hızlandırılmış üyeliğine ve ülkeye koşulsuz Avrupa kredileri verilmesine karşı çıkıyor ve Ukrayna’daki Macar azınlığın dil haklarını da savunmayı sürdürecek.”
Ucuz Rus petrolü cazibesini koruyor
Delfi, Rus petrolünün alternatiflerinin çok pahalı olduğuna dikkat çekiyor:
“Budapeşte Moskova’yla diyaloğu Orbán olmasa da sürdürecek. Magyar, enerji kaynakları meselesinde Putin’le görüşmenin gerekli olacağını Facebook’ta şimdiden yazdı. Rusya ve Macaristan’ın coğrafi konumlarının ve yine Macaristan’ın Rusya’ya olan enerji bağımlılığının da değişmeyeceğini hatırlattı. Fakat, enerji kaynakları Moskova için hep bir nüfuz ve baskı aracı işlevi görmüştür. Magyar’ın Macaristan’ın petrol ithalatını çeşitlendirmek istediği şeklindeki açıklaması inandırıcı. Ama halihazırda ithal edilen Rus petrolünü ‘kabul edilebilir’ alternatiflerle değiştirmek, yaklaşık dört katına mal olacak.”
Kremlin'den bir seçim yenilgisi daha
Siyaset bilimci Viktor Şlinçak, Facebook’ta Rus seçim kampanyası danışmanlarının Orbán’a hiç yardımcı olmadığını yazıyor:
“Aksine, Macarlar arasında Rus nüfuzuna dair tartışmaları iyice alevlendirdiler. … Orbán ve Szijjártó’nun Kremlin’deki mevkidaşlarıyla yaptıkları görüşmelerin ses kayıtları, Macar yönetiminin bir ölçüde dış aktörlere bağımlı olduğu izlenimini pekiştirdi. Genel olarak, Kremlin’in ‘siyaset teknolojisi okulunun’ tamamıyla çöktüğü söylenebilir. Daha evvel Romanya ve Moldova’dakilerden sonra, (Kremlin Ofisi Başkan Yardımcısı) Sergey Kiriyenko’nun yürüttüğü ve büyük hüsranla sonuçlanan üçüncü seçim oldu bu.”
Slovakya Putin'in yeni Truva atı olmaz
Rzeczpospolita, Robert Fico’nun Rusya karşısında Viktor Orbán’ın rolüne bürüneceğine inanmıyor:
“Putin’in Avrupa Birliği içinde acilen yeni bir Truva atına ihtiyacı var ve bu rol için ilk sırada, Kiev hasarlı ‘Drujba’ boru hattı üzerinden petrol sevkıyatlarını yeniden başlatmadığı takdirde Ukrayna’ya yönelik AB kredisini veto edeceğini şimdiden açıklayan Fico hazır bekliyor. ... Ancak tehditlerini hayata geçirmesi birkaç nedenden dolayı pek olası değil. Birincisi, Ukrayna onarımları tamamlayacağını halihazırda duyurdu. ... İkincisi, ekonomisi Macaristan’ınkinin neredeyse yarısı kadar olan Slovakya’nın başbakanı, Orbán’ın izinden giderek en başta da AB fonlarına bağlı çok sayıda kamu yatırımının geleceğini tehlikeye atmayı göze almayacaktır.”