AB: Ukraynalı erkeklere artık koruma statüsü verilmeyecek mi?
Avrupa Komisyonu, 2027 ilkbaharı itibarıyla savaştan kaçan Ukraynalı sığınmacıların kabulüne ilişkin kuralları değiştirmek istiyor: Ülkeye yeni giriş yapan askerlik çağındaki Ukraynalı erkeklere artık otomatikman korunma hakkı tanınmaması önerildi. Ukrayna’da bu kişilere yurt dışına çıkış yasağı uygulanıyor. AB’de sığınma başvurusunda bulunma imkânlarının ise korunması öngörülüyor.
İnsani açıdan zor ama doğru
Der Tagesspiegel düzenlemede yapılan değişikliğe anlayış gösteriyor:
“Bugüne kadar ülkelerindeki savaştan kaçan Ukraynalılara AB’de sığınma hakkı veriliyordu. Bu da salt kadınlar, çocuklar ve yardıma muhtaç yaşlılar değil, erkekler için de geçerliydi. ... Ancak AB şimdi bu uygulamayla bir hedef çatışmasını derinleştirmiş oluyor: Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü saldırı savaşını kaybetmesini istiyor. Ancak: Silah altına alınabilecekler askerlikten kolayca kaçabiliyorsa, ülkeyi kim savunacak? ... Yeterli asker olmazsa, başarı şansı azalır ve askerlikte adalet duygusu yara alır. Savaşan yurttaşlar cephede daha uzun savaşmak zorunda kalır, daha az dinlenebilir ve buna paralel olarak ölüm riskleri de artar. ... [Ukrayna’nın] başarılı olmak için askerliğe elverişli erkeklere de ihtiyacı var - münferit durumda bu çok ağır sonuçlar doğursa da.”
Ahlaki egemenlik yok edildi
Barış araştırmacısı Vicenç Fisas, eldiario.es’te şu eleştiride bulunuyor:
“Bu kararla, büyük kişisel bedeller pahasına savaşa katılmamayı seçenlerin elinde kalan tek gerçek özgürlük alanı da ortadan kaldırılıyor. ... Firar etmek korkaklık değil, çoğu zaman ahlaki egemenliğin geriye kalan son ifadesidir. ... Yarım milyondan fazla Ukraynalı ve Rus genç, bu mantığın dışına çıkabilmek için her şeylerini riske attılar. Onlar olumsuz anlamda firari değil, hayatta kalsalar da kalmasalar da kendilerini yok eden bir şiddetin aracı olmak istemeyen insanlar.”
Kaçınmanın pek çok yolu var
Ewropeiska Prawda, askerlik yükümlülüğü olan Ukraynalılar yine de AB’de sığınma başvurusunda bulunabilecek, diyor:
“Askerlik hizmetiyle bağlantılı insan hakları ihlalleri veya askerliği reddetmenin doğurduğu sonuçlar, Cenevre Mülteci Sözleşmesi bağlamında zulüm olarak değerlendirilebilir. Bu durum örneğin orantısız veya keyfî cezalandırma, ayrımcılık, işkence, insanlık dışı muamele ve hukuka aykırı özgürlükten yoksun bırakma vakalarını kapsar. Askerlik yapmayı reddeden ya da firar eden bir kişinin AB’de sığınma başvurusunda öne sürebileceği bir diğer gerekçe ise askerlik hizmetini vicdani nedenlerle reddetmesi ve buna karşılık alternatif bir sivil hizmet imkânının bulunmamasıdır. ”
Mahkemeler sınır dışı işlemlerini önleyecektir
Resmi haber ajansı Ria Novosti, AB ülkelerindeki farklı hukuki uygulamalara işaret ediyor:
“Avrupa mahkemeleri, özellikle de Almanya’dakiler kitlesel sınır dışı uygulamalarının (ki her şey mantıken buraya varıyor) önünde engel olabilir. Çoğu zaman, kendi ülkelerinde canları tehlikede olabileceği bahanesiyle radikal İslamcıların dahi sınır dışı edilmesine izin vermiyorlar. Bu durum Ukrayna açısından bilhassa geçerli. Ancak bunun için önce Almanya’ya ulaşmak gerekiyor ve Ukrayna’dan en önemli ‘çıkış’ noktaları olan Polonya ve Romanya’da yargının insaniyetine bel bağlamamak gerekiyor: Buralarda sığınmacılara hiçbir zaman pek de hassas davranılmadı.”
Askere alma sürecine güven düşük
Kiev’de yaşayan siyaset bilimci Maksimas Milta, LRT’de askere alma sürecindeki sorunları değerlendiriyor:
“Ukraynalıların yüzde 85’i askere alım merkezlerine güvenmiyor - bunun nedeni de yetkililer tarafından uygulanan şiddet, devletin askerlerin terhisini dahi güvence altına alma konusundaki yetersizliği ve giderek daha sık yaşanan keyfîlik vakaları. ... Ukrayna’daki asker alma süreçlerinde bugün asıl sorun ücret değil. Gerçek sorun güven. Askerler, ne zaman ve hangi koşullar altında askerlik hizmetinden ayrılabileceklerini bilmedikleri sürece ve devlet onların yerinin yeterince eğitimli haleflerle doldurulacağını garanti edemedikçe, mali teşvikler yalnızca geçici bir çözüm olarak kalacaktır.”