İşçi Partisi kongresi: Burnham reform dalgası duyurdu
Britanya Başbakanı Andy Burnham, Liverpool’da düzenlenen İşçi Partisi kongresinde bakım, emeklilik, enerji ve konut gibi alanlarda köklü reformlar yapılacağını duyurdu. Büyük Britanya’nın uzun süredir yanlış istikamette ilerlediğini belirten Burnham, eskisi gibi devam etmenin artık yeterli olmayacağını ifade etti. Yorumcular bir dönüm noktasında olunduğunu düşünseler de bunun niteliği konusunda farklı değerlendirmelerde bulunuyorlar.
Halkla yakınlık popülerlik getirdi
Falter, Burnham’ın rahat ve samimi tarzıyla İşçi Partisi’nde gidişatı tersine çevirmeyi başardığını yazıyor:
“Parti onun arkasında. İşçi Partisi, en önemli anketlerde oyların yüzde 25’ini alarak Muhafazakârların ve Reform UK’in önünde gözüküyor. Dahası: İşçi Partili siyasetçi, görevdeki iki ayının ardından diğer tüm parti liderlerinden daha popüler. ... Burnham, bir eğilimi tersine çevirdi, ki neredeyse hiç kimse buna ihtimal vermiyordu. Bir yıl önce Keir Starmer yönetimindeki İşçi Partisi hâlâ tarihi dip seviyelerde sürünüyordu. ... 56 yaşındaki Kuzey İngiltereli, Manchester Belediye Başkanı olarak popülerliğini borçlu olduğu halka yakın bir politika izleyebilmişti. ... Halktan kopuk elitlere karşı atıp tutmanın rağbet gördüğü bir zamanda Burnham, seçmen kitlesiyle olan bölgesel bağını ön plana çıkarabiliyor.”
Sağ yükselişe karşı nostalji
Taz, Burnham’ın geçmişe duyulan özlem duygusuyla bağ kurmayı başardığını belirtiyor:
“‘All Together Now - benim savaş naram bu!’, diye seslendi Burnham ve şöyle ekledi: Büyük Britanyalılar olarak kenetlenirsek, bizi kimse durduramaz. O zaman Nigel Farage’a kimin ihtiyacı kalır? Onu soldan eleştirenler şimdi Burnham’ın sağ söylemleri benimsediği konusunda söylenebilirler. Fakat asıl kendilerine, Farage’ın yıllarca eski sol duygularla nasıl bağ kurabildiğini sormalılar: birlikte daha iyi bir ülke inşa etme arzusu. Burnham, yeni bir geçmişe duyulan özlem duygusuyla sağa kayışın beslendiği zemini yok edebilir mi? İşçi Partili Başbakan’ın somut olarak sunabileceği şeyler hâlâ az. Ancak kimse de somut olmayan şeyleri Andy Burnham kadar güzel gösteremez.”
Finansman darboğazı aşılamıyor
The Irisch Times, Andy Burnham’ın parti kongresinde açıkladığı reformları nasıl finanse edeceği belirsizliğini koruyor, diyor:
“Kuşkusuz, evrensel bir sosyal yardım sistemi, Birleşik Krallık’taki mevcut kaotik sisteme kıyasla büyük bir iyileşme sağlar. Ancak finansman meselesi, geçtiğimiz on yıldaki zayıf ekonomik büyümenin ve bunun kamu maliyesi üzerindeki sonuçlarının yarattığı sorunları gözler önüne seriyor. Hükümetin piyasaları sakinleştirmek ve borçlanmaya devam edebilmek için bütçe kurallarına bağlı kalması gerekiyor; bu da hareket alanını ciddi ölçüde kısıtlıyor. ... Hükümetin sosyal bakım sisteminde köklü bir reformu veya hayata geçirmek istediği diğer öncelikli projeleri nasıl başarıyla finanse edeceğini öngörmek zor.”
Uzak gelecek vizyonları yetmez
Financial Times, Burnham’ın reform planlarının tam da bugün için bazı sorulara yanıt veremediğinden yakınıyor:
“İşçi Partisi kurultayında yaptığı espriler ve gözyaşlarıyla bezeli konuşması, görevinden ayrılan selefi Sir Keir Starmer’ın aksine vizyon aktarabildiğini ve parti tabanını heyecanlandırabildiğini gösterdi. Yeni İşçi Partisi lideri cesur düşünmeye ve risk almaya hazır: ‘Triple-Lock’ kuralını [emekli maaşlarında enflasyona, ücret artışına veya en az yüzde 2,5’e göre yıllık zam garantisi] kaldırmak, bir sonraki seçimlere seçim reformu vaadiyle girmek ve Brexit sonrası AB ile yeniden ilişki kurmayı hedeflemek istiyor. Ancak konuşması, o zamana kadar geçecek yıllar için acil bir eylem planından ziyade muhtemelen 2029’da gerçekleşecek bir seçime yönelik program niteliğindeydi.”
AB’ye geri mi dönülecek?
Corriere della Sera, Büyük Britanya’daki yeni İşçi Partisi hükümetinin Avrupa Birliği’ne geri dönme ihtimalini artık dışlamamasını memnuniyetle karşılıyor:
“Başbakan Burnham, parti kongresinin kapanışında yaptığı coşkulu konuşmada, AB’den ayrılmanın ‘faydadan çok zarar getirdiğini’ açıkça ifade etti: ‘Hâlâ en büyük pazarımız olan yerle uzun vadeli bir ilişkiye’ odaklanılması gerektiğini vurguladı. ... Seçenekler, Büyük Britanya’nın Gümrük Birliği’ne yeniden katılmasından, İsviçre modelini örnek alan muhtemel bir geçiş süreciyle Avrupa Birliği’ne tamamen yeniden dahil olmasına kadar uzanıyor. Her durumda amaç, önceki hükümetin çizdiği ‘kırmızı çizgileri’ aşmak.”