Macaristan’da milletvekillerine on iki yıl sınırı mı geliyor?
Başbakan Péter Magyar, bir anayasa değişikliği planı kapsamında 2030’daki bir sonraki seçimden itibaren milletvekillerinin görev süresini en fazla on iki yılla sınırlandırmayı önerdi. Bu gerçekleşirse, parlamentoda önceden geçirilmiş yıllar da hesaba katılacak. Böylece Viktor Orbán’ın Fidesz partisinin mevcut milletvekillerinin büyük bir kısmı ileride artık aday olamayabilecek.
Milletvekilleri yalnızca partinin neferleriydi
Válasz Online, bu değişiklik için haklı gerekçeler olduğu kanaatinde:
“Parlamenter demokrasilerde hükümet, çoğunluğun desteğini kaybederse her an görevden alınabilir. ... Grup disiplini ve parti yönetimlerinin seçim listelerindeki sıralamalar üzerindeki kontrolü nedeniyle, bir milletvekilinin yeniden seçilmesi en az seçmenler kadar parti yönetimine de bağlıdır. Partilerin başbakanı yoktu, aksine tam tersi geçerliydi; dolayısıyla görev süresi sınırlaması haklıdır. Müstakbel yeni seçim sisteminde artık tek üyeli seçim çevreleri kalmaz ve yalnızca parti listeleri olursa, bu üzerinde düşünülmeye değer bir argüman olabilir.”
Hukukun üstünlüğü ilkeleri herkes için geçerli
Magyar bu girişimini bir kez daha gözden geçirmeli, diyor Népszava:
“Macaristan Helsinki Komitesi’nin [sivil bir insan hakları kuruluşu] de tespit ettiği üzere bu girişim ‘iktidar partisi milletvekillerinden ziyade yalnızca mevcut hükümetin siyasi rakiplerini orantısız bir şekilde olumsuz etkileyecek’ olup ‘tamamen siyasi saiklerle yapılmış bir anayasa değişikliği şüphesi’ uyandırıyor. Fidesz’den nasıl hukukun üstünlüğü ilkelerine uyulmasını istiyorduysak, Tisza’dan da aynısını talep etmeliyiz. Péter Magyar, hatalarından ders çıkarabildiğini ve süreç içerisinde bir şeyleri değiştirebildiğini daha önce defalarca göstermişti. Bunu şimdi de dikkate alması mantıklı olur.”
Gereksiz bir acele
Macar Sivil Özgürlükler Birliği adlı sivil toplum kuruluşu, 444’te daha geniş bir toplumsal tartışma çağrısında bulunuyor:
“Mevcut düzenleme hukukun üstünlüğü açısından bir sorun teşkil etmiyor: Parlamenter demokrasilerde milletvekillerinin sınırsız kez yeniden seçilebilmesi olağan bir çözüm olarak kabul ediliyor. Hukukun üstünlüğünün yeniden tesisi de AB fonlarına erişim de bu şarta bağlı değil. Dolayısıyla, böylesine temel bir meselenin ileride başlatılacak ve daha geniş bir toplumsal tartışmaya dayanacak bir anayasa yapım süreci yerine böylesine aceleyle karara bağlanmasını haklı kılacak görünür hiçbir argüman yok.”