Ermenistan'daki AST zirvesi ne gibi sonuçlar doğurur?
Pazartesi ve salı günleri Ermenistan’ın başkenti Erivan’da düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu (AST) zirvesinde 40’tan fazla devlet ve hükümet lideri özellikle İran ve Ukrayna’da devam eden savaşları görüştü. ABD birliklerinin Almanya’dan çekilmesi tehdidi karşısında, katılımcılar Ermenistan’da güvenlik politikası alanında daha fazla sorumluluk almak gerektiği konusunda mutabık kaldı.
Moskova'dan uzaklaşmaya destek
Dış politika uzmanı Arkadi Dubnov, Facebook’ta asıl belirleyici hususun zirveden ziyade Ermenistan’da yaklaşan seçimler olduğu görüşünde:
“Şu aşamada Ermenistan’ın Rusya’nın müttefiki olmaktan çıktığını söylemek için henüz çok erken, ancak Erivan’ın Moskova’dan giderek uzaklaşmakta olduğu da inkâr edilemez. Öte yandan Avrupa’nın Erivan’daki boy gösterisinin, Başbakan Paşinyan’a 7 Haziran’da Ermenistan’da yapılacak genel seçim hazırlıklarında güçlü bir destek sunmayı amaçladığı ortada. Partisi ‘Sivil Sözleşme’ Rusya yanlısı muhalefeti yenmeyi başarırsa, Avrupa entegrasyonu rotası ve Rusya’dan uzaklaşma eğilimi sürer.”
Laf çok, özde pek bir şey yok
Taz stratejik derinlik eksikliğine işaret ediyor:
“Ermenistan’da Avrupa yönünde atılan her adım provokasyon, Batı’yla her yakınlaşma ise Rusya’dan kopuş olarak algılanıyor. ... Başbakan Paşinyan da bu ortamı kullanmasını biliyor. 7 Haziran’daki parlamento seçimleri öncesinde Avrupa yanlısı bir reformcu ve barış siyasetçisi rolüne bürünüyor. Hesabı riskli: Kaybederse, iç siyasi istikrarsızlık ve dış politikada muhtemelen bir yeni savaş tehlikesi kapıda. ... Avrupa sahada varlık gösteriyor, ancak stratejiden yoksun. ... Erivan’dan gelen görüntülerin ardındaki rahatsız edici gerçek şu: dekor güzel, laf çok, ama özde pek bir şey yok. Diplomasi gelip geçer. Riskler ise kalır.”
Ankara ile Erivan arasında yakınlaşma
T24, Ermenistan-Türkiye ilişkilerini mercek altına alıyor:
“Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın ziyaretinin, 2008'den bu yana Türkiye tarafından Erivan'a yapılan 'en üst düzey ziyaret' olması, 'normalleşme' sözcüğünü retorikten çıkarıp yeniden bir imkân alanına taşıdı. ... Açık sınır bu coğrafyayı bir 'geçiş bölgesi'ne çevirebilir. Ekonomi, çoğu zaman siyasetin başaramadığını mümkün kılar ve karşılıklı bağımlılık üretir. Bu bağımlılık, barışın en somut teminatlarından biri haline gelir. ... Elbette bu tablo kırılgan. İç kamuoyları, tarihsel hafıza ve bölgesel gerilimler, süreci her an sekteye uğratabilir.”