Merz'in ilk yılı sonrası Almanya ne durumda?
Friedrich Merz, kırmızı-siyah koalisyon hükümetinin başındaki ilk görev yılını geride bıraktı. Şansölye, hızlı reform vaadiyle yola çıkan, fakat durağan bir izlenim bırakan 'trafik lambası' olarak adlandırılan önceki hükümete bilinçli bir karşıtlık oluşturmayı hedeflemişti. Avrupa basını, bu yüksek beklentilerin ilk yılda ne ölçüde karşılandığını ve bundan sonra nelerin yapılması gerektiğini irdeliyor.
Birliği sağlamak da patronun sorumluluğunda
Der Standard bir bilanço çıkarıyor:
“Şansölye bir yandan elinden bir şeyin gelmediği küresel siyasi zorluklarla boğuşuyor. Ukrayna savaşı hız kesmeden sürüyor. İran savaşının sonuçlarını Almanya da hissediyor; hükümet yakıt fiyatlarını düşürmek için müdahale etmek zorunda kaldı. Ancak koalisyondaki memnuniyetsizliğin büyük kısmı iç kaynaklı. Birlik partileri ve SPD hâlâ gerçekten birbirine uyum sağlayabilmiş değil, fakat enselerinde AfD olduğu için başarılı olmaya mahkûmlar. Görev süresi ikinci yılına girerken, koalisyon nihayet vadettiği büyük reformları hayata geçirmeli - mümkünse kamuoyu önünde tartışmaya girmeden. Patron olan Merz, bunu sağlaması gereken de o.”
Zorlu bir mantık evliliği
To Vima, Merz hakkında şöyle yazıyor:
“Merz, SPD ile yapılan ‘evliliğin’ ne aşktan ne de görücü usulüyle yapıldığını çok iyi biliyor. Zeki Merkel’in ta 2010 yılında ifade ettiği gibi, başka bir ‘alternatif yoktu’. ... Bugün, aşırı sağcı ve popülist Alternative für Deutschland (AfD) partisi -kuruluşundan 13 yıl sonra- anketlerde birinci sırada yer alıyor. Merz yönetimindeki koalisyon hükümeti başarısız olursa, ülke aşırı sağın ellerine düşer. ... Dolayısıyla Şansölye, iktidar dansını sonuna kadar SPD ile birlikte sürdürmek zorunda. Bu da umarız ateşli bir Arjantin tangosu değil, yavaş bir vals olur.”
Doğru üslubu bulmak gerek
Frankfurter Rundschau her iki tarafa da şöyle sesleniyor:
“Şansölye Friedrich Merz'in daha kelimelerini seçerken konuşmasının etkisini aklında bulundurmayı öğrenmesi yetmez. Şehir manzarası ya da temel emeklilik maaşı hakkındaki yorumlarıyla insanları ürkütmek hatta halkı bölmek yerine, ortak noktaları daha güçlü bir şekilde vurgulamalı. SPD’nin de koalisyon ortağına karşı yer yer kabalaşan üslubunu yumuşatması ve her provokasyona aynıyla karşılık vermemesi isabetli olur. Bunu beceremezlerse, bundan yalnızca aşırı sağdaki yanlış kesimler fayda sağlar.”
Şu an değişiklik kaçınılmaz
Delfi karışık bir bilanço çıkarıyor:
“Her şeyin kötü olduğu söylenemez. Zayıflayan silahlı kuvvetler yeniden yapılandırılıyor, kontrolsüz göç sınırlandırılmış durumda. ... Merz’in de bu süreçte sonuç vermeyen açıklamalarından ders çıkardığı anlaşılıyor. Büyük reformlardan söz etmek yerine artık ‘daha küçük adımlardan’ bahsediyor. ... Ancak hem reformların hayata geçirilmesi hem de hükümet ile toplum arasındaki duygusal mesafenin azaltılması şart. ... Bu koalisyon gerçek değişimleri başlatmazsa, günün sonunda bu rolü AfD üstlenebilir.”
Reform sonbaharı bir türlü gelmiyor
De Standaard yavaşlıktan yakınıyor:
“Harekete geçme hevesinde bir eksik yok. ... Ancak Merz ile hep olduğu gibi, bir uygulamanın hayata geçirilmesi ilan edilmesinden uzun sürüyor. Tam bir yıldır koalisyonunu çekiştirip sürüklemek zorunda kalıyor. Koalisyon şu sıralar da krizde. Siyah-kırmızı koalisyon, yaşanan pek çok tıkanıklığın ve Olaf Scholz koalisyonunun çöküşünün ardından bir reform hükümeti olmak istiyordu. Merz, 2025 sonbaharının ‘reform sonbaharı’ olacağı sözünü dahi vermişti. Aradan kaç mevsim geçti, ama büyük reformlar hâlâ gelmedi.”