Seçimlere dört hafta kaldı: Netanyahu sınavı geçebilecek mi?

İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak Knesset seçimleri, ülkeyi 1996’dan bu yana kesintilerle yöneten sağ muhafazakâr Başbakan Binyamin Netanyahu’nun kaderi açısından sınav niteliği taşıyor. Partisi Likud, 2022’den bu yana aşırı dinci ortaklarıyla birlikte iktidarda. Medya, hararetli geçen seçim kampanyasını yakından takip ediyor.

Tüm alıntıları göster/kapat
TVXS (GR) /

Tartışmalı konularla dolu hararetli bir seçim kampanyası

Eski diplomat Andreas Papastavrou, TVXS web portalında şöyle yazıyor:

“Mevcut seçim kampanyası bilhassa sert geçiyor ve pek de temizliğiyle öne çıkmıyor. 7 Ekim 2023’teki katliam İsrail’e sonsuza değin damgasını vurdu ve toplumu fazlasıyla gerdi. Ancak bunun sindirilmesi henüz tamamlanmadı ve bu durum İsrail yurttaşları üzerinde dayanılması güç bir yük oluşturuyor. Sorumlulukların açıklığa kavuşturulması ise hâlâ bekleniyor. Seçimin en önemli konuları öncelikle şunlar: a) ulusal güvenlik; yani Gazze, Lübnan, İran ve Gazze’ye ilişkin bir soruşturma komisyonu, b) ordunun acil personele ihtiyacı olduğundan ultra Ortodoks Yahudilerin askerlik hizmetine çağrılması ve c) savaşın yol açtığı yüksek maliyetler nedeniyle ekonomi.”

Der Tagesspiegel (DE) /

Yön belirleyici bir kararın eşiğinde

Der Tagesspiegel’e göre Netanyahu için seçim günü kader gününe dönüşecek:

“Bu, üç yıl önceki Hamas katliamından sonra ülke çapında yapılan ilk seçim. ... Sonunda Başbakan’ın bir dönem daha görevde kalmasının giderek zorlaşması pekâlâ mümkün görülüyor. Özellikle de bir saldırı gerçekleşebileceğine dair uyarıları kulak ardı ettiğine yönelik şüpheler her geçen gün güçlenirken. Halkın önemli bir bölümünün uzun süredir başbakanlık koltuğunda oturan Netanyahu’dan zaten bıkmış olması da cabası. Birçok kişi, Netanyahu’nun en umut vadeden rakibi Gadi Eisenkot gibi bir siyasetçi profiline özlem duyuyor: daha az kutuplaştırıcı, daha az gösterişçi, daha az otoriter. Bu açıdan bakıldığında parlamento seçimleri aynı zamanda ülkenin izleyeceği yönü belirleyecek bir tercih niteliğinde.”

Népszava (HU) /

İsrail’in itibarı yeniden parlar mı?

Népszava, seçimin hem Netanyahu hem de İsrail için kritik olacağı kanısında:

“Netanyahu, BM Genel Kurulu’nda savaşın bugüne kadarki tüm askeri başarılarını kendisine ve liderliğini yaptığı hükümete yazarken, eleştirileri ve ona göre haksız olan suçlamaları istisnasız İsrail karşıtı, antisemitik ifadeler şeklinde yorumladı. ... İsrail’e yönelik terör saldırısı, rehinelerin kurtarılmasının sabote edilmesi ya da başka herhangi bir meseleyle bağlantılı olarak kendi sorumluluğundan tek kelime dahi söz etmedi. İsrailli seçmenler de hâlâ bu sorulara yanıt bekliyor. ... Netanyahu’nun yerine kim gelirse gelsin, dünya İsrail’i yeniden Ortadoğu’daki tek demokrasi olarak görene kadar uzun ve çetin bir yoldan geçmek gerekecek.”

Profil (AT) /

Barış umuduna sarılalım

Yazar Doron Rabinovici, Profil’de İsrail’in ancak birlik olursa ayakta kalabileceğini vurguluyor:

“İster İsrailli olsun ister Filistinli, tüm köktendincilerin vizyonları yıkıma götürüyor. ... Onlar çifte anlamda devlet inkârcıları; çünkü faşist kışkırtmalarıyla salt Filistin devletini değil, demokrasisiyle ve içinde bir Arap yüksek hâkimin de yer aldığı Yüksek Mahkemesi’yle birlikte İsrail devletini de hedef alıyorlar. Özgür bir Filistin ile barış içinde yaşayan Yahudi ulusuna dair tüm olasılıkları silip atmak istiyorlar. O halde bize kalan, ülkede savaşların ve şiddetin sona ereceği umuduna tutunanları desteklemektir.”