Ceuta olaylarının ardından: İspanya neden eleştiriliyor?

AB ülkelerinin içişleri bakanları, bu salı günü bir video konferansta Ceuta’ya yönelik artık yatışan sığınmacı akınının sonuçlarını görüşüyor. Gündemde İspanya’ya yönelik ağır suçlamaların yanı sıra göç politikası ve sınır koruması konularında AB içinde açılan uçurum da yer alıyor. Bu arada İtalya, İspanya ile seyahat trafiğinde Schengen kurallarını bir aylığına askıya aldı.

Tüm alıntıları göster/kapat
Die Welt (DE) /

Madrid’in başarısızlığı bazı sonuçlar doğurmalı

İspanya’nın şimdi yapacak çok işi var, diyor Die Welt:

“Yüzen bariyer iyi bir başlangıç. Rabat'a yönelik bugüne değin tamamen eksik olan net mesajlar bir sonraki önemli adım olabilir. Belki de kalkınma yardımlarının durdurulabileceği uyarısı buna eklenebilir. Ayrıca, on binlerce insanın sınırda belirmesine Madrid’in neden bariz bir şekilde hazırlıksız yakalandığı meselesi acilen aydınlatılmalı; oysa bu akının haftalar öncesinde yaklaştığına dair söylentiler vardı. Merkezi hükümet görünüşe göre kapısına dayanan krize uykuda yakalandı ve bu başarısızlık bazı sonuçlar doğmasını gerektiriyor.”

Politiken (DK) /

Doğrusu dayanışmak olur

Politiken, başbakanlar Meloni ve Frederiksen’in girişimiyle Ceuta krizi bağlamında yayınlanan acil yardım mektubu karşısında dehşete düşmüş gözüküyor:

“Avrupa uyumu ve dayanışması buraya kadarmış. ... Belarus [2021] ve Rusya [2023] on binlerce göçmeni Polonya ve Finlandiya sınırlarına gönderdiğinde, AB etkilenen üye ülkelere tam destek sunmuştu. Mevzubahis İspanya olduğunda ise tam tersi yönde tepki verildi. İspanya tehdit edildi ve sert kınandı - oysa AB Sınır Ajansı Frontex’e göre İspanya aslında son beş yıldır dış sınırlarını örneğin Meloni İtalyası’ndan çok daha iyi kontrol ediyor.”

La Stampa (IT) /

Sánchez sağın gözüne batıyor

La Stampa, İspanya’ya yönelik eleştirileri siyasi bir çerçeveye oturtuyor:

“Sağın yönettiği ülkelerde Sánchez hükümetinden nefret ediliyor. İspanya’nın -göçün de katkısıyla- ekonomik büyüme sıralamasının zirvesinde yer alması ve yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılması sayesinde enerji fiyatlarının Avrupa’nın en düşükleri arasında bulunması dolayısıyla bu nefret daha da büyüyor. Ve tam da göç ve yeşil enerji, sağın gözüne batan konuların başında geliyor. Bir de Alman hükümeti gibi aşırı sağcı olmasalar da sağın gerisinde kalma korkusuyla dar görüşlü bir şekilde onların peşine takılan hükümetler var.”

Libération (FR) /

Krizi yönetmek yerine birbirimizi yiyoruz

Eski Fransa Başbakanı Bernard Cazeneuve, Libération’da Avrupa’yı bu gibi anlarda kenetlenmeye çağırıyor:

“İspanya’yı bu krizden sorumlu tutmak yerine, sorunu çözmesinden ötürü tebrik etmeliyiz. Birbirimizi dışlama önlemleriyle tehdit etmek yerine, gelecekte yaşanacak göç krizlerine hazırlanabilmek için hukuki ya da kapasiteyle ilgili düzenlemelerin gerekli olup olmadığını İspanya’nın yanı sıra diğer ilk kabul ülkeleriyle birlikte değerlendirmeliyiz. Avrupa’da birlikte üstesinden gelmemiz gereken yeterince zorluk var: ekonomik rekabet gücü, iklim değişikliği, savunma. Dolayısıyla, tam da krizler kontrol altına alınıp çözülmüşken birbirimizi yemeye başlamayalım. Dayanışmayı her zaman sorumsuzluğa tercih edelim.”

El País (ES) /

İnsan hayatlarını unutmayalım

Felsefe profesörü Diego Garrocho Salcedo, El País’te şu uyarıda bulunuyor:

“Siyasi, jeostratejik ve ideolojik yorumların yanı sıra acı verici, gizli kalmış bir gerçek var: En az 90 insan hayatı yok oldu. Korkarım ki pek çokları için bu yalnızca tali ve önemsiz bir sonuçtan ibaret. ... Hiçbir bakanın koltuğuna mal olmayacak ölümler. ... Onlar kurbandı ve her zamanki gibi yoksullardı. İsimleri, hikâyeleri, aileleri ve korkuları vardı. Egemenlik, AB, hükümetin beceriksizliği ya da Fas’ın sözde sadakatsizliği üzerine yürütülen siyasi tartışmalar, onların unutulup gitmesine yol açacak. ... Bu nedenle yalnızca sınırları korumak ve tartışmaların tırmanmasını önlemekle kalmamalı, aynı zamanda asla unutulmaması gerekenleri unutmamak için asgari düzeyde bir netliği korumalıyız.”

Le Temps (CH) /

Göç politikası güç oyununa dönüşüyor

Le Temps’in AB muhabiri Valérie de Graffenried, tepkilerin AB içindeki iktidar mücadelelerini ortaya koyduğuna dikkat çekiyor:

“Göçmenlerin büyük çoğunluğu Fas’a geri gönderildi. ... Ceuta’ya varmak, ne Schengen Bölgesi’ne giriş ne de AB içinde serbest dolaşım hakkı anlamına geliyor. Dolayısıyla İtalya’dan gelen talep yalnızca siyasi bir slogandan ibaret. Bir üye devletin, diğer ülkelerin talebi üzerine Schengen Bölgesi’nden çıkarılmasını mümkün kılan herhangi bir mekanizma bulunmuyor. ... Her göç krizi, güç mücadelelerini daha da keskinleştiriyor ve bölünmeleri açıkça görünür hale getiriyor. Ceuta’dan çıkarılabilecek en kaygı verici ders de şüphesiz şu: Avrupa’da göç artık yalnızca bir sorun değil, giderek daha fazla bir güç kullanma ve manipülasyon aracı haline geliyor.”

La Stampa (IT) /

Bu konu bölüyor

La Stampa endişeli:

“İtalya ve Almanya, yasadışı göçmenlere karşı sert bir tutum sergileyen 22 ülkelik gruba öncülük ederken, Fransa, Portekiz, Lüksemburg ve İrlanda, Sánchez yönetimindeki İspanya’yı destekliyor. ... Bu da yasadışı göçü kararlılıkla üstesinden gelinmesi gereken bir acil durum olarak görenleri, bunu kabul araçlarıyla ele alınması gereken insani bir sorun şeklinde görenlerle karşı karşıya getirdiği için Avrupa projesinin bizzat özünü ilgilendiren bir bölünme.”

News.bg (BG) /

Hakikatten kopuk mahkeme kararı tetikledi

News.bg, Ceuta’daki kaosa İspanyol hâkimlerin aldığı kararın neden olduğu eleştirisinde bulunuyor:

“Afrika kıyısından çok uzakta rahatları yerinde olan hâkimler, denizin fiziksel bir engel teşkil etmediğine ve dolayısıyla derhal geri göndermelerin yasadışı sayılacağına karar verdiler. Bunun sonucu ani ve öngörülebilir oldu. Haber Fas’ta orman yangını gibi yayıldı, binlerce kişi suya atladı, şehir insani ve toplumsal felaket yerine dönüştü ve yerel makamlar boşuna yardım çağrısında bulundu. Başkentten gelen teorik içtihat şunu bir kez daha kanıtladı: Soyut kararlar uğruna hakikat göz ardı edilirse, bunun bedelini en ön saflarda savaşarak yaşayanlar öder.”

The Spectator (GB) /

Sánchez'in sinyallerinin yankısı

The Spectator, yanlış bir göç politikası uygulandığı kanaatinde:

“İspanya’nın solcu Başbakanı Pedro Sánchez, başlangıçta izinsiz girenleri durdurmak amacıyla orduyu devreye sokmayı reddetti. Endişe verici tabloya rağmen hükümeti, göçün olağanüstü halin hukuki tanımı kapsamında yer almadığı gerekçesiyle olağanüstü hal ilan etmeyi de kabul etmedi. ... Avrupa solunun sık sık yol gösterici bir sosyal demokrat olarak övdüğü Başbakan, İspanya’daki 1,5 milyon yasadışı göçmene ‘af’ ve dolayısıyla tam yasal statü ile çalışma hakkı sözü vermişti. Sánchez’in, bu cazip teklifin daha fazla insanı kapıyı çalmaya itmesine pek şaşırmaması gerekir.”

Der Spiegel (DE) /

İspanyollar bunu öyle çabuk unutmaz

Der Spiegel, Avrupa’nın Sánchez’e yönelik eleştirisinde meselenin özünün kaçırıldığını düşünüyor:

“Madrid’de hep acil durumda bir tek kendilerine güvenmeleri gerektiği hissi hâkimdi. Şimdi bu doğrulanmış oldu. İspanya yıllardır Cezayir ve Fas ile olan karmaşık ilişkisini dengelemeye çalışıyor. İki Afrika ülkesi can düşmanları. Durum aşağı yukarı şöyle: Cezayir’e yaklaşılırsa Fas göçmen gönderiyor. Fas’a yaklaşılırsa Cezayir doğalgazı kesiyor. Teoride AB bu bariz şantaj girişimlerine kolayca karşılık verebilirdi. Sonuçta dünyanın en büyük iç pazarı. ... Bu meselede Madrid’e arka çıkması gerekirdi. Ama tam tersi oldu. İspanyollar bunu öyle çabuk unutmaz.”

In.gr (GR) /

Avrupa’nın pragmatik kurallara ihtiyacı var

In web portalı, Avrupa göç sayesinde kazansa da bunun düzen içinde ilerlemesi gerektiğini söylüyor:

“Nitekim Avrupa geçmişte çok sayıda göçmen ve sığınmacıyı kabul etmekle kalmamış, onları ekonomi ve toplum için olumlu bir şekilde kullanmayı da başarmıştı. ... Bir yandan Avrupa’nın yaşlandığından, belirli mesleklerde işgücü eksikliği yaşandığından ve bütün bölgelerin ıssızlaştığından yakınıp, öte yandan insanlar çalışmak için bize gelmek istediklerinde her defasında yüksek sesle ‘istilaya’ maruz kaldığımızı iddia etmek olmaz. Peki bu ‘açık sınır’ politikasına geçilsin mi demek? Hayır, elbette sınır kontrolleri yapılmalı; en başta da bu sınırlara erişim ilk etapta güvenli olsun diye: hem gelenler hem de ev sahibi ülkeler için.”

El País (ES) /

Dış sınırlar birlikte korunmalı

El País birlik çağrısı yapıyor:

“Önceki günlerde sınırı düzensiz yollarla geçen kişilerin büyük çoğunluğu ülkeden ayrıldı. Krizin bu kadar hızlı çözülmesi iyi bir haber. ... İspanya gözdağıyla sindirilemeyecek kadar etkili, orta ölçekli bir Avrupa gücü. Ancak bunun için, ulusal çıkarlara ve Avrupa’nın birliğine yönelik bir tehdit karşısında demokratik güçlerin birliğini gerektiriyor; ne yazık ki bu henüz tam olarak sağlanabilmiş değil. ... Bu bölünmüşlük, Avrupa’nın sınırlarını çok çeşitli hibrit saldırılarla dışarıdan baltalayanların işine yarıyor. Grönland, Rusya ve Belarus sınırlarında olduğu gibi Ceuta’da da AB fikri ve egemenliği müdafaa ediliyor.”