Karadeniz’deki yük gemilerine İHA saldırıları
Geçtiğimiz günlerde Karadeniz’de, Romanya ve Bulgaristan açıklarında en az yedi ticaret gemisinin insansız hava araçlarıyla saldırıya uğradığı bildirildi. Arkasında kimin olduğu henüz bilinmeyen saldırılar, gerilimin daha da tırmanacağı yönündeki endişeleri körüklerken önemli ticaret rotalarını da tehlikeye atıyor. Avrupa basını, NATO ve Türkiye’nin nasıl bir karşılık vermesi gerektiğini ve Baltık Denizi’nin de hedef haline gelip gelemeyeceğini tartışıyor.
NATO tavrını net koymalı
Aftonbladet, yakında Baltık Denizi de hedef olabileceğinden Karadeniz’deki insansız hava aracı saldırılarından bilhassa endişeli:
“Saldırılar her ne kadar Romanya ve Bulgaristan karasularının dışında gerçekleşmiş olsa da, Kremlin NATO’ya çok net bir şekilde Rusya’nın canı istediği gibi hareket ettiği mesajını vermek istiyor. NATO kararlı bir tepki koymadığı sürece saldırılar artacaktır; çünkü Rus saldırganlığı bu şekilde hep sonuç vermiştir. Vladimir Putin, biri onu durdurana kadar devam edecek. ... Ama kesinlikle çaresiz değiliz. Baltık Denizi ve Karadeniz, Rus ekonomisi için hayati önem taşıyor. Baltık Denizi’nden çıkış yollarını İsveç ve Danimarka, Karadeniz’den çıkışları ise Türkiye kontrol ediyor. Her üç ülke de NATO üyesi.”
Türkiye koruyuculuk ile arabuluculuk ikileminde
Hükümete yakın Daily Sabah’a göre Türkiye, Karadeniz’de üstlendiği rolü yeniden tanımlamalı:
“Burada Ankara’nın koruyuculuk ikilemi devreye giriyor. Türkiye koruma konusunda öncü rol üstlenmezse, bölgede sorumluluk taşıdığına yönelik iddiası zayıflayabilir. Öte yandan koruyuculuk rolünü doğrudan askeri müdahaleye dönüştürürse de çatışmayı dizginleme ve arabuluculuk etme becerisi baskı altına girebilir. ... Ankara, güvenlik sorumluluğunu tek başına kaldıramaz. Ancak kıyıdaş ülkeler arasındaki müttefiklerini bir araya getirerek, müttefiklerin sağlayacağı desteğin koşullarını birlikte şekillendirerek ve savaşan taraflarla diplomasi yürüterek belirleyici bir rol oynayabilir.”
Tahıl sevkıyatında ateşkes herkesin çıkarına
Süddeutsche Zeitung, yakında başka pek çok ülkenin gerilimin tırmanmasından zarar görebileceğine işaret ediyor:
“Karadeniz’in yüksek riskli bir bölgeye dönüşmesiyle, nakliye ve sigorta fiyatları -ve dolayısıyla bizzat tahılın fiyatı- kaçınılmaz olarak artacak. Rusya ve Ukrayna, bu alanda dünyanın en büyük tedarikçilerinden. Yalnızca Rusya’nın abluka ve liman bombardımanlarıyla Ukrayna’yı sıkıştırdığı savaşın ilk günlerinin aksine, Ukrayna artık kendini savunabilecek ve Rus ihracatını vurabilecek durumda. Dolayısıyla, küresel açlığı daha da derinleştirmemek adına tahıl sevkıyatlarına yönelik acil bir ateşkese ihtiyaç var. Bu da herkesin çıkarına.”
Lafı gevelemeyi bırakalım
Webcafé’ye göre yaşanan son insansız hava aracı saldırıları, Rusya-Ukrayna savaşının artık Bulgaristan’ın da ne kadar yakınına ulaştığını gösteriyor:
“Durum o kadar vahim ki, Başbakan Radev iki taraftan birini suçlamak için net kanıtlar bulunmadığını ısrarla vurgulasa da hükümet bu kez Rusya büyükelçisini görüşmeye çağırmak zorunda kaldı. ... Rus Büyükelçi Mitrofanova’nın bakanlığa çağrılması iyi bir başlangıç, ancak kesinlikle bununla yetinilmemeli. Aksine, lafı gevelemeyi bırakıp Rusya’nın bu davranışlarının kabul edilemez olduğu ve sonuçlar doğuracağı açıkça ortaya konmalı.”
Yeni bir savaş sahası mı?
El Periódico de Catalunya Rusya’dan şüpheleniyor:
“Geçtiğimiz günlerde Karadeniz’de Romanya ve Bulgaristan açıklarında en az yedi ticaret gemisi insansız hava araçlarıyla saldırıya uğradı. ... Bunlar Rus saldırıları mıydı? Avrupa’nın neredeyse hiç tepki vermediği ya da tamamen tepkisiz kaldığı potansiyel bir savaş tehdidiyle mi karşı karşıyayız? ... Bu durum çetrefilli bir soruyu gündeme getiriyor: NATO Antlaşması’nın kolektif savunmaya ilişkin 5. Madde’si, karasularına dahil olmasa dahi üye ülkelerin ekonomik bölgelerine yapılan saldırılarda da uygulanabilir mi? ... Asıl mesele, ticari gemilere yönelik saldırıların Ukrayna savaşıyla mı bağlantılı yoksa NATO’nun tepki verme kabiliyetini ölçmeye yönelik kasıtlı bir gerilimi tırmandırma hamlesi mi olduğu. Şimdiye değin buna dair net bir kanıt yok.”
Kanıtlar beklenmeli
Hükümete yakın Trud'a göre İHA saldırılarının arkasında kimin olduğuna dair henüz kesin kanıtlar bulunmadığından sabırlı olunmalı:
“Bulgar siyasetçilerin, İHA’ların kaynağına ilişkin soruşturma sonuçları açıklanmadan Rusya veya Ukrayna hakkında değerlendirmelerde bulunmaktan ve suçlamalar yöneltmekten kaçınmaları için geçerli nedenleri var. Kanıtlanmış olgular ile medyamızda yayılan histerik Rusya karşıtı propaganda arasında net bir ayrım yapmak önemli. ... Başbakan Rumen Radev’i, İHA’ların Rusya’ya ait olduğu açık olmasına rağmen Rusya’yı saldırgan şeklinde nitelendirmemekle suçlamak hayli akılsızca bir tutum. Bu, Radev’i sosyalizm döneminden kalma bir propagandacı gibi davranmamakla suçlamaktan başka bir anlama gelmiyor.”