Saksonya-Anhalt: Seçimler Avrupa’yı nasıl etkileyecek?

Saksonya-Anhalt’ta pazar günü eyalet meclisi seçimleri yapılacak. Anketler, AfD’nin mutlak çoğunluğu elde edebileceğine işaret ediyor. Parti; göç politikasında daha sert bir tutum, enerji politikasında köklü bir değişiklik ve vatansever bir kültür politikasının hayata geçirilmesini vaat ediyor. Yorumcular ise olası bir AfD hükümetinin Avrupa üzerindeki etkilerini irdeliyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
Helsingin Sanomat (FI) /

Siyaset ortak zemini yitiriyor

Helsingin Sanomat, AfD’nin güçlenmesinin Avrupa için de önem taşıdığını belirtiyor:

“Aşırı sağcı olarak sınıflandırılan bir parti iktidara gelirse, Saksonya-Anhalt’taki seçimler günümüz Avrupası’nda tarihi bir dönüm noktası teşkil eder. ... AfD’nin yükselişi diğer partileri de çoktan değişmeye sevk etti. Almanya’daki eski siyasi düzen salt partilerin istikrarına değil, neyin kabul edilebilir siyaset alanına girdiğine dair de ortak bir anlayışa dayanıyordu. Avrupa’dan kendi savunması, Ukrayna’nın desteklenmesi ve Rusya’nın sınırlandırılması için daha fazla sorumluluk üstlenmesinin beklendiği şu günlerde, bu ortak anlayış çatırdıyor. İşte bu yüzden, AfD’nin güçlenmesi yalnızca Almanya’nın sorunu değildir.”

Expresso (PT) /

Berlin öngörülemez mi oluyor?

Siyasi analist Miguel Baumgartner, Expresso’da şu an yalnızca üç eyalette eyalet meclisi seçimleri gündemde olsa da şimdiden tüm Almanya’nın AfD tarafından yönetilmesi durumunda neler yaşanabileceği sorusuna odaklanıyor:

“Almanya Avrupa’nın en büyük ekonomisi, kıtanın sanayi merkezi ve Avrupa’nın neredeyse hiçbir büyük girişiminin onsuz hayata geçirilemeyeceği bir devlet. Alman siyasetinde yaşanacak yapısal bir değişim, Avrupa siyasetini de dönüştürür. Ukrayna, Rusya, göç, iklim, savunma, Washington’la ilişkiler, Avrupa entegrasyonu. ... Avrupa pek çok anlaşma üzerine inşa edilmişti; ancak aynı zamanda hiçbir zaman yazıya dökülmeyen bir ön kabule de dayanıyordu: Berlin’de kim iktidarda olursa olsun, Almanya öngörülebilirliğini korur. İşte tam olarak bu ön kabul eylülden itibaren sınanacak.”

Gazeta Wyborcza (PL) /

NATO’nun tepkisi frenlenebilir

Varşova’da yaşayan Alman siyaset bilimci Klaus Bachmann, Gazeta Wyborcza’da askeri alandaki etkilere değiniyor:

“Federal bakanlıklar, federal ordu ve federal polis, kriz çıkması halinde Baltık ülkelerine veya Polonya’ya asker ve teçhizat sevkıyatı planlamalarında [AfD tarafından yönetilebilecek olan] bu eyaletlerin etrafından dolaşmaya hazırlanıyor. ... Polonyalı milliyetçiler, sağ muhafazakârlar ve popülistler, olası bir Alman saldırısına ve Polonya yollarındaki Alman askeri nakliye araçlarına karşı uyarıda bulunmaya devam edebilir, ancak destekçileri bunlara kanmamalı: Polonya’nın karşı karşıya olduğu tehdit bir Alman saldırısı değil, Rusya’nın saldırması halinde Alman devletinin felç olmasıdır.”

Corriere della Sera (IT) /

Popülizm dalgası yayılıyor

Corriere della Sera, başka Avrupa devletlerinde de çalkantılar yaşanmasından korkuyor:

“Şayet pazar günü ‘Almanya’nın en tehlikeli adamı’ (Der Spiegel, Sachsen-Anhalt’taki AfD lideri Ulrich Siegmund’u böyle nitelendirmişti) oyların yüzde 40’ından fazlasını alır ve ilk kez bir Alman eyaletinde iktidara gelir, Marine Le Pen önümüzdeki ilkbahar yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde önce babasının ve ardından kendisinin 52 yıldır peşinde koştuğu zafere ulaşır ve Nigel Farage liderliğindeki yabancı düşmanı siyasi hareket Büyük Britanya’daki Avrupa’nın en eski iki partili sistemini yıkarsa, ‘popülizm’ adı verilen fenomen Beyaz Saray’ı çoktan fethettikten sonra Avrupa’nın en büyük üç ülkesinde de iktidar mekanizmalarının başına geçmiş olur.”

The Economist (GB) /

Üniversiteler baskı altında

The Economist, AfD’nin muhtemel seçim zaferinin üniversiteleri de olumsuz etkileyebileceğini öne sürüyor:

“AfD, Alman üniversitelerinin mevcut durumundan tiksiniyor. [Saksonya-Anhalt AfD Başkan Yardımcısı] Tillschneider, beşeri bilimleri toplumsal dönüşümü ‘meşrulaştıran fahişeler’ olarak nitelendirdi. Parti yüksek öğretim idaresini yeniden yapılandırmak, akademik diplomaların verilmesinde Avrupa standartlarından kopmak ve birer demografi araştırmaları kürsüsü ile ‘eleştirel İslam bilimi’ enstitüsü kurmak istiyor. Akademik özgürlük Anayasa’da güvenceye alındığından, bunların çoğunu hayata geçirmesi muhtemelen zor olur. Ancak üniversiteler büyük ölçüde eyaletler tarafından finanse ediliyorken, agresif bir eyalet hükümeti ciddi bir mali baskı yaratabilir.”