Berlin yüzünü sola döndü
Berlin eyalet parlamentosu seçimlerinde Die Linke, liste başı adayı Elif Eralp ile oyların yaklaşık yüzde 26’sını alarak net bir zafer kazandı. Matematiksel olarak Sol Parti liderliğinde SPD ve Yeşiller ile birlikte koalisyon kurulması mümkün. Peki bu Almanya’nın başkenti ve Avrupa için ne anlama gelir?
Avrupa için güçlü bir sinyal
Alman dili uzmanı Guillaume Beringer, Le Monde’da Sol Parti’nin başarısının Avrupa soluna yeni bir ivme kazandırabileceği belirtiyor:
“Sol Parti’nin yeni yönelimi ve Berlin’deki zaferi, tüm Avrupa soluna güçlü bir sinyal gönderiyor. Programatik radikalliği siyasi hakikatle uyum içinde yürütmenin mümkün olduğunu gösteriyor. ... Sol somut meseleleri (barınma, ücretler, sağlık) iç çekişmelerin, müşterekleri de bir kurtarıcı figürünün üzerinde tutarak, pek çoklarının başaramadığı bir noktaya ulaştı: Yeniden faydalı hale geldi. ... Şayet sol kira politikasına dair planlarını hayata geçirmeyi ve istikrarlı bir şekilde yönetimde kalmayı başarırsa, solun yeni baharı pekâlâ gelebilir - üstelik Almanya sınırlarının da çok ötesinde.”
Partinin şimdi kendini kanıtlaması gerek
Krytyka Polityczna, Sol Parti işin özüne inmek gibi zor bir görevle karşı karşıya, diyor:
“Avrupa solu yıllar boyunca, toplumun kendisinden çok topluma dair teorilere sabır gösterdiği izlenimini verdi. Berlin’deki Sol Parti bu yaklaşımı tersine çevirdi. İnsanlara neden solcu olmaları gerektiğini anlatmak yerine, onları neyin kaygılandırdığını sordu - ve sorunlarına sol bir perspektiften yaklaşmaya çalıştı. ... Sol Parti, Yeşiller ve SPD’den on binlerce seçmeni kopardı, ancak sandığa gitmeyen çok sayıda kişiyi de harekete geçirebildi. ... Şimdi çok daha zor olan şey ise siyasi değişimin, zaten bunun için oy verenlerin cüzdanına, evine ve günlük yaşamına gerçekten yansımasını sağlamak.”
Neofaşizme karşı panzehir
Web portalı In, seçim sonucunu memnuniyetle karşılıyor:
“Berlin’deki seçimler, başka bir ihtimalin de mümkün olduğunu gösterdi: Toplumsal hoşnutsuzluğun temelinde yatan ekonomik neoliberalizmi otoriter, antidemokratik ve aşırı sağcı pozisyonlarla tamamlayan neofaşizme merkez sağ siyasetin farklı versiyonlarıyla değil, radikal, ilerici ve demokratik bir tutumla karşı koymak. Konut sıkıntısı gibi büyük toplumsal sorunları ön plana çıkaran, ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına karşı duran ve Alman hükümetini İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki politikalarına verdiği destekten ötürü eleştirmekten çekinmeyen bir tutumla.”
Kaos ve beceriksizlik birkaç yıl daha sürecek
Seznam Zprávy, Almanya’nın başkentinde köklü değişiklikler yaşanacağına inanmıyor:
“Berlinlilerin yaklaşık dörtte biri SED’nin ardılı olan partiye, yani Doğu Almanya’daki zorba rejimin başında olan ve Alman metropolünü duvar ve dikenli tellerle tecrit eden partiye oy verecek cesareti ya da çaresizliği sergiledi. ... Ancak Berlin’deki zafer, Sol Parti’ye Avrupa için tehdit teşkil edecek kadar güç kazandırmadı. Konut stokunun kamulaştırılması gibi egzotik planları da endişeye pek mahal vermiyor. Siyasi, teknik ve mali nedenlerle bunlar hiçbir zaman hayata geçirilemeyecek. Görünüşe göre Berlinlileri, birkaç yıl daha sürecek kaos ve beceriksizlikten başka bir şey beklemiyor.”